“Zaman her şeyi unutturur” veya “ hafıza-ı beşer nisyan ile maluldür” gibi sözleri çok duyarız. Ama öyle şeyler var ki tarih unutmuyor veya unutturmamaya azimli gözüküyor. Biz bunu pek çok örnekte görüyoruz.
Türkiye şu sıralar sadece kaygan kriz zemininde usta bir buz patencisi olarak ekonomisini tepe taklak etmemesiyle değil, aynı zamanda, dünyada birçok ülke vites düşürmüşken, hatta negatif büyümeye geçmişken yüksek bir hızla büyümekle övünüyor. Bu elbette çok önemli bir başarı ve gurur vesilesi.
Suriye ve Suriye’nin Dostlarını ibretle izliyorum. Esat yönetimini, halkına yaptığı mezalim dolayısı ile kınıyorum.
Arap Birliğinin 29 Mart da yapılacak olan Bağdat Zirvesini Mayıs ayı içinde bir tarihe erteleme kararı aldığı Mart başından bu yana dünya kamuoyunun Suriye ile ilgili kararsız tutumu devam ediyor.
Katar bir G-20 ülkesi değil. Ama önce Orta Doğu, sonra Hint Okyanusu için önemli roller üstlenmeye çalışan bir ülke.
Türkiye, Brezilya’yı daha çok, dünyanın akciğeri Amazon ormanları, efsanevi Pele ve daha nicelerinin dünyaya kazandırdığı football ile tanır.
TASAM ve bir Brezilya sivil toplum örgütü olan FGV işbirliği ile yapılan toplantı nedeni ile geçen hafta Brezilya’daydık. İki gün süren toplantıda, iki ülke arasındaki farklar bir kenara bırakılarak benzerlikler, ortak paydalar ve her türlü işbirliği olasılığı üzerinde duruldu.
24 Şubat’ta Tunus’ta toplanan FOS(Friends of Syria), dudaklarımızın arasında bu sözcüğü telaffuz ederken çıkan tınıdan öte pek bir ses getirmedi. Önce Dünya üzerinde kayıtlı ülkelerin sadece üçte birinin Suriye’nin dostu olarak Tunus’a gittiğini gördük.
Dün gazete manşetleri, televizyon kanalları ve internet siteleri hep bir ağızdan, bir TV dizisinde rol alan kadın karaktere verilen ismin yarattığı infiali duyurdu.
Enerji Bakanı Sayın Yıldız bir açıklama yaparak, geçtiğimiz haftalarda, gerek Batı hattında, gerekse Azerbaycan ve İran doğalgaz boru hatlarından kaynaklanan sıkıntılardan dolayı Yunanistan'a verilen doğalgazda basınç düşüklüğü olduğunu söyledi.
Enerji Bakanı Sayın Yıldız bir açıklama yaparak, geçtiğimiz haftalarda, gerek Batı hattında, gerekse Azerbaycan ve İran doğalgaz boru hatlarından kaynaklanan sıkıntılardan dolayı Yunanistan'a verilen doğalgazda basınç düşüklüğü olduğunu söyledi.
Kahire’de geçen hafta toplanan Arap Birliği, Arap ülkeleri tarafından oluşturulacak ve Batı tarafından desteklenecek bir “Suriye’nin Dostları”(Friends of Syria- FOS)
Yunanistan ile AB arasındaki sürecin sergilediği tablo bugüne kadar tanık olduğumuz hiçbir ilişkiye benzemiyor.
Geçen hafta Almanya Yunanistan’ı kurtarmak için seferber edilen fonların nasıl kullanılacağını denetlemek için bir AB bütçe komiserinin görevlendirmesi önerisini ortaya koyunca kızılca kıyamet koptu.
“Akıllı yaptırımların” (smart sanctions) amacı, uluslararası kural ve teamüllere aykırı hareket ederek kendi öz halkına, komşularına ve dünyaya bir çeşit tehdit oluşturan hükümetlerin elini kolunu bağlayıp teslim bayrağı çekmelerini sağlayan önlemleri anlatmak için kullanılan bir ifade.
Yaptırımlar, genellikle bir ülke veya ülke grubu tarafından bir başka ülkeye uygulanan iktisadi, ticari, askeri ve bilimsel yasaklar olup, bu yasaklarla, kendi halkına veya dünya sistemine karşı tehdit oluşturan yönetimleri köşeye sıkıştırarak, davranış değiştirmeye zorlamak için kullanılmaktadır.
Her yıl bir veya birkaç kez, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere çeşitli ülkelerde, etkin Ermeni diaspora’larının baskısı ve Ermeni azınlıkların oy potansiyelini kullanmak isteyen politikacıların siyasi rant kazanma güdüsü ile ortaya atılan “soykırım” yasa tasarıları nedeni ile Türkiye hop oturup hop kalkıyor.
Türkiye birçok eski dostunu bir “bahar” rüzgârına kaptırdı. Kara kış kapıyı çalarken Ahmedinecad’ta “füze kalkanı projesine” yitirdiğimiz bir başka “eski dost” olma yolunda hızla ilerliyor. Bu yılbaşı akşamı rahatlıkla,
İlkokuldayken tahrir defterlerimiz vardı. Bu (müzik) nota defterlerine benzeyen ince çizgili defterlerde, düzgün yazı yazmaya çalışırdık. Bu işe mesai ayırırken bizden beklenen hepimizin güzel ve okunaklı yazı yazması olduğundan, sonraki kuşaklar için bu defterler “güzel yazı” defteri oldu çıktı.
Onları bir arada tutan nedir? Avrupa’lı olmak mı? Yoksa vaktiyle kurucularının ikinci dünya savaşı kâbusunu unutmak ve Sovyet tehdidinden korunmak için girdikleri sığınaktan artık çıkamamak mı? Kâbustan onları bir rüya kurtardı.