Amerikan Siyaseti ve Teknoloji Lideri Broligark’lar

Yorum

Güce tapan Amerikan siyasetinde portakal saçlı ve fondötenli taçsız kral Donald Trumpikinci dönemine başladı ve Washington'daki Big Mac satışları ikiye katlandı. Kaybeden Demokrat'ları terkedip Trump'ın kucağına oturanların arasında teknoloji dünyası ve onun milyarder kahramanları hepimizin hayatını etkilediği için ön plana çıkıyor....

Güce tapan Amerikan siyasetinde portakal saçlı ve fondötenli taçsız kral Donald Trumpikinci dönemine başladı ve Washington'daki Big Mac satışları ikiye katlandı. Kaybeden Demokrat'ları terkedip Trump'ın kucağına oturanların arasında teknoloji dünyası ve onun milyarder kahramanları hepimizin hayatını etkilediği için ön plana çıkıyor.

Bunun en belirgin örneklerinden biri geçenlerde Meta'nın, yani Facebook'un ve Instagram'ın patronu Mark Zuckerberg'in içerik gerçekliğini denetlemeye son vereceğini, sansür miktarını önemli ölçüde azaltacağını ve tüm platformlarında daha fazla siyasi içerik olacağını açıklaması oldu. Bu da Trump'ın ve aşırı sağcı trollarının Meta platformlarını her gün kullanan 3,3 milyar kişiye doğrulukları kanıtlanmamış kendi gerçeklerini pompalamaları ve beyin yıkamaları demektir. Özellikle güney yarımkürede FacebookInternet'tir.

İster çevrimiçi ister çevrimdışı Meta nereye doğru giderse dünya da oraya doğru gider. Meta'nın direksiyonu sert bir şekilde sağa doğru kırdığı kesindir. Bunun platformdaki yalan, öfke, korku ve nefreti herkese sınırsız bir biçimde bulaştırma potansiyelinin olduğu ve gerçeklerin olmadığı bir dünyaya yol açacağı da öngörülebilir.

Zuckerberg'in MAGA (Amerika'yı tekrar büyük yap) şapkasını takması Trump'a duyulan korku ya da saygıdan değil, küresel problemleri şirketlerin çözebileceğine inanan ve bu yüzden oligarkları hazmeden küreselleşen Amerikan kültüründen gelmektedir.

Sekiz yıl Kaliforniya valiliği, sekiz yıl da ABD başkanlığı altında yaşadığım ve bu yüzden iyi tanıdığım ispiyoncu kötü artist Ronald Reagan"Devlet çözüm değil problemdir" derdi. Rüzgarlar şimdi şirketleri çözüm merkezine koyan yönden esiyor. Modern oligarşi çağına hoş geldiniz. Sosyal devletiniz yoksa altta kalanın canı çıksın.

Broligarklar: Siyasette güçlü erkek milyarderler

Broligark deyimi "bro" (kanka, dost) ve "oligark" (ekonomik gücüyle politik ve sosyal alanları etkileyen kişi) kelimelerinin birleşiminden türetilmiş. Geleneksel oligark modelinin ötesine geçen bu yeni güç figürleri yalnızca ekonomik varlıklarıyla değil, sosyal medya üzerindeki etkileri, teknolojiye olan hakimiyetleri ve popüler kültürdeki varlıklarıyla da tanımlanıyor. Bunlar teknoloji, ekonomi ve siyaset dünyasını gittikçe daha fazla şekillendiriyorlar.

Broligarklar genellikle teknoloji ve medya alanında büyük başarılara imza atmış, aynı zamanda yakın bir iletişim tarzıyla halkın sempatisini kazanmış bireylerdir. Broligark'lar yalnızca güç sahibi değil, aynı zamanda ulaşılabilir ve halkla başarılı etkileşim kurabilen figürlerdir.

Elon Musk, Mark Zuckerberg ve Jeff Bezosgibi isimler teknolojiye yön vererek ekonomik ve sosyal dönüşümlere öncülük ederler. Kendi sosyal medya platformları aracılığıyla halkla doğrudan iletişim kurabilirler. Bu onlara geleneksel medyayı atlayarak kendi hikayelerini anlatma gücünü verir.

