Dünyanın genel durumu 19. Yüzyıla benzemeye başladı. Kendini dünya işlerinden
soyutlayıp, Amerika kıtasına odaklanmak (Monroe Doktrini) isteyen ABD, kendi çıkarları olduğunda Samsun’a, Çin ve Japonya kıyılarına kadar donanması ile gelip büyük pastadan (silahlı gemi diplomasisi ile) pay peşinde koşmuştu. Bugünkü ABD, İngilizlerin bir zamanlar kurduğu gibi bir emperyal imparatorluk değil hegemonyadır.
Beyaz Saray Ekonomik Danışmanlar Konseyi tarafından "Yapay Zeka ve Büyük Ayrışma" başlıklı bir rapor yayınlandı. Rapora göre yapay zeka; 21. yüzyılın yeni Sanayi Devrimi ve “İkinci Büyük Ayrışma"nın tetikleyicisi olabilir. Bahse konu rapora yakından bakalım.
2026’nın Şubat ayındayız ve 2022’den bu yana artık Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş başlayalı 4 yıl oldu. Avrupa’nın savaş gölgesinde geçirdiği bir dönemin sona ermek üzere olduğunu yazmak isterdim, lakin ortada kırılgan ve cılız müzakere süreci söz konusu. Henüz kamuoyuna açıklanmış hiçbir barış planı çerçevesi dahi yok.
Trump, Hindistan’la ipleri önce iyice gerdi. Sonra bir şekilde şimdilik iş tatlıya bağlandı. Son zamanlarda ABD nin yaptığı bu sözde ikili anlaşmaların çoğu yazılı olmadığı için, ayrıntılarından çok azı anlaşılabilir durumda. Daha doğrusu hiçbirini yeterince anlamak mümkün değil. Diğerlerinde olduğu gibi Hindistan’la da ulaşılan ticari barış için basın açıklamalarında yer alan unsurların çoğu asla yerine getirilemez ve getirilmeyecek nitelikte.
Çin'in yapay zeka yarışını kazanmaya yönelik dahiyane planı şimdiden meyvelerini vermeye başladı. Son derece rekabetçi lise yetenek programlarından oluşan bir ağ, bilim ve teknoloji alanlarında önde gelen isimleri yetiştiriyor.
Asya-Pasifik bölgesi, son on yılda su ve sanitasyon alanında kayda değer ilerleme kaydetti. Yüz milyonlarca insan artık temiz ve güvenilir suya ve sanitasyona erişebiliyor; bu da bölge genelinde kamu sağlığını, verimliliği ve insan onurunu iyileştiriyor.
Yönetici Özeti
Japonya, azalan doğum oranı ve yaşlanan nüfus nedeniyle ciddi işgücü ve beceri eksiklikleriyle karşı karşıya olup, bu nedenle her bir çalışanın verimliliğini ve çalışma ortamını iyileştirerek ekonomik büyüme ve sürdürülebilir ücret artışları sağlamayı hedeflemektedir.
Yapay zekâ tek başına bu hedeflere ulaşamasa da, bu rapordaki analiz, yapay zekânın çözümün bir parçası olabileceğini göstermektedir.
Yönetici Özeti
Küresel ortamın zorlu olmasına rağmen ekonomik büyüme güçlü seyrini sürdürüyor ve ivmesini koruyor.
·Küresel politika belirsizliğinin artmasına rağmen, Sahra Altı Afrika'daki ekonomik büyüme ivmesini korudu. 2023'teki dip noktasının ardından, bölgesel faaliyetin 2024'teki %3,5'lik orandan 2025'te %3,8'e yükselmesi ve 2026-27'de yıllık ortalama %4,4 oranına ulaşması bekleniyor.
“Fransız askeri lideri Ferdinand Foch, "Mevcut gidişata bakılırsa, bir sonraki dünya savaşının kaçınılmaz olduğu konusunda sizi ciddi bir şekilde uyarıyorum," diye ilan etti. Yıl 1921'di ve I. Dünya Savaşı sırasında Müttefik ordularının başkomutanı olan Foch, New York'tan yaptığı bir konuşmada alarm veriyordu. Endişesi basitti. Almanya'yı yendikten sonra, Müttefik güçler Versay Antlaşması ile Almanya'yı silahsızlanmaya zorlamıştı.
