MI6 ile CIA Arasındaki Temel Fark

Harvard Kennedy School, kendi mezunu olan ve 2020-2025 yılları arasında MI6 istihbarat servisini yöneten Richard Moore’u ağırladı. Moderatör koltuğunda ise "Tukidides Tuzağı"nın fikir babası Graham Allison vardı. Söyleşiden öne çıkanlara yakından bakalım. Söyleşi üç başlık üzerinden ilerledi: Birincisi kariyer konuları. İkincisi, bir istihbarat örgütü olarak MI6 nedir ve ne yapar? Üçüncüsü ise dünyada olup bitenler hakkındaki gözlemler.

Yıkım Halinde

"Yıkım Halinde" başlıklı Münih Güvenlik Raporu yayınlandı. Rapora göre dünya, bir "yıkım siyaseti" dönemine girmiş bulunuyor. Raporda öne çıkan hususlara yakından bakalım.

Yapay Zeka ve Büyük Ayrışma

Beyaz Saray Ekonomik Danışmanlar Konseyi tarafından "Yapay Zeka ve Büyük Ayrışma" başlıklı bir rapor yayınlandı. Rapora göre yapay zeka; 21. yüzyılın yeni Sanayi Devrimi ve “İkinci Büyük Ayrışma"nın tetikleyicisi olabilir. Bahse konu rapora yakından bakalım.

Büyük Savaş İhtimali

“Dünya Savaşı”nı sadece birçok ülkenin katıldığı bir çatışma olarak tanımlamak zor. Bu aynı zamanda küresel güç hiyerarşisinin (patronun kim olduğunun) şiddet yoluyla değişmesi anlamına da geliyor. Tarih, bu değişim sancılarının nadiren kansız olduğunu gösteriyor.
Prasannan Parthasarathi’nin “Why Europe Grew Rich and Asia Did Not: Global Economic Divergence, 1600–1850” adlı kitabı bu soruya odaklanıyor. Yazar, 18. yüzyıla kadar Asya ve Avrupa’nın yaşam standartlarının eşit olduğunu, İngiltere’nin ise üstün zekâsı, kültürü ya da hukuku sayesinde değil; devlet gücü, korumacı politikalar ve coğrafi zorunluluklar nedeniyle sanayileşerek ayrıştığını savunuyor.
ABD Savaş Bakanlığı tarafından kongreye sunulan ve "Çin’in askeri gelişimini" (2025) içeren yıllık rapor yayınlandı: Temel tespit: "Pekin'in faaliyetleri; 2049 yılına kadar 'dünya standartlarında' bir orduya sahip olma yönündeki beyan edilmiş hırsıyla örtüşüyor."
Pekin'de bulunan İsrail Araştırmaları Merkezi'nin kurucu direktörü Zhu Zhaoyi’nin Caijing’de yayınlanan "İsrail-İran çatışması ve sonuçları üzerine bir projeksiyon" başlıklı yazısı İsrail-İran savaşı bağlamında Çin’in izlemesi gereken stratejiyi tartışıyor. Zhu, Çin’in bu dönemde “ateşin üzerine gitmeden” büyük güç rolünde soğukkanlı bir dengeleyici olarak hareket etmesi gerektiğini belirtiyor.
İsrail'in, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üyesi olan İran'a yönelik ani saldırısı ve sonrasında İran'ın kuvvetli mukabelesi tam ölçekli bir bölgesel savaşa dönüşme riski taşırken gözler İran'ın yanında durmaya özen gösteren Çin'e çevrilmiş durumda.
İngiltere kısa süre önce "Stratejik Savunma İncelemesi 2025" başlıklı kapsamlı bir stratejik savunma belgesi yayınladı. Belge, NATO’yu savunmanın merkezine koyan bir “Önce NATO” yaklaşımını net şekilde vurguluyor. İngiliz savunma bakanı Healey'e göre stratejik savunma planlarının orduyu '10 kat daha ölümcül' hale getireceğini söyledi. Belgeye biraz daha yakından bakalım.
Tarihin tekrar eden kırılma çağlarında olduğu gibi, bugünün dünyası da bir küresel fetret devrinden geçiyor. Eski düzenin müesses mefhumları olan “liberal uluslararası düzen” ya da “kurallara dayalı sistem” birer boş ifadeye dönüşürken anlatının merkezinde yeni bir ikili yapı teşekkül ediyor: Biri, eski hegemonik refleksleriyle hâlâ küresel iradenin sahibi gibi davranan ABD; Diğeri ise sessizce ve sabırla bu iradeyi gölgelemeye çalışan Çin.
Joseph Nye’nin ölümü, küresel siyasetin irdelenmesi ve açıklanması hususunda gösterilen çabanın önde gelen isimlerinden birinin kaybı olarak geçti kayıtlara. “Yumuşak güç“ kavramını, bir kavramsal mühendislik becerisiyle uluslararası ilişkiler literatürüne kazandıran Nye, aynı zamanda bu kavramın en dingin savunucusuydu. Nye, uluslararası ilişkiler teorisine en önemli katkılarını neoliberal kurumsalcılık, karşılıklı bağımlılık kuramları ve güç kavramına getirdiği yeni açılımlarla yapmıştı.
Çin Devlet Konseyi Enformasyon Bürosu “Yeni Dönemde Çin'in Ulusal Güvenliği“ başlıklı bir beyaz kitap yayımladı. Çin, yüzyılda görülmemiş küresel çalkantılar arasında istikrar sağlayan bir güç olarak öne çıkıyor.
İsviçre’nin Cenevre kentinde iki büyük güç arasında cereyan eden son müzakere turu, küresel ekonominin içinde bulunduğu çaresizliği gözler önüne serdi. Aylardır küresel resesyona ve tedarik zincirlerinin uğrayacağı zarara dikkat çeken uzmanlara inat Trump anlaşma sanatının inceliklerini kullanarak Çin’i dize getirebileceğini düşündü.
Xi ve Putin’in ortak vizyonu, Batı karşısında restore edilmiş yeni bir düzen kurma arzusunu taşıyor. Küresel güç mimarisini kökünden sarsmayı hedefleyen bu iddia, reel-politik bir geleceğe mi yoksa stratejik bir illüzyona mı işaret ediyor? Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Moskova’ya yaptığı son ziyaret, yalnızca diplomatik bir zirve değil aynı zamanda küresel jeopolitiğe nakşedilen bir dönüm noktası olarak okunabilir.

Ticaret Savaşının Kazananı Olur mu?

21.yüzyıl, büyük güç rekabetinin en yoğun ve keskin olduğu bir zaman dilimi olarak hatırlanacak. ABD ve Çin arasında şekillenen rekabetin özellikle ticaret alanında zuhur eden bir momentuma sahip olduğunu söylemek mümkün. Öyle ki 2018’de Trump’ın fitilini ateşlediği ticaret savaşları, söz konusu rekabetin önemli mihenk taşlarından birisi olarak öne çıkmıştır.

Made in China 2025 Başarılı mı?

Rhodium Group’un “Was Made in China 2025 Successful?” başlıklı raporunda öne çıkanlara yakından bakalım “Çin, Made in China 2025 ile bazı alanlarda ilerleme sağladı ancak bunun ağır maliyetleri oldu.”