Halkın gözünde birer dost ya da arkadaş gibi görünmeyi başarırlar. Komik paylaşımlar, anekdotlar, sıradan insanlarla iletişim ve popüler kültüre dair referanslar bu algıyı pekiştirir.

Sadece yerel değil, küresel düzeyde etkileri vardır. Ürünleri, hizmetleri ve fikirleri dünyanın dört bir yanında yankı bulur.

Yeni suçlu: Broligark'lar
Broligark'lar toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesi, politik süreçlere müdahale ve bilgi manipülasyonu gibi konularda eleştirilirler. Örneğin sosyal medya platformlarının algoritmalarıyla oynayarak halkın algısını değiştirme veya tekelleşme yoluyla küçük girişimlerin önünü kesmeleri onların sıkça karşılaştığı suçlamalardır.

Broligark'ların yükselişi demokrasi açısından da soru işaretleri doğurur. Günümüzde demokratik süreçler zengin bireyler ve şirketler tarafından gittikçe daha fazla şekillendirilmektedir. Vatandaşların bireysel hakları ve seçimlerin şeffaflığı broligark'ların etkisi ve bazen tehdidi altındadır.

Broligark'lar modern dünyanın ekonomik, politik ve kültürel yapısında önemli bir yer tutar. Teknolojiye dayalı güçleri, sosyal medyadaki etkileri ve halkla kurdukları yakın bağlar onları çağımızın en etkili figürleri haline getirmiştir. Ancak bu güç etik sorumluluklarla dengelenmediği takdirde tüm dünyanın geleceği için büyük riskler barındırır.

Altyapı üstyapıyı belirler

Karl Marx, Hegel'den esinlenerek altyapıyı, yani üretim araçlarının mülkiyetini elinde tutanların tüm üstyapıyı, yani toplumdaki yasaları, sosyal ve ekonomik ilişkileri belirlediğini söyler. Günümüzde teknoloji ve sosyal medya broligarkları bunu yakın zamanlara kadar belirleyen vahşi kapitalist sanayicilerin yerini almıştır.

Broligarklar yalnızca finansal gücü ellerinde tutmakla kalmazlar, aynı zamanda toplumsal ve siyasi yapıyı da kendi vizyonlarına göre şekillendirirler. Bu grup geleneksel devlet müdahalesinin ve bürokrasisinin ötesinde sermayenin ve teknolojinin başat rol oynadığı bir dünya inşa etmeyi arzular.

Bu durum demokrasinin temel ilkeleri olan eşitlik ve adalet açısından yeni tehditler oluşturur.

Broligark'ların siyasete dolaylı müdahale yöntemleri

Broligark'ları diğer güçlü figürlerden ayıran en önemli özellik halkla doğrudan bağlantı kurma kapasiteleridir. Sosyal medya platformları ve kitlesel etkileşim araçları sayesinde Musk, Zuckerberg ve Bezos gibi broligark'lar yalnızca siyasi bağışlar ve lobicilikle değil, kamuoyu oluşturma ve algı yönetimiyle de etkili olurlar.

Amerika'da seçim kampanyalarına yapılan büyük bağışlar siyasette etkili olmanın doğrudan bir yoludur. Broligark'lar, ekonomik güçlerini kullanarak seçim sonuçlarını dolaylı olarak şekillendirirler.

Broligark'ların artan siyasal gücü demokratik süreçlerin şeffaflığı ve adaletine dair kaygıları artırmaktadır. Bu figürlerin ekonomik ve teknolojik gücü halkın geniş kesimlerinin sesini bastırabilecek potansiyele sahiptir. Ayrıca siyaseti etkileme yetenekleri gelir eşitsizliğini derinleştiren politikaların uygulanmasına yol açmaktadır.

Seçim kampanyası bağışları ve lobicilik faaliyetleri

ABD'deki seçim kampanyaları yüksek maliyetleriyle tanınır. 2010 yılında Yüksek Mahkeme'nin Citizens United v. FECkararından sonra şirketlerin ve bireylerin seçim kampanyalarına sınırsız miktarda bağış yapmasının önü açıldı. Bu durum özellikle milyarderlerin ve büyük şirketlerin seçim sonuçlarını ve politika yapım süreçlerini etkileyebilecek devasa mali katkılarda bulunmalarını mümkün kıldı.

