Fairuz’un Şam Ziyareti Ve Siyasi Eleştiriler

Makale

UNESCO tarafından düzenlenen “Arap Kültür Başkenti” festivali bu yıl, 19 Ocak’ta yapılan resmi törenle Şam’da başladı. Açılış töreninde bir konuşma yapan Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, Şam’ın tarih, kültürel ve dini olarak Arap ve Müslüman dünyası içerisindeki önemini vurguladı. ...

UNESCO tarafından düzenlenen “Arap Kültür Başkenti“ festivali bu yıl, 19 Ocak’ta yapılan resmi törenle Şam’da başladı. Açılış töreninde bir konuşma yapan Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, Şam’ın tarih, kültürel ve dini olarak Arap ve Müslüman dünyası içerisindeki önemini vurguladı. Esad dışında törene Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Lübnan Cumhurbaşkanı Emil Lahud, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa gibi üst düzey yetkililer katıldı.(1) Her yıl farklı bir Arap ülkesinde yapılan etkinliklerin temel amacı, Arap kültürünü tüm dünyaya tanıtmak. “Arap Kültür Başkenti“ etkinlikleri çerçevesinde kültür ve sanat alanında ünlü konuklar Şam’a davet edildi. Hiç kuşku yok ki bu konuklar arasında en ilgi çeken isimlerden biri 73 yaşındaki Lübnan’lı ünlü şarkıcı Fairuz’du
Mısırlı Ümmü Gülsüm’le birlikte Arap dünyasının yetiştirdiği en büyük iki şarkıcıdan biri kabul edilen Fairuz, uzun bir aradan sonra 24 Ocak Perşembe günü “Sah el-Nom“ (Günaydın) müzikali için Şam’a geldi.(2) Bu ziyaret, Suriye’deki Fairuz hayranları için büyük bir fırsat olurken Lübnan’daki Suriye karşıtı siyasetçiler arasında önemli bir eleştiri konusu oldu
Fairuz’un “Arap Kültür Başkenti“ festivali için Şam’a gideceği duyulur duyulmaz Lübnan’daki Suriye karşıtı siyasilerden tepkiler gelmeye başladı. Bu tepkilerin sözcülüğünü Dürzi Velid Canbulat’in partisinden milletvekili olan Akram Chehayeb yaptı. Chehayeb, Fairuz’un Şam’da sahne almaması için bir mektup kaleme aldı. Mektubunda Fairuz’a Suriye yönetiminin kötülüklerinden bahsederken Lübnan’ın cellâdı olarak tarif ettiği Beşşar Esad için şarkı söylememesini istedi.(3)
Lübnan siyasetinin genel resmine baktığımızda Suriye karşıtlarını Fairuz gibi efsane bir şarkıcıya karşı bu tarz açıklamalar yapmaya iten iki ana neden olduğu söylenebilir. Birincisi Lübnan siyasetinde Suriye ve ABD düşmanlığına dayalı olan ve gün geçtikçe derinleşen siyasi bölünmüşlüktür. Batılı devletlerin desteğini alan Suriye karşıtı hükümet, Lübnan’daki suikastlar ve kaostan dolayı Suriye’yi sorumlu tutmaktadır. Hizbullah önderliğindeki muhalefet ise ABD’nin hükümeti kullanarak ülke siyasetine karıştığını iddia etmektedir. Her iki tarafın iddiaları siyasetteki stratejilerinin ve eylem biçimlerinin temel dayanaklarını oluşturmaktadır. İşte bu yüzden Lübnanlı siyasetçiler 23 Kasım’dan beri süren devlet başkanlığı krizini çözmeye çalışmak yerine Fairuz’un Şam ziyaretini eleştirmekle uğraşmayı tercih etmektedir.
İkinci olarak Lübnan’da son yıllardaki siyaset ve güvenlik krizlerine rağmen 2005’ten bu yana birçok Lübnanlı şarkıcı Suriye’de sahne almıştır. Hiç birinde Lübnan’dan böyle bir tepki gelmemiştir. Fakat Fairuz’u diğerlerinden farklı kılan bazı özellikler vardır. Fairuz, Arap dünyası içerisinde sadece büyük bir müzikal yetenek değildir, aynı zamanda kültürel ve politik bir simgedir. Fairuz yaşadığı toprakların ve halkının özgürlüğünü her zaman önemsemiştir. Şarkılarının birçoğunda ülkesinin barış ve refah içinde olacağı günlerin özlemini dile getirmiştir. California Üniversitesi Etnomüzikoloji bölümünden Lübnanlı Prof. Dr. Ali Jihad Racy (4) bu durumu şöyle ifade ediyor: “Fairuz kelimesi bir şarkıcı isminden öte bir anlama sahiptir. Fairuz, ahenk ve şiirselliğin yanı sıra etnik ve ulusalcılığı çağrıştıran bir kavramdır.(5)
Suriye karşıtı siyasilerin Fairuz’u “Lübnanlılığı“ temsil eden ulusal bir simge olarak gördükleri, bu simgeyi Suriye yönetimine kaptırmak istemedikleri için Şam’a gitmesine karşı oldukları düşünülebilir. Fakat sadece Suriye düşmanlığına dayanarak ülkede siyaset yapan grupların Fairuz gibi bütün dünyada hem sanatı hem de yaşantısıyla büyük saygı görmüş bir sanatçıyı bu şekilde eleştirmesi gayri ahlaki bir siyasi manevra olarak görülmelidir. Fairuz hayatını hiçbir döneminde ülkedeki siyasete taraf olmamıştır. Ailesel veya mezhepsel kökenlerine dayanarak hareket etmemiştir. Lübnan İç Savaş sırasında elinde imkân olmasına rağmen ülkesini terk etmeyecek kadar vatansever ve cesur bir kadındır. Onun için önemli olan Lübnan’dır. Fairuz’un sesinde ve şarkılarında her zaman gizemli bir keder hissedilir, işte bu Lübnan’ın savaş ve acılarla dolu tarihinin ifadesidir. Lübnanlı siyasilerin Fairuz’un şarkılarını dinleyip geçmişteki acılardan biraz ders almayı ve onun kadar ülkelerini sevmeyi başarabilirleri an Lübnan’ın kurtulacağı an olacaktır.
Son olarak da Fairuz’un Şam ziyareti yönelik eleştirilere en güzel cevabı Suriyeli bir avukat, Shadi Koussa, vermiştir:“ Fairuz Suriye’deki hayranları için söyleyecek, siyasi rejim için değil“ (6)
(*) Yasin Atlıoğlu, TASAM Kafkaslar-Orta Asya-Orta Doğu Çalışma Grubu, Uzman Yardımcısı,
yatlioglu@tasam.org
Kaynakça:
(1)“President al-Assad Launches official opening of festivity of Damascus, capital of Arab culture for 2008“, Syrian Arabs News Agency (SANA), 19 Ocak 2008, http://www.sana.sy/eng/21/2008/01/19/157105.htm
(2) “Fairouz Arrives in Damascus to Present Theatre Show“, Syrian Arabs News Agency (SANA), 24 Ocak 2008, http://www.sana.sy/eng/155/2008/01/24/157796.htm
(3) “MP advises Fairuz to call off performance before Lebanon’s ’jailers’ in Syria“, The Daily Star, 12 Ocak 2008
(4) Prof. Dr. Ali Jihad Racy, “Making Music in The Arab World: The Culture and Artistry of Tarab“ adlı kitabın yazarıdır. Racy kitabında bir etno müzikolog olarak Arap Dünyası’ndaki müziği, müzik-duygu ilişkisi temelinde incelemekte ve Arap müzik anlayışını ve yoğun duygular uyandırabilen Doğu müziğini Batılı okurlara hissettirebilmeyi hedeflemektedir. Kitabın Türkçesi 2007 yılında Ayrıntı Yayınları’ndan “Arap Dünyasında Müzik: Tarab Kültürü ve Sanatı“adıyla çıkmıştır.
(5) “Biography“, Fairuz Official Web Site, http://www.fairuzonline.com/alegend.htm
(6) Zenia Karam, “Singer’s Show in Syria Angers Lebanese“, Associated Press (AP), 24 Ocak 2008
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2653 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 623
Asya 98 1042
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1354 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 286
Orta Doğu 22 597
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 177
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 75 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2016 ) Etkinlik ( 79 )
Alanlar
Türkiye 79 2016

