Modern iktisat yazını, uzunca bir süredir beşerî ve ahlaki kurucu köklerinden (Moral Sciences) koparak, toplumsal gerçekliği sadece doğrusal denklemlere ve matematiksel optimizasyon modellerine indirgeyen soğuk bir mekanizasyon sarmalına sürüklenmiştir.
Ortadoğu’nun haşin coğrafyasından evrensel emelleri olan üç büyük din ile peygamberler ve fatihler çıktı. Yahudiler, tarihsel olarak kendilerini Sami ırkı ile ilişkilendirirler. Günümüzde dünyadaki en kalabalık Sami kavmi Araplardır. Irklar tarihine göre, bu dönemde Samilerden başka, Aryanlar (bugünkü Hindistan, İran ve Afganistan), Türkler (Orta Asya) ve Mısırlılar hâkim ırklardır.
Polonya, Doğu ve Batı Avrupa’nın jeopolitik, kültürel ve iktisadi kesişim noktasında yer alan, tarihi boyunca büyük yıkımlar, egemenlik kayıpları ve köklü rejim değişiklikleriyle sınanmış bir coğrafyadır. Bu dinamik ve trajik tarihsel arka plan, Polonya’da şekillenen iktisadi düşüncenin de kendine has, son derece özgün ve dirençli bir karakter kazanmasını sağlamıştır.
İsrail, Hizbullah bahanesiyle bir kez daha Güney Lübnan’da, Bekaa Vadisinde ve Litani nehrinin kuzeyinde. Bu defa tek fark Cebel Lübnan’a girmemiş olması. Ama mutlaka yüksek yerlerde de eli kolu, gözü ve kulağı vardır. Halen İsrail ordusu, Lübnan’ın güney sınır boyunca yaklaşık 10 kilometrelik derinlikte bir tampon güvenlik bölgesinde Bint Jbeil, Khiam, Beaufort Kalesi gibi bazı stratejik yerleşim yerlerini elinde tutuyor.
Çin Devlet Konseyi Enformasyon Ofisi yeni bir beyaz kitap yayımladı. "Daha Adil ve Hakkaniyetli Küresel Yönetişim: Çin'in İlkeleri, Önerileri ve Eylemleri" başlıklı belge, Şi Cinping'in 2025'te ortaya attığı Küresel Yönetişim Girişimi'ni (GGI) ayrıntılı biçimde detaylandırıyor.
Bu çalışmanın merkezi tezi; Yunan iktisadi düşüncesinin saf, soyut ve laboratuvarda üretilmiş evrensel teorilerin doğrusal bir ilerlemesinden ziyade; büyük ulusal iflasların, trajik askeri/siyasi kırılmaların ve egemen küresel güç merkezlerinin (Fransa, Bavyera, Almanya, ABD ve Avrupa Birliği) dinamiklerine bağımlı olarak şekillendiğidir.
Çağdaş politik ekonomi ve inovasyon iktisadının özgün isimlerinden biri olan Mariana Mazzucato, Haziran 2026'da Allen Lane etiketiyle yayımlanan son eseri "The Common Good Economy: A New Compass" ile iktisat literatürüne önemli bir metodolojik müdahalede bulunmaktadır.
Prabowo ve ekibi, Küresel Sistemik Dönüşüm’ün önde gelen aktörleri arasında denge kurarken Endonezya’yı Yeni Soğuk Savaş entrikalarının dışında tutmayı başararak büyük bir iş çıkarıyor.
15-17 haziran 2026 tarihlerinde Fransa'nın Évian-les-Bains kasabasında düzenlenen G7 zirvesi, yapay zekânın küresel diplomasinin merkezine geçtiği ilk büyük zirve olarak tarihe geçti. Zirvenin AI gündemini şekillendiren tetikleyici olay, Washington'un 12 haziran tarihli Ticaret Bakanlığı kararıyla Anthropic'in Mythos 5 ve Fable 5 modellerine ABD vatandaşı olmayan kullanıcılar için erişimi kapatmasıydı.
Yukarıdaki başlığı destekleyen Kristin Forbes’in yeni yayımlanan, "The Art of Monetary Policy: Lessons from Sun Tzu for Central Banks" (The MIT Press, 2026) adlı kitabını ilginize sunarım.
Sudan jeostratejik konumundan dolayı küresel güçlerin güç savaşının yaşandığı bir ülke haline gelmiştir. Küresel güçlerin bu ülke üzerinde, siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel alanlarda ulusal çıkarları çatışmaktadır. Bu iç savaşa neden olmaktadır. Bununla beraber, önemli bir küresel güç olan Türkiye bu ülkeye yumuşak güç kavramını kamu diplomasisini kullanarak akılcı bir politikayla girmiştir.
Modern otobiyografi yazını, çoğunlukla bireysel bir öznenin içsel gelişimini, başarılarını ve kişisel tarihindeki kırılmaları merkeze alan mikroskobik bir anlatı türü olarak kabul edilir. Ancak Stefan Zweig’ın 1942 yılındaki trajik intiharından hemen önce sürgünde kaleme aldığı Die Welt von Gestern (Dünün Dünyası), bu tarzın geleneksel ve bencil sınırlarını radikal bir biçimde aşar.
12. İstanbul Güvenlik Konferansı’nın, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından “İstanbul İttifakı; Çok Katmanlı Barış ve Güvenlik Vizyonu” ana teması altında küresel katılımla 19-20 Kasım 2026 tarihinde Wish More Hotel Istanbul’da gerçekleşecek. Sınırlı sayıda dış katılım kabul edilecek Konferans ve eş-etkinliklerine yurt içi ve dışından çok sayıda duayen ve uzman isimler yer alırken, katılımcılara sertifika ve konferans kitabı verilecek.
