Şayet ABD Ordusu’nun Janus Programı planlandığı şekilde ilerlerse, ülkenin 48 eyaletindeki ordu üslerinde 2028 sonbaharından itibaren faaliyette olacak nükleer mikro reaktörler bulunacak. Orduya göre, nükleer enerjinin eklenmesi askeri üslerdeki enerji kaynaklarını çeşitlendirecek ve dayanıklılığı önemli ölçüde artıracak.
Orta Asya’nın “bozkır çocukları“ büyüyor ve 21. yüzyılda dünya düzenini yeniden tanımlıyor. Küresel meselelerin yalnızca büyük güçlere odaklandığı dönem sona eriyor. Tek bir dramatik olayla değil, dünya genelindeki güçlerin istikrarlı ve sessiz bir şekilde yeniden dağıtılmasıyla. Bu değişim hiçbir yerde Orta Asya’dan daha belirgin veya daha şaşırtıcı değil.
Bir bütün olarak ilk kez TASAM’a verilen binlerce belgelik resmî Osmanlıca arşiv üzerinde, geniş bir akademik ekiple 10 yılı aşan çalışmalar sonucu yeni modellemelere ilham verecek “Osmanlı Devleti’nde Tasavvuf Hayatının Yönetişimi | Meclis-i Meşâyih Defterleri“ adlı kaynak eser TASAM Yayınları sitesinde ön siparişe açıldı.
Önümüzdeki ay “Savunma, Güvenlik ve İstihbarat Devrimi“ teması ile düzenlenecek 11. İstanbul Güvenlik Konferansı kayıtları hızla devam ediyor. Küresel bir “okul“ ve uluslararası “pazar“ imkanları ile Konferans katılımcılarına sertifika ve konferans kitabı verilirken yurt içi ve dışından çok sayıda duayen ve uzman isim yer alacak.
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) yurtdışı iştiraki Turkish Petroleum Overseas Company (TPOC), Pakistan’ın Hint Okyanusu açıklarında yer alan Kuzey Indus C Açık Deniz Havzası bölgesinde petrol ve doğal gaz arama çalışmalarına katılacak.
Afrika diasporası, tarih boyunca siyah halkların köle ticareti, sömürgecilik ve zorunlu göçler
sonucunda dünyanın farklı bölgelerine dağılmasıyla şekillenmiş çok katmanlı bir olgudur. Bu
süreç, yalnızca demografik bir hareketlilik değil; aynı zamanda kimlik, aidiyet ve kültürel
dayanışma üzerine inşa edilen bir toplumsal hafızadır.
"Bilgiyi toplamaktan ziyade onu kıymetlendirmek asıl mesele." | Uluslararası İstihbarat Araştırmaları Kongresi, istihbaratı disiplinler arası çalışmalar yaparak derinleştirme yönünde atılmış önemli bir entellektüel adım olarak öne çıktı.
Çin’in “cihan hâkimiyetine“ yönelik tahayyülü 21. yüzyıl dünya jeopolitiğinin yeni çekirdeğini oluşturuyor. Bu tahayyüle ortak olarak Rusya’yı da ekleyebiliriz. İki ülke de çok kutuplu adil bir küresel düzenin inşa edilebileceğini düşünüyor.
Sakarya havzası ve Trakya’da doğal gaz, Raman dağında yeniden petrol, her yerde altın derken, şimdi bir de Türkiye’nin nadir minerallerden zenginliği gündemde. Bor, toryum, uranyum ve lityum dışında, katı açılmadık adları olan nadir minerallerin birden bire Beylikova’da kümelendiğini öğrenmek heyecan verici.
İsrail’in kendi lehine büyük bir harita değişikliği ve soykırım sürecine dönüştürdüğü 7 Ekim saldırılarının ikinci yıldönümünde Trump’ın “ateşkesin birinci safhasında anlaşmaya varıldığı” haberi, kalıcı bir barışa giden sürecin değil batı Asya’da gerileyen ve çürüyen hegemonyanın Filistin halkını ve topraklarını İsrail’in jeopolitik vizyonuna uygun kıvamda sömürgeleştirmesinin başlangıcıdır.
Yerli teknolojinin geliştirilmesi, teknolojik egemenliğin önemli bir unsurudur. Bu durum özellikle derin teknoloji (deeptech) alanında belirgindir. “Deeptech“; kuantum bilişim, ileri malzemeler, robotik, yapay zekâ, sentetik biyoloji ve temiz enerji teknolojileri gibi çığır açan bilimsel ve mühendislik temelli yenilikleri ifade eder.
TASAM, küresel ve bölgesel düzeyde gelişen siyasi, ekonomik, güvenlik ve toplumsal dönüşümleri analiz eden, ulusal ve uluslararası alana katkı sağlayacak akademik makale, analiz yazısı ve politika notları için araştırmacılara kamu yararına açık bir çağrı yapmaktadır.
Vareg prenslerinin Kiev merkezli Rus devletini kurdukları (M.S.862) günden bu yana kendi içinde yaşadığı savaşlar, kıtlıklar, siyasi çekişmelerle orantılı olarak Rus diasporası da dünyaya dağılmıştır.
Bundan tam 2 yıl önce bugün yani 7 Ekim 2023’te Türkiye’de hiç gösterime girmeyen ‘Golda’ filmini izleme fırsatı bulmuştum. Sinemadan çıktığımda Orta Doğu’da yeni bir cehennemin yaşanmaya başladığını üzülerek öğrendim. 6 Ekim 1973’te Yom Kippur Savaşı başladığında ABD’de yüksek lisans eğitimine başlamıştım. Savaşın etkisi Orta Doğu’yu aşmış, petrol üreticisi ülkelerin başlattığı ambargo Batı Avrupa ve ABD’yi pençesine almıştı.
