Bir önceki yazıda İspanya modeli “bölgeli devlet”te, devletin bölünmezliği ilkesi korunmakla birlikte ülkenin, toplumsal yapıdaki çeşitli farklılıklar göz önünde bulundurularak (etnik yapı, dil, din gibi) bölümlere ayrıldığı ve aynı bölgelere idari ve siyasi özerklik tanındığının altı çizilmişti. Bu noktada bölgeli devlet, aslında üniter ile federal devlet arasında kalan ’melez’ bir devlet biçimi idi.
“Çanlar Kimin İçin Çalıyor?”da Çingene Kadın Pilar, saklandıkları mağaranın kovuğunda akşam yemeğini hazırlarken, başından geçenleri anlatan Robert Jordan’ın sözünü keser: -“Sen hiç küçük bir kasabada iç savaşın nasıl başladığını gördün mü?” -“Hayır” der Robert Jordan. Pilar başını önüne eğer ve devam eder: -“O zaman hiçbir şey görmemişsin!”

Nabucco ve Belirsizlikler

2002 yılında AB ülkelerinin Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltmak amacıyla ortaya atılan Nabucco boru hattı projesi bugün (13 temmuz) Ankara’da imzalanan antlaşma ile yeni bir aşamaya ulaştı.
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne Katılımı: “İmkansız”ı Tanımlamak (?) 17 Aralık 2004 tarihli Brüksel Avrupa Konseyi, zorlu görüşmelerin ardından Türkiye ile katılım müzakerelerinin 3 Ekim 2005 tarihinde başlatılması kararını almış ve bu karara bitişik olarak, Türkiye müzakerelerinde esas alınacak olan “müzakere çerçevesi”ni ana hatlarıyla tanımlamıştı
17 Aralık 2004 tarihli Brüksel Avrupa Konseyi, zorlu görüşmelerin ardından Türkiye ile katılım müzakerelerinin 3 Ekim 2005 tarihinde başlatılması kararını aldı ve bu karara bitişik olarak, Türkiye müzakerelerinde esas alınacak olan “müzakere çerçevesi”ni ana hatlarıyla tanımladı. Konsey sonuç bildirgesinde ifadesini bulduğu şekliyle Türkiye müzakereleri, geçmiş genişleme deneyimlerinden farklı olarak teknik ve objektif bir süreç olarak değil ama daha çok politik bir süreç olarak tasarlanmış;

17 Aralık Üzerine Notlar

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne Katılımı: “imkansız”ı tanımlamak (?) Komisyon’un 6 Ekim tarihli ilerleme raporu ve Parlamento’nun 15 Aralık tarihli tavsiye kararı sonrası, 16-17 Aralık 2004 tarihinde Brüksel’de toplanan Avrupa Konseyi, Türkiye ile katılım müzakerelerinin 3 Ekim 2005 tarihinde başlatılması kararını aldı.

Pax Romana’nın Sınırları

Roma İmparatorluğu’nun görkemli dönemlerinde pax romana (Roma barışı), “hukuk”la kavranan, şiddetten arınmış güvenlikli bir mekanın adıydı. Pax romana ’nın bittiği yerde ise terra incognitae ’nın (bilinmeyen topraklar) hukuksuz toprakları başlardı. Bu ikinci mekanın temel karakteristiği, kişi özgürlüğü ve güvenliğinin olmadığı, şiddetin alabildiğine kol gezdiği, istikrarsız topraklar olmasıydı...

10 Soruda Öcalan Davası

Öcalan’ın iç hukuktaki yargılama sürecinde her şey gözlerimizin önünde cereyan etmişti. O süreçte yapılan yanlışların hiç birisi -en azından insan hakları hukuku uzmanları için- bir bilinmez değildi. Bugün siyasal toplum, gözlerimizin önünde bir başka yanlışa sürüklenmekte. Sorunun nasıl çözümlenebileceği bütünüyle ortada iken siyasal toplum yanlış bir yola girmek üzere.
Krikorian c. Parlamento, Konsey ve Komisyon Davası Üzerine Notlar “Hukuk”u, gerçekte bir barışlandırma tekniği olarak hiç kavramadık. Sorunlarımızın bir gün kendiliğinden çözüleceğine; kabuk bağlayıp unutulacağına inandık. Hep içimize kapandık; bekleyip beklettik.

Pax Romana’nın Sınırları

Roma İmparatorluğu’nun görkemli dönemlerinde pax romana (Roma barışı), “hukuk”la kavranan, şiddetten arınmış güvenlikli bir mekanın adıydı. Pax romana ’nın bittiği yerde ise terra incognitae ’nın (bilinmeyen topraklar) hukuksuz toprakları başlardı. Bu ikinci mekanın temel karakteristiği, kişi özgürlüğü ve güvenliğinin olmadığı, şiddetin alabildiğine kol gezdiği, istikrarsız topraklar olmasıydı...