Lobicilik faaliyetleri de milyarderlerin gücünü artıran bir diğer etkendir. ABD'deki lobicilik harcamaları her yıl milyarlarca doları bulmaktadır. Milyarderler, kendi çıkarlarını korumak için özel lobicilik gruplarını finanse ederek, enerji, teknoloji, sağlık ve finans gibi sektörlerde politika yapım süreçlerine doğrudan katılmaktadırlar.

Süper PAC'ler

Seçim kampanyaları Süper Politik Eylem Komiteleri (Super PACs) aracılığıyla milyarderlerin etkisini daha da görünür kıldı. Super PAC'ler adayların seçim kampanyalarına doğrudan bağış yapamasalar da onların lehine ya da aleyhine sınırsız harcama yapabilmektedir. Örneğin 2020 ABD başkanlık seçimlerinde Michael Bloomberg kendi kampanyasına milyarlarca dolar harcadı ve aynı zamanda Demokrat Parti'nin diğer adaylarını desteklemek için fon sağladı.

Devlet Verimliliği Bakanlığı: Tavuklar tilkilere emanet

Donald Trump seçim zaferinin ardından ilk iş olarak devlet tecrübesi sıfır olan iki iş adamı milyarderi, Elon Musk ve Vivek Ramaswamy'yi yeni kurulacak olan Devlet Verimliliği Bakanlığı’nın başına getirdi. Bu iki isim halk tarafından herhangi bir şekilde seçilmemiş iki erkek plütokrattı, yani önemli görevlere zenginliği nedeniyle getirilmiş kişilerdi. Bu bakanlığın federal bürokrasiyi yeniden şekillendirmek ve harcamaları azaltmak gibi görevleri Washingtonda oluşacak yeni bir siyasi düzenin habercisiydi. Teknoloji ve finans dünyasının büyük sermayedarlarının gücünün arttığı ve bu sermayedarlardan bazılarının da demokratik geleneklere kayıtsız veya açıkça karşı olduğu bir broligarki.

Devlet düşmanı Cumhuriyetçilerin yürütmeyi, yasamayı ve yargıyı ellerine geçirdiği bir ortamda dünyanın en zengin iş adamlarına kendilerini icabında denetleyen ve frenleyen devletin kolunu kanadını kırma fırsatı vermek kümesteki tavukları tilkilere emanet etmekle aynı değerdedir.

Broligarkların en dikkat çekici isimlerinden biri PayPal ve Palantirin kurucularından Peter Thiel'dir. Bir gay evlilik yapmış olan Thiel başkan yardımcısı J.D. Vancein akıl hocası, eski patronu ve en büyük finansörüdür. Girişim yatırımcıları Marc Andreessen ve David Sacks gibi isimler de Trump’ın kampanyasına milyonlarca dolar bağış yaparak bu grubun öne çıkan figürleri arasında yer alırlar.

Elon Musk: Dünyanın en zengini, belki eş-başkan ya da veliaht

Bir insan aynı zamanda hem üstün zekalı hem de geri zekalı bir moron olabilir mi? Trump konuşurken deli dana gibi havalara zıplayıp duran Elon Musk bence böyle biridir.

Dünyanın en zengin insanı Musk kapitalist düzenin bir sembolü ve Trump'ın sağ kolu haline gelmiştir. Tabii bu iki aşırı alfa erkeğinin arasında gelecekte bir kavganın çıkacağı kaçınılmazdır. Musk'ın Amerikan siyasetindeki etkisi şimdiden hissediliyor. Gazeteler Musk'ın Trump ve Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapılan telefon görüşmelerine katıldığını yazdılar.

Muskla birlikte Arjantin Devlet Başkanı Milei'yi Mar-a-Lago malikanesinde ağırlayan Trump ayrıca yine Musk'la beraber İran ile ABD arasındaki gerilimi azaltma amacıyla İran’ın BM Büyükelçisiyle New Yorkta özel bir toplantı da yaptığı söyleniyor. Trump’ın çevresinden bazı kişiler Musk’ın bir eş-başkan gibi davrandığına dair endişelerini Washington Postta dile getirdiler.
Geleneksel olarak siyaset seçilmiş liderler ve bürokrasi tarafından şekillendirilirken, günümüzde teknoloji devleri bu gücü ele geçirdi. Musk’ın şirketleri Tesla, SpaceX, Neuralink ve Starlink yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda politik sonuçlar doğuruyor. Örneğin Teslanın yenilenebilir enerji ve elektrikli araç devrimindeki rolü enerji politikalarını etkiliyor. SpaceXin NASA ile ortaklıkları ve uluslararası uzay yarışındaki liderliği ABD'nin uzay stratejisinde Musk’ın etkisini artırıyor.