Günümüzün gerçeği olan Hibrit Savaşın en teknik ve asimetrik bileşeni ise Siber Güç’tür. Siber güçlerin oluşturduğu siber suçların 2024 yılı itibariyle küresel ekonomiye yıllık etkisi ve maliyeti 9.5 Trilyon Amerikan Doları (USD) olarak beklenmektedir.
ABD Başkanı Trump’ın ilk döneminde ulusal güvenlik danışmanlığı yapmış John Bolton’un geçtiğimiz günlerde Harvard Kennedy School’da yaptığı konuşmada “ABD’nin Çin’i yanlış anladığını” söylemesi aklıma Mearsheimer’ın Büyük Yanılgı: Liberal Hayaller ve Uluslararası Gerçekler (2018) isimli eserini getirdi.
Küresel, kıtasal ve bölgesel mücadelede gelecek suyun altında. Deniz üstünlüğü artık suyun üzerinde değil, derinliklerde.
Dijitalleşme, radar ve uydu gözetimi yüzeyi şeffaf hâle getirirken, suyun altı hâlâ görünmezliğini ve gizliliğini koruyor. İşte bu yüzden denizaltılar, mayınlar ve insansız sualtı sistemleri günümüzün en kritik caydırıcı unsurları. ABD denizaltı gücünün %60’ını Pasifik harekat alanına kaydırdı.
ABD’de YZ yönetişimi iki zıt yaklaşım arasında keskinleşiyor: piyasa öncelikli, düzenleme-karşıtı çizgi (Trump yönetimi/David Sacks) ile güvenlik-odaklı “guardrail“ çizgisi. Çatışma; kamu alımları (woke AI kısıtları), ihracat politikaları (çip ihracının gevşetilmesi), kamu sözleşmeleri ve ideolojik çerçeve üzerinden kurumsal risklere dönüşüyor.
Edward Said’in yıllar önce uyardığı gibi ‘Doğu, Batı’nın hayal gücünde yeniden inşa edilmiş bir imgedir.’
Bu imge, bugün bile politik söylemlerde karşımıza çıkıyor.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye özel temsilcisi Tom Barrack’ın şu sözleri, Ortadoğu siyasetinin doğası üzerine yeni bir tartışmayı tetikledi.
Jeopolitik, oyuncuların ve renklerinin değiştiği, her birinin rolleri değişken olan satranç
oyunu gibidir. Bir zamanlar Orta Asya’da İngiliz ajanları Büyük Oyun içinde Doğu Avrupa ve
Orta Asya’da yerli halkları Rusya’ya karşı savaşa ikna ederek, bölgenin hâkimiyetini ele
geçirmek istemişti. Bu oyun daha sonra Avrupa ve Ortadoğu’ya kaydı. Ama Büyük Oyun
devam ediyor.
ABD’nin geri çekilişi Çin’e “düzeni savunan güç” rolünü üstlenme fırsatı verdi.
Prescott ve Gewirtz’in Foreign Affairs makalesine yakından bakalım.
Makaleye göre Trump, BM’yi ve ittifakları hedef alırken ABD küresel düzenin seyircisine dönüştü. Çin ise ŞİÖ ve BRICS gibi platformları kullanarak kendisini merkeze koyan bir yaklaşımı benimsedi.
Xi’nin hedefi: ABD’yi dışlamak değil, mevcut kurumların ağırlık merkezini Pekin’e kaydırmak.
Füzeler, Çin gücünün yeni alametifarikası. Uçak gemileri, tanklar veya savaş uçakları değil; gezegenin yarısını dolaşabilen veya Pasifik'te bir ABD Donanması filosunu parçalayabilen roketler.
Pekin, 3 Eylül 2025'te askeri bir teftişten ziyade bir uyarı atışını andıran bir geçit töreniyle cephaneliğini sergiledi. Tiananmen Meydanı'nda şık kıtalararası balistik füzeler, hipersonik planörler ve "uçak gemisi katili" füzeler gürleyerek basit bir mesaj verdi: Çin geldi ve artık yetişmeye çalışmıyor.
ABD’li Çip Üreticisi NVIDIA’nıncÇin’de Yasaklanması ve Yatırım Hamlesi: ABD’nin, gelişmiş yarı iletkenlerin Çin’e ihracatına getirdiği lisans/kota kısıtları ile Pekin’in NVIDIA ürünlerine yönelik doğrudan ve örtük sınırlamaları (kurumsal alım rehberleri, sertifikasyon ve tedarik baskıları) birleşerek şirketi iki ülke arasındaki teknoloji merkezli ticaret savaşının odağına yerleştirdi.
Çok kutupluluk bahsine bir önceki yazıda girmiştim.
Kaldığımız yerden devam edelim.
Dünya düzeni artık ne tek kutuplu ne de çok kutuplu. Daha çok bir satranç tahtasından ziyade çok salonlu bir tiyatroya benziyor diyor Amitav Acharya.
“Savunma, Güvenlik ve İstihbarat Devrimi” teması ile düzenlenecek 11. İstanbul Güvenlik Konferansı kayıtları genel istek üzerine devam ediyor. Küresel bir “okul” ve uluslararası “pazar” imkanları ile Konferans katılımcılarına sertifika ve konferans kitabı verilirken yurt içi ve dışından çok sayıda duayen ve uzman isim yer alacak.