“Çiftlikten Çatala” AB

AB Komisyonu şu sıralar bir kaç yönden sıkıntılı. Salgın öncesinde engelleyemediği ekonomik daralma bir yana, zaten iyi bir tulumbacı reis olmadığı için salgınla birlikte üyelerinden yükselen alev ve kesif dumana hızla basınçlı su yetiştirememiş olması büyük bir şikâyet konusu.
Mart ayı başından beri, dünyanın hemen her yerinde, salgın dolayısıyla birçok insan kendi kabuğunda bir yaşantı sürmeye başladı. Kamu otoritelerinin tavsiye ve zorlaması sonucu, insanlar arasında fiziksel ve toplumsal temas asgari düzeye inmiş durumda. Kapalı iş yerleri ve yaşa bağlı sokağa çıkma yasakları da toplumsal hareketliliği, alışılmış harcama kalıplarını ve tüketim tercihlerini değiştirmiş durumda.
Corona önce bağışıklığı en düşük olanı vuruyor. Salgına karşı alınan önlemlerin zamanlaması, hızı ve uygulama süresi önemli. Ama karantinanın gün sayısı dâhil olmak üzere, birçok konuda, dünyada bir uzlaşma olduğunu söylemek zor. Güney Kore hariç her ülke kervanı biraz yolda düzmeye çabalıyor gibi. Fiziksel ve toplumsal teması azaltma belki tek kabul gören korunma yöntemi.

Corona’lı Brexit

27 Şubat 2020 tarihinde AB’nin Brexit baş müzakerecisi Michel Barnier, önemli bir açıklama yaparak, AB’nin ne olursa olsun mantığı ile Birleşik Krallık tarafından önüne konulan her ticaret anlaşmasını kabul etmek mecburiyetinde olmadığını ilan etti. “Elimizde uyulması gereken bir çerçeve ve boşanma kuralları manzumesi var, serbest ticaret anlaşması da her iki tarafın çıkarına hizmet etmek zorunda” diye ekledi.
Thomas Hardy’nin 1874 de yayınlanan kitabını ve ilk olarak 1967 de Julie Christie, Allen Bates ve Peter Finch’in unutulmaz bir oyunuyla sinemaya aktarılan yorumunu hatırlayanlarınız elbette vardır. Hardy’nin kurgu karakteri Bathsheba Everdene, duygusal beklentilerle “çılgın kalabalıktan uzak” bir kırsal yaşamı tercih eder. Oysa şimdi bir virüs gerçeği ile her yerde hepimiz çılgın kalabalıklardan uzağız.

