Yazıya konu rapora katkıda bulunan uzmanlardan biri olarak, yükselen piyasalarda yapay zekâ devrimine dair raporun sunduğu içgörüleri özetliyorum.
Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 2025 yılı için gerçekleşen Davos Zirvesi, dünyanın dört bir yanından gelen karar vericileri, akademisyenleri, girişimcileri ve uzmanları bir araya getiriyor. Bu yıl öne çıkan konulardan biri, gelişmekte olan ülkelerin — ya da raporda sıkça geçen adıyla yükselen piyasalar’ın — yapay zekâ (YZ) alanındaki hazırlık düzeylerini ve potansiyellerini inceleyen kapsamlı bir araştırma oldu. “Ready, set, AI: AI readiness in emerging markets“başlıklı bu rapor, Economist Impacttarafından Abu Dhabi merkezli G42’nin desteğiyle hazırlandı ve altyapı, insan kaynağı, strateji ve politika alanlarında YZ’nin benimsenmesini etkileyen kritik noktaları mercek altına alıyor.
Ben de bu çalışmaya katkıda bulunan uzmanlar arasında olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.
Bu blog yazısında, raporun araştırma metodolojisinden ana bulgularına ve her bir bölümde odaklanılan konulara kadar birçok detayı sizlere aktaracağım. Aynı zamanda, “gelişmekte olan pazarlar“ veya “yükselen piyasalar“ kavramının neden bu kadar önemli olduğuna, ülkelerin ortak (ve bazen farklı) zorluklarına, yatırım fırsatlarına ve geleceğe dair öngörülere değineceğim.
Rapora Genel Bakış ve Metodoloji
Bu raporu diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri kapsamlı metodolojik yaklaşıma sahip olmasıdır. Economist Impact ekibi, 700 üst düzey yöneticiyle anket çalışmaları yürütürken aynı zamanda derinlemesine görüşmeler ve literatür taraması da gerçekleştirdi. Çalışmaya katılan şirketler; Azerbaycan, Mısır, Hindistan, Endonezya, Kazakistan, Kenya ve Türkiye gibi, ekonomileri hızla büyümeye elverişli ve yatırımcıların odağında olan ülkelerde faaliyet gösteriyor. Orta ve büyük ölçekli işletmelerin direktörleri ve kıdemli yöneticileriyle yapılan anketler, YZ’nin strateji ve uygulama boyutuna ilişkin çok değerli içgörüler sunuyor.
Derinlemesine görüşmeler, raporun kalitesini artıran bir diğer unsur olarak karşımıza çıkıyor. Economist Impact araştırmacıları, sektörde tanınan akademisyenler, teknoloji şirketlerinin kurucuları ve üst düzey yöneticiler, devlet temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarından uzmanlarla görüşerek bulgularını zenginleştirdi. Böylece rapor, salt istatistiksel verinin ötesine geçerek, gerçek hayattaki deneyimleri ve saha gözlemlerini de yansıtıyor.
Yükselen Piyasalar Nedir ve Neden Önemlidir?
“Emerging markets“, Türkçede gelişmekte olan pazarlar ya da yükselen piyasalar olarak anılıyor. Bu ülkeler, henüz “gelişmiş ülke“ statüsüne tam olarak ulaşmamış olsa da yüksek büyüme ve yatırım potansiyeline sahip ekonomilerdir. Sıkça anılan örnekler arasında Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika gibi ülkeleri barındıran BRICS grubu yer alsa da artık bu liste çok daha geniş bir yelpazeye yayılıyor. Raporun odaklandığı yedi ülke (Azerbaycan, Mısır, Hindistan, Endonezya, Kazakistan, Kenya, Türkiye) de bu potansiyeli taşıyan, hızla büyüyen işgücü ve pazar dinamiklerine sahip önemli merkezler olarak değerlendiriliyor.
