Türkiye şu sıralar sadece kaygan kriz zemininde usta bir buz patencisi olarak ekonomisini tepe taklak etmemesiyle değil, aynı zamanda, dünyada birçok ülke vites düşürmüşken, hatta negatif büyümeye geçmişken yüksek bir hızla büyümekle övünüyor. Bu elbette çok önemli bir başarı ve gurur vesilesi.

FOS, FOR ve Türkiye

Arap Birliğinin 29 Mart da yapılacak olan Bağdat Zirvesini Mayıs ayı içinde bir tarihe erteleme kararı aldığı Mart başından bu yana dünya kamuoyunun Suriye ile ilgili kararsız tutumu devam ediyor.

Yaptırımlar ve İran

Yaptırımlar, genellikle bir ülke veya ülke grubu tarafından bir başka ülkeye uygulanan iktisadi, ticari, askeri ve bilimsel yasaklar olup, bu yasaklarla, kendi halkına veya dünya sistemine karşı tehdit oluşturan yönetimleri köşeye sıkıştırarak, davranış değiştirmeye zorlamak için kullanılmaktadır.
Her yıl bir veya birkaç kez, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere çeşitli ülkelerde, etkin Ermeni diaspora’larının baskısı ve Ermeni azınlıkların oy potansiyelini kullanmak isteyen politikacıların siyasi rant kazanma güdüsü ile ortaya atılan “soykırım” yasa tasarıları nedeni ile Türkiye hop oturup hop kalkıyor.
İlkokuldayken tahrir defterlerimiz vardı. Bu (müzik) nota defterlerine benzeyen ince çizgili defterlerde, düzgün yazı yazmaya çalışırdık. Bu işe mesai ayırırken bizden beklenen hepimizin güzel ve okunaklı yazı yazması olduğundan, sonraki kuşaklar için bu defterler “güzel yazı” defteri oldu çıktı.