Küreselleşme endeksinde 62 ülkenin durumunun ele alındığı görülüyor. Endeksin ilk sırasında Singapur yer alıyor, ikinci sırada İrlanda, üçüncü sırada İsviçre, dördüncü sırada ise Amerika Birleşik Devletleri bulunuyor. Hollanda, Kanada, Danimarka, İsveç, Avusturya ve Finlandiya bu ülkeleri takip ediyor. Peki Türkiye nerede yer alıyor diye bakıldığında ise, 62 ülke arasında 56. sırada olduğu görülüyor.
Ulusal kimlik krizinin küresel bir fenomene dönüştüğünü belirten Huntington, Amerika’nın Anglo-Protestan kültürünün şu dört farklı meydan okumayla karşı karşıya kaldığını belirtiyor:
Küreselleşme süreciyle birlikte ulus devletin yapısında ve işleyişinde meydana gelen önemli değişiklikler şöyle özetlenebilir:
- Küreselleşme sürecinde devletler arasındaki etkileşimin şekli değişti. Hükümetler arasındaki ilişki modeli, toplumlara ve uluslararası örgütlere kaydı.
“Ulusal güvenliğin sağlanması, aynı zamanda küresel güvenlik anlamına da gelebilir mi?” Uzun süredir bu sorunun cevabını arayan Amerika Birleşik Devletleri’ne, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi danışmanlarından Zbigniew Brzezinski yazdığı “Tercih: Küresel hakimiyet mi, küresel liderlik mi?” isimli kitabıyla yol gösteriyor. Brzezinski’nin yukarıdaki soruya cevabı kısa:
Harp Akademileri Komutanlığı’nda yapılan “Gelişen bilgi teknolojisi ile güvenlik politikası ve stratejileri arasında etkileşim ve yönlendirme” konulu sempozyum, Türkiye’nin “milli savunma endüstrisine” ne kadar çok ihtiyacı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Harp Akademileri Komutanlığı’nda yapılan sempozyumun içeriğine geçmeden önce genel bir değerlendirme yaparak, küreselleşme sürecinde bilgi teknolojilerinin önemine işaret etmek yerinde olacaktır.
Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’nun istifası, Türk siyasetini yeniden ısındırdı. Mumcu’nun istifası, tek başına belki "siyaset yeniden ısınıyor" saptamasını yapmak için yeterli değil ama, istifa sonrası yaptığı açıklamalarda "yeni bir parti" sinyali vermesinin altını çizmek gerekiyor.
Avrupa Konseyi’nin açıkladığı Türkiye raporu kamuoyunda geniş yankı buldu. Raporun içeriği birçok yayın organında tartışıldı, sivil toplum örgütleri raporla ilgili değerlendirmelerde bulundular. Hükümet yetkilileri de raporla ilgili açıklama yapma ihtiyacı hissetiler.
Bugünlerde dünya gündemini sıcak siyasi gelişmeler kadar meşgul eden bir başka önemli konu daha var: Açlık!..
Önce New York’ta düzenlenen “Açlık Konferansı”, ardından Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın hazırladığı rapor, peşinden de Dünya Bankası’nın açıkladığı “Yeni Bin Yıldan Sorumlu Büyüme” isimli raporun temel konusu açlık ve adaletsiz gelir dağılımı idi...