Üretken yapay zeka (GenAI), dünya çapında eğitim sistemlerine hızla girerek daha kişiselleştirilmiş öğrenme, gelişmiş öğretim uygulamaları ve daha verimli sistem yönetimi beklentilerini artırmaktadır. OECD Dijital Eğitim Görünümü 2026, mevcut en iyi ampirik araştırmaları, tasarım deneylerini ve uzman görüşlerini ullanarak GenAI'nin umut vaat ettiği alanları ve eğitim paydaşlarının bu teknolojinin etkili ve sorumlu bir şekilde benimsenmesini nasıl yönlendirebileceklerini araştırmaktadır.
Dünya tarihinde deniz kuvvetinin desteklemediği hiç bir savaş kazanılamamiştir. 21 nci yüzyılda öne çıkan güç merkezleri dikkate alındığında, bundan sonraki savaşlarda da deniz kuvvetinin doğrudan katkısı ve desteği olmayan hiç bir savaşın kazanılması da mümkün olamayacaktır.
Bir kurul kurmakla barış gelir mi? Elbette hayır. Ancak ABD başkanı Trump, öyle varsayıyor olmalı ki. "Gazze Barış Kurulu“ nun kurulduğunu açıkladı. Yeni oluşum Birleşmiş Milletler(BM) Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararıyla resmi kimlik kazandı. Seçmece davetliler güle oynaya çağrıya olumlu cevap ve en az 1 milyar dolar vermeyi kabul etti.
Ortadoğu’da bu girişime karşı durabilecek tek ülke, Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye bir Ortadoğu devleti haline getirilmeden, bölgede emperyalizmin beklentisine uygun bir düzen kurulamaz. Irak, Suriye ve Lübnan’da yaşananlar, ABD-İsrail’in İran planları, Türkiye’nin yalnızlaştırılarak Batı emperyalizminin projelerine engel olamayacak hatta onlara destek olacak şekle sokulmasına yönelik adımlardır.
Merhaba ve 2026 Japonya Notu'nun ilk bölümüne hoş geldiniz. Japonya Notu, elbette, IISS Japonya Kürsüsü Programı podcast'idir. Ben Robert Ward, Japonya Kürsüsü Başkanı ve IISS'de Jeoekonomi ve Strateji Direktörüyüm. Bu seride, Japonya'nın günümüzün bölgesel ve küresel jeopolitik ortamında neden önemli olduğunu analiz etmek için uzmanları, stratejistleri ve uygulayıcıları bir araya getiriyoruz.
Haritalar, yerlerin birbirine göre nerede bulunduğunun basit bir temsilinden çok daha fazlasıdır. Tim Marshall'ın çok yerinde bir şekilde ifade ettiği gibi, "Üzerinde yaşadığımız toprak her zaman bizi şekillendirmiştir. Dünyanın neredeyse her yerinde yaşayan halkların savaşlarını, gücünü, politikasını ve sosyal gelişimini şekillendirmiştir." Bu etki, kıtaları, toplulukları ve fikirleri hem ayıran hem de birleştiren denizlere de eşit derecede uzanır.
ZORLU STRATEJİK ORTAMDA SİVİL OGSP'Yİ GELECEĞE HAZIRLAMAK: TARTIŞMAYA AÇIK YEDİ SORU
Özet
Mükerrer çabalara rağmen, Avrupa Birliği'nin (AB) Sivil Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası'nın (sivil OGSP) stratejik etkisini artırmak için çok ihtiyaç duyulan iyileştirmeler gerçekleşememiştir. Aynı zamanda, Brüksel'deki strateji rehberliğinin formülasyonu da durma noktasına gelmiştir
ABD'nin kritik mineraller diplomasisi: Önce Amerika (America First) anlaşmalarından Pax Silica'ya
Başkan Donald Trump, Amerika Birleşik Devletleri'nin kritik mineraller politikasını üç yönlü, devlet kapitalist bir stratejiye dönüştürdü: ülke içinde daha hızlı izin süreçleri, stratejik üreticiler için öz sermaye tarzı anlaşmalar ve fiyat tabanları ve kamu finansmanı tarafından desteklenen yeni bir ikili anlaşma dalgası.
