Üç Soruda Rusya ve Fransa'nın Afrika Rekabeti

Makale

ABD'nin Trump döneminden itibaren Afrika ile daha az ilgilendiği, Fransa’nın ise her geçen gün güç kaybettiği bir ortamda, uluslararası alanda yalnızlığa itilen Rusya, Afrika’da etkinliğini artırmaya yöneldi....

Dr. Huriye Yıldırım Çınar,
TASAM Afrika Enstitüsü Eş-Direktörü

ABD
'nin Trump döneminden itibaren Afrika ile daha az ilgilendiği, Fransa’nın ise her geçen gün güç kaybettiği bir ortamda, uluslararası alanda yalnızlığa itilen Rusya, Afrika’da etkinliğini artırmaya yöneldi.

1) Fransa ve Rusya’nın Afrika’da çatışmasının arka planı nedir?

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 2017’de seçim çalışmalarından itibaren yeni bir Afrika politikası vadetmişti. Bu yeni politikaya göre Fransızlar artık Afrikalılara müdahaleci olmayan, eşit ve adil kazanım temelinde inşa edilmiş ilişkiler geliştiren bir stratejik ortak olacaktı. Ancak bu vaatler söylemde kaldı.

Macron yönetimi başta terörle mücadele olmak üzere, siyaset ve ekonomi alanlarında Afrika’da büyük başarısızlıklara uğradı. Neticede uzun yıllardır Fransızların kolonyal ve neokolonyal politikaları altında ezilen ve büyük bir güvensizlik ortamındaki eski Fransız sömürgeleri memnuniyetsizliklerini protestolar ve darbe girişimleriyle göstermeye başladı. Örneğin eylül ayının sonunda Burkina Faso’da meydana gelen darbenin nedeninin Fransa ile beraber hareket eden devrik lider Yarbay Paul-Henri Sandaogo Damiba’nın terörle mücadelede başarısız olması ve ülkeyi kaosa sürüklemesi olarak belirtilmesi de Fransa’nın Afrika’da giderek azalan prestijinin bir göstergesi olarak yorumlanabilir.

Amerika Birleşik Devletleri'nin Donald Trump döneminden itibaren Afrika ile daha az ilgilendiği, Fransa’nın ise her geçen gün güç kaybettiği bir ortamda, uluslararası alanda yalnızlığa itilen Rusya, Afrika’da etkinliğini artırmaya yöneldi. Bu kapsamda her ne kadar Moskova yönetimi resmi olarak kabul etmese de özel bir askeri şirket olan Wagner Grup'un faaliyetleri Afrika’da Rus etkinliğini önemli ölçüde artıran bir unsur olarak görülebilir. Çünkü terörizm, iç çatışmalar ve darbeler gibi derin güvenlik problemleri olan ancak bunlarla mücadele için yeterli kaynağı bulunmayan bazı Afrikalı devletler, güvenliği sağlamak için Wagner Grup'un ekonomik imtiyazlar karşılığında kendilerine sundukları anlaşmaları kabul ediyor. Çoğu zaman bu işbirliği sadece askeri alanla sınırlı kalmayıp Rusların siyasi danışmanlık hizmeti vermeye başlamasıyla siyasal alana da genişledi. Neticede bu gelişmeler de Afrika’da Fransız ve Rus rekabetini gündeme getirdi.

2) Fransa eski sömürgelerini korumak için neler yapıyor?

Dekolonizasyon süreci sonrasında Fransa Afrika’ya yönelik oluşturduğu neokolonyal politikalarında askeri stratejilerine büyük önem atfetti. Fransızlar kıtada 40’tan fazla devletle askeri işbirliği anlaşması imzaladı. Barış ve istikrarın sağlanması için kapasite artırımı, korsan faaliyetler ve kaçakçılıkla mücadele, yasa dışı göçlerin önlenmesi ve terörle mücadele gibi unsurlardan oluşan bu anlaşmalar Afrika’da Fransız askeri varlığının meşru zeminini oluşturuyor.

