Doğu Akdeniz’de Deniz ve Enerji Güvenliği

Makale

Bu sunumda Doğu Akdeniz’de deniz ve enerji güvenliğinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Sunum beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde deniz ve enerji güvenliği arasındaki ilişki ...

Bu sunumda Doğu Akdeniz’de deniz ve enerji güvenliğinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Sunum beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde deniz ve enerji güvenliği arasındaki ilişki irdelenecektir. İkinci bölümde Doğu Akdeniz’in coğrafi yapısı ve önemi üzerinde durulacaktır. Üçüncü bölümde Doğu Akdeniz’in Türkiye’nin enerji nakil pratiğindeki yeri tespit edilecektir. Dördüncü bölümde Doğu Akdeniz’de deniz güvenlik ortamı değerlendirilecektir. Beşinci ve son bölümde ise Doğu Akdeniz’de deniz ve enerji güvenliğinin sağlanmasına yönelik olarak Türkiye’nin ulusal ve uluslararası düzeydeki faaliyetleri ele alınacaktır.


Deniz ve Enerji Güvenliği Arasındaki İlişki

Dünya ticaretinin yaklaşık %90’ı denizyoluyla gerçekleştirilmektedir. Denizyolu taşımacılığı ticari yüklerin nakledilmesinde açık ara en maliyet etkin seçenektir.1 Deniz ulaştırma hatlarının, ticaret filolarının ve limanların güvenliğinin sağlanamadığı bir ortamda dünya ekonomisinin “can damarı“ olan ticaretten bahsetmek mümkün değildir.2

Denizyoluyla gerçekleştirilen ticarette petrol ve doğalgazın önemli payı vardır. 2013 yılında uluslararası ticarete konu olan petrolün yaklaşık %63’ü denizyoluyla taşınmıştır. Tonaj bazında bu denizyoluyla taşınan toplam yükün %30’unu oluşturmaktadır.3 Doğalgazın naklinde ise boru hatları ön plandadır. 2013 yılında uluslararası ticarete konu olan doğalgazın %31,4’ü sıvılaştırılmış doğalgaz (Liquefied Natural Gas/LNG) formunda denizyoluyla taşınmıştır.4 Ancak LNG’nin toplamdaki payı artmaktadır. Yapılan projeksiyonlar 2035 yılına gelindiğinde doğalgaz ticaretinde ağırlığın LNG’de olacağını göstermektedir.5

Bugünün dünyasında ticaret için denizlere, üretim için enerjiye ihtiyaç vardır. Deniz güvenliği, ticaret ve enerji güvenliğini sağlarken; enerji güvenliği, üretim ve ticareti sağlamaktadır.

Deniz ortamında enerji güvenliği, kritik enerji altyapı bileşenlerine odaklanmaktadır. Denizde kritik enerji altyapı bileşenleri; tankerler, dolum-boşaltım terminalleri, deniz geçişli boru hatları, açık deniz platformları, kıyıdaki rafineriler, LNG tesisleri ve depolama tesisleridir. Günümüzde söz konusu bileşenlere yönelik risk ve tehditler savaş(lar), deniz terörizmi ve deniz haydutluğudur. 6 Basra Körfezi’nde 359 tankerin hedef alındığı İran-Irak Savaşı (Tanker Savaşı evresi) birinciye;7 Yemen açıklarında patlayıcı yüklü bir tekneyle gerçekleştirilen intihar saldırısına maruz kalan Limburg tankeri ikinciye8 ve Kenya’nın güneydoğusunda fidye amacıyla kaçırılan MV Sirius Star tankeri üçüncüye9 örnek olarak verilebilir.

Deniz ortamında kritik enerji altyapı bileşenlerinin güvenlik ihtiyacını karşılamada öne çıkan görevler, denizde durumsallığın sağlanması ve deniz güvenlik harekâtları icra edilmesidir. Denizde durumsal farkındalığı; deniz trafiğinin kesintisiz ve gerçek zamanlı olarak takip edilmesi, bu kapsamda toplanan
bilgilerin -özellikle olağandışı hareketliliğin tespiti maksadıyla- kıymetlendirilmesi ve deniz ortamına ilişkin derlenmiş bilgilerin gerektiğinde deniz güvenlik harekâtı icra eden unsurlara aktarılması süreci olarak tanımlamak mümkündür. Deniz güvenlik harekâtı ise deniz ortamındaki tehditleri ortadan kaldırmak, riskleri minimize etmek ve yasadışı girişimleri önlemek üzere sivil ya da askeri makam ile çok uluslu kuruluşlar tarafından icra edilen faaliyet olarak tanımlanabilir. Bu noktada deniz güvenlik harekâtlarının başarısının denizde durumsallığın sağlanabilmesine bağlı olduğunun altını çizmek gerekir.10 Öte yandan barış döneminde olduğu gibi savaş döneminde de enerji akışının kesintisiz devam etmesi önem taşımaktadır. Savaş döneminde kritik enerji altyapı bileşenlerinin güvenliği kapsamında deniz ulaştırma hatlarının korunması görevi öne çıkmaktadır.


Doğu Akdeniz: Coğrafi Yapı ve Önem

Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının kesişim noktasında yer alan Akdeniz, Batı Akdeniz ve Doğu Akdeniz olmak üzere iki bölgeden oluşmaktadır. Doğu Akdeniz, Tunus’un kuzeydoğu ucundaki Bon Burnu’ndan İtalya’nın Sicilya Adası’nın batı ucunda yer alan Lilibeo Burnu’na doğru çizilen hattın doğusunda kalan bölgedir.11 Adriyatik Denizi, Libya Denizi, İyon Denizi ve Adalar Denizi Doğu Akdeniz’de yer alan alt denizlerdir. Doğu Akdeniz, Sicilya ve Messina Boğazları ile Batı Akdeniz’e, Süveyş Kanalı ile Kızıldeniz’e ve Türk Boğazları ile Karadeniz’e bağlanmaktadır.

Doğu Akdeniz’e kıyısı olan devletler; Arnavutluk, Bosna Hersek, Filistin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Hırvatistan, İsrail, İtalya, Karadağ, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Libya, Lübnan, Malta, Mısır, Slovenya, Suriye, Tunus, Türkiye ve Yunanistan’dır. Kıbrıs’taki üslerinin egemen toprak
statüsünde olmasından ötürü Birleşik Krallık’ı da Doğu Akdeniz’e kıyısı olan devletler arasında saymak gerekir.12 Öte yandan sunumda Doğu Akdeniz başlığı altında daha sınırlı bir bölge, merkezinde Kıbrıs’ın yer aldığı deniz alanı incelenmektedir. Coğrafya yazınında Levant Denizi olarak da adlandırılan bölgede yer alan sahildar devletler; Birleşik Krallık, Filistin, GKRY, İsrail, KKTC, Libya, Lübnan, Mısır, Suriye, Türkiye ve Yunanistan’dır.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2634 ) Etkinlik ( 212 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 14 66
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1345 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 281
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Arjantin ise 45 milyonluk nüfusu, 2 milyon 791 bin kilometrekarelik yüzölçümü ve 518 milyar doları aşan GSYİH’sı ile Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik bir aktör olup üyesi olduğu bölgesel ve küresel uluslararası örgütler içindeki aktivitesi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Arjantin, ...;

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

Meriç ile Karasu arasında bulunan ve Meriç, Rodop ve İskeçe illerinden oluşan bölgede, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile bugün yaklaşık 150 bin Müslüman Türk yaşamaktadır. ;

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...