Yapay zeka ajanları iki ayrı uçtan aynı anda yaygınlaşıyor. Bir yanda üst düzey yöneticilerin kendi "dijital ikizlerini" oluşturduğu kişisel ve butik kullanım, diğer yanda Meta'nın yüz milyonlarca küçük ve orta ölçekli işletmeyi (KOBİ) hedefleyen kitlesel ajan girişimi. İkisi birlikte, ajan teknolojisinin hem tepe yönetimden hem de tabandan eşzamanlı olarak işyerine girdiğini gösteriyor.
İktisadi düşünce tarihi, genellikle rasyonel modellerin, veri setlerinin ve grafiklerin evrimi olarak okunur. Ancak Rusya örneği, bu "steril" tarih yazımına karşı en güçlü itirazlardan birini oluşturur. Rus entelektüel geleneğinde iktisat, hiçbir zaman saf bir matematiksel optimizasyon problemi olarak kalmamış; her zaman ahlakın, devletin bekasının ve insan ruhunun derinliklerinin tartışıldığı edebi bir sahneye çekilmiştir
Dünya ekonomisi, 2020’li yılların başından itibaren son otuz yıla damgasını vuran liberal rasyonalitenin sarsıldığı, yapısal bir kırılma dönemine girmiştir. 1980-2020 yılları arasında küresel sistemi domine eden "Etkinlik" (Efficiency) paradigması, yerini ulus devletlerin varoluşsal bir refleksi olan "Dayanıklılık" (Resilience) paradigmasına bırakmaktadır. Bu dönüşümün en radikal ve kapsamlı vaka analizi ise Rusya Federasyonu’dur.
2025 yılındaki ABD-Çin ticaret savaşı bir aydan kısa sürdü; ancak ortaya koyduğu stratejik açık on yıllardır derinleşmekteydi. 2 Nisan'da, kendi deyimiyle "Kurtuluş Günü"nde ABD Başkanı Donald Trump, aralarında Çin'in de bulunduğu düzinelerce ülkeye geniş kapsamlı tarifeler uyguladı; Çin birden ortalama yüzde 75'e yakın gümrük vergileriyle yüz yüze geldi.
Şi Cinping'in Kuzey Kore'ye ve Kim Jong-un yönetimine Çin desteğinin "sarsılmaz" olduğunu söylemesi, Pekin'in Pyongyang üzerindeki nüfuzunu yeniden tesis etmek istediğini gösteriyor.
Rus iktisadi düşünce tarihini incelemek, sadece bir coğrafyanın üretim ve bölüşüm ilişkilerini takip etmek değil; aynı zamanda devletin bekası, toplumun ahlaki dokusu ve bireyin mülkiyetle olan sancılı ilişkisi üzerine kurulmuş devasa bir "iktisat sanatı" (techne) laboratuvarına girmektir.
İktisat tarihi, uzunca bir süre iki kutuplu bir koordinasyon anlatısına sıkıştırıldı: Bir tarafta piyasanın koordinasyon gücünü yücelten ve mikro ajanların dağınık bilgisini fiyat mekanizmasıyla eşleyen Adam Smith’in "Görünmez El"i; diğer tarafta ise her şeyi yukarıdan aşağıya (top-down) tasarlayabileceğini varsayan, gücünü merkezî bürokrasiden alan Planlamacı Devlet.
İktisat literatüründe makro-teorik yaklaşımlar genellikle üretici güçlerin mülkiyetini, bölüşüm ilişkilerini ve sınıfsal çatışmaları ulusal ya da küresel ölçekte, yukarıdan aşağıya (top-down) kurgulama eğilimindedir. Bu durum, ekonomiyi soyut bir denge arayışı ya da kaçınılmaz bir tarihsel altüst oluş (devrim) düzlemine indirger.
Türkiye ve Azerbaycan, varlıkları, kimliklerini korumaları, Türk düşmanlığına dayalı kinle biçimlenen Ermeni Kilisesi ve Ermeni Diasporası ile mücadeleyi de kazanmalıdırlar.
İklim değişikliği dünya için yeni değil. Kaynaklardan son büyük buzul çağının yaklaşık 115.000 yıl önce başladığını ve 11.700 yıl önce sona erdiğini öğreniyoruz. Bu uzun soğuma döneminin en soğuk ve buzulların en çok genişlediği dönemin yaklaşık 29.000 ile 19.000 yıl önce yaşandığı bir başka bilgi.
O gün için Tayvan Soğuk Savaş'ın Pasifik'teki çapasıydı.
Daha sonra ABD'nin Çin'i çevreleme mimarisinin köşe taşı oldu.
Aradan yetmiş beş yıl geçti.
Gemi hâlâ batmadı.
Geçenlerde okuduğum ilk baskısı 2017 yılında yapılan Amerikalı antropolog James C. Scott’un ‘’Tahıla Karşı (Against the Grain: A Deep History of the Earliest States’’, Koç Üniversitesi Yayınları) adlı kitap insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan tarım devrimi ve ilk yerleşik devletlerin ortaya çıkışını yeniden değerlendiriyor. Yani avcı toplayıcı insanın yerleşik hayata geçtikten sonra devletin ve kurumsallaşmanın nasıl ortaya çıktığını izah ediyor.
İktisat literatüründe makro-teorik yaklaşımlar genellikle üretici güçlerin mülkiyetini, bölüşüm ilişkilerini ve sınıfsal çatışmaları ulusal ya da küresel ölçekte, yukarıdan aşağıya (top-down) kurgulama eğilimindedir. Bu durum, ekonomiyi soyut bir denge arayışı ya da kaçınılmaz bir tarihsel altüst oluş (devrim) düzlemine indirger.