Suriye iç savaşı, 2011 yılında başlayan, bölge dışı bölgesel ve küresel güçlerin de farklı yöntemlerle müdahaleleriyle şekillenen karmaşık bir çatışma süreci olup, yalnızca Suriye’nin iç dinamiklerini değil, özellikle çevre ülkelerin politikalarını, demografilerini, sosyolojilerini ve ekonomilerini derinden etkilemiştir. Yaşanan dış göçün dalgaları yalnızca Suriye’nin kara ve deniz komşularını etkilemekle kalmamış, AB ülkeleri başta olmak üzere, uzak yakın birçok ülkeye kadar ulaşmıştır.
Elli altıncı Dünya Ekonomik Forumu 19-23 Ocak arasında “Bir Diyalog Ruhu"(A Spirit of Dialogue) temasıyla, yine İsviçre’nin 1560 rakımlı karlı tepesi Davos’ta toplandı. Ama uzlaşma ve barış ruhu geçen yıla göre bir hayli irtifa kaybetmişti. Buna rağmen katılımcılar yumuşak üslupla konuşup, kararlı mesaj vermeye çalıştı.
Önceki “Yeni Büyük Oyun” başlıklı makalemizde Üçüncü Dünya Savaşı öncesi Yeni
Ortadoğu’dan Kafkasya, Türkistan ve nihayet Çin’e uzanan Avrasya sahnesinde bekleyen savaşları anlatmıştık. Suriye ve Lübnan’dan sonra sırada Irak, İran, Türkiye, Azerbaycan ve Rusya’da rejim değişiklikleri olacağını, sonrasında Kafkasya’da Çeçenistan, Dağıstan ve İnguşetya’dan sonra Türkistan ve Çin sınırlarında yeni ayaklanmalar kurgulandığını söylemiştik.
Dünya tarihinin çok önemli geçiş dönemlerinden birindeyiz. Bu geçiş dönemi büyük bir dünya savaşının ardından muhtemelen 2045’lerde tamamlanacak ve nihayetinde yeni bir dünya düzeni ile birlikte, yeni bir insan modeli ve toplumsal hayata başlayacağız. Bu tür geçiş dönemlerinin katalizörü ülkelerin başına geçmiş çılgın yöneticiler ve savaşlardır.
Kanada Başbakanı Mark Carney’in Davos konuşması ‘liberal bir uluslararası sistem’ yanılsaması içerisinde debelenen Batı aklı için hazin dolu bir itiraf anına sahne oldu. Carney'nin diplomatik nezaketin arasına gizlenemeyecek sert sözleri ABD Başkanı Trump’ın müesses nizam içerisinde ortaya çıkardığı çatlağın derinleştiğini gösteriyor.
Tarife şoklarına, tedarik zinciri parçalanmasına ve jeopolitik belirsizliğe rağmen Hindistan,
2026'ya Küresel Güney'in "sürükleyici ve başlıca ekonomilerinden" biri olarak giriyor—
istikrarlı büyüme tahminlerini elektronikte genişleyen bir sanayi tabanı, daha fazla
inovasyona odaklanan bir doğrudan yabancı yatırım (DYY) anlatısı ve hızlanan bir yapay zeka
ve yeşil enerji gündemiyle birleştirerek.
Pentagon tarafından yayınlanan yeni Ulusal Savunma Strateji Belgesi, Washington’un küresel güç dengesindeki önceliklerini yeniden tanımlıyor. Çin ile makul bir barış dönemi hedeflenirken tüm sorumluluk müttefiklere yıkılıyor. Öne çıkan başlıklara yakından bakalım:
Belge, Kore Yarımadası'ndaki dengelerde tarihi bir değişimi işaret ediyor: Pentagon, Kuzey Kore'yi caydırma konusunda artık "daha sınırlı" bir rol öngörüyor.
Yüzyıllar boyunca, dünyanın ekonomilerinin çoğu benzer şekilde yavaş bir hızda büyüdü. Ancak, Sanayi Devrimi ile birlikte bir "Büyük Ayrışma" yaşandı ve sanayileşen ülkeler, dünyanın geri kalanına kıyasla büyüme hızlarını artırdılar. Yapay zekâ (YZ), genellikle Sanayi Devrimi ile karşılaştırılan, potansiyel olarak dönüştürücü bir teknolojidir.