Gama Strateji: İki Hamle, Üç Taktik

Makale

Uzun zaman önce, bir süreliğine Balkanlarda ikamet etmiştim. O sıralarda eskiden komünizmin hıncına uğramış bir aristokrat doktorla tanışmıştım. Satranç oyununda iyi olduğumu düşünür çoğu rakiplerimi kısa hamleler ile yenerdim. O yaşlı beyle tanışana kadar böyleydi. Tesadüf mü bilmiyorum ama o da satranç oyununu seviyordu. Kısacası, doktor beyle satranç oynamaya başlamıştık. ...

Uzun zaman önce, bir süreliğine Balkanlarda ikamet etmiştim. O sıralarda eskiden komünizmin hıncına uğramış bir aristokrat doktorla tanışmıştım. Satranç oyununda iyi olduğumu düşünür çoğu rakiplerimi kısa hamleler ile yenerdim. O yaşlı beyle tanışana kadar böyleydi. Tesadüf mü bilmiyorum ama o da satranç oyununu seviyordu. Kısacası, doktor beyle satranç oynamaya başlamıştık. Defalarca oynamamıza rağmen onu yenemiyordum. Özgüvenim iyice zedelenmişti içten içe. Bir gün Doktor Bey’e sormuştum bu hamlelerinin sırrını. Bana şöyle cevap vermişti: aramızdaki fark piyonlara olan bakışımızdır! Doktor oyuna bir savaş, piyonlara da canlı gözüyle bakıyorken, ben onları birer taş parçası olarak görerek oynuyordum. Doktor’un dediklerini düşünmüştüm, artık piyonlara farklı bakmaya başlamıştım ve bunun sonucunda artık beraberliğe kalıyorduk. Böylece olaylara farklı bakmamız gerektiğini, karşımıza çıkan zorluklar karşısında başarıya ancak konunun ciddiyetini kavrayarak ve farklı stratejiler geliştirince ulaşabileceğimizi öğrenmiştim. O günden itibaren, karşıma çıkan zorlukların üstesinden gelmeyi farklı bakış açıları geliştirerek denemeye başlamıştım. Çoğu zaman da bu yolla başarıyordum.

Bu anekdotu, dünyada haksızlık altında yaşayan soydaşlarım için ders olması dileğiyle aktardım. Bu kısa çalışmada, geniş kapsamlı bir strateji planı yazmak ne kadar doğru bilmiyorum, ama sihirli bir reçete olmayacağı kesin. Yüksek strateji belirleme çalışmasının ancak ciddi bir ekip tarafından hazırlanması gerektiğini vurgulamak isterim. Aynı zamanda, böyle bir bilginin makale şeklinde yayımlanmasının da doğru olmayacağı kanaatindeyim. Ancak, bir Türk olarak vazifem, halkın kanaat önderleri ile bu platform sayesinde birtakım ipuçlarını paylaşmak ve ihtiyaç duyulduğunda farklı bir bakış açısı kazandıran bir çalışma sunmaktır. Dolasıyla bu yazı toplumun tüm katmanlarından ziyade, uzmanlara yönelik ipuçları taşımaktadır. Zira strateji, tarih ve coğrafyaya uygun şekilde hazırlanıp, bunu sosyal yaşantıya uygun biçimde uygulama sanatıdır.

Daha önceki makalemde Irak Türklerinin milli stratejisi hazırlanırken dikkat edilmesi gerekli bazı önemli hususları belirtmiştim. Bu yazıda ise, stratejinin tanımı ve teknik anlatımından ziyade uzmanlar için bazı ipuçları yer alacaktır. Amacım, entelektüel birikime katkıda bulunmaktan başka bir şey değildir. Genel manada stratejik düşünce, içe doğru, rakibe doğru ya da bütünsel bağlamda belirlenmektedir. Diğer soydaşlarımdan farklı olarak, stratejinin rakibe ya da içeriye doğrudan çok, bütünsel yaklaşılarak ve belirli bir zaman çizelgesi içerisinde yapılması gerektiği konusunda kanaat sahibiyim. Tarihsel bağlamda, anavatana bağlanmak olan bütünsel stratejimiz, 1959 katliamı, 2003 yılı sonrasında yaşanan hayal kırıklıkları ve konjonktür gereği Irak bütünlüğünü savunma taktiğine dönmüştü. Bunun nedenini anlamak pek zor olmasa gerektir. Böylece, Irak Türklerinin siyasi arenada meşru biçimde siyaset icra etme fırsatı bulmaları hedeflenmiştir. Fakat, taktiğin “doğası gereği sınırlı olması ve çoğu zaman siyasi ve askeri liderlerin uzun vadeli stratejilerden uzaklaşması kısa vadeli başarıların önemsenmesine neden olmuştur[1]. Bu durum, geniş kitlelerin yüksek stratejik hedeften uzaklaşıp, taktiğe sarılmalarına neden olmuştur.

