Türkmenistan’ın Hazar Denizi kıyısında bulunan turizm bölgesi Avaza’da, 29 Kasım 2008 tarihinde Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulu Berdimuhammedov’un ev sahipliğinde, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’den oluşan üçlü bir zirve gerçekleşmiştir.
Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Kafkasya ve Orta Asya ülkeleri ile ilişkilere büyük bir önem veren Abdullah Gül döneminde Türkiye’nin bölgeye ilişkin atmış olduğu ya da atmakta olduğu her bir adım, sadece ülkeler arası ikili ilişkiler adına değil, Kafkasya ve Orta Asya coğrafyasını ve çevresini kapsayacak mahiyette, ekonomik ve siyasi ilişkilerde gelişmelerin yaşanması için gerekli olan istikrar ve güven ortamının oluşması adına ümit vaat edici bir anlam ve önem taşımaktadır. Cumhurbaşkanı