Ülkelerin, ülke olabilme kavramlarında üç tane önemli tanımlama yapılmaktadır. Bunlar, Kara, Deniz ve Hava ülkesi tanımı ve olabilme niteliklerini oluşturmaktadır. Denizlere kıyısı olan denizci ülkeler için karadaki menfaatlerinin hukuki niteliğinin sınırları, ülkenin kara sınırları içerisindedir.;

Küresel ısınmanın yarattığı iklim değişikliği; karbon monoksit gibi, ısıyı tutan gazların atmosferde artmasıyla oluştuğu düşünülen sera etkisinin, dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıkların artmasıyla oluşan iklimin değişikliğini ifade etmekte. ;

Türkiye’de Balkanların çoğunlukla manevi kodlar üzerinden kamuoyunda ve literatürde tarif edildiği görülmektedir. Yaklaşık 550 yıl süren Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki hâkimiyeti, ister istemez günümüze bazı miraslar bırakmıştır. ;

Bir süredir TASAM bünyesinde kaleme aldığımız değerlendirmelerde, genel manada Balkanlar’da ama en sıcak ve kırılgan bölge olarak Bosna Hersek’te devam edegelen zoraki barış yıllarının büyük ölçüde zarar gördüğü yeni bir döneme girdiğimizi; bunun saiklerini de klasik post soğuk savaş dönemi uygulama...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ile Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından İstanbul’da gerçekleştirilen İstanbul Güvenlik Konferansı 2020’de sunulan tebliğler “Kovid-19 Sonrası Geleceğin Güvenlik Kurumları ve Stratejik Dönüşüm” adıyla e-kitap olarak yayımlandı.;

TASAM Yayınları, Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2020’nin bildirilerini “Atlantik’ten Hint Okyanusu’na Geleceğin İnşası- Building Future From Atlantic to Indian Ocean” ismiyle kitaplaştırdı.;

Küresel denge ve denetleme için II. Dünya Savaşı sonrası oluşturulan uluslararası kurumlar ve güvenlik anlayışı zaman ilerledikçe çağımızın güvenlik ihtiyaçlarına cevap veremez hâle gelmektedir. 1980’lerde başlayan son küreselleşme dalgasının derinleşmesi, küresel düzeyde daha önce benzeri görülmemi...;

Doğu ve Batı arasında süren tarihî mücadelenin şüphesiz ilk sebebi dördüncü iklimin yani medeniyetlerin doğduğu hattın bu mücadele çizgisinin tarihî coğrafyasını oluşturmasıdır. ;

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

DTF Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

DTF Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 25 May 2022 - 25 May 2022
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.