Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Finlandiya Türkleri Örneği

Makale

Tarih kendisinden faydalanmayı, onu doğru okumayı bilenler için köklerden gelen bir bilinç kaynağı olarak tefekkür ve hareket noktasında okuyucularına çeşitli imkânlar sunar. Türklerin tarihi yerküre üzerinde doğu batı, kuzey-güney yönlerinde çok geniş bir alana yayılmış olduğundan dünya üzerinde pek çok yerde Türk varlığını görmek mümkündür....

Tarih kendisinden faydalanmayı, onu doğru okumayı bilenler için köklerden gelen bir bilinç kaynağı olarak tefekkür ve hareket noktasında okuyucularına çeşitli imkânlar sunar. Türklerin tarihi yerküre üzerinde doğu batı, kuzey-güney yönlerinde çok geniş bir alana yayılmış olduğundan dünya üzerinde pek çok yerde Türk varlığını görmek mümkündür. Lakin bunlarla bir bütünlük içinde köken birliği duygusunu geliştirmek ve nihayet güncel olarak mevcut şartlarda birliğin korunmasına dair Türkiye merkezli ve Türkistanlılık bağlamında hali hazırdan geleceğe bir bakış için geçmiş tecrübeler yol açıcı olabilir. Bugün Doğu Türkistan gibi son derece muhataralı bölgelerde yaşayan Türklerin varlığının koruması, kültürel bütünlüğünü kaybetmemesi, sosyal hayatın içinde, ekonomik güçle ve yüksek eğitim imkanları ile kendini gerçekleştirmesi gibi temel hususlar gerçekleştirilmeden ve hiçbir gerçekçi dayanağı olmadan 70lerde siyasî sınırlarını tanıdığımız bir ülke sınırlarındaki Türk toplumuna Göktürk çağından seslenircesine siyasî popülizm ile yaklaşmak Irak Türkleri örneğinde de olduğu üzere büyük bir kıyım ve kırıma davetiye çıkarmak olmaz mı? Doğu Türkistan elbette kadim bir Türk yurdudur. Türklerin ata topraklarıdır. Modern zamanlar hay huyu içinde ve oradaki siyasî varlığı söz konusu olan yapıların desteksiz kalması ile mevcut durumun oluştuğu da ortadadır. Lakin bunlardan önemlisi oradaki Uygur ve diğer Türklerin varlığını Türk olarak sürdürebilmesi meselesi şu an öncelikli değil midir? Hayat hakkı ve saygınlığı tanınmayan insanlara uzaktan özgürlük şarkıları söylemek yerine şu an şimdiden geleceğe makul adımlar ile yürümek daha gerçekçi olmaz mı? İşte burası ve benzer pek çok Türk yurdunda esasen yapılması gerekene dair Cumhuriyetin ilk devirlerine ait Türkistanlılığın batı ucunda yer alan Finlandiya Türklerine dair tarih bilgisi ve tecrübe yol açıcı olabilir. Osmanlı Devleti sonrası 1923te kurulan devletin vatan harici Türklerle pek ilgilenmediği ve içine kapandığına dair yaygın bir kanı dile getirilmektedir. Bu iddiaya göre devlet diğer Müslüman Türk toplumlarla ilgilenmemiş ve görmemiş gibi bir durum söz konusudur. İşte bu ezber, vakayla örtüşmekte midir bunu anlamak için tarihe baktığımızda Finlandiya gibi görece uzak ve bağlarımızın sınırlı olduğu bir ülkedeki Müslüman Türkler (Tatar) ile alâkalı rast geldiğimiz bir makalede bazı bilgileri akademik okumaların ötesinde Türk Devletinin soydaşları ile alâkasını tespit bakımından paylaşmayı uygun bulduk.