Musk’ın 2022 yılında Twitter’ı (şimdi X) satın alması onun medya ve kamuoyu üzerindeki etkisini katladı. Sosyal medya platformunu hem iş dünyası hem de politika alanındaki görüşlerini yaymak için kullanarak küresel bir kitleye doğrudan hitap ediyor. Musk’ın tweetleri sadece piyasalarda dalgalanmalara neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda politik tartışmaların merkezine yerleşiyor.

Elon Musk doğrudan bir siyasi rol üstlenmese de ABD ve dünya siyasetindeki etkisi inkâr edilemez. Çeşitli bağışlar ve lobicilik faaliyetleri aracılığıyla politikacılarla ilişkiler kuruyor. Özellikle enerji, çevre ve uzay politikalarında Musk’ın görüşleri hükümet politikalarını şekillendirme gücüne sahip. Örneğin Starlink sayesinde Ukraynaya sağladığı internet altyapısı savaş bölgelerinde teknolojinin politik bir araç olarak kullanılabileceğini gösteriyor.

Serveti, şirketleri ve medya gücüyle Musk yalnızca bir girişimci değil, aynı zamanda politik bir aktör haline geldi. Amerika'nın siyasi yapısında bireysel bir figürün bu denli etkili olması demokratik süreçlerin adaleti ve eşitliği açısından sıkıntılıdır. Musk’ın bu rolü siyasette paranın ve özel çıkarların rolü üzerine uzun süredir devam eden tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Musk’ın etkisi sadece ABD ile sınırlı değildir. Çin, Avrupa ve diğer ülkelerle iş ilişkileri onun küresel siyasette de önemli bir aktör olmasını sağlamaktadır. Özellikle elektrikli araç üretiminde Çin ile olan bağları jeopolitik dengeleri etkileyen bir faktördür.

Ortak nokta: Cezasızlık siyaseti

Geçmişte bazıları Trumpa göç veya gümrük vergisi politikaları yüzünden karşı çıkmış olsa da broligarklar Trump’ın cezasızlık siyasetiyle aynı çizgide buluşuyorlar. Bu da bazı kişilerin yasaların üstünde olması gerektiği fikri. Kendilerini zenginleştiren topluma karşı hiçbir sorumluluk hissetmeden her türlü sınırlamaları reddetmeleri dünyanın aşırı zenginleri arasında gayet yaygın bir tutumdur. Devlete vergi vermediğini övünerek söyleyen Trump bu anlayışın en önde gelen temsilcilerinden biridir.

Dokunulmaz ünlüler

Trump cinsel taciz iddiaları hakkında "ünlüyseniz insanlar bunu yapmanıza göz yumarlar" demişti. Trump’ın bu sözü sahip olduğu şöhretini yasaların üstünde olmanın gerekçesi olarak gördüğünü açıkça ortaya koyuyor. Pek çok broligark da kendilerini ayrıcalıklı bireyler olarak görüyorlar, ancak bu bakışa daha farklı bir yoldan, örneğin bilimkurgu, fantastik edebiyat ve çizgi romanlar aracılığıyla ulaşıyorlar.

Bu kişi kültünü yücelten edebiyat ve film türleri uzun zamandır Silikon Vadisi kültürünün bir parçası haline gelmiş durumdadır. Örneğin, Andreessen geçen yıl "Teknolojik Süpermenler Olmak" başlıklı bir manifesto yayınladı. Manifestoda Kahramanlık Yolculuğu“na çıkmayı ve ejderhalara karşı galip gelmeyi“ bu süpermenlerin ayırt edici özellikleri olarak tanımlandı.

Süper kahraman hikayeleri Musk’ın sıra dışı siyasi görüşlerini de şekillendirdi. Üstün zekalı bireylerin üremekle yükümlü olduğuna dair inancı buna bir örnektir. Musk Eylül ayında "yüksek statülü erkeklerden oluşan bir cumhuriyet mevcut demokrasiden daha üstün olacaktır" diye bilimkurgu romanlarını anımsatan bir kehanette bulundu.

