Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülke ile Kaddafi’nin Libya’sı hariç Akdeniz’e kıyısı bulunan 17 ülkeden 16’sı ‘‘Barselona Süreci: Akdeniz İçin Birlik’’ projesi için 13 Temmuz’da Fransa’nın başkenti Paris’te bir araya geldi.

AB’de İrlanda Krizi

Avrupa Birliği’nin (AB) geleceğini belirleyecek olan, Türkiye’den temsilcilerinde yer aldığı Avrupa Konvansiyonu’nca hazırlanan ve Avrupa İçin Kurucu Anayasa olarak adlandırılan Avrupa Anayasası’nın kabulü için 2005 yılında AB üyesi ülkelerdeki referandum sürecinde Fransa ve Hollanda’dan gelen ret cevabı ile girilen sıkıntılı süreç,
Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği yolundaki anahtar noktalardan birisi olan Kıbrıs meselesi, 2008 yılının ilk yarısında yaşanan gelişmelerle birlikte ilginç bir durum haline gelmeye başladı. Nitekim özellikle 17 Şubat 2008 günü, önemli bir dönüm noktası olarak dikkate değer gibi gözüküyor.
Balkan coğrafyasının, modern dünya siyasi tarihi açısından, tarihsel süreci incelendiğinde kronolojik sıra şekliyle ve kabaca üç önemli kırılma noktasına dikkat çekilebilir. Bunlardan birincisi, Fransız İhtilali ve ihtilal sonrasında genelde Avrupa coğrafyasında, özelde ise Doğu Avrupa’ya doğru hızla yayılan milliyetçilik akımlarının etkisidir.

BARROSO’NUN ARDINDAN

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jose Manuel Durao Barroso ve AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn’in 10-12 Nisan tarihleri arasındaki Türkiye ziyareti gerçekleşti. AB Komisyonu Başkanı Barroso, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın resmi daveti üzerine, önce Ankara, ardından da İstanbul’da üç günlük ziyaretleri sırasında temaslarda bulundu.

Hangi Birlik?

Yazının, Attila İlhan vari bir soru kalıbı şeklindeki başlıkla renklendirilmesi, içeriğinin de o yönde olacağı gibi bir izlenim vermiş olabilir fakat başlıkla verilmek istenen mesaj çok daha farklıdır. Zira son zamanlarda Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde çok tartışılan bir konu olan Akdeniz ülkeleri ile ilgili projenin nasıl şekilleneceğinin henüz netlik kazanmadığı gibi ne ad verileceği de tam olarak tespit edilmiş değildir.
Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, Türkiye’ye 49 yıl aradan sonra resmi ziyarette bulunan ilk Yunan başbakanı oldu. Karamanlis’in 2005 yılından bu yana gündemde bulunan Ankara’yı ziyaret planları, diplomatik kanallardan uygun tarih aranmaya devam edildiği gerekçe gösterilerek bir türlü hayata geçirilemiyordu.

Avrupa Kimliğinin ‘Öteki’si: Türkiye

Avrupa Birliği’nin (AB) 20. yüzyıldaki yapılanmasına giden yol, çok eski tarihlerde yeşermeye başlamıştı. Antik Yunan ile Roma uygarlıklarının üzerinde yükselmekte olan ortak kültür, siyasal birleşme yolunda sarf edilen birçok çabaya da temel teşkil oluşturacaktı. Avrupa’da yerleşmiş ve diğer kıtalara da uzanmış olan Roma İmparatorluğu, yapmış olduğu fetihlerle,

Müzakereler Ve Eurobarometre

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecinde 19 Aralık 2007 tarihi itibariyle iki başlık daha, tüketicinin ve sağlığın korunması ile trans-Avrupa şebekeleri fasılları müzakerelere açıldı. Brüksel’de Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan’ın katılımıyla gerçekleşen açılışta AB Dönem Başkanı Portekiz’in Dışişleri Bakanı Luis Amada,
Avrupa Birliği’nin (AB) dönem başkanlığını yürüten Portekiz’in Lizbon kentinde 8–9 Aralık 2007 tarihlerinde gerçekleştirilen 2. AB-Afrika Birliği Zirvesi sona erdi. Zirvede 27 Avrupa ve 53 Afrika ülkesinin ilişkilerinde eşitlikçi ve yeni bir sayfanın açılmasını sağlaması beklenen bir stratejinin benimsendiği bildirildi.
Avrupa Komisyonu’nun Türkiye 2007 İlerleme Raporu 6 Kasım Salı günü açıklandı. Raporun açıklanmasıyla birlikte son bir yılda Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin ne yönde geliştiğini izleme fırsatı bulduk. Son söyleyeceğimizi başta söyleyerek başlayalım: Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri özellikle Aralık 2006’da 8 fasılda müzakerelerin askıya alınması ile girdiği ‘duraklama devri’ni yaşamaya devam etmektedir ve bu devrin bitebilmesi için de yeni bir vizyona ihtiyaç duyulduğu gözükmektedir.