Geçtiğimiz günlerde Hamas’ın Ürdün’den sürüldüğü 1990’lı yıllardan beri kendisine ev sahipliği yapmış olan Suriye’den personelinin çoğunluğunu tahliye edeceği kararını açıklamasının ardından, böyle bir adım atarsa İran’ın gerek askeri gerek finansal desteğini çekeceği tehditlerine rağmen Hamas’tan bir geri adım gelmedi.
Tunus ile başlayıp tüm Ortadoğu’ya yayılmış olan halk ayaklanmaları devam ederken, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama, İslam dünyasına ve Ortadoğu’ya yönelik ikinci önemli konuşmasını dün (19 Mayıs 2011) gerçekleştirdi.
Geçtiğimiz hafta Mısır’da başlayan halk ayaklanmasını İsrail endişe ile izliyor. İsrail hükümeti son yaptığı açıklama ile Batılı müttefiklerini Mısır’da istikrarın, dolayısıyla Mübarek rejiminin korunmasının kendi çıkarlarına olduğu konusunda ikna etmeye çalışıyor. Hatta İsrail Dışişleri Bakanlığı, bazı kilit elçiliklere Mısır’ın istikrarının korunmasının ne derece önemli olduğunu anlatan yazılar da gönderdi.
Eylül başında Washington’da başlayan Filistin-İsrail doğrudan barış görüşmelerinde en merak edilen konu İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da devam eden yerleşim inşaatlarını 10 ay süreyle durdurduğunu ilan eden moratoryumun süresinin ay sonunda uzatılıp uzatılmayacağıydı.
Obama yönetiminin girişimi ile başlayan Filistin-İsrail arasındaki doğrudan barış görüşmelerinin ilk turu geçtiğimiz Perşembe (2 Eylül) sonuçlandı.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) izolasyon politikasını bıraktığı günden beri, gün geçtikçe uluslararası arenada söz sahibi ve yaptırım gücü olan bir devlet haline gelmiştir. Zamanla büyüyen ve güçlenen ABD, Sovyet Rusya ile paylaştığı “süper güç” rolünü Soğuk Savaş sonrasında tek başına üstlenmiş ve “Yeni Dünya Düzeni”ni kurmak için kollarını sıvamış; dış politikasını da bu konumuna göre şekillendirmiştir.