Şi Cinping'in Kuzey Kore'ye ve Kim Jong-un yönetimine Çin desteğinin "sarsılmaz" olduğunu söylemesi, Pekin'in Pyongyang üzerindeki nüfuzunu yeniden tesis etmek istediğini gösteriyor.
İklim değişikliği dünya için yeni değil. Kaynaklardan son büyük buzul çağının yaklaşık 115.000 yıl önce başladığını ve 11.700 yıl önce sona erdiğini öğreniyoruz. Bu uzun soğuma döneminin en soğuk ve buzulların en çok genişlediği dönemin yaklaşık 29.000 ile 19.000 yıl önce yaşandığı bir başka bilgi.
O gün için Tayvan Soğuk Savaş'ın Pasifik'teki çapasıydı.
Daha sonra ABD'nin Çin'i çevreleme mimarisinin köşe taşı oldu.
Aradan yetmiş beş yıl geçti.
Gemi hâlâ batmadı.
Terörle mücadele ve dijital güvenlik stratejileri, terörist grupların sembollerini, propaganda metinlerini ve hatta videolarını engellemeye ve ortaya çıkarmaya büyük ölçüde odaklanmıştır. Geleneksel içerik denetimi, belirli anahtar kelimelerin filtrelenmesine ve doğal dil işleme (NLP) modellerinin kullanılmasına dayanır.
Tchiani'nin Ankara ziyaretini sıradan bir diplomatik temas olarak değil, darbe sonrasında Türkiye'nin Nijer ile kurduğu pragmatik ilişkilerin kurumsallaşmasının bir göstergesi olarak yorumlamak mümkündür.
Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetiyle Türkiye'ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret, Türkiye'nin Afrika politikalarındaki dönüşüm açısından önemli bir gelişme olarak yorumlanabilir.
Geçtiğimiz günlerde Pekin’de cereyan eden iki zirve, müesses küresel düzenin tökezleyişinin ve içine girdiğimiz fetret devrinin derinleştiğini gösteren diplomatik fotoğrafları olarak geçti hafızalara.
Thomas Hobbes, modern siyaset felsefesinin kurucu metinlerinden Leviathan'da insanları barışa yönelten ilk tutkunun ölüm korkusu olduğunu söyler.
Korku, yüzyıllar boyunca insanoğlunun toplumsal anlamda varoluşunu şekillendiren kadim kuvvetlerden birisi olmuştur.
Bu devletler için de böyledir.
Japonya’nın yeniden silahlandığına dair yoğun haberler devletlerin sürekli güvenlik arayışının somut örneklerinden birisi.
Güvenlik ikilemi…
İlk bakışta, Çin donanmasından üst düzey bir heyetin Murmansk'taki Rusya Kuzey Filosu'nu ziyaret etmesi rutin bir askeri temas gibi görünebilir. Ancak bu ziyaret, Arktik'teki yavaş yavaş değişen dengeleri vurgulaması açısından önemlidir. Çünkü bölge artık sadece bilimsel araştırma ve iklim tartışmalarıyla değil, aynı zamanda güvenlik ve güç rekabetiyle de ilişkilendiriliyor.
Panthéon-Sorbonne Paris 1 Üniversitesi akademisyenleri Adam Baczko, Gilles Dorronsoro ve Arthur Quesnay’in Suriye: Bir İç Savaşın Anatomisi adlı eseri, Ayşe Meral’in Fransızcadan çevirisiyle 2018 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Kitap, savaşı yalnızca “Esad rejimi ile muhalefet arasındaki çatışma” olarak değil; devletin çözülmesi, toplumsal yapının parçalanması, kimliklerin siyasallaşması ve uluslararası müdahalelerin iç içe geçtiği çok katmanlı bir süreç olarak ele alır.
Geçen yazıda manasını yitirmiş bir hegemondan bahsetmiştik.
Bu yazıda manasını arayan ve bunu çok kutupluluk düzleminde inşa etmeye çalışan Çin ile Rusya’yı ve Pekin’deki zirveyi ele alalım.
Donald Trump ve Xi Jinping'in 15 Mayıs 2026'da Pekin'de gerçekleştirdiği görüşme, Amerika Birleşik Devletleri'nin küresel bir güç olarak gerilemesini ve Çin'in yükselen etkisini somut bir şekilde ortaya koydu.
Bir önceki yazıda “Yorgun Hegemon Pekin’de” demiştim.
Uzun süredir beklenen zirve sonrası yorgun hegemon, yıpranan ve manasını yitirmiş bir hegemona dönüştü.
Her hegemon güçten önce manasını kaybeder.
SIPRI yeni rakamları açıkladı.
İlan edilmemiş savaşlar çağındayız ve SIPRI'nin 2025 verisi tam da bu halin bilançosu gibi.
Küresel askeri harcama 2 trilyon 887 milyar dolar. Üst üste on birinci yıllık artış.
Dünya hasılasının yüzde 2,5'i artık silahlanmaya gidiyor.
Son on yılda, yani 2016–2025 döneminde, dünya askeri harcamaları %41 arttı.
Herkes aynı soruyu soruyor: "Dünya neden bu kadar silahlanıyor?"