Terörle mücadele ve dijital güvenlik stratejileri, terörist grupların sembollerini, propaganda metinlerini ve hatta videolarını engellemeye ve ortaya çıkarmaya büyük ölçüde odaklanmıştır. Geleneksel içerik denetimi, belirli anahtar kelimelerin filtrelenmesine ve doğal dil işleme (NLP) modellerinin kullanılmasına dayanır.
Güney Kore'nin 2026 yılında Rusya'nın Kuzey Deniz Rotası (NSR) üzerinden ilk konteyner deneme seferini gerçekleştirme hazırlıkları, Arktik'in geleceği hakkındaki tartışmalarda yeni bir aşamaya işaret ediyor. Seul hükümeti, yaklaşık 3.000 TEU kapasiteli bir konteyner gemisini Busan'dan Rotterdam'a Arktik üzerinden göndermeyi planlıyor ve bu amaçla Panstar Line'ı baş operatör olarak seçti.
Tchiani'nin Ankara ziyaretini sıradan bir diplomatik temas olarak değil, darbe sonrasında Türkiye'nin Nijer ile kurduğu pragmatik ilişkilerin kurumsallaşmasının bir göstergesi olarak yorumlamak mümkündür.
Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetiyle Türkiye'ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret, Türkiye'nin Afrika politikalarındaki dönüşüm açısından önemli bir gelişme olarak yorumlanabilir.
Nasyonal sosyalizm, yirminci yüzyılın ilk yarısında insanlık tarihinin en yıkıcı siyasi, askeri ve ideolojik felaketlerinden birine imza atarken, geride bıraktığı kurumsal ve maddi enkaz kadar, doğası hala tartışılan fiktif bir iktisadi model de bırakmıştır.
Geçtiğimiz günlerde Pekin’de cereyan eden iki zirve, müesses küresel düzenin tökezleyişinin ve içine girdiğimiz fetret devrinin derinleştiğini gösteren diplomatik fotoğrafları olarak geçti hafızalara.
Yapay zeka çağının fiziksel altyapısı üzerindeki küresel rekabet, son aylarda Tayvan ve Güney Kore eksenine üçüncü bir aktörü daha somut biçimde eklemiştir: Japonya.
Tokyo, otuz yıllık bir gerilemenin ardından yarıiletken sanayisini yeniden inşa etmek üzere hem doğrudan endüstriyel politika hem de SoftBank gibi özel sektör aktörleri üzerinden eş zamanlı bir hamle yürütmektedir.
Londra’da 6-7 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen C4ISR Global Konferansına katılan ilk Türk olarak, özellikle ülkemizle ilgili önemli olabilecek bakış açılarını, bilgileri not aldım, diğer yandan hazırlamakta olduğum yeni kitabım (Akıllı Savaş) için farklı öngörüler sağlamaya çalıştım. Konferansta, C4ISR1 ve uzay kabiliyetleri ile ilgili olarak sadece geleceğin savaşları için değil, barış ve kriz durumları içinde durum üstünlüğü sağlayacak çok önemli fırsatlar tartışıldı.
Bugün küresel ölçekte derinleşen gelir adaletsizliği, modern devletin rolünü yeniden masaya yatırmamızı zorunlu kılıyor. Çoğu zaman eş anlamlı kullanılan iki kavram —Sosyal Devlet ve Refah Devleti— aslında bu krizle mücadelede iki farklı derinliği temsil eder. Biri anayasal bir felsefeyi, diğeri ise idari bir yara bandını simgeler. Günümüzde kapitalizmin yapısal krizlerine çözüm ararken, bu iki kavramın felsefi ayrımını ve bölüşüm ilişkilerini yeniden anlamak hayati önem taşıyor.
Ulusötesi sermaye blokları, devlet–özel sektör ittifakları, küresel finans kurumları ve çok uluslu şirketler, iklim krizini meşrulaştıran söylemler üreterek çok boyutlu tahakküm mekanizmalarını kurumsallaştırmaktadır.
Modern ekonomi coğrafyası ve kurumsal iktisat yazını, ulus devletlerin homojen birer iktisadi bütün olduğu varsayımını uzun süre önce terk etmiştir. Bu terk edişin ve kurumsal patika bağımlılığı (path dependency) olgusunun Avrupa kıtasındaki en nevi şahsına münhasır laboratuvarı hiç kuşkusuz Polonya’dır. Bugün Polonya, dışarıdan bakıldığında tek bir bayrağa, merkezi bir yönetime ve homojen bir ulusal kimliğe sahip standart bir Avrupa Birliği üyesi olarak görünmektedir.
Askeri tarih, stratejik düşünce ve ekonomi-politik arasındaki bağ, insanlık tarihi kadar eskidir. Sahadaki mücadele yöntemleri çağlar içinde teknolojik ve kurumsal kabuk değiştirse de insan felsefesinin ve karar alma mekanizmalarının temel mantığı değişmeden kalır.
Thomas Hobbes, modern siyaset felsefesinin kurucu metinlerinden Leviathan'da insanları barışa yönelten ilk tutkunun ölüm korkusu olduğunu söyler.
Korku, yüzyıllar boyunca insanoğlunun toplumsal anlamda varoluşunu şekillendiren kadim kuvvetlerden birisi olmuştur.
Bu devletler için de böyledir.
Japonya’nın yeniden silahlandığına dair yoğun haberler devletlerin sürekli güvenlik arayışının somut örneklerinden birisi.
Güvenlik ikilemi…