Geçtiğimiz haftalarda Musk, Trump’ın Adalet Bakanı adayı Matt Gaetzi yargısız infaz yetkisine sahip olan distopik bir çizgi roman karakteri Yargıç Dredde benzetti. Bunu bir iltifat olarak söylediği açıkça anlaşılıyor, zira Musk, Gaetzi Adaletin Çekici“ olarak nitelendirdi. Gaetz ise Temsilciler Meclisinden istifa edene kadar cinsel istismar ve insan ticareti iddialarıyla ilgili bir Kongre soruşturmasının hedefindeydi.

Vergi vermek aptallara mahsustur

Broligarkların kendilerini üstün görme anlayışı vergi politikaları konusunda Trumpla benzer bir tutuma sahip olmalarına neden oldu. 2016da Cumhuriyetçi başkan adayı Trump yıllarca vergi ödememekle övünmüş ve bunun zekasının bir belirtisi olduğunu gururla söylemişti. Broligarklar ise Amerika'da hayatın kaçınılmaz gerçeklerinden biri olan vergi yükünden sessizce kurtulmuş görünüyorlar.

ProPublicanın 2021'deki haberine göre Musk 2018de hiç federal gelir vergisi ödemedi ve 2014-2018 yılları arasında servetini 13,9 milyar dolar artırırken ödediği vergi oranı sadece yüzde 3,3tü. Thiel ise orta sınıf Amerikalılar için tasarlanmış bir emeklilik programını kullanarak vergiden muaf 5 milyar dolarlık sermaye büyümesi gerçekleştirdi.

Teknoloji patronlarının yeni dünya vizyonu

Wall Street'i ve Silikon Vadisini yöneten erkeklerin vergilere ve regülasyonlara karşı duruşları geçmişte Amerikan siyaseti üzerinde büyük etkileri olan erken dönem zengin vahşi kapitalistleri hatırlatıyor.

Ancak broligarklar eski Amerikan oligarklarından önemli bir noktada ayrışıyor. Yeni nesil oligarklar ulus-devlet sistemini küresel çapta zayıflatmayı hedefliyor. Musk ve benzerleri devlet müdahalesi olmadan uzayın özelleştirilmesi ve sömürgeleştirilmesine odaklanıyor. Thiel ve Andreessen dünya üzerinde ulus-devlete alternatifler yaratmak için büyük yatırımlar yapıyorlar.

Düşük vergili liberteryan koloniler bu projelerin arasında yer alıyor. Honduras'ta bu tür bir koloni şimdiden faaliyete geçti. Thiel ayrıca yapay adalar ve özel yönetimle işleyen özerk topluluklar yaratmaya yönelik projelere de yatırımlar yaptı.

Kripto para doların tahtını sallıyor mu?

Broligarkların siyasi projelerinin finansal açıdan itici gücünü kripto para oluşturuyor. Yüzyıllardır devletler iki temel monopoliye dayanmıştır: Meşru güç kullanımı ve para arzı üzerindeki kontrol. Bugünün broligarkları uzun süredir küresel finans üzerindeki devlet kontrolünü zayıflatmayı hedefliyorlar. Thiel 2014 yılında yayımladığı Zero to One adlı kitabında PayPal’ı kurarken üstlendiklerini büyük misyonu“ şu şekilde anlatmıştı: ABD dolarının yerini alacak yeni bir internet para birimi yaratmak.“

Eğer broligarklar kripto parayı dolara karşı ciddi bir rakip ya da tamamen onun yerine geçecek bir araç haline getirmeyi başarırlarsa bunun muazzam sonuçları olur. Amerikan doları dünyanın rezerv para birimidir ve küresel ticaretin temel aracıdır. Bu durum ABDnin 80 yıldır süren ekonomik üstünlüğüne katkı sağlar ve Washingtona askeri müdahaleye gerek kalmadan finansal ve ekonomik yaptırımlar uygulama gücü verir.