Bu pazarlar, YZ uygulamalarınınönümüzdeki dönemde şekilleneceği ana sahnelerden biri olabilir. Zira büyük ölçekli veri, dijital dönüşüm projeleri ve genç nüfus gibi faktörler, YZ benimsenmesini hızlıca artırma kapasitesine sahip. Aynı zamanda düşük altyapı yatırımları, yetenek açığı veya düzenlemelerdeki belirsizlikler gibi çeşitli zorluklar da barındırıyorlar.
Raporun Beş Bölümü: Özet ve Öne Çıkan Temalar
Rapor, beş ana bölüm üzerinden ilerliyor ve her biri “yükselen piyasalar“da YZ uygulamalarını ayrı bir açıdan ele alıyor.
1. Önümüzdeki Engeller
Bu bölümde rapor, YZ altyapısının önündeki engelleri masaya yatırıyor. Özellikle altyapı eksikliği (örneğin, yüksek kapasiteli bilişim kaynakları, hızlı internet bağlantısı, veri merkezleri ve veri alanları) ve kaliteli veriye erişim konularında yaşanan sıkıntılar ön plana çıkıyor. Gelişmekte olan ülkelerde, veri toplamadan işleme ve saklamaya kadar zincirin her aşamasında eksikler olabilir. Örneğin, internet bağlantısı temel seviyede sağlansa bile yüksek hacimli veri işleme kapasitesine ulaşmak zor olabiliyor. Bu nedenle birçok firma kamu-özel sektör iş birliğine yönelerek finansal veya teknolojik destek arıyor. Rapor, Kazakistan, Endonezya gibi ülkelerdeki hükümet inisiyatiflerini örnek göstererek, bu boşlukların nasıl kapatılabileceğini tartışıyor.
2. YZ Ekiplerinin Kurulması
İkinci bölüm, insan kaynağının YZ uygulamalarındaki önemine odaklanıyor. “Kesin yetenekler“ dediğimiz yazılım, veri bilimi, makine öğrenmesi gibi yetenekler kadar eleştirel düşünme, yaratıcılık ve iletişim becerilerinin de önem kazandığına vurgu yapılıyor. Rapor, gelişmekte olan pazarların uzun süredir aşina olduğu beyin göçü olgusunun bu alanda yarattığı zorluklara da değiniyor. Kalifiye adaylar, daha yüksek maaşlar ve daha gelişmiş ekosistemler sunan ülkelere ya da şirketlere yönelebiliyor. Bu durum, istihdam piyasasında ciddi bir açık yaratıyor. Yine de raporda, Microsoft’un Endonezya’da uyguladığı “AI TEACH“ gibi programlar veya Kenya’da Google’ın “Hustle Academy“ girişimi gibi örneklerle, kamu-özel sektör ortaklıkları sayesinde bu boşlukları doldurmanın mümkün olduğu gösteriliyor.
3. Oyunu Uzun Vadeli Oynamak
Bu bölüm, strateji ve planlama boyutunu mercek altına alıyor. YZ çok hızlı gelişirken, işletmelerin esnek ve uzun vadeli düşünme becerisi kazanması gerekiyor. Rapor, şirket içi yönetim rollerini (örneğin, CTO, CIO, CDO, CAIO) netleştirmek ve regülasyon eksikliğine rağmen kurum içi politikalar belirlemenin ne kadar kritik olduğunu vurguluyor. Gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda net bir ulusal YZ politikası olmadığı için şirketler, belirsiz bir yasal zeminde kendi kurallarını oluşturuyor. Burada Avrupa Birliği’nin 2024’te yürürlüğe giren AI Act örnek gösterilerek, farklı pazarların kendi bağlamlarına uygun bir dengeyi nasıl kurabileceği tartışılıyor. Bu bölüm ayrıca, “kısıtlayıcı regülasyon mu yoksa inovasyonu teşvik eden bir çerçeve mi?“sorusuna dikkat çekiyor. Özellikle Kenya ve Hindistan gibi ülkelerdeki “sandbox“yaklaşımları, regülasyonun inovasyonu tamamen boğmadan geliştirebileceğine dair ipuçları sunuyor.
