Avrupa`nın Belçika laboratuvarı

‘Size haftalarca Belçika siyasal ve ekonomik tarihini anlatacağım. Bunu bir Avrupa tarihi laboratuvar çalışması olarak görün’. Yirmibeş küsur yıl önce Brüksel Üniversitesi’nde derse böyle giriş yapmıştı Prof. Andrè Miroir. Biz de “koskoca Avrupa’yı ve uluslararası ilişkileri öğrenmeye çalışıyorken, bu yerel mevzu da nereden çıktı?” diye sorgulamıştık hocamızı. Yanılmıştık.

Ne Olacak Bu Avrupa Birliği İşi?

BRÜKSEL - Gençlerden oluşan bir araştırma takımı, yine gençlere soruyor: Sizce Avrupa nedir? - Batı’nın merkezi - İlim yuvası - Daha iyi bir gelecek - Zenginlerin egoist kulübü - Batı’nın bize bir tuzağı - Hıristiyanların yaşadığı bölge - Haçlı ittifakı - Yaşlı bir çınar - Sanat ve kültür başkenti - Sömürgecik odağı - Amerikan emperyalizmi - Irak’ı işgal eden karanlık güç

Siyasal Gücün Koordinatları

BRÜKSEL - Ufukta rejim tartışması var. Cumhuriyet veya padişahlık anlamında değil. Üniter devlet, federal düzen, demokrasi, askeri diktatörlük veya dinsel otoriter rejim gibi boyutlarda da değil. Bu konular her zaman tartışılır, gündeme renk katarlar. Şimdi söz konusu olan, rejimin anayasal niteliği açısından başlayan süreç. Çünkü yörüngeye girdik. Belki iki, belki dört yıl içinde halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı olacak. Seçim iki turlu. Anahatları ile şöyle bir senaryo bekliyor ülkemizi:
Dünya geleceğin inşası ile meşgul. Türkiye ise yakında çökecek bir uygarlıktan geriye kalacak harabeleri inşa ediyor sanki. Sanki, II. Ramses Nil’de güneye inerken daha yaptırmadığı Abu Simbel tapınağının kalıntısının ufukta belirmesi, Roma İmparatoru Konstantin’in daha kurmadığı kente ilk defa gelirken yıkık Bizans surları ile karşılaşması,
Dünya geleceğin inşası ile meşgul. Türkiye ise yakında çökecek bir uygarlıktan geriye kalacak harabeleri inşa ediyor sanki. Sanki, II. Ramses Nil’de güneye inerken daha yaptırmadığı Abu Simbel tapınağının kalıntısının ufukta belirmesi, Roma İmparatoru Konstantin’in daha kurmadığı kente ilk defa gelirken yıkık Bizans surları ile karşılaşması, 1950’li yıllarda Boğaz’da gezinenlerin aniden yok edilmiş yeşil tepeler görmeleri gibi bir zaman kayması var.

DERİNLEŞEN AB VE TÜRKİYE

Hangi AB? Bu her zaman bir soru değil, bazen bir yanıt da olabilir. Geçtiğimiz yirmi yıl içinde, Dünya’nın dört bir yanında katıldığım konferans, toplantı, mülakat ve televizyon programlarında bu soruya da dikkat çekmek gerekti. “Türkiye AB’ye üye olur mu?“ “Olmalı mı?” “Olabilir mi?” Bu soruların yanıtları tered-dütsüz bir “evet”. Ancak yalın bir “evet” değil. Aynı anda sormak gerekiyor: “Hangi AB?”

Türkiye ve AB’de Değişim Rüzgârları

BRÜKSEL - “Bir yaz tatili yapamadık, işlerden uzak, sakin sakin” diyorlar. Brüksel, Berlin, Londra, Paris ve Washington gibi başkentlerde bizzat Türkiye’den sorumlu resmi yetkililer ve uzmanlar hem sitemli, hem de memnunlar.

İletişim ve İmaj Çağında Türkiye

BRÜKSEL - Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından vahim bir sorunu var: uluslararası iletişim. Yıllardır devletin düşünce ve davranışlarında kendine bir yer edinemeyen bir alan bu. Sonunda Türkiye’nin tanıtımına yönelik olarak bizzat Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık devreye girdi. Yeni atılımlar hazırlanıyor.

AB Yolunda Tuzak Var, Dikkat!

BRÜKSEL - Londra, Paris, Berlin, Atina, Lahey, Prag... Avrupa’da Türkiye’yi destekleyen çevrelerle konuşuyoruz. Kaygılılar. Küresel ekonomik kriz sonucunda önemi pekişen AB yolundan hızla geçemediği için Ankara karşısında kaygılılar. Aynı şekilde Türkiye’nin yoluna engeller çıkartan G. Kıbrıslı, Fransız ve Alman siyasetçilere kaygı ile bakmaktalar.

Dünya Atlası, AB Haritası ve Türkiye

BRÜKSEL - Küresel düzenin yenilenme hızı arttı. Bir-iki yıl içinde önemli evrimlerin belirginleştiği bir uluslararası ortam şekilleniyor: 1. Ekonomik krizden çıkış başlayacak. ABD emlak piyasası, Avrupa’da tüketim, borsalar gibi bir çok gösterge bu yönde olacak.
Batı’da sürekli artan tüketime ucuz mal yetiştirmeye çalışan Çin ve diğer hızla kalkınan ülkeler, bunların hepsine kömür, demir, bakır gibi hammadde yetiştirmeye çalışan üçüncü dünya, bu arada hazinesinde biriken bir trilyonu aşkın doların değer kaybından korkarak içeride toplumsal kalkınmaya yeterince harcayamayan Çin, bu dolarlarla alınan ABD hazine bonoları, bu sayede şişen kredi piyasası ve artan tüketim ve artan üretim ve zehirlenen mali piyasalar ve atmosfer...
BRÜKSEL - Tarihte önemli küresel etki artışı dönemleri yaşandı. Çoğu ekonomik hedeflere askeri araçlarla ulaşmanın bir sonucuydu. İskender’den Roma ve Osmanlı’ya, Napolyon’dan sömürgelere imparatorluklar tarihine bu açıdan yaklaşmak olası. Özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısında savaşlar nispeten azaldı, dünya ticareti gelişti.
Türkiye’nin önünde 2015’te AB üyeliğine uzanabileceği bir zaman tüneli var. İnişli çıkışı, bol engelli fakat ilerlemesi olası ve hayırlı bir yol. Dünya siyasetindeki son gelişmeler, küresel ekonomik kriz, enerji jeo-politiği ve yeniden şekillenen uluslararası düzen Türkiye için yeni bir AB perspektifi oluşturmakta.