Doların değer kaybetmesi kripto paralardan büyük servetler biriktiren broligarkların daha da zenginleşmesine yol açar. Ancak bu durum Amerikayı zayıflatabilir ve dünya ekonomisini istikrarsızlaştırabilir. Öngörülemez Trump önceleri kripto parayı dolara karşı bir dolandırıcılık olarak tanımlamıştı. Oysa şimdi Amerikayı broligarkların planlarına tamamıyla destek veriyor gibi görünüyor.

Trump geçen temmuzda bir kripto para konferansında açılış konuşması yapmış ve ardından ABD para politikasının merkezine kripto paranın yerleştirileceğini ve bunun için stratejik bir bitcoin rezervi yaratacağını taahhüt etmişti. Yeni yönetim kripto para çarı adlı bir pozisyon yaratacağını açıkladı.

Uyuşturucu pazarlayıcısı ve bitcoin öncüsü Ulbricht'in affı

Kendisi de hüküm giymiş suçlu bir mahkum olan Trump'ın ikinci kez görev başına gelir gelmez imzaladığı başkan aflarının arasında dikkati en çok çeken 2021'de kendisinin kışkırtmaları sonucu Kongre'ye saldıran 1000'in üzerinde sanığı ve mahkumu affetmesi oldu.

Bana sorarsanız Trump'ın yasadışı Darknet'te Silk Road (İpek Yolu) adlı web sitesinde uyuşturucu satmak, kara para aklamak, bilgisayar korsanlığı, belgede sahtecilik suçlarından çifte müebbet ve 40 yıl hapis cezasına çarptırılan sağcıların sevgilisi Ross Ulbricht'i affetmesi de çok büyük bir skandaldır.

Federal savcıların iddianamesinde Ulbricht'in Silk Road girişimini ifşa etmek tehdidinde bulundukları nedeniyle beş iş arkadaşını öldürtmek için 730 bin dolar karşılığında kiralık katiller tuttuğu bilgisi de var.

Üstün zekalı olduğunu iddia eden Ulbricht 2011-2013 yılları arasında web sitesinde en ağır ve tehlikeli uyuşturucuları bitcoin karşılığında sattı ve bundan sonra bitcoin piyasası ve lobisi büyümeye başladı.

Amerikan sağının bir diğer değişmez üyesi devlet düşmanı Libertaryanlar da olaya özgürlük açısından yaklaştı. Libertaryan Partinin son kongresinde açılış konuşmasını yapan Trump'ın arkasında sadece beyazların tuttuğu "Ross'u serbest bırakın" pankartları vardı.

ABD ekonomisinin tekelleşmesi: Hayırlı mı zararlı mı?

Yirminci yüzyılın başlarından beri ekonomideki tekelleşmeyle mücadele eden ve onu dizginleyen yasalar çıkarmış olan ABD devleti bu kez yine iyice büyük şirketlerin eline geçmiş bulunuyor. Aşırı tekelleşme serbest ticaretin ve fiyatları yükselttiği için tüm dünyadaki tüketicilerin düşmanıdır. Tekelleşme uzun vadede ekonomiyi zayıflatır ve ülkeyi batırır.

Amerikanın ekonomik ve siyasi gücü zayıflarsa ülkenin en zengin insanları bu güç boşluğundan yararlanıp güçlerini pekiştirebilir ve bu durumdan kazanç sağlayabilirler. Ancak Trumpa oy verenlerin beklediği sonuçlar herhalde ülkelerinin güçsüzleşmesi, küresel istikrarsızlık ve zengin bir azınlık tarafından yönetilmek değildi.

Elon Musk Trump’ın seçim kampanyasını desteklemek için milyonlarca dolar harcadı ve X platformunda Trump’ı öne çıkardı. Şimdi Trump’ın zaferinden azami yarar sağlamak ve kendi gücünü artırmak için elinden gelen her şeyi yapıyor, hatta X takipçilerini hükümet yetkililerine karşı harekete geçmeleri için kışkırtacak kadar ileri gidebiliyor.

Kamuoyu yoklamaları Amerikalıların daha şimdiden rahatsızlık duyduğunu gösterdi. Bir katılımcı Musk hakkında Ona oy vermedim. Bu kadar yetkiye ve erişime sahip olduktan sonra nihai amacı ne? Gerçekten bilmiyorum“ dedi. Başka bir seçmen Elon Musk’ın geçmişinde ülkenin ya da vatandaşların çıkarlarını düşündüğünü gösteren hiçbir şey yok“ dedi.