Yakın zamanda Erivan’da iki AB toplantısı yapıldı: Birisi AB-Ermenistan zirvesi, diğeri de 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra kurulan ve elli ülke başbakan veya devlet başkanının, bizden de Cumhurbaşkanı yardımcısının katıldığı Avrupa Siyasi Topluluğu. Aynı tarihlerde Fransa Cumhurbaşkanı Macron Ermenistan’a ikili ziyarette bulundu.
Bir önceki yazımda Pekin'in İran savaşı karşısındaki sessizliğini saldırgan realist çerçevede okumuştum. Aslında argüman son derece açıktı. Çin sessiz değil sadece “hesaplanmış bir strateji”uyguluyordu. Şimdi o ‘stratejik sessizliğin’karşılığı masaya geliyor. Donald Trump 13-15 Mayıs'ta Pekin'de. Bu bir ABD başkanının Çin'e neredeyse dokuz yıl sonra yaptığı ilk ziyaret. Ziyaret aslında Nisan ayında planlanmıştı. 2026 İran savaşı sebebiyle ertelendi. Ayrıntılara bakalım.
Sıklıkla Napolyon'a atfedilen ve bir vecize haline gelen “düşmanın hata yaparken onu asla rahatsız etme” şeklindeki sözler Çin’in Ortadoğu konusundaki sessizliğini anlamak açısından bize anlamlı bir başlangıç noktası sunabilir. İran savaşının giderek derinleştiği ve kaotik bir hal aldığı şu günlerde Çin’in yaklaşımı pasif bir tutumdan ziyade “hesaplanmış bir stratejiye” işaret ediyor. Peki İran savaşı Pekin için gerçekten ne anlama geliyor?
1914'teki ilk sürgün, Tiflis Kral Naibi Vorontsov Daşkov’un (ailesi Daşkov soyadının gösterdiği gibi Çar hizmetline giren Altınordu Hanlıklar soylularındandır) tarafından güvenlik gerekçesi ile gerçekleştirilmiştir.
Silah kontrolü girişimlerinde, askeri alanda yapay zekanın (YZ) sorumlu bir şekilde uygulanmasına yönelik temel bir hedef, endüstrinin katılımıdır. Ancak bu süreçlerde "endüstriyi" kimin temsil etmesi gerektiğine, özel sektör YZ tedarik zincirinin hangi şirketlerinin veya segmentlerinin politika bağlamı için önemli olduğuna çok az dikkat edilmektedir.
Silah kontrolü girişimlerinde, askeri alanda yapay zekanın (YZ) sorumlu bir şekilde uygulanmasına yönelik temel bir hedef, endüstrinin katılımıdır. Ancak bu süreçlerde "endüstriyi" kimin temsil etmesi gerektiğine, özel sektör YZ tedarik zincirinin hangi şirketlerinin veya segmentlerinin politika bağlamı için önemli olduğuna çok az dikkat edilmektedir.
Silah kontrolü girişimlerinde, askeri alanda yapay zekanın (YZ) sorumlu bir şekilde uygulanmasına yönelik temel bir hedef, endüstrinin katılımıdır. Ancak bu süreçlerde "endüstriyi" kimin temsil etmesi gerektiğine, özel sektör YZ tedarik zincirinin hangi şirketlerinin veya segmentlerinin politika bağlamı için önemli olduğuna çok az dikkat edilmektedir.
Küresel jeopolitik 2. Dünya savaşından sonraki en kapsamlı dönüşüm içerisinde. ABD’nin Avrupadan çekilme niyetini ortaya koymasından sonra Avrupanın geleceği konusundaki tartışmalar hızlandı.
INRAIL, Orta Koridor'un en kritik darboğazlarından biri olan İstanbul Boğazı geçişini hızlandırarak Türkiye’yi yalnızca transit bir aktör olmaktan çıkarıp işlevsel bir lojistik ve jeostratejik merkeze dönüştürebilecek süreci tetikleyebilir.
Umut Vakfı’nın son 12 yıllık verileri, adeta bir iç savaş bilançosunu andırıyor: Basına yansıyan 41 bin 420 silahlı şiddet olayı, 26 binin üzerinde can kaybı ve 38 binden fazla yaralı...Sadece 2025 yılında; 3 bin 422 olayda 2 bin 225 kişi hayatını kaybetti, 3 bin 167 kişi yaralandı. Bu olayların 2 bin 784’ünde ateşli silah, 638’inde ise kesici ve delici aletler kullanıldı.
Münih güvenlik raporu yayınlandığı tarihlerde raporun bir özetini yapmış ama ne anlama geldiği ve ileriye dönük neler olabileceği bağlamında bir şerh düşmemiştim.
Bu yazıda Batı’nın ontolojik yorgunluğunu, yaşanan siyasi tıkanmayı, kurumsal aşınmayı ve derin çaresizlik duygusunu bahse konu rapor üzerinden analiz etmeye çalışacağım.
ABD, Trump ile beraber 'stratejisi olmayan güç kullanımı' aşamasına girmiş durumda. Savruk ve bir o kadar kontrolden çıkmış bir yaklaşım izleniyor.
Kısa süre önce yayınladıkları ulusal güvenlik stratejisinde altını iftiharla çizdikleri "esnek realizm" ve "güç yoluyla caydırıcılık" gibi kavramların bugün esamesi bile okunmuyor. Ya da bu kavramların yanlış yorumlandığına şahit oluyoruz.