Türkiye’nin gündeminde yeni anayasa var; Toplumun her kesimi sivil, özgürlükçü bir anayasa talebini her platformda seslendiriyor. 1980 askeri darbesi sonrasında yapılan ve defalarca ‘tamir edilmeye’ çalışılan anayasanın iflah olmayacağı konusunda hemfikiriz ama yeni anayasayı nasıl yapacağız konusunda farklı fikirlere sahibiz.
Türkiye’nin dış politikasının ana parametresini "çok boyutluluk" oluşturuyor. Bu yeni konsept, Türkiye’nin öncelikle bölgesindeki tüm aktörlerle yakın ilişki kurmasını, tüm sorunlarla da yüzleşmesini öngörüyor. Çok boyutlu bir dış politika perspektifi; siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal işbirliklerinin de kapısını aralıyor aynı zamanda, dış politika kazanımlarının ülkenin gelişimine hizmet etmesine yardımcı oluyor.

Siyasetin İletişimi - Giriş

Bu kitap Siyasal İletişim Enstitüsü çatısı altında yürütülen bilimsel faali­yetlerin etkileşiminden doğdu; Enstitü'nün projeleri, araştırma raporları ve stratejik vizyon geliştirme eğitimleri böyle bir kitabın yayınlanmasının büyük bir ihtiyaca cevap vereceği gerçeğini ortaya koydu.

Medya Ve Seçimler

Kürselleşme çağında medyanın toplum üzerindeki etkisi giderek daha da artıyor; medya aracılığıyla bilgi sahibi olan ve bu bilgiler doğrultusunda kanaat geliştiren insanlar eğer yanlış bilgileniyorlarsa sonuçta mutlaka yanlış değerlendirmelerde bulunuyorlar.
Medyada son yıllarda iyice artan tekelleşme ve yoğunlaşma olgusu ciddi şekilde tartışma konusu olmaktadır. Radyo ve televizyon yayıncıları arasında sahiplik ve sermaye entegrasyonu şeklinde gerçekleşen ilişki biçimi “yatay medya yoğunlaşması” şeklinde adlandırılırken, televizyon ve radyo yayıncıları ile program üreten firmalar ve dağıtım pazarları arasındaki sahiplik ve sermaye ilişkisi “dikey medya yoğunlaşması” olarak tanımlanmaktadır.
Seçim, yönetilenlerle yöneticiler arasındaki bir iletişim biçimidir. Seçimlerde kanaat oluşturacak, karar verecek seçmenler en çok bilgiye ihtiyaç duyarlar. Seçmenler kararlarını oluştururken çeşitli kaynaklardan gelen bilgileri değerlendirirler. Bu kaynaklardan en önemlisi ise “siyasal seçim kampanyaları”dır.
Türkiye bu yıl içinde genel seçimlerini yapacak; Yüksek Seçim Kurulu seçim için teknik hazırlıklarını tüm hızıyla sürdürüyor. Seçimler için yine her parti çeşitli etkinlikler yapacak; meydan mitinginden tutun da, kapı kapı dolaşıp partilerinin propagandalarını yapmaya, kahve toplantılarından, bayrak asmaya kadar pek çok icraatla oy almaya çalışacaklar.
Türkiye’nin tanıtımı konusu, ülkemizi yurtdışında tanıtacak yabancı reklam ajansının hazırladığı afişlerin kamuoyuna duyurulmasıyla birlikte yeniden gündeme geldi. Baştan söyleyeyim; Hazırlanan tanıtım afişlerinin ülkemizi doğru anlattığını düşünmüyorum. Her şeyden önce, ülkemizin tanıtım faaliyetinin niçin yabancı bir ajansa verildiğini anlamakta zorluk çekiyorum. Oysa, ülkemizde bu işi hakkıyla yapabilecek donanımda reklam ve tanıtım ajansları var, keşke bunların birikiminden faydalanılsaydı…
Küreselleşme sürecinde en hızlı değişim ve dönüşüm gerçekleştiren sektörlerin başında medya gelmektedir. Medya endüstrisinin son yarım asırlık gelişme seyrine bakıldığında 1960’lı yıllardaki eğilim; “medyanın ticarileşmesi, medya/ kültür emperyalizmi” kavramlarıyla açıklanırken, 1970’lerde medya endüstrisine “konsolidasyon, çeşitlendirme ve uluslararasılaştırma” kavramları damgasını vurmuştur.
Küreselleşme endeksinde 62 ülkenin durumunun ele alındığı görülüyor. Endeksin ilk sırasında Singapur yer alıyor, ikinci sırada İrlanda, üçüncü sırada İsviçre, dördüncü sırada ise Amerika Birleşik Devletleri bulunuyor. Hollanda, Kanada, Danimarka, İsveç, Avusturya ve Finlandiya bu ülkeleri takip ediyor. Peki Türkiye nerede yer alıyor diye bakıldığında ise, 62 ülke arasında 56. sırada olduğu görülüyor.