Kore İktisadi Düşünce Tarihi (İDT)

Doğu Asya’nın kendine has tarihsel tecrübesi, iktisadi düşünce tarihi ve metodolojisi çalışan akademisyenler için ana akım (neoklasik) teorilerin sınırlarını test eden muazzam bir laboratuvardır.
Moğolistan, Batılı ve hatta bölgesel yorumlarda genellikle gevşek biçimde "Orta Asya" başlığı altında sınıflandırılır — Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan ile birlikte. Coğrafi olarak Rusya ile Çin arasında yer alan bu karasal devlet, Soğuk Savaş sonrası dönemde, diğer Orta Asya ülkeleriyle bazen bir araya konur. Coğrafya bu kısa yolu mantıklı gösterebilir.
İktisadi düşünce tarihi, uzun süre boyunca Batı Avrupa ve Kuzey Amerika merkezli bir epistemolojik hattın tekelinde şekillenmiş; Batı dışı toplumların entelektüel üretimleri ise genellikle "gecikmiş", "çeperde kalmış" ya da "taklitçi" formlar olarak marjinalleştirilmiştir.
İktisat biliminin tarihsel gelişimi, ekseriyetle soyut kuramların doğrusal bir çizgide birbirini takip ettiği saf bir düşünce silsilesi olarak tasvir edilir. Ancak iktisadi düşüncenin ve bu düşünceyi üreten akademik paradigmaların evrimi, göründüğünden çok daha ampirik, kurumsal ve coğrafi yer değiştirmelere dayalı transatlantik bir öyküdür.
Arktik, yaptırımlar, enerji güvenliği, deniz lojistiği ve büyük güç rekabetinin kesiştiği yeni bir jeopolitik laboratuvara dönüşmektedir. Bunun en açık örneklerinden biri, Çin ile Rusya arasında gelişen Arktik LNG ilişkisidir. Batı yaptırımları, Rusya’nın Arctic LNG 2 projesini finansman, teknoloji, sigorta, deniz taşımacılığı hizmetleri ve geleneksel alıcılar açısından ciddi biçimde sınırlandırmıştır. Ancak proje küresel enerji sisteminden tamamen silinmemiştir.

Savunma İnovasyonu Yarışı Nasıl Kazanılır?

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor.

Savunma İnovasyonu Yarışı Nasıl Kazanılır?

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor.
İnsanoğlunun kentsel ve endüstriyel yaşam biçimine geçişiyle birlikte, antik çağların din dışı ritüelleri ve kolektif deşarj mekanizmaları modern formlara bürünmüştür. Bu formların en kitlesel, en dinamik ve küresel ölçekte en etkili olanı kuşkusuz futboldur.
İktisadi düşünce tarihi yazımı, coğrafi ve siyasi sınırların çizgisel takibine indirgendiğinde, ekollerin arkasındaki entelektüel geçişkenlikleri ve can alıcı dip akıntılarını gözden kaçırma riskiyle maluldür. Bu durumun en somut tezahürlerinden biri, Orta Avrupa iktisadi mirasının neredeyse tamamen "Viyana" merkezli bir anlatıya hapsedilmiş olmasıdır.
Modern sanayi stratejileri ve bölgesel kalkınma literatürünün karşı karşıya kaldığı en müzmin patolojilerden biri, küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) küresel oligopolistik piyasa yapıları ve hissedar odaklı büyük ölçekli entegre holdingler karşısında yaşadığı "ölçek sefaleti" ve buna bağlı gelişen kronik fasonlaşma sarmalıdır.
Büyük şairimiz sevgili Yahya Kemal daha 1930’lu yıllarda ileriyi görüp feverân eder gibi ikaz ederken ne kadar haklıymış. “İstanbul’un imarına Anadolu’dan önce başlamak affedilmez bir hata olur.” Öyle de oldu; İstanbul -son derece kötü bir şekilde- imar, Anadolu ihmal edildi. Sonuç acı verici…
Dijitalleşmenin ivme kazandığı günümüzde savunma ve güvenlik alanları, klasik yaklaşımlardan uzaklaşıp teknoloji / dijital odaklı yeni bir yapıya evrilmektedir. Geleneksel güvenlik paradigması, artık sadece kara, deniz, hava ve uzay unsurlarını değil; siber alanı da stratejik bir harekât ortamı olarak değerlendirmektedir.
Modern makroekonomik sistemlerin ve ulusal kalkınma modellerinin karşı karşıya kaldığı en akut yapısal hastalıklardan (patolojilerden) biri, reel sektör bünyesinde üretilen katma değerin ve artı değerin (surplus), spekülatif finansal enstrümanlar (türev piyasalar, gölge bankacılık ve rantiye mekanizmaları) tarafından emilerek üretim döngüsünden uzaklaştırılması, yani "finansal sızıntı" (leakage) olgusudur.
Modern iktisat teorisi, piyasa yapılarını ve endüstriyel organizasyon biçimlerini analiz ederken uzunca bir süre neoklasik paradigmanın mekanik ve indirgemeci kabullerinin gölgesinde kalmıştır. Bu ana akım yaklaşım, piyasada ölçek ekonomilerine (economies of scale) ve operasyonel başarıya ulaşmanın yegâne yolunun dikey entegrasyon (vertical integration) ve mülkiyetin merkezi bir sermaye odağında birleşmesi olduğunu bir öğreti olarak vazetmektedir.

Akdeniz’in Sentez Laboratuvarı Malta

İktisat tarihi ve jeopolitik literatür, coğrafi kaderin ve doğal kaynak kısıtlarının toplumlar üzerindeki belirleyici etkisini sıklıkla vurgular. Bu bağlamda Malta, ekonomi-politik bir paradoksun en somut ve uç örneklerinden birini teşkil eder.
Öteden beri görmek isterdim, fotoğraflarından, hakkında yazılıp çizilenlerden bildiğim Divriği Ulu Camii’ni. Konakları, günlük yaşamı, insanı dünyada en tabii hali ile görebileceğimiz tek mekan olduğunu düşündüğüm arastası, sakin ve huzurlu sokakları ile Divriği’yi.
Modern iktisat yazını, piyasa mekanizmalarını tarih dışı, soyut ve kendi kendini dengeleyen kusursuz otomatlar olarak kurgulama eğilimindedir. Neoklasik paradigmanın bu mekanik yaklaşımı, iktisatçıyı steril denklemler kuran pasif bir gözlemciye indirgerken; piyasanın yarattığı toplumsal, ahlaki ve insani tahribatları "dışsallık" algoritmaları altında görünmez kılmaktadır.

Alanlar

Continents ( 0 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 0 ) Etkinlik ( 0 )
Alanlar
Regions ( 0 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 0 ) Etkinlik ( 0 )
Alanlar
Identity Fields ( 0 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 0 ) Etkinlik ( 0 )
Alanlar
TASAM Türkiye ( 0 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 0 ) Etkinlik ( 0 )
Alanlar