4. İlerleme Güncellemesi
Dördüncü bölüm, yatırım geri dönüşünün (ROI) YZ projelerinde nasıl ölçüldüğünü ve hangi aşamalarda zorluklar yaşandığını inceliyor. Gelişmekte olan pazarlar, uzun süreli yatırım planları yaparken bile hızlı sonuç almak isteyebiliyor. Oysa büyük teknoloji şirketleri (Alphabet, Amazon, Meta, Microsoft vb.) bile, YZ yatırımlarının geri dönüşünün yıllar alabileceğini kabul ediyor. Rapor, bu durumun gelişmekte olan ülkelerdeki şirketler için caydırıcı olmaması gerektiğini vurguluyor ve net gelir, maliyet azaltma, müşteri memnuniyeti ve risk azaltma gibi metriklerin önemine değiniyor. Bölümde ayrıca, MakeMyTrip (Hindistan) gibi müşteri deneyimini iyileştirmek için YZ uygulamalarına yatırım yapan örnek şirketlerin başarısına yer veriliyor. Bu örneklerin paylaştığı somut veriler, diğer şirketlere de yol gösterici olabilir.
5. Sırada Ne Var?
Son bölüm, geleceğe dair öngörüler ve tavsiyelere ayrılmış durumda. Burada iki temel ayağa vurgu yapılıyor: teknik kapasite (altyapı, veri, bilişim) ve kültürel/adaptif boyut (deney yapma, öğrenme, hata toleransı). Şirketlerin “YZ uygulamalarını hemen ve her yerde kullanmak“ yerine, ihtiyaçlara ve mevcut veri kaynaklarına göre özelleştirilmiş projelere odaklanmaları öneriliyor. Aynı zamanda çalışanlar için kurumsal kültürü dönüştürebilecek, merak ve araştırmayı teşvik edecek bir ortam yaratmak gerektiği vurgulanıyor.
Kamunun rolü de unutulmuyor: Devletler, düzenleyici çerçeveleri sağlamlaştırırken kamu personelinin eğitimi ve kurumsal kapasitenin artırılması gibi konulara eğilmeli. Rapor, buna örnek olarak Birleşik Krallık’ta YZ araçlarıyla “tekrarlı idari işlerin %84’ünü otomatikleştirme“potansiyelinden bahsediyor. Türkiye, Azerbaycan gibi ülkelerde de benzer dijital dönüşüm programları, kamu hizmetlerini iyileştirebilir ve kaynakları daha verimli kullanmayı sağlayabilir.
Neden Bu Raporu Okumalısınız?
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösteren şirketler, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumları için bu raporun kapsamlı bir rehber niteliği taşıdığını söylemek mümkün. Altyapı ve veri yönetiminden yetenek gelişimine, strateji ve politika oluşturma süreçlerinden yatırım geri dönüşü beklentilerine kadar birçok kritik noktaya değiniliyor. Ayrıca, raporun her bölümünde gerçek örnekler, vaka analizleri ve röportajlar yer alıyor.
Ek olarak, küresel devlerin (Microsoft, Google vb.) çeşitli ülkelerde yürüttüğü girişimler ile yerel şirketlerin(MakeMyTrip, Telkom Indonesia vb.) başarı hikâyeleri, YZ projelerinin nasıl hayata geçirilebileceğine dair yol gösterici bir rol oynuyor. Bu örnekler, kimine uzak görünen YZ teknolojilerinin aslında doğru yöntemlerle erişilebilir ve uygulanabilir olduğunu gösteriyor.
Kendi Katkım ve Teşekkür
Bu rapora ben de katkıda bulunan uzmanlar arasında yer alıyorum. Economist Impact ekibi, farklı disiplinlerden ve coğrafyalardan kişilerin görüşlerini toplayarak, hem geniş perspektif hem de derinlemesine analiz sunmayı başardı. Buradan The Economist Impactekibine ve projede emeği geçen herkese teşekkürlerimi iletiyorum. Özellikle G42’nin desteğiyle hazırlanan bu rapor, gelişmekte olan ülkelerin YZ ekosistemi hakkında kapsamlı bir harita çizmesiyle dikkate değer.
