Ülkeler arası ticari aktörlerden birisinin değişen ekonomik durumunun diğer ülkelerin de üretim ve yatırım faktörlerini doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilme kapasitesi olarak tanımlanabilecek uluslararası bağımlılık, iki ülke arasında kazan-kazan ilkesine dayalı bir ilişki modelidir. Bu modelde önemli iki unsur pazarlık gücü ve maliyettir.

Temassız, Temasız ve Telaşsız

Günler günleri kovalıyor. Her şeye alıştığımız gibi günlük tecrit temposuna da alıştık. Üzerimize çöreklenen bu kâbus bulutunun dağılmasını bekliyor, umudu kaybetmiyoruz. Belli ki bir seyir tamamlanacak. Alınabilecek en etkin korunma önlemlerini ve tedavi yöntemlerini öğrenmeye çalışıyoruz. Dünyada olup bitenleri izlemek de iyi geliyor insana.
Dünya, yakın tarihinin en ağır imtihanını COVİD-19 ile yaşarken bir yandan da varlığını siyasi, ekonomik ve sosyolojik manada devam ettirmeye çalışıyor. Elbette garip geliyor bu ölüm kalım mücadelesi sırasında gerçekleşen diplomatik - politik süreçleri takip etmek ama bu da yüzleşilmesi gereken başka bir gerçeklik elbette. Bir anlamda her şeye rağmen modern dünyanın gereklerinin belirli ölçülerde gerçekleşip devam ettiğini bilmek de canlı tutuyor zihinleri.

Yeşil Nükleer Enerji: Toryum

Enerji üretimi ve tüketimi ülkelerin gelişmişlik düzeyinin en önemli göstergeleri arasında yer almaktadır. Özellikle elektrik tüketimi refah düzeyi ile doğrudan orantılıdır. Bu bakımdan enerji kaynakları çeşitliliği ve optimizasyonu çok önemlidir. Günümüzde enerji üretiminin aslan payını fosil kaynaklar almaktadır; ama küresel ısınmayı azaltmak açısından fosil kaynakların oranı hızla düşürülmelidir.
Dünya nüfusundaki artışa paralel olarak kıt kaynakların kullanımına yönelik talebin büyümesi, toplumları her geçen gün daha yeni kaynaklar aramaya yöneltmektedir. Dünya üzerindeki karasal alanların neredeyse tamamının paylaşıldığı günümüzde, ülkelerin dikkatleri özellikle deniz alanlarına ve deniz kaynaklı enerjilere çevrilmiş durumdadır.
Bir tek hücreli tüm dünya ve ülke gündemini bir anda değiştirdi. Bu ilk dünyanın ilk karşılaştığı pandemik değil. Ne yaparsak yapalım sonuncusu da olmayacak. Amaç çağdaş bilim, teknoloji ve iletişimin yardımı ile Corona’nın en başta beşeri telefatı ve yapacağı ekonomik hasarı asgariye indirmek. Bunun için ilk akla gelen önlem karantina oldu. Dünyada şu anda milyarlarca insan kendi kabuğuna çekilmiş durumda. Türkiye’ de de öyle.
Trans Pasifik Ortaklığı (TPP), bir yandan ABD önderliğinde ekonomik ve siyasi olarak birbirine yakın ülkeleri ticaret ve yatırımlar çerçevesinde biraraya getirirken bir yandan da 1973’den beri uygulanmakta olan Washington Uzlaşısı olarak bilinen küresel iktisadi politikaları yeni bir düzleme taşıyarak kurtarmayı amaçlamaktadır.
Doğu Akdeniz, jeopolitik ve jeostratejik açıdan tarih sahnesinde önemi her daim artan bir deniz havzasıdır. Bu coğrafya, büyük medeniyetlerin izlerini taşıyan fay hatlarının enerji biriktirdiği, gerilimi tırmandırdığı ve dünya savaşlarına varan trajik olayların cereyan ettiği bir bölgedir.
Kamu diplomasisi, bir ülkenin kendi kültürel, ideolojik, sosyolojik varlıklarını başka ülke vatandaşlarını etkilemek için çeşitli araçlar yardımıyla kullanmaları olarak ifade edilebilir. Diğer ülkelerin ve küresel gelişmelerin karşısında güçsüz kalmamak için görsel işitsel medya içerikleri ve yaratıcı diğer medya içerikleri kullanılabilmektedir. Kamu diplomasisinde ülkeler mesajlarını ve ideallerini medya aracılığıyla aktarabilmektedir.
Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Türkiye için dijital araçların aktif şekilde kullanımı Türkiye’nin kendisini dünyaya anlatması noktasında kritik öneme sahiptir. Türkiye, imajını restore etmek üzere küresel algıları değiştirmeyi hedeflemelidir. Bu bağlamda, en kolay ve en hızlı sonuç alınabilecek yöntem dijital diplomasisinin işlevsel hale getirilmesidir.
Küreselleşmenin sonuna mı geldik? Hayır, ama sağlık ile hastalık arasındaki ince ip üzerinde yürüyen insanlar bir süre “temassız” dayanışmanın boyutlarını kavrarlarsa, dünya bir başka sınır aşan afeti de atlatacak. Virüsün yarattığı hastalık ve daha da önemlisi ölüm korkusu birçok ülkede yaşamı durdurdu.
Bu çalışmada kamu diplomasisi perspektifiyle en etkili yumuşak güç unsurları arasında sayılan sporun tratejik değeri irdelenmiştir. Çalışmanın sorunsalı, bir yumuşak güç unsuru olarak sporun, Türkiye’nin ülke markası inşasında nasıl bir yere sahip olduğudur? Sporun ülke markası inşasında nasıl bir rolü olduğu dünyadan önemli örneklerle birlikte Türkiye özelinde tartışılmıştır.
Suriye sorununun kilitlendiği nokta İdlib’dir. Bu kilit kırıldığı anda Suriye, İran, Rusya ve Türkiye nefes alacak, bu savaştan beslenen İsrail ve Batı rahatsız olacaktır. Sorunun halli aslında Batı ve İsrail için de iki kazancı beraberinde getirecektir: Birincisi Türkiye’nin kuracağı güvenlik bölgeleri ile göçün önlenmesidir. İkincisi ABD’nin PKK/PYD arazisine kesin olarak yerleşmesidir.
Nil, 6.650 kilometre uzunluğuyla dünyanın en uzun nehridir ve Afrika kıtasının yaklaşık %10'unu kaplamaktadır. Nehir üç kaynaktan beslenmektedir: Mavi Nil (Blue Nil veya Arapça Al-Bahr Al-Azraq), Atbara (Arapça Nahr ʿAtbarah) ve Beyaz Nil (White Nile, Arapça Al-Bahr Al-Abyad). Mavi Nil’in ana kaynağı Tana Gölü’nün olduğu Etiyopya Platosudur.
17. yüzyıldan itibaren başta Fransa, Almanya ve İngiltere olmak üzere Batı dünyasının başat ve emperyal güçleri Avrupa’nın göbeğinden başlayarak doğuya uzanan bir hat üzerinden kendilerine menfaat planlaması yapmışlardır. Berlin’den başlayarak Belgrad-Bosfor (yani Türkiye), Bağdat-Bombay hattı olarak 5/B olarak nitelendirilen söz konusu stratejik hat neredeyse bütün dünyanın kaynayan kazanı Balkanlar, Türkiye, Akdeniz ve Ortadoğu’yu içine alarak Uzakdoğu’ya uzanmaktadır.
Bir ülkede bulunan nüfus yapısı göz önünde bulundurulmadan hayata geçirilen politikalar ülkenin geleceğini, istikrarını ve güvenliğini etkileyen faktörler arasında yer almaktadır. Kazakistan 100’ün üzerinde etnik grubun bir arada yaşadığı ülkeyi temsil etmektedir.

