21. yüzyılda ne yazık ki savaş kavramı hâlâ geleneksel yöntemler ile varlığını sürdürmekte olsa da çağın en etkili caydırıcı gücü, uzayda savunma ve saldırı kapasitelerine sahip olmaktan geçiyor. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler yıllardır gündemlerinde uzaya önemli ölçüde yer vermekte. Bürokrasilerindeki yeni düzenlemeler, özel şirketlere verilen teşvikler, uzaya hem bilim ve teknoloji hem savunma ve güvenlik alanlarında ayırdıkları bütçeler uzayda var olmanın önemini kanıtlar nitelikte.
Hepimizin bildiği tek ev olan Dünya’ya artık sığmadığımız günlerdeyiz. Fakat artan insan nüfusu ve dolayısıyla azalan kaynaklar tek sebep değil. Merak, keşfetme tutkusu ve bilinmeze yol alma güdüsü evrende yeni evler bulma arzusunu harekete geçiriyor.
Dünyada güç elde etmek artık uzayda var olmakla yakından ilgili. Her ne kadar uzayda aktivite gerçekleştiren aktörler her geçen gün artsa ve mevcut aktörler uzay teknolojilerinde güçleniyor olsa da asıl gücün hala iki büyük devletin elinde olduğu yadsınamaz bir gerçek: Amerika Birleşik Devletleri ve Çin Halk Cumhuriyeti.