Finlandiyadaki Türk varlığı İdil boylarında var olan Türklükle alâkalıdır. Türkistan’ın bu kuzey ucunda yaşanan binlerce yıllık tarihin hatıralarından birisi Finlandiyada bir Türk topluluğu olarak kendisini göstermiştir. Finlandiyadaki Tatar, Türk, Kazan veya Mişer kavramları birbirlerinin yerine kullanılmış ve zamanla tümünü kapsayan bir terim olmuştur. Tarihsel sürece bakıldığında Finlandiyadaki Türk/Tatar toplumunun kökeni 1860larda Rusyanın İdil-Ural bölgesinden gelen gezici satıcılara dayanmaktadır. Bunlardan çoğu Nijni Novgorod vilayetinin Sergaç ilçesindeki küçük Mişer Tatar köylerinden gelmiştir. Mişerler, Tatar Türklerinin bir alt grubunu oluşturmakta ve bugün İdil-Ural Tatarları içinde Kazan Tatarları’ndan sonra ikinci büyük grubu oluşturmaktadır. 1925 yılında Suomen Muhamettilainen Seurakunta“ (Finlandiya Muhammed Cemaati) Helsinkide kurulmuş olup Sadri Maksudi (Arsal) Bey bu oluşumun tüzüğünü hazırlamıştır. 1948 yılında Helsinkide Türk Halk Mektebi“ açılmış ve bu mektebi bitiren çocuklar, Fin okullarında da öğrenimlerine devam edebilmiştir. Finlandiya Türkleri kendilerini Türk veya Tatar olarak ifade etmektedirler. Tatarlar ülkenin çeşitli bölgelerine dağılmıştır; bunların büyük bir kısmı başkent Helsinkide diğer kısmı ise Tampere, Järvenpää, Turku ve Kotka gibi şehirlerde yaşamaktadır.“ (Evren Küçük, Türkiyenin Diaspora Politikası Çerçevesinde Finlandiya Türk Halk Mektebi (1948-1969) https://ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2024/06/198-EvrenKucuk.pdf, s. 661, 664) Burada Türklerin varlığı bu şekilde ortaya çıkar. Yeni bir ülkede ve siyasî ve diplomatik önceliklerin söz konusu olduğu bir toprakta varlığını sürdürme bakımından Finlandiya Türkleri mevcut siyasî yapı, uluslararası hukuk ve ülke şartlarına uygun olarak varlığını sürdürme noktasında adımlar atmışlardır.

Türklerin Finlerle alâkaları Hazarlar ve Bulgarlar gibi Türk devletleri ile olmak üzere eski zamanlara giderse de modern zamanlarda Finlandiya ile Osmanlı’nın sonlarında başlayan alâkalar Cumhuriyetin kurulmasından sonra devam etmiştir. İşte bu meyanda biz Mustafa Kemal döneminden başlayarak bu alâkaları tespit etmeye başlıyoruz ki Finlandiya Türkleri ile irtibatlar da bu zamanlarda başlıyor: Finlandiyan Tampere şehrinde bulunan tüccar Z.I. Ahsen Börenin Türk Halk Mektebinin açılması için büyük gayretleri olmuştur. Ahsen Böre, Türk Halk Mektebi başkanı olarak T.C. Maarif Vekâletine bir mektup yazarak, Finlandiya imamı ve Musa Carullah gibilerinin Finlandiyadaki zengin Türkler üzerinde nüfuzlarının olduğunu ve yeni harflerle mektep açmalarına izin verilmediğini“ ifade etmiş ve bunun için Ankaradan gönüllü bir öğretmenin gönderilmesini istemiştir. 3 Mayıs 1933 tarihinde Tampereden gelen bu mektuba 23 Mayıs 1933 tarihinde İcra Vekilleri Heyetinin almış olduğu karar ve Reisi Cumhur Gazi M. Kemal imzasıyla yabancı memleketlerdeki ırkdaşlarımızın talim ve terbiyesi için açılmış olan irfan müesseselerine yardım edilmesi çok ehemmiyetli ve zaruri bir mesele olduğundan bir muallimin mezun addedilerek gönderilmesi kararlaştırılmıştır.“ şeklinde cevap yazılmıştır. Türkiye bu dönemde iç ve dış sorunlarla uğraşmasına rağmen yurt dışındaki Türklerin yardım isteğine sessiz kalmamış ve gereken yardım daha sonraki yıllarda da devam ettirmiştir.“ (Evren Küçük, Finlandiyada Türk‐Tatar Toplumu, Tarihin Peşinde ‐Uluslararası Tarih Ve Sosyal Araştırmalar Dergisi‐, Yıl: 2012, Sayı: 8, s. 119) Yabancı memleketlerdeki ırkdaşlarımızın eğitimi ile alâkayı önemli gören kurucu akıl bu talebe ehemmiyet vererek yardım konusundan geri durmamıştır. Bu tür taleplerin ve bunlara olumlu cevapların ilerleyen yıllarda da sürdüğü görülmektedir: Finlandiyada bulunan Tatar Türkleri zaman zaman Türkiyeden imam ve öğretmen talebinde bulunmuşlardır. Örneğin Ankara Cebeci Ortaokulu Din Dersleri Öğretmeni Ravza Serdengeçtinin Finlandiyada bulunan Finlandiya İslâm Cemaati nezdinde iki yıl süreyle görev almasına izin verilmesi ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın isteği ile Bakanlar Kurulu kararıyla Temmuz 1965 tarihinde kararlaştırılmıştır. Daha sonra bu karar Ağustos 1967 tarihinde Ravza Serdengeçtinin görevi bir yıl daha uzatılmıştır. Buna benzer çeşitli görevlendirmeler daha sonra da devam etmiştir, s. 126“

