İran'ın nükleer programı ile ilgili kriz özellikle 2003 yılından itibaren dünya gündemini meşgul etmektedir. Bu program, 1979 devriminden sonra araları açılan İran ile ABD arasında her zamankinden daha ciddi ve somut bir problem ve gerilime neden olmuştur. Ancak kriz sadece ABD ile İran arasında bir sorun olarak kalmamış ve çok sayıda aktörün dâhil olduğu gerçek bir küresel sorun haline dönüşmüştür.
Dünya gündemine geldiği 2002 yılından beri gündemdeki yerini koruyan İran'ın nükleer programı ile ilgili sorunda UAEK'nın rolü genelde medyada yer almamıştır. Her ne kadar basında özellikle Kurum Genel direktörü Mu- hammed El-Baredey sıklıkla boy göstermişse de bir bütün olarak Kurum gereken ilgiyi görmemiştir.
Bu düzenlemelerin ilki 1948 yılında BM çerçevesinde yürürlüğe giren Soykırım Sözleşmesidir. Kavramın ifade ettiği fiiller tarih boyunca işlenmiş olsa da kavramın kendisi ancak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra icat edilmiştir.
AB’ye tam üyelik yolunda en önemli ve etkili adımları insan hakları alanında atan ve yaptığı reformlarla başta Avrupa olmak üzere tüm dünyanın dikkatini çeken Türkiye henüz UCM’ye taraf olma yolunda önemli sayılabilecek girişimlerde bulunmadı. Ne Türkiye’de ne de Avrupa’da Türkiye’nin siz konusu mahkemeye taraf olmaması fazla yankı bulmamış gibi gözüküyor.
İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından oluşan uluslararası siyasal sistemin ‘dayattığı’ şartlar çerçevesinde şekillenen Türk-Amerikan ilişkileri zaman zaman krizlerle sarsılmışsa da uzunca bir süre kalıcı sorunlar üretmemiştir.
Kasım ayının ilk haftasında yapılan Başkanlık ve Kongre seçimlerinin ardından durumunu daha da güçlendirerek 2009 yılının başına kadar Beyaz Saray’da kalma vizesi alan Bush’un nasıl bir dış politika izleyeceği merak konusu.