Rapor Davos’ta “AI House“ ve “The route toAI readiness in emerging markets: enabling innovation, adoption and impact“ oturumlarında sunulmuştur.
Sonuç ve Davos’tan Alınacak Dersler
Davos 2025 zirvesi, YZ’nin sadece gelişmiş ekonomiler için değil, aynı zamanda gelişmekte olan pazarlar için de kritik bir kilometre taşı olduğunu gösterdi. Rapor bize, altyapı yetersizliğiveya yetenek eksikliği gibi zorluklara rağmen, doğru stratejiler ve iş birlikleriyle YZ uygulamalarından yüksek değer elde edilebileceğini anlatıyor. Şirketlerin, kamu kurumlarının ve sivil toplumun ortak çalışması halinde, YZ’nin getireceği dönüşümden herkesin faydalanması mümkün.
Gelişmekte olan pazarlar, daha az “kalıplaşmış“ altyapıları ve genç iş gücü dinamikleriyle, YZ alanında rekabetçi bir avantaj sağlayabilir. Uzun vadeli düşünme ve deneme yanılma kültürünü kurumlarımıza yerleştirmek, geleceğin “YZ yetenek havuzları“nı oluşturmak, ulusal stratejiler ve esnek düzenlemeler geliştirmek, bugün alınacak kararlara bağlı.
Eğer siz de YZ ile şirketinizi dönüştürmeyi düşünüyor, ulusal veya uluslararası projeler yürütüyor ya da bu alana yeni bir yatırım planlıyorsanız, raporun tamamını mutlaka incelemenizi öneririm. Bu çalışma, karşınıza çıkabilecek engelleri ve bu engelleri aşmak için somut örnekleri gayet derli toplu biçimde sunuyor. Yeni teknolojilerin hızına ayak uydurmak ve inovasyonda liderlik etmek isteyenler için şimdiden iyi bir yol haritası çiziyor.
(Medium)
Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 2025 yılı için gerçekleşen Davos Zirvesi, dünyanın dört bir yanından gelen karar vericileri, akademisyenleri, girişimcileri ve uzmanları bir araya getiriyor. Bu yıl öne çıkan konulardan biri, gelişmekte olan ülkelerin — ya da raporda sıkça geçen adıyla yükselen piyasalar’ın — yapay zekâ (YZ) alanındaki hazırlık düzeylerini ve potansiyellerini inceleyen kapsamlı bir araştırma oldu. “Ready, set, AI: AI readiness in emerging markets“başlıklı bu rapor, Economist Impacttarafından Abu Dhabi merkezli G42’nin desteğiyle hazırlandı ve altyapı, insan kaynağı, strateji ve politika alanlarında YZ’nin benimsenmesini etkileyen kritik noktaları mercek altına alıyor.
Ben de bu çalışmaya katkıda bulunan uzmanlar arasında olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.
Bu blog yazısında, raporun araştırma metodolojisinden ana bulgularına ve her bir bölümde odaklanılan konulara kadar birçok detayı sizlere aktaracağım. Aynı zamanda, “gelişmekte olan pazarlar“ veya “yükselen piyasalar“ kavramının neden bu kadar önemli olduğuna, ülkelerin ortak (ve bazen farklı) zorluklarına, yatırım fırsatlarına ve geleceğe dair öngörülere değineceğim.
Rapora Genel Bakış ve Metodoloji
Bu raporu diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri kapsamlı metodolojik yaklaşıma sahip olmasıdır. Economist Impact ekibi, 700 üst düzey yöneticiyle anket çalışmaları yürütürken aynı zamanda derinlemesine görüşmeler ve literatür taraması da gerçekleştirdi. Çalışmaya katılan şirketler; Azerbaycan, Mısır, Hindistan, Endonezya, Kazakistan, Kenya ve Türkiye gibi, ekonomileri hızla büyümeye elverişli ve yatırımcıların odağında olan ülkelerde faaliyet gösteriyor. Orta ve büyük ölçekli işletmelerin direktörleri ve kıdemli yöneticileriyle yapılan anketler, YZ’nin strateji ve uygulama boyutuna ilişkin çok değerli içgörüler sunuyor.
