1 Ağustos 2022(Miloseviç’ten Vucic’e Değişmeyen Söylem: Kosova’da Büyüyen Gerilim ve Herkese Yakın Bir Savaşın Sesleri) ve 31 Mayıs 2023’te (Bitti Sanılan Savaş: Kosova - Sırbistan Gerilimine NATO Müdahalesi Mümkün mü?) burada iki yazı kaleme almış özellikle Vucic’in söylemleri üzerinden Kosova ile Sırbistan’ın savaşa doğru sürüklendiğini ifade etmiştik.
Balkanlar’a dair anlatılarda zaman zaman “Türklerin Balkanlar’dan çekilişinin…” ya da “Türklerin Balkanlardan çıkışının…” diye oldukça sorunlu bir ifadeyle karşılaşırız. Her iki ifade ve varyantlarının en temel hatası, bir siyasi iktidar ve hegemon güç olarak Osmanlı idaresinin Balkan Savaşları sonrasında bölgeden resmen çekilişinin bölgedeki Türk varlığının tamamen ortadan kalkmasıyla eş olduğuna dair bir yanılgıya sebep olmasıdır.
Rusya ve Ukrayna arasında uzun süredir devam edegelen gerilim, artık sivillerin de öldürüldüğü bir savaşa dönüştü. Türkiye dâhil küreselleşmiş dünyada, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin etkileri her yerde ciddi manada hissedilir hâle geldi. Burada yaşananların bize bakan yönü; ekonomik etkiler başta olmak üzere yeni bir mülteci krizi ve başka sosyal, diplomatik ve siyasi sorunların da peşi sıra geleceğidir.
Bir süredir TASAM bünyesinde kaleme aldığımız değerlendirmelerde, genel manada Balkanlar’da ama en sıcak ve kırılgan bölge olarak Bosna Hersek’te devam edegelen zoraki barış yıllarının büyük ölçüde zarar gördüğü yeni bir döneme girdiğimizi; bunun saiklerini de klasik post soğuk savaş dönemi uygulamaları ile anlatmaya çalışıyoruz.