Kardeş Kore’de Sıkıyönetim İlanı

Yorum

Dünya, ardı arkası kesilmeyen jeopolitik krizlerle sarsılmaya devam ederken, 3 Aralık 2024 tarihi Güney Kore için yarım asırlık aranın sonunu getiren bir dönüm noktası oldu. Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, ulusal bir televizyon yayınında Kuzey Kore tehdidini ve muhalefetin ülkeyi yönetilemez hale getirdiğini gerekçe göstererek sıkıyönetim ilan ettiğini duyurdu. ...

Dünya, ardı arkası kesilmeyen jeopolitik krizlerle sarsılmaya devam ederken, 3 Aralık 2024 tarihi Güney Kore için yarım asırlık aranın sonunu getiren bir dönüm noktası oldu. Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, ulusal bir televizyon yayınında Kuzey Kore tehdidini ve muhalefetin ülkeyi yönetilemez hale getirdiğini gerekçe göstererek sıkıyönetim ilan ettiğini duyurdu. Diktatörlük dönemini içeren 1948-1979 tarihleri arasında alınan 12 sıkıyönetim kararının ardından ülke tarihinde 13'üncü kez sıkıyönetim ilan edildi. Demokratikleşme süreciyle birlikte son 40 yıldır bu tür olağanüstü tedbirlerden uzak kalan bir ülkede sıkıyönetim kararı alınması hem Güney Kore halkını hem de uluslararası kamuoyunu büyük bir şaşkınlığa sürükledi.

İç ve dış dinamikler
Başkan Yoon'un bu kararı almasında rolü bulunan iç ve dış etkenleri sıralamak oldukça önemli. Öncelikle iç siyasette süregelen bir kriz halinden söz etmek mümkün. İç siyasetteki kriz, Yoonun 2022de iktidara gelmesiyle başlayan zorlu sürecin bir sonucu olarak şekillenirken 2024 yılının nisan ayında parlamentodaki çoğunluğu muhalefet partisine kaptırması hükümetin karar alma mekanizmasını kilitledi ve yönetimsel bir darboğaz yarattı. Bardağı taşıran son damla olarak bütçe görüşmeleri sırasında süreç muhalefetin oylarıyla tıkandı ve Yoon'un manevra alanı iyice daraldı. Bu durum sıkıyönetim ilanını kaçınılmaz hale getiren siyasi bir patlama noktasına dönüştü.

Dış faktörlere bakıldığında, Asya-Pasifik bölgesinde artan gerilimlerin ve ABD-Çin rekabetinin Güney Kore üzerindeki baskıyı artırdığını söylemek mümkün. Büyük güçlerin karşı karşıya geldiği bir bölgede yer alan Güney Kore, bu rekabetin tam ortasında sıkışmış durumda ve halkın da bu güçlerin temsil ettiği sistemler arasında ikiye bölünmesi yönetimsel bir çelişkiyi beraberinde getiriyor. Nitekim benzer durum iktidar ve muhalefet partileri arasında da mevcut. Sağı temsil eden mevcut iktidar partisi Batı ile ilişkilere öncelik verirken Çin, Rusya, Kuzey Kore gibi aktörlerle daha orta yolcu bir iletişim kurulmasını isteyen muhalefet partisini destekleyen hatırı sayılır bir kitle mevcut. Ayrıca Kuzey Kore'nin sürekli bir tehdit unsuru olarak yanı başındaki varlığı ülkeyi tetikte tutarken, bölgenin her geçen gün savaşı ensesinde daha fazla hissetmesi ve Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı gerginlik kaotik bir atmosferi de sürekli perçinliyor. Bu nedenle tüm bu gelişmelerin gölgesinde ilan edilen sıkıyönetim kararının yalnızca bölgesel değil küresel bir ilgi uyandırdığını söylemek mümkün.

Sıkıyönetim kararının kaldırılmasına yönelik sesler
Yoonun fevri sıkıyönetim çıkışına hem kendi partisinden hem de muhalefetten eleştiriler yükselirken parlamentodaki 300 milletvekilinden 190’ının Meclise gelerek sıkıyönetimin kaldırılması için oybirliğine varması ve neticesinde ordunun geriye çekildiğine dair görüntüler sürecin tırmanmayacağının ilk işareti olarak ele alınabilir. Diğer taraftan sıkıyönetimin kaldırılması yetkisinin yalnızca Başkan’ın elinde bulunması ve bunun için Bakanlar Kurulunun toplanması gibi anayasal gereklilikler Seuldeki gerginliğin sabaha kadar sürmesine ve halkın bu süreç boyunca sokaklarda gösteriler yapmasına sebebiyet verdi. Bu noktada sürecin uzamasının belirsizlik yarattığı bir diğer alan ise orduydu. Devlet Başkanından sıkı yönetimin kaldırılmasına yönelik karar gelene kadar emir altında bulunan ancak yine de sivillerin mukavemetine sert yanıt vermeyen askeri yetkililer gerginliğin tırmanmasına mani olan etmenlerden biridir. Sabaha karşı toplanan Bakanlar Kurulundan çıkan karar paralelinde Güney Kore için iki gün süren sıkıyönetim deneyiminin sükunetle yatıştırıldığını söylemek mümkün.