Devlet süreçte Finlandiya Türkleri ile alâkalı gelişmeleri izlemeye devam etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Hariciyesi de Finlandiya Türkleri Birliğini yakından takip etmiş, 1935 yılında T.C. Stockholm Elçiliği vasıtasıyla Birlik hakkında araştırma yapılıp bir raporla Hariciye Vekâletine bildirilmiştir. Raporda Finlandiya Türklerinin anayurdu, oraya ne zaman geldikleri, Birliğin amacının ne olduğu ve Latin harfleri meselesi gibi konulara değinilmiştir. Raporda: Finlandiya Türkleri memleketimizden çok uzakta yaşamakta olmalarına rağmen tarihlerinin en mutlu bir çağını yaşadıklarını ve Büyük Önder Atatürk’ün gösterdiği yolda yürüyerek bütün Türk âlemiyle birlikte parlak bir geleceğe kavuşacaklarına inanıyorlar.“ ifadeleri oldukça önemlidir. Finlandiyanın bağımsızlığıyla Ufa merkeziyle ilişkiler kesilince artık Finlandiya Türklerinin Yeni Kâbe“ olarak Ankarayı kabul ettiklerini görmekteyiz. Örneğin 1938 yılında Finlandiya Türkleri Birliği adına Başkan İbrahim Arifulla imzasıyla T.C. Stockholm Elçiliğine bir mektup yazılarak; Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle düzenlenen gecede, M. Kemal Atatürk’ün tercüme‐i hâli, Türk devletinin mücadele ve kuruluş tarihi, Türkiyede başarılan inkılâbın eşsizliğinin Finlandiyada anlatıldığı bildirilmiştir. Arifulla Bey, Türkiyeʹnin millî günlerinden biri olan Cumhuriyet Bayramı’nı en iyi dilekleriyle kutlamış ve dönemin yöneticilerine saygılarını bildirmiştir. (s.118) Büyük Önder Atatürk’ün gösterdiği yolda yürüyerek bütün Türk âlemiyle birlikte parlak bir geleceğe kavuşacaklarına inanıyorlar“, ifadesinin altının çizilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye Cumhuriyet bugün olduğu gibi dün de dünya Türkleri ile alâkasını bu zeminde yürütmüş; tüm siyasî zorluklara rağmen eldeki imkânlar nispetinde bu alâkaların geliştirilmesine çalışılmıştır. Vaktiyle Pantürkist Turancı denilen insanlara yapılan haksızlık, Türk dünyası ile alâkalı Türkistana dair mefkureler besleyenleri zamanın ruhu icabı ötekileştirenlerin kurucu zihniyete ve tarihin akışına karşı nasıl terse kürek çektikleri de herhalde buradan görülecektir.