Gama Strateji: İki Hamle, Üç Taktik

Uzun zaman önce, bir süreliğine Balkanlarda ikamet etmiştim. O sıralarda eskiden komünizmin hıncına uğramış bir aristokrat doktorla tanışmıştım. Satranç oyununda iyi olduğumu düşünür çoğu rakiplerimi kısa hamleler ile yenerdim. O yaşlı beyle tanışana kadar böyleydi. Tesadüf mü bilmiyorum ama o da satranç oyununu seviyordu. Kısacası, doktor beyle satranç oynamaya başlamıştık.
Doğu toplumlarının etnik aidiyetleri ve bu aidiyetlerin dışlama, önyargı ve çatışma üzerindeki etkisi konusunda Batılı antropologlar tarafından birçok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalarda bölgede etnik aidiyetlerin ötekileştirmeye, önyargıya ve çatışmaya dönüşmediğine dair birçok bulgu ortaya çıkarılmıştır.
Soğuk Savaş dönemi sonrası değişen küresel ve bölgesel konjonktür, buna bağlı olarak 2011 yılında başlayan Suriye iç savaş ile son dönemde keşfedilen hidrokarbon kaynakları Doğu Akdeniz bölgesinin önemini artırmıştır. Bölgede yaşanmakta olan gelişmeler Akdeniz havzasındaki enerji tablosunu olduğu gibi bölgesel dinamikleri de önemli ölçüde değiştirecek niteliktedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2526 ) Etkinlik ( 171 )
Alanlar
Afrika 64 602
Asya 75 976
Avrupa 13 607
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 277
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1317 ) Etkinlik ( 43 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 17 578
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 172
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1277 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1880 ) Etkinlik ( 76 )
Alanlar
Türkiye 76 1880

Son Eklenenler