Temassız, Temasız ve Telaşsız

Günler günleri kovalıyor. Her şeye alıştığımız gibi günlük tecrit temposuna da alıştık. Üzerimize çöreklenen bu kâbus bulutunun dağılmasını bekliyor, umudu kaybetmiyoruz. Belli ki bir seyir tamamlanacak. Alınabilecek en etkin korunma önlemlerini ve tedavi yöntemlerini öğrenmeye çalışıyoruz. Dünyada olup bitenleri izlemek de iyi geliyor insana.
Bir tek hücreli tüm dünya ve ülke gündemini bir anda değiştirdi. Bu ilk dünyanın ilk karşılaştığı pandemik değil. Ne yaparsak yapalım sonuncusu da olmayacak. Amaç çağdaş bilim, teknoloji ve iletişimin yardımı ile Corona’nın en başta beşeri telefatı ve yapacağı ekonomik hasarı asgariye indirmek. Bunun için ilk akla gelen önlem karantina oldu. Dünyada şu anda milyarlarca insan kendi kabuğuna çekilmiş durumda. Türkiye’ de de öyle.
Küreselleşmenin sonuna mı geldik? Hayır, ama sağlık ile hastalık arasındaki ince ip üzerinde yürüyen insanlar bir süre “temassız” dayanışmanın boyutlarını kavrarlarsa, dünya bir başka sınır aşan afeti de atlatacak. Virüsün yarattığı hastalık ve daha da önemlisi ölüm korkusu birçok ülkede yaşamı durdurdu.
Mısır geçtiğimiz haftalarda 1. Süveyş Kanalı’nın açılışının 150. yıldönümünü kutladı (17 Kasım 1869). Süveyş Kanalı sadece önemli bir ulaşım yolu değil, aynı zamanda açılışı ile dünyaya Aida Operası’nı kazandıran bir tarihi projedir. Hidiv İsmail’in, Giuseppe Verdi’ye verdiği sipariş, araya giren siyasi engeller ve savaşlar nedeniyle Kahire’ye gecikmeyle ulaşmıştır.
Donbass çatışmaları, Ukrayna’nın tek sorunu değil. Ama bu durum, Batı ile Doğu arasında sıkışıp kalmış bu sınır ülkesi için bağımsızlık veya parça parça Rusya tarafından yutulma tehlikesi yüzünden gerçek bir beka sorunu. - Birinci Minsk’ten, İkinciye Kaybedilen Beş Koca Yıl - Normandiya Formatı’nda Yeni bir Barış Arayışı - Steinmeier Formülü’nde Barış Umudu Var mı? - Makul Çözüm Nerede?
Dünden bugüne aktarılan en önemli haberlerden biri, AB Parlamentosu ve üye hükumetlerin, 2014-2020 mali perspektif döneminin son yılı olan 2020 bütçesi üzerinde anlaşmaları oldu. - 18 Kasım Uzlaşmasında Greta Thunberg Farkı - Geleceğe Odaklanan (Future Oriented) AB Farkı - “İlkeli Pragmatizm” in Dayton Fayı ve Batı Balkan Farkı - Katılım Öncesi Destek Fonları ve Türkiye Farkı - Truva Atı Farkı mı?
TCITR (Trans Caspian International Transport Route), yani Çin ile dünyanın dörtte üçünü buluşturan OBOR (One Belt-One Road) projesinin Hazer Denizi ötesi ayağı olan Orta Kuşak Projesi peşpeşe gelen iki tren katarı ile 6 Kasım 2019’da Kars’tan Anadolu topraklarına girerek başladı. - Ayrılıkçeşmesi’nde, hem Kavuşma, hem Ayrılık - Duisburg Deneyiminin İşaret Ettiği Tehlike - Modern Çağın Raylı Çerçisi ve “Rabbena Hep Bana Zihniyeti Endişesi”
Batıdan doğuya uzanan bir hat üzerinde, Suriye’nin kuzeyi avuç ayası gibi engebesiz. Sınır boylarından görülebilen mesafedeki yerleşim yerlerinin adlarına kulak aşinalığımız var. Daha uzakta olanlar ise, artık hafızalara kazınmış durumda. - Yerel Ekonomik Faaliyeti Çağrıştıran bir “Barış” Harekatıydı - “Barış Pınarı” nın açtığı Stratejik İttifak Kanalı - Taş Yağı(Petr-oil)Onlara; Ağır Taşlar Türkiye’ye - “Zeytin Dalı” - “Fırat Kalkanı” - “Barış Pınarı”
Yüzünüzü hangi yöne dönseniz savaş ve çatışma var. Genzimize dokunan barut ve kan kokusu, yüreğimizi yakan kayıpların acısı. Orta Doğu, Asya, Ukrayna, Latin Amerika ve Afrika’da hep insan, mekân, tarih ve çevre telefatı, hep aynı katliam, soykırım girişimleri veya iddiaları - "Dünya Silah Sanayiinde Egemen Güçler" - "Sekiz “Küçük Silah İhracatçısı” ve Alıcıları" - Ve İki Dev
Bu haftaya da olağanüstü bir olayla başlandı. Suudi Arabistan’ın Aramco’ya ait Abqaiq petrol tesisleri, alçaktan uçan insansız hava araçları (drone veya füze) ile vuruldu. Yangınlar çıktı, dumanlar yükseldi. Petrol çıkarımı ve rafinerilere sevkiyatı durdu. Yemen’de bulunan İran destekli Houti’ler hemen saldırıyı üstlendi. Halen “yetkin” heyetler, “oradan mı atıldı, yoksa şuradan mı?” diye inceliyor. - Meşhedi Fıkraları İran Kültürüne Atfedilirdi de. - Rüzgar Gülüne mi Bakıyorlardı?
Bugünkü yazımın başlığı (Işıklar Sönerken Neredeydin? Where were you, when the lights were out?), aslında 1968 yılında vizyona giren, baş rollerini Doris Day ile Rock Hudson’ın oynadığı ve konusu New York şehrinde geçen bir komedinin adı. Çok gülerek seyrettiğimi hatırlıyorum. Ama bugün bu başlığı, dün akşam itibarı ile askıya alınan İngiltere parlamentosu’nun içine düştüğü trajikomik durumu betimlemek için kullandım.
1970’li yılların ping pong maçları ile yumuşayan Çin-ABD ilişkilerinde hep karşılıklı bir kuşku vardı. Çin kendini, etrafını kuşatan denizin mutlak sahibi olarak görüyor, Tayvan, Singapur, Macau ve Hong Kong üzerinde hak iddia ediyordu. SSCB, Doğu Avrupa ve Çin’in temsil ettiği komünizme karşı, dünyanın kefili ABD idi.

Çin Balkanlarda Köprü Kurarsa!

Bendini aşıp taşan Çin, her yerde. Afrika’da, Asya’da, Orta Doğu’da, Doğu Akdeniz’de, Batı Avrupa’da ve Balkanlar’da. Üstelik bu son coğrafyada, onun geçmişte en büyük müttefiklerinden olan Arnavutluk var. - Acıların Olgunlaştıramadığı Balkanlar - Çin’in Marco Polo Sevdası, Hırvatistan’ın Toprak Bütünlüğü