Derinlemesine görüşmeler, raporun kalitesini artıran bir diğer unsur olarak karşımıza çıkıyor. Economist Impact araştırmacıları, sektörde tanınan akademisyenler, teknoloji şirketlerinin kurucuları ve üst düzey yöneticiler, devlet temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarından uzmanlarla görüşerek bulgularını zenginleştirdi. Böylece rapor, salt istatistiksel verinin ötesine geçerek, gerçek hayattaki deneyimleri ve saha gözlemlerini de yansıtıyor.
Yükselen Piyasalar Nedir ve Neden Önemlidir?
“Emerging markets“, Türkçede gelişmekte olan pazarlar ya da yükselen piyasalar olarak anılıyor. Bu ülkeler, henüz “gelişmiş ülke“ statüsüne tam olarak ulaşmamış olsa da yüksek büyüme ve yatırım potansiyeline sahip ekonomilerdir. Sıkça anılan örnekler arasında Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika gibi ülkeleri barındıran BRICS grubu yer alsa da artık bu liste çok daha geniş bir yelpazeye yayılıyor. Raporun odaklandığı yedi ülke (Azerbaycan, Mısır, Hindistan, Endonezya, Kazakistan, Kenya, Türkiye) de bu potansiyeli taşıyan, hızla büyüyen işgücü ve pazar dinamiklerine sahip önemli merkezler olarak değerlendiriliyor.
Bu pazarlar, YZ uygulamalarınınönümüzdeki dönemde şekilleneceği ana sahnelerden biri olabilir. Zira büyük ölçekli veri, dijital dönüşüm projeleri ve genç nüfus gibi faktörler, YZ benimsenmesini hızlıca artırma kapasitesine sahip. Aynı zamanda düşük altyapı yatırımları, yetenek açığı veya düzenlemelerdeki belirsizlikler gibi çeşitli zorluklar da barındırıyorlar.
Raporun Beş Bölümü: Özet ve Öne Çıkan Temalar
Rapor, beş ana bölüm üzerinden ilerliyor ve her biri “yükselen piyasalar“da YZ uygulamalarını ayrı bir açıdan ele alıyor.
1. Önümüzdeki Engeller
Bu bölümde rapor, YZ altyapısının önündeki engelleri masaya yatırıyor. Özellikle altyapı eksikliği (örneğin, yüksek kapasiteli bilişim kaynakları, hızlı internet bağlantısı, veri merkezleri ve veri alanları) ve kaliteli veriye erişim konularında yaşanan sıkıntılar ön plana çıkıyor. Gelişmekte olan ülkelerde, veri toplamadan işleme ve saklamaya kadar zincirin her aşamasında eksikler olabilir. Örneğin, internet bağlantısı temel seviyede sağlansa bile yüksek hacimli veri işleme kapasitesine ulaşmak zor olabiliyor. Bu nedenle birçok firma kamu-özel sektör iş birliğine yönelerek finansal veya teknolojik destek arıyor. Rapor, Kazakistan, Endonezya gibi ülkelerdeki hükümet inisiyatiflerini örnek göstererek, bu boşlukların nasıl kapatılabileceğini tartışıyor.