Fransa’nın kıtanın çeşitli stratejik konumlarında askeri üsleri bulunuyor. En büyük denizaşırı askeri üssü olan Cibuti’deki üs ve Fildişi Sahilli'ndeki üsler ileri operasyon üsleridir. Senegal ve Gabon’daki üsler ise bölgesel operasyon üsleri olarak ev sahibi ve komşu devletlere yönelik güvenlik desteği vermektedir. Reunion Adası ve Mayotte’de de deniz üsleri mevcuttur. Bunun dışında kıtanın çeşitli bölgelerinde “Corymbe Misyonu“ ve “Barkhane Operasyonu“ gibi oluşumlar çerçevesinde çeşitli ülkelerde konuşlanan Fransız birlikleri de mevcuttur.

1960’tan günümüze kadar Fransa Afrika’ya 60’tan fazla askeri müdahale gerçekleştirdi. Fransa’nın Afrika’daki askeri varlığı 2019 yılında tüm savunma birimleri ve özel kuvvetleri de içeren yarısı kalıcı olarak konuşlandırılmış, yaklaşık 8700 askeri personele ulaşmış durumda. Ancak 2022'de Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nden çekilmesinden sonra bölgede Fransız birliklerinin sayısı oldukça azaldı.

Birçok uzmanın aksine, bu çekilmeleri Fransa’nın Afrika’daki askeri varlığından vazgeçtiği şeklinde yorumlamamak gerekir. Zira Fransa artık daha az askeri personelle daha etkili bir askeri varlığı mümkün kılacak yeni bir yapılanma arayışı içine giriyor. Bu kapsamda, son aylarda Fransız Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı yeni tekliflerle çeşitli Afrika ülkelerine üst düzey seyahatler düzenliyor. Ayrıca Fransa’nın Birleşik Krallık ile yeni bir güvenlik politikası üzerinde görüştüğü de biliniyor. Bu yeni güvenlik politikasıyla Fransa’nın Afrika güvenliğinde Avrupalı partnerleriyle daha çok görev ve yetki paylaşımı yapması da muhtemel.

3) Bölgede gelecekte kimin etkisi daha çok hissedilecek?

Günümüzde Çin’in Afrika’da ticari ve ekonomik alanda tartışmasız bir üstünlük sahibi olduğunu söylemek mümkündür. Çin’in Afrika’daki varlığının ilk dönemlerinde, Afrikalı devletler kendilerine demokrasi ve insan hakları gibi çeşitli dayatmalarla yaklaşmayan ve kolay finansal kaynak aktaran bu yeni aktörün varlığından oldukça memnundu. Ancak zaman içerisinde hem borç diplomasisi hem de yatırım anlaşmalarında Afrika tarafının dezavantajlı konuma gelmesi nedeniyle Çin ile ilişkiler sorgulanmaya başladı. Diğer yandan ABD’de Trump yönetimi de dış politikada Afrika odağını Asya-Pasifik bölgesine kaydırdı. Aynı dönemde Fransa siyasi, askeri ve sosyo-kültürel alanlarda başarısızlıklarıyla Afrika’da güç kaybetmiştir.

Bu gelişmeler saldırgan politikaları nedeniyle uluslararası alanda yalnızlığa itilen ve güç kazanmak için yeni işbirliklerine ihtiyaç duyan Rusya’ya avantaj sağlamıştır. Wagner Grup gibi bir dış politika aracılığıyla siyasi ve askeri danışmanlık ile silah desteği gibi acil ihtiyaçlara çözümler sunan Ruslar, kıtada kısa sürede yeniden etkinliğini artırmayı başardı. Ukrayna ve Fransa kıtada Rusya’nın etkinliğini sınırlamak için girişimlerde bulunuyor. Diğer yandan ABD’de Joe Biden yönetimi de Afrika’ya etkili bir geri dönüş için adımlar atmaya başladı. Biden, öncelikle Afrikalıların G20 ve BM Güvenlik Konseyinde daimi temsiliyet taleplerini desteklediğini açıkladı. Ardından 13-15 Aralık 2022 tarihlerinde, ilkinden 8 yıl sonra, “2. ABD-Afrikalı Liderler Zirvesi“ düzenlendi. Bu zirvede ABD tarafından gelecek 3 yılda Afrika’ya 55 milyar dolarlık yardım ve birçok alanda işbirliğinin sözü verildi.