Finlandiya Türklerinin kendileri ile millî ve kültürel bağ ve birlik içinde gördükleri Türkiyeden muhtelif yardım talepleri arasında Ülkü Mecmuası talebi de vardır: Tampere Cemaati İslamiyesinden önce kurulan Tampereen Turkkilainen Yhdistys“ (Tampere Türkleri Birliği) önemli faaliyetler gerçekleştirmiştir. Nitekim kurulduktan sonra Türkiye ile hemen ilişkiye geçmişlerdir. Türkiyede Ülkü Mecmuası idaresine 29 Eylül 1937 yılında yazılan mektupta Tampere Türkleri Birliğinin kurulduğunun ve amacının; Tamperede yaşayan Türkleri bir araya toplayarak, elbirliğiyle mecburi tahsil yaşında olan çocuklara millî ve dinî terbiye vermek, millî edebî gecelerde konferanslar vermek, üyelerini Türk medeniyeti, tarihi ve Türk illerinin şimdiki siyasî, medenî ve iktisadî durumlarıyla tanıştırarak aralarında millî birlik ve sosyal bir ahenk vücuda getirmeye çalışmaktır.“ şeklinde belirtilmiştir. Ayrıca Ülkü Mecmuası idaresinden kurumun maddî ve manevî zayıflığından, millî matbuatın olmaması nedeniyle Ülkü Mecmuası’nın kendilerine gönderilmesini istemişlerdir. Tampere Türkleri Birliğinin yayın isteği Stockholm Elçiliği tarafından Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterliğine iletilmiştir. CHP Genel Sekreterliği de bu durumu T.C. Stockholm Elçiliğine bildirmiş ve Tampere Türkleri hakkında bilgi istemiştir. Elçilik, Tampere Türkleri Birliği hakkında CHP Genel Sekreterliğine göndermiş olduğu raporda Birliğin üyelerinin Türkiye vatandaşı olmadığını ancak Müslüman olduklarını ve diğer Finlandiya Türkleri gibi Türkiyeye karşı yakınlık ve alâka gösterdiklerini bildirmiştir. Ayrıca Ülkü Mecmuası’nın mevzubahis kuruma gönderilmesinde bir mahzur bulunmadığı yazılmıştır. Stockholm Elçiliğinden gelen bu yazı üzerine Tampere Türklerine Ülkü Mecmuası gönderilmiştir.“ (s. 123-124)