2. YZ Ekiplerinin Kurulması
İkinci bölüm, insan kaynağının YZ uygulamalarındaki önemine odaklanıyor. “Kesin yetenekler“ dediğimiz yazılım, veri bilimi, makine öğrenmesi gibi yetenekler kadar eleştirel düşünme, yaratıcılık ve iletişim becerilerinin de önem kazandığına vurgu yapılıyor. Rapor, gelişmekte olan pazarların uzun süredir aşina olduğu beyin göçü olgusunun bu alanda yarattığı zorluklara da değiniyor. Kalifiye adaylar, daha yüksek maaşlar ve daha gelişmiş ekosistemler sunan ülkelere ya da şirketlere yönelebiliyor. Bu durum, istihdam piyasasında ciddi bir açık yaratıyor. Yine de raporda, Microsoft’un Endonezya’da uyguladığı “AI TEACH“ gibi programlar veya Kenya’da Google’ın “Hustle Academy“ girişimi gibi örneklerle, kamu-özel sektör ortaklıkları sayesinde bu boşlukları doldurmanın mümkün olduğu gösteriliyor.
3. Oyunu Uzun Vadeli Oynamak
Bu bölüm, strateji ve planlama boyutunu mercek altına alıyor. YZ çok hızlı gelişirken, işletmelerin esnek ve uzun vadeli düşünme becerisi kazanması gerekiyor. Rapor, şirket içi yönetim rollerini (örneğin, CTO, CIO, CDO, CAIO) netleştirmek ve regülasyon eksikliğine rağmen kurum içi politikalar belirlemenin ne kadar kritik olduğunu vurguluyor. Gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda net bir ulusal YZ politikası olmadığı için şirketler, belirsiz bir yasal zeminde kendi kurallarını oluşturuyor. Burada Avrupa Birliği’nin 2024’te yürürlüğe giren AI Act örnek gösterilerek, farklı pazarların kendi bağlamlarına uygun bir dengeyi nasıl kurabileceği tartışılıyor. Bu bölüm ayrıca, “kısıtlayıcı regülasyon mu yoksa inovasyonu teşvik eden bir çerçeve mi?“sorusuna dikkat çekiyor. Özellikle Kenya ve Hindistan gibi ülkelerdeki “sandbox“yaklaşımları, regülasyonun inovasyonu tamamen boğmadan geliştirebileceğine dair ipuçları sunuyor.
4. İlerleme Güncellemesi
Dördüncü bölüm, yatırım geri dönüşünün (ROI) YZ projelerinde nasıl ölçüldüğünü ve hangi aşamalarda zorluklar yaşandığını inceliyor. Gelişmekte olan pazarlar, uzun süreli yatırım planları yaparken bile hızlı sonuç almak isteyebiliyor. Oysa büyük teknoloji şirketleri (Alphabet, Amazon, Meta, Microsoft vb.) bile, YZ yatırımlarının geri dönüşünün yıllar alabileceğini kabul ediyor. Rapor, bu durumun gelişmekte olan ülkelerdeki şirketler için caydırıcı olmaması gerektiğini vurguluyor ve net gelir, maliyet azaltma, müşteri memnuniyeti ve risk azaltma gibi metriklerin önemine değiniyor. Bölümde ayrıca, MakeMyTrip (Hindistan) gibi müşteri deneyimini iyileştirmek için YZ uygulamalarına yatırım yapan örnek şirketlerin başarısına yer veriliyor. Bu örneklerin paylaştığı somut veriler, diğer şirketlere de yol gösterici olabilir.
5. Sırada Ne Var?
Son bölüm, geleceğe dair öngörüler ve tavsiyelere ayrılmış durumda. Burada iki temel ayağa vurgu yapılıyor: teknik kapasite (altyapı, veri, bilişim) ve kültürel/adaptif boyut (deney yapma, öğrenme, hata toleransı). Şirketlerin “YZ uygulamalarını hemen ve her yerde kullanmak“ yerine, ihtiyaçlara ve mevcut veri kaynaklarına göre özelleştirilmiş projelere odaklanmaları öneriliyor. Aynı zamanda çalışanlar için kurumsal kültürü dönüştürebilecek, merak ve araştırmayı teşvik edecek bir ortam yaratmak gerektiği vurgulanıyor.