Tüm bu gelişmeler ışığında Başkan Yoonun sıkıyönetim kararının, yalnızca Güney Korenin iç politikasını değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini belirtmek önemlidir. Demokratikleşme sürecinin Asyadaki örnek ülkesi olarak görülen Güney Korenin bu beklenmedik sınavı bir yana, ABDnin sıkıyönetim kararından bihaber oluşu, mecburi pasif tavrı ve bölgede kurduğu jeopolitik denklem içerisinde güvendiği müttefiklerinden birinin bu ani sallantısı, Washington’ın yeni B planlarına yönelmesini zorunlu kılacaktır. Özellikle Başkan Yoonun siyasi geleceği ve Güney Korenin yeniden istikrara kavuşacağı zamana kadar geçecek süreçte küresel dinamiklerin nasıl şekilleneceği önemli bir soru işareti olarak öne çıkıyor.

Bununla birlikte, sıkıyönetim kararının ardından Güney Kore medyası ve kamuoyunda Çini suçlayan yorumların Pekin tarafından sert bir refleksle karşılanması, iki ülke arasında ilerleyen dönemde yeni gerilimlerin yaşanabileceğine işaret ediyor. Ayrıca, ABDde Donald Trump’ın yeniden başkanlık koltuğuna oturmasına az bir süre kaldığı ve Kuzey Korenin beklenmedik çıkışları düşünüldüğünde, bu gelişmelerin uluslararası arenada yaratacağı etkiler dikkatle takip edilmeyi gerektiriyor. Her ne kadar alışılagelmiş bir sıkıyönetim portresi olmasa dahi da Güney Kore vakası bir taraftan Asyadaki toplumların ve siyasi süreçlerin diğer bölgelere göre ne derece farklı olduğunun kanıtını sunarken diğer taraftan bunların analiz edilmesinin kritik önemine yönelik örnek bir vaka teşkil ediyor. (AA)
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

Son 20 yıldır ABD öngörülemeyen mali krizlerle boğuşuyor. Ama 2020’den beri salgın ve savaşlar nedeniyle arz zincirlerindeki aksamaların hortlattığı enflasyon, ülkeyi köklerinden sallıyor. Amerikalı, gıda enflasyonuna alışık değil. Zaten asıl tedirginlik temel gıda fiyatlarındaki fahiş artışlar. Pet...;

Son yıllarda Çin’in atıl kapasitesine dair şikâyetler eksik olmadı. Pekin’in ihracatı teşvik etme ve ne pahasına olursa olsun dış ticaret fazlasını büyütme kararlılığı; ABD ve Avrupa ülkeleri gibi gelişmiş ekonomilerin yanı sıra Afrika, Asya ve Latin Amerika’daki gelişmekte olan ülkelerin sanayileşm...;

Évian G7 zirvesi (15-17 Haziran 2026), yapay zeka yönetişimini teknik bir mesele olmaktan çıkarıp çok taraflı diplomasinin merkezine taşıdı; ancak bağlayıcı bir uluslararası çerçeve halen mevcut değil.;

Moonshot AI, 16 Temmuz 2026 tarihinde 2,8 trilyon parametreli Kimi K3 modelini duyurdu. Model, bugüne kadar yayımlanan en büyük açık kaynaklı sistem olma iddiasını taşıyor ve tam ağırlıkların 27 Temmuz'da açılması bekleniyor. ;

Arktik, yaptırımlar, enerji güvenliği, deniz lojistiği ve büyük güç rekabetinin kesiştiği yeni bir jeopolitik laboratuvara dönüşmektedir. Bunun en açık örneklerinden biri, Çin ile Rusya arasında gelişen Arktik LNG ilişkisidir. Batı yaptırımları, Rusya’nın Arctic LNG 2 projesini finansman, teknoloji,...;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

İnsanoğlunun kentsel ve endüstriyel yaşam biçimine geçişiyle birlikte, antik çağların din dışı ritüelleri ve kolektif deşarj mekanizmaları modern formlara bürünmüştür. Bu formların en kitlesel, en dinamik ve küresel ölçekte en etkili olanı kuşkusuz futboldur. ;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2025 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 31 May 2025 - 28 Haz 2025
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...