Finlandiya ve buradaki Türkler ile alâkalar zaman içinde devam etmiştir. Demokrat Parti döneminde de bu alâkanın sürdüğünü görmekteyiz: Finlandiyada yaşayan Tatar Türkleri, 1928 yılında kendi aralarında topladıkları paralarla Helsinkide İslâm Cemaati adına bir kat satın alarak, bunun büyük bir salonunu mescit haline getirmiş, diğer odaları da cemiyetin değişik faaliyetlerine ve cemaatin istifadesine açmıştır. Ancak bu daire, ihtiyaçları karşılayamadığı için 1941 yılında bir taş bina, 1948de de ahşap bir bina yıktırılarak, yerine bugünkü cemiyetin hizmet binası olarak kullandığı beş katlı bina yaptırılmıştır. Bu bina yaptırılırken sadece Finlandiyada bulunan Müslümanlardan yardım istenilmemiştir, aynı zamanda bütün İslâm memleketlerinin devlet başkanlarından da yardım istenmiş ve Fin bankalarından da kredi temin edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti de Finlandiyadan gelen yardım isteğine sessiz kalmamış 3 Ekim 1959 tarihinde Finlandiya İslâm Cemaati Başkanı Zuhur Tahir Beyin mektubuna, 20 Kasım 1959 tarihinde cevap verilerek 1960 yılı bütçesinden beş bin sterlin tahsisat ayrıldığı bildirilmiştir. Bu haber üzerine Finlandiya Türkleri arasında derin bir sevinç uyandırmış ve Finlandiya İslâm Cemaati Başkanı Zuhur Tahir Bey dönemin Başbakanı Adnan Menderese 24 Kasım 1959 yılında bir teşekkür mektubu yazmıştır. Osmanlı Devletinden itibaren Fin Türkleriyle Türkiye arasındaki ilişkiler zaman zaman zikzaklar çizse de bağlar koparılmamıştır. Nitekim bu ilişkiler Demokrat Parti döneminde de sürdürülmüştür.“ (s.122) Türkiye buradaki Müslüman Türklerin teşkilatlanması ve buna dair gelişmelere yardımdan farklı dönemlerde geri durmamıştır ki bu devlet politikası olarak görülmeli ve bugünden geleceğe doğru da devam etmelidir. Millî Eğitim sistemlerine hayran olduğumuz bu ülke ve oradaki Müslüman Türkler ile alâkalarımızın boyutlarının bu düzeyde pek bilindiğini düşünmüyoruz.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2851 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1152
TASAM Avrupa 23 662
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 304
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Güney Kıbrıs, bu yılın ilk altı ayında AB dönem başkanlığı görevini yerine getirecek. Bu 2012'deki ilk AB dönem başkanlığından bu yana ilk defa AB politika gündemini doğrudan yönlendirmesi için bir fırsat. Bir taraftan kendi öncelikleri doğrultusunda bazı hassasiyetleri öne çıkarırken diğer taraftan...;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu; “Ticaret Koridorları Güvenliği ve Türkiye” ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 28 Kasım 2025 tarihinde, Wish More Hotel İstanbul’da yapılan 11. İstanbul Güvenlik Konferansı eş-etkinliği olarak birlikte icra edilmiştir.;

Trump’ın idaresindeki Amerika’nın davranışları tecviz edilemez ancak bunları hesapsız kitapsız kişisel kapris saymak da yanlış olur.;

ABD ve Çin savaşmak zorunda mı? Graham Allison, Destined for War kitabında korkutucu bir tarihsel örüntüyü önümüze koyuyor. Savaş kaçınılmaz değil ama tarih aksini söylüyor. ABD’li ünlü Profesör Graham T. Allison, 2017 yılında Destined for War: Can America and China Escape Thucydides’s Trap? adlı k...;

Diasporalar, 21. yüzyıl uluslararası ilişkiler literatüründe yalnızca göç hareketlerini açıklayan bir olgu olmaktan çıkarak, devletlerin dış politika, ekonomi ve yumuşak güç stratejilerinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Bu bağlamda Japonya’nın Afrika ile ilişkileri, klasik sömürgeci modelle...;

2007 yılının Ocak ayında Eurasia Foundation’ın AIRG (Armenian International Policy Research Group) ile Erivan’da yapmayı planladığı üç günlük bir konferansa davet edilmiştim. O tarihte bazı temel ekonomik göstergelere dayanarak, coğrafi yakınlığı olan bölge ülkeleri arasında ekonomik işbirliği olası...;

Prasannan Parthasarathi’nin “Why Europe Grew Rich and Asia Did Not: Global Economic Divergence, 1600–1850” adlı kitabı bu soruya odaklanıyor. Yazar, 18. yüzyıla kadar Asya ve Avrupa’nın yaşam standartlarının eşit olduğunu, İngiltere’nin ise üstün zekâsı, kültürü ya da hukuku sayesinde değil; devlet ...;

Birkaç gündür sosyal medyada Yaser Kobani adıyla yayınlanan bazı harita ve iddialar dolaşıyor. Artık neyin gerçek, neyin gerçek dışı olduğunu anlamakta zorlandığımız dünyada yapay zekâ ile çizilen haritaları önemsemezden önce bu tür haber veya yayınların hangi amaçla yapıldığını düşünmek gerek.;

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 2023
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.