Kamunun rolü de unutulmuyor: Devletler, düzenleyici çerçeveleri sağlamlaştırırken kamu personelinin eğitimi ve kurumsal kapasitenin artırılması gibi konulara eğilmeli. Rapor, buna örnek olarak Birleşik Krallık’ta YZ araçlarıyla “tekrarlı idari işlerin %84’ünü otomatikleştirme“potansiyelinden bahsediyor. Türkiye, Azerbaycan gibi ülkelerde de benzer dijital dönüşüm programları, kamu hizmetlerini iyileştirebilir ve kaynakları daha verimli kullanmayı sağlayabilir.
Neden Bu Raporu Okumalısınız?
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösteren şirketler, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumları için bu raporun kapsamlı bir rehber niteliği taşıdığını söylemek mümkün. Altyapı ve veri yönetiminden yetenek gelişimine, strateji ve politika oluşturma süreçlerinden yatırım geri dönüşü beklentilerine kadar birçok kritik noktaya değiniliyor. Ayrıca, raporun her bölümünde gerçek örnekler, vaka analizleri ve röportajlar yer alıyor.
Ek olarak, küresel devlerin (Microsoft, Google vb.) çeşitli ülkelerde yürüttüğü girişimler ile yerel şirketlerin(MakeMyTrip, Telkom Indonesia vb.) başarı hikâyeleri, YZ projelerinin nasıl hayata geçirilebileceğine dair yol gösterici bir rol oynuyor. Bu örnekler, kimine uzak görünen YZ teknolojilerinin aslında doğru yöntemlerle erişilebilir ve uygulanabilir olduğunu gösteriyor.
Kendi Katkım ve Teşekkür
Bu rapora ben de katkıda bulunan uzmanlar arasında yer alıyorum. Economist Impact ekibi, farklı disiplinlerden ve coğrafyalardan kişilerin görüşlerini toplayarak, hem geniş perspektif hem de derinlemesine analiz sunmayı başardı. Buradan The Economist Impactekibine ve projede emeği geçen herkese teşekkürlerimi iletiyorum. Özellikle G42’nin desteğiyle hazırlanan bu rapor, gelişmekte olan ülkelerin YZ ekosistemi hakkında kapsamlı bir harita çizmesiyle dikkate değer.
Rapor Davos’ta “AI House“ ve “The route toAI readiness in emerging markets: enabling innovation, adoption and impact“ oturumlarında sunulmuştur.
Sonuç ve Davos’tan Alınacak Dersler
Davos 2025 zirvesi, YZ’nin sadece gelişmiş ekonomiler için değil, aynı zamanda gelişmekte olan pazarlar için de kritik bir kilometre taşı olduğunu gösterdi. Rapor bize, altyapı yetersizliğiveya yetenek eksikliği gibi zorluklara rağmen, doğru stratejiler ve iş birlikleriyle YZ uygulamalarından yüksek değer elde edilebileceğini anlatıyor. Şirketlerin, kamu kurumlarının ve sivil toplumun ortak çalışması halinde, YZ’nin getireceği dönüşümden herkesin faydalanması mümkün.
Gelişmekte olan pazarlar, daha az “kalıplaşmış“ altyapıları ve genç iş gücü dinamikleriyle, YZ alanında rekabetçi bir avantaj sağlayabilir. Uzun vadeli düşünme ve deneme yanılma kültürünü kurumlarımıza yerleştirmek, geleceğin “YZ yetenek havuzları“nı oluşturmak, ulusal stratejiler ve esnek düzenlemeler geliştirmek, bugün alınacak kararlara bağlı.
Eğer siz de YZ ile şirketinizi dönüştürmeyi düşünüyor, ulusal veya uluslararası projeler yürütüyor ya da bu alana yeni bir yatırım planlıyorsanız, raporun tamamını mutlaka incelemenizi öneririm. Bu çalışma, karşınıza çıkabilecek engelleri ve bu engelleri aşmak için somut örnekleri gayet derli toplu biçimde sunuyor. Yeni teknolojilerin hızına ayak uydurmak ve inovasyonda liderlik etmek isteyenler için şimdiden iyi bir yol haritası çiziyor.
(Medium)