Yüksek stratejinin gerçekleşmesi, liderlerin ve halkın benimsemesi ve aynı istikamette hareket etmelerine bağlıdır. Bunu yaparken bazı önemli hamlelerin yapılması gerekir. Bunların ilki ve en önemlisi, tarihe uygun biçimde hareket etmek ve yüksek stratejinin herkesçe bilinmesidir. Bu bağlamda, yüksek stratejinin kapılar arkasında fısıldanması değil, geniş kitlelerce bilinmesi ve algılanması gerekir. Buna, hazırlık dönemi de denir. Irak Türklerinin tekrar uyanışı ve yüksek stratejisi için toplum önderleriyle birlikte bir mutabakata varılması gerekir.

Toplum önderleriyle mutabakat, toplumun diğer unsurlarının da yapıya eklemlenmelerini kolaylaştıracaktır. İkinci yapılması gereken ise iç ve dış enformatik ağlar oluşturmaktır. Çünkü bilgi olmadan, atılan her adım tehlikeli olacaktır. Askeri yapı gibi, toplumu tehlikeye atacak ve yok edecek yapılardan uzak durulmalıdır. Daha önceki yazımda belirtiğim gibi, bu tarz yapılar toplumda huzursuzluk ve rakiplerin eline koz verecektir. Mümkün oldukça, meşru yapı ve bilgiye dayalı yapılar kurulmalıdır. Bu tarz söylemler (paramiliter güç oluşturma) bir tuzak niteliğindedir. Bu tuzaklardan örnek olarak, The Guardian gazetesinde DAEŞ ile Irak Türkmen Cephesi (ITC)’nin bağlantısı olduğu iddiaları verilebilir. Bu tarz asılsız iddiaların amacı, bölgede terörle mücadele bahanesiyle, Büyük Kürdistan’ı kurmak için Kürt güçlerinin gelmesine zemin hazırlayarak ITC’yi gayri meşru bir yapı olarak göstermektir. Büyük resme bakıldığında, ABD’nin Irak Kürtleriyle Suriye’deki terör örgütlerini birleştirme projesi görülecektir. Bu Irak Türklerinin milli güvenliğini tehdit eden bir projedir.

Hazırlamamız gereken üçüncü unsur ise hakkımız olan doğal kaynaklardan bize düşen paydır. Irak Türklerinin yaşadıkları bölgeler, zengin yeraltı kaynaklarına sahiptir ve bu kaynaklardan pay alma hakları olmalıdır. Bu hakkın alınması için uğraş verecek kurumlar ve sivil toplum kuruluşları acilen kurulmalıdır. Böyle bir adımla bölgemizin kalkınmasını sağlamış oluruz. Bu noktaları tamamladıktan stratejik adımlarımızı şu ilkelere göre belirlememiz gerekir:
  • Yukarıda bahsedilen hazırlık evresini gerçekleştirme. Örneğin, kendi içimizi düzenlemek.
  • Türk bölgelerinin (Türkmeneli Bölgesi) tamamını muhafaza ederek, rakip sayısını asgariye indirme (Eleme evresi). Örneğin, tehdit unsuru taşıyan gruplardan birini seçmek.
  • Mevcut yapının hayalini üretme. Hâlihazırda mevcut yapıların aynı amaca (Yüksek Stratejiye) hizmet eden bir yapıya dönüştürülmesi. Bu yapının özelliği, gerçekliği açık biçimde ifşa etmesi ve dillendirilmeyen hususları deklare etmesi gibi. Böylece, halka yüksek stratejinin ne olduğunu anlatmak ve rakip güçleri şu anki mevcut Irak Türk yapılarının meşru olduğunu kabul etmek zorunda bırakmaktır. Adeta bir karşıt yaratma hamlesidir. (Kabullendirme Evresi). Örneğin, ilhak ya da bağımsızlığı deklare eden bir parti kurmak.
  • Seçilen unsur ile Türkiye garantörlüğünde tek rakip ile bütünleşerek, ikinci unsur hâline gelme. Bu evrede, diplomasiyi kullanarak siyasi, iktisadi ve kültürel haklarımızı maksimum şekilde elde etme. Bu evre, istisnai statü elde ettiğimiz ölçüde, diğer partilere oy veren ve faaliyet gösteren Türk unsurlarını (kayıp oylar) yapımıza kazandırma evresidir diyebilirim.
  • Tekil durumda olan, rakibin yapısını içeriden inceleyerek haklarımızı genişletme, rakibin alt unsurlarıyla geçici birliktelikler kurma ve kısmî egemenlik elde etmeye çalışma (Rakip unsura egemen olmak) evresi.
  • Türk bölgelerinde, ana dil olarak Türkçeyi yaygın hâline getirme.