Amerikalılara bizim tecrübeyle içselleştirdiğimiz bir Türk atasözünü öğretmek isterim: zen değişir, düzülen değişmez.

Kısacası hangi milletten olursanız olun milyarderlerden fazla bir şey beklemeyin ve arkanızı kollayın. Onlar nasıl milyarder oldu sanıyorsunuz?

Amerikalıların kendi ayaklarına sıkmalarına sevinen aziz okuyucularıma ABD'deki olası bir ekonomik krizin küçücük dünyamızda ülkemiz üzerindeki olumsuz etkilerinin de büyük olacağını hatırlatmak isterim. O da tecrübeyle sabittir. (T24)
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2851 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1152
TASAM Avrupa 23 662
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 304
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Alman Marshall Fonu (GMF), “Eğer Çin Tayvan’a Saldırırsa” başlıklı bir rapor yayınladı. Rapor, Tayvan meselesine “Pekin’in ödeyeceği bedel” üzerinden bakıyor. Raporun ayrıntılarına yakından bakalım.;

1823 yılında Başkan James Monroe tarafından Amerikan Kongresi’ne sunulan ve daha sonra dış politika literatüründe “Monroe Doktrini” olarak anılan metin, o dönemde Batı Yarımküre’nin jeopolitik dönüşümünde belirleyici bir rol oynamıştır (Monroe, 1823). Başlangıçta Avrupa güçlerinin Amerika kıtasındak...;

“Dünya Savaşı”nı sadece birçok ülkenin katıldığı bir çatışma olarak tanımlamak zor. Bu aynı zamanda küresel güç hiyerarşisinin (patronun kim olduğunun) şiddet yoluyla değişmesi anlamına da geliyor. Tarih, bu değişim sancılarının nadiren kansız olduğunu gösteriyor.;

Trump’ın idaresindeki Amerika’nın davranışları tecviz edilemez ancak bunları hesapsız kitapsız kişisel kapris saymak da yanlış olur.;

Venezuela başkanı Maduro ve eşinin bir gece ansızın derdest edilip New York’taki bir gözaltı merkezinde tutuklu olarak bulundurulması ve Pazartesi gününden itibaren Güney New York mahkemesinde yargılanmaya başlaması akıllara bir kaç soru ve endişe getiriyor. ;

ABD ve Çin savaşmak zorunda mı? Graham Allison, Destined for War kitabında korkutucu bir tarihsel örüntüyü önümüze koyuyor. Savaş kaçınılmaz değil ama tarih aksini söylüyor. ABD’li ünlü Profesör Graham T. Allison, 2017 yılında Destined for War: Can America and China Escape Thucydides’s Trap? adlı k...;

Birkaç gündür sosyal medyada Yaser Kobani adıyla yayınlanan bazı harita ve iddialar dolaşıyor. Artık neyin gerçek, neyin gerçek dışı olduğunu anlamakta zorlandığımız dünyada yapay zekâ ile çizilen haritaları önemsemezden önce bu tür haber veya yayınların hangi amaçla yapıldığını düşünmek gerek.;

Donald Trump’ın Grönland’a dair son çıkışı, ilk bakışta kişisel bir takıntının yeniden gündeme gelmesi gibi görülebilir. Ancak bu kez söylem, önceki “satın alma” tartışmalarından farklı olarak açık bir ulusal güvenlik gerekçesi üzerine kurulmuştur. Trump, Grönland’ı Amerikan güvenliğinin ayrılmaz bi...;

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) bünyesinde yaptığımız bilimsel çalışmalar ile Dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri kavrama ve analiz etmeye yönelik çabalarımızın ortaya koyduğu açık bir gerçek var: Aktörleri, kuralları, vizyonu eskisinden çok farklı olan yeni bir uluslararası sistem il...

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir. Değişimin çok hızlı ve ola...

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

21. yüzyılın kuşkusuz en önemli paradigma değişimlerinden birini küreselleşme süreci oluşturuyor. Bu süreçle beraber siyasal, sosyal, ekonomik pek çok alanda köklü değişimler yaşandı, yeni yol ve yöntemler keşfedildi, eski yöntemler yeniden inşa edildi; sonuçta yepyeni bir anlayışla karşı karşıya ka...