Neticede gelecek dönemde Afrika’daki rekabette daha çok aktör mücadele edecektir. Çin ekonomik alanda 255 milyar dolarlık ticaret hacmiyle diğer aktörlerden daha üstün durumda. Yakın zamanda diğer aktörlerin hiçbirinin bu rakama ulaşması beklenmiyor. Ancak kıtadaki siyasi ve askeri alanlardaki dengeler Rusya, ABD, Fransa ve Birleşik Krallık tarafından değiştirilmeye çalışılacaktır.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

İkinci Dünya Savaşı sonrası iktisat yazınının uzun bir bölümü, kapitalizmi tekil ve homojen bir sistem olarak ele almış; farklılıklar yalnızca gelişmişlik düzeyi ya da politika tercihleri düzeyinde aranmıştır. ;

İsrail'in 'nation in arms' (silahlanmış millet) kavramı üzerinden literatüre taşınması, hem devlet yapısını hem de bu yapıya özgü sistematiği özetleyen analitik bir çerçeve sunmaktadır. İsrail ordusunun bu tarihsel kökeni ülkeyi sivil-asker ilişkileri açısından karşılaştırmalı siyaset yazınında dikk...;

İktisadi düşünce tarihi, yalnızca yeni teorilerin eskilerin yerini aldığı bir süreç değil; aynı zamanda iktisat bilimi ile doğa bilimleri, matematiksel araçlar ve bilişimsel teknolojiler arasındaki ilişkinin sürekli yeniden tanımlandığı bir epistemolojik evrim sürecidir.;

Orta Doğu, yıllardır jeopolitik değişikliklerden en çok etkilenen bölgelerden biri olarak kalmaktadır. 21. yüzyılın başından bu yana bölge, güvenliği tehdit edecek birçok durumla karşı karşıya kalmıştır. Günümüzde, Orta Doğu’nun çeşitli bölgelerinde yaşanan değişikliklere, İsrail-İran ekseni boyunca...;

İllegal uyuşturucu piyasaları, hukuki regülasyonların ve kurumsal denetimin tamamen dışında kalsa da iktisadın temel ilkelerinden muaf değildir. Aksine bu alan; arz ve talep kanunlarının, risk analizi mekanizmalarının ve piyasa aksaklıklarının en sert, yalın ve saf haliyle gözlemlendiği "sınırda ikt...;

Din ekonomisi, iktisat biliminin rasyonel seçim teorisi, kurumsal iktisat ve kamu tercihi gibi temel alt disiplinlerini din olgusuyla buluşturan çift yönlü ve son derece dinamik bir çalışma alanıdır. İktisat ve din arasındaki bu akademik etkileşim, metodolojik açıdan iki temel eksen etrafında şekill...;

Orta Doğu jeopolitiği, son yıllarda uzun süredir devam eden kamplaşma ve çatışma odaklı dinamiklerin yerini diyalog, uzlaşı ve pragmatik çıkar ortaklıklarına bıraktığı kapsamlı bir dönüşüm sürecine sahne olmaktadır. 2010’lu yılların başında patlak veren Arap Baharı, 2013’te Mısır’da yaşanan askerî m...;

Güneydoğu Asya’nın doğu kıyısı boyunca uzanan Vietnam, tarihsel teşekkülü, sömürge karşıtı direnç mekanizmaları ve radikal iktisadi dönüşüm tecrübesiyle küresel politik iktisat literatüründe müstesna bir yere sahiptir.;

12. İstanbul Güvenlik Konferansı (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul - Türkiye

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.