Bu evreler ile yüksek stratejik olan nihai hedefimize daha yakın hâle geliriz.

Yüksek stratejimizin gerçekleşmesi, Türk bölgelerinin kalkınması ve Türk insanının nitelikli hâle gelmesiyle mümkündür. Yüksek stratejinin gerçekleşmesi uzun zaman gerektirir. Ancak, beş ya da on yıl gibi kısa bir sürede dahi Türk insanın yaşam standardının düzeltilebileceği aşikârdır. Daha önceden de ifade ettiğim gibi, kaleme aldığım bu çalışma, entelektüel camiaya katkıda bulunma amacıyla hazırlanmıştır.

[1] Erol Mütercimler, Stratejik Düşünme, Alfa yayınları, 8.Baskı, Aralık 2018, ss.-71-78

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2689 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 633
Asya 98 1064
Avrupa 22 638
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1370 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 291
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1293 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 512
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2036 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2036

Jeopolitik, siyasi coğrafyadan doğan bir bilim dalıdır. Bu bilim, siyasi coğrafyanın devletlere sağladığı avantaj ve dezavantajları inceler. Jeopolitik kavramı üzerinde uzlaşılmış kısa bir tanım yoktur. Jeopolitik, devletlerin coğrafi özellikleriyle siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim ...;

Arktik Okyanusu son dönemlerde uluslararası siyasetin öne çıkan bölgelerinden birisi hâline gelmiştir. Dev buz kütlelerinin küresel ısınmayla birlikte büyük bir ekolojik değişim dönemine girmesi hem Kuzey Kutup Dairesi’ne hem de kıyıdaş ülkelere yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda bu fırsatları ko...;

Tarihte ilk millî marşlar Tanrı'ya adanmış ilahilerdir (örneğin, Hint şiirindeki Veddler). Daha sonra kurtuluş mücadelelerinde halka ilham vermek ve ulusal bilinci uyandırmak gibi amaçlar doğrultusunda millî marşlar ortaya çıkmıştır. Millî marşlar içeriğine ve müzikalitesine bağlı olarak didaktik ve...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı ;

BRAINS2 TÜRKİYE; ‘Biyoteknoloji’, ‘Robotik’, ‘Yapay Zekâ’, ‘Nanoteknoloji’, ‘Uzay’ ve ‘Stratejik Hizmetler’ alanlarında pazar, ekosistem ve kapasite geliştiren, Türkiye merkezli çok programlı bir marka/inisiyatiftir. Küresel ekonomide yeni iş modeli ve çok boyutlu güç dağılımını dönüştüren bu temel ...;

Yapay zekânın muharebenin gelişiminde kullanılması süreci hızla ilerliyor. Ukrayna, Azerbaycan, Suriye ve Etiyopya'da son dönemde yaşanan çatışmaların da işaret ettiği gibi otonom ve yarı otonom insansız hava araçlarının konvansiyonel hedefleri vurmak üzere giderek maliyetleri azalıyor ve kolay (edi...;

Osmanlı devrinde Sudan ve Türkiye arasındaki ilişkiler , Osmanlı Padişahı I. Selim'in (1467-1520) Mısır'ı Osmanlı Devleti'nin mülküne ilhak ettiği 16. yüzyılın ilk çeyreğine kadar uzanmaktadır. 1517'de Kahire'nin fethinden sonra Mısır'ın güney sınırlarını güvence altına almak, kaçan Memlûkleri orta...;

Haziran ayı sonunda Almanya’da toplanan G-7 zirvesinin gündemini ve sonuç bildirgesini ancak değerlendirmek fırsatı buldum. Aslında düzenli yapılan G7 zirvelerinde konu başlıkları neredeyse önceki zirvelerle hemen hemen aynı. Tabii konu sıralaması ve tematik vurgu her defasında değişiyor. ;

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2023 - 14 Haz 2023
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.