Türk Ulusu ve “Kürt Milleti”

“Evet, vatanın bütünlüğüne, bayrağın tekliğine, üniter yapıya saygılıyız ve sahip çıkıyoruz. Ama, tek millet olgusuna, asla, asla!” Sırrı Sakık, 5 Aralık 2007, TBMM Genel Kurulu

Tutuklu Vekiler Sorunu – II

TBMM tarafından 2 Temmuz 2012 tarinde kabul edilen ve “3. Yargı Paketi” olarak bilinen 6352 Numaralı Kanun, Resmi Gazete’de yayımlandı. Şimdi soru, ilgili kanunun adli kontrole ilişkin getirdiği yeniliğin tutuklu vekiller sorununu çözüp çözemeyeceği...

Türkiye’nin “Dil”Sorunu - II

Fransa örneği Türkiye’nin “Dil” sorunu hararetle tartışılırken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Diyarbakır gezisi sırasında önemli mesajlar verdi. Sayın Cumhurbaşkanı, devletin resmi dilinin Türkçe olması hususunu tartışma dışı tutarken bölgesel dillerin farklı düzeydeki kullanımı konusunda örnek olarak Fransa’yı işaret etti.

Türkiye’nin “Dil” Sorunu - I

Ulus-devlet ve dil Kastilya (İspanyol) dilinin gramerini yazan Antonio de Nebricha, kitabını sunmak için Kraliçe I. İzabel’in huzuruna çıkar. Huzurda İzabel “Neden böyle bir çalışma isteyeyim, ben zaten dil biliyorum” der. De Nebricha yanıt verir: “Majesteleri, dil bir imparatorluk aracıdır.”
“Milli birlik ve kardeşlik projesi”nin henüz “Kürt açılımı” olarak kavrandığı günlerde bu satırların yazarı, söz konusu açılımın, eninde sonunda bizi Türkiye’de üniter devletin sorgulanmasına götüreceğinden bahisle, bu sorgulama yapılırken “devletin üniter yapısı korunabilir mi?” ya da daha önemlisi, tarihin yükü ve sosyal-siyasal taleplerin çeşitliliği üzerinde bir “Türk modeli kurulabilir mi?” sorularına yanıt aramaya çalışmıştı.
Bir önceki yazıda İspanya modeli “bölgeli devlet”te, devletin bölünmezliği ilkesi korunmakla birlikte ülkenin, toplumsal yapıdaki çeşitli farklılıklar göz önünde bulundurularak (etnik yapı, dil, din gibi) bölümlere ayrıldığı ve aynı bölgelere idari ve siyasi özerklik tanındığının altı çizilmişti. Bu noktada bölgeli devlet, aslında üniter ile federal devlet arasında kalan ’melez’ bir devlet biçimi idi.
“Çanlar Kimin İçin Çalıyor?”da Çingene Kadın Pilar, saklandıkları mağaranın kovuğunda akşam yemeğini hazırlarken, başından geçenleri anlatan Robert Jordan’ın sözünü keser: -“Sen hiç küçük bir kasabada iç savaşın nasıl başladığını gördün mü?” -“Hayır” der Robert Jordan. Pilar başını önüne eğer ve devam eder: -“O zaman hiçbir şey görmemişsin!”
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne Katılımı: “İmkansız”ı Tanımlamak (?) 17 Aralık 2004 tarihli Brüksel Avrupa Konseyi, zorlu görüşmelerin ardından Türkiye ile katılım müzakerelerinin 3 Ekim 2005 tarihinde başlatılması kararını almış ve bu karara bitişik olarak, Türkiye müzakerelerinde esas alınacak olan “müzakere çerçevesi”ni ana hatlarıyla tanımlamıştı
17 Aralık 2004 tarihli Brüksel Avrupa Konseyi, zorlu görüşmelerin ardından Türkiye ile katılım müzakerelerinin 3 Ekim 2005 tarihinde başlatılması kararını aldı ve bu karara bitişik olarak, Türkiye müzakerelerinde esas alınacak olan “müzakere çerçevesi”ni ana hatlarıyla tanımladı. Konsey sonuç bildirgesinde ifadesini bulduğu şekliyle Türkiye müzakereleri, geçmiş genişleme deneyimlerinden farklı olarak teknik ve objektif bir süreç olarak değil ama daha çok politik bir süreç olarak tasarlanmış;
Krikorian c. Parlamento, Konsey ve Komisyon Davası Üzerine Notlar “Hukuk”u, gerçekte bir barışlandırma tekniği olarak hiç kavramadık. Sorunlarımızın bir gün kendiliğinden çözüleceğine; kabuk bağlayıp unutulacağına inandık. Hep içimize kapandık; bekleyip beklettik.