Son yıllarda Ortadoğu’da giderek tırmanan İran–İsrail/ABD gerilimi, 2026 yılı itibarıyla yeni bir evreye girmiş ve Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapatılmasıyla birlikte küresel sistemin en kırılgan noktalarından birini doğrudan hedef almıştır. Bu gelişme, yalnızca askeri bir karşılaşma ya da bölgesel bir güç mücadelesi olarak değerlendirilemez.
Yaşanan olaylar küresel anlamda deniz ticaretinde ithalat ve ihracatta dengelerin değişmesine, yapısal değişikliklere, navlun ve sigorta pazarlarına, denizde rotaların yeniden belirlenmesine, tedarik zincirine, denizcilik ekonomisine, denizde ticari ve insani güvenliğe etki etmektedir. Yaşanan olayların deniz ticaretine yönelik etkilerinin bilinmesi ve tartışılarak öngörülerde bulunulması önem arz etmektedir.
Dünyadaki ticari taşımacılık faaliyetlerinin %85’ten fazlası deniz yolu ile gerçekleştirilmektedir. Rusya ve Ukrayna temel birçok emtianın ithalat ve ihracatının yapıldığı etkin ve önemli ticaret limanlarına sahiptir. Rusya ile Ukrayna arasında 2014 yılından beri süregelen siyasi ve askeri gerilimlerin 2022 yılında askeri operasyonlara dönüşmesi sonucu küresel tedarik zincirleri de etkilenmiştir.
İçinde bulunduğumuz çağda, teknolojinin gelişmesi neredeyse her alanda daha önce görülmemiş değişikliklere ve gelişmelere yol açmıştır. Denizcilik faaliyetleri de teknolojik gelişmelerden etkilenmektedir. Otonom gemilerin geliştirilmesiyle birlikte kullanımına yönelik test aşamaları hızlanmaktadır.
Denizcilik faaliyetlerinin başlangıcından itibaren denizcilik sektörü teknolojiyi yakından takip etmiş ve uyum sağlamıştır. Teknolojilerin gelişmesi denizcilik sektöründe verimliliği artıran ve etkin mâli / finansal yönetim sağlayan bir unsur olsa da beraberinde tehlikeler getirmektedir. Geleneksel olarak denizde karşılaşılan tehlikelere günümüzde siber teknolojilerin gelişmesi ile birlikte siber tehlikeler eklenmiştir.