İran, ABD, İsrail Savaşı 28 Mart 2026 tarihinde başladı. ABD ve İsrail bu savaşa önleyici savaş adını vermektedir. Bu savaşta, İran’da 201 kişinin öldüğü, 747 kişinin yaralandığı ifade edilmektedir. Bu savaşın nedeni iki devletin, siyasi, ekonomik ve askeri konularda ulusal çıkarlarının çatışmasıdır. Siyasi olarak, İsrail İran’daki rejimi bölgedeki ulusal çıkarları için tehdit olarak görmektedir.
Kalkınma iktisadı literatürü, sürdürülebilir ekonomik büyüme ve yapısal dönüşümün ön koşulları olarak genellikle geniş bir yerel pazar, stratejik hammadde erişimi, zengin doğal kaynaklar ve jeopolitik bir hinterlandın varlığına vurgu yapar. Ancak Doğu Asya kalkınma deneyiminin en neoklasik ve aynı zamanda en müdahaleci aktörlerinden biri olan Singapur, bu teorik ön kabulleri yapısal bir paradoksa dönüştürmüştür.
Buradaki yazılarımda "küresel fetret devri" kavramını sıkça kullandım.
Eskinin öldüğü, yeninin doğamadığı bir geçiş anı. Gramsci'nin meşhur tabiriyle: “interregnum.” Yani yoğun bir belirsizlik çağı… Bu devrin en somut tezahürünü Pekin zirvesinde görmüştük. Hatta bunua ‘yorgun hegemon’ demiştim. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Singapur'da IISS'teki konuşmasında ifade ettiği “stratejik feragat” biraz da bu yorgun olma halinden kaynaklanıyor zannımca.
Tüm eş-etkinlikleri ile birlikte, bu yıl on ikincisi gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “İstanbul İttifakı; Çok Katmanlı Barış ve Güvenlik Vizyonu“ ana teması altında küresel ölçekte katılımla 19-20 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecektir.
Tüm eş-etkinlikleri ile birlikte, bu yıl on ikincisi gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “İstanbul İttifakı; Çok Katmanlı Barış ve Güvenlik Vizyonu“ ana teması altında küresel ölçekte katılımla 19-20 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecektir.
12. İstanbul Güvenlik Konferansı, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “İstanbul İttifakı; Çok Katmanlı Barış ve Güvenlik Vizyonu” ana teması altında küresel ölçekte katılımla 19-20 Kasım 2026 tarihinde Wish More Hotel Istanbul’da düzenlenecektir.
Yapay zeka ajanları iki ayrı uçtan aynı anda yaygınlaşıyor. Bir yanda üst düzey yöneticilerin kendi "dijital ikizlerini" oluşturduğu kişisel ve butik kullanım, diğer yanda Meta'nın yüz milyonlarca küçük ve orta ölçekli işletmeyi (KOBİ) hedefleyen kitlesel ajan girişimi. İkisi birlikte, ajan teknolojisinin hem tepe yönetimden hem de tabandan eşzamanlı olarak işyerine girdiğini gösteriyor.
İktisadi düşünce tarihi, genellikle rasyonel modellerin, veri setlerinin ve grafiklerin evrimi olarak okunur. Ancak Rusya örneği, bu "steril" tarih yazımına karşı en güçlü itirazlardan birini oluşturur. Rus entelektüel geleneğinde iktisat, hiçbir zaman saf bir matematiksel optimizasyon problemi olarak kalmamış; her zaman ahlakın, devletin bekasının ve insan ruhunun derinliklerinin tartışıldığı edebi bir sahneye çekilmiştir
Hark Adası, ekonomik olarak çok büyük bir öneme sahiptir. Bu yüzden, İran’a ait olan bu ada üzerinde ABD, İsrail, İran ve Çin’in ulusal çıkarları çatışmaktadır. Bu olay, küresel sonuçlara sebep olmaktadır.
Dünya ekonomisi, 2020’li yılların başından itibaren son otuz yıla damgasını vuran liberal rasyonalitenin sarsıldığı, yapısal bir kırılma dönemine girmiştir. 1980-2020 yılları arasında küresel sistemi domine eden "Etkinlik" (Efficiency) paradigması, yerini ulus devletlerin varoluşsal bir refleksi olan "Dayanıklılık" (Resilience) paradigmasına bırakmaktadır. Bu dönüşümün en radikal ve kapsamlı vaka analizi ise Rusya Federasyonu’dur.
2025 yılındaki ABD-Çin ticaret savaşı bir aydan kısa sürdü; ancak ortaya koyduğu stratejik açık on yıllardır derinleşmekteydi. 2 Nisan'da, kendi deyimiyle "Kurtuluş Günü"nde ABD Başkanı Donald Trump, aralarında Çin'in de bulunduğu düzinelerce ülkeye geniş kapsamlı tarifeler uyguladı; Çin birden ortalama yüzde 75'e yakın gümrük vergileriyle yüz yüze geldi.
Şi Cinping'in Kuzey Kore'ye ve Kim Jong-un yönetimine Çin desteğinin "sarsılmaz" olduğunu söylemesi, Pekin'in Pyongyang üzerindeki nüfuzunu yeniden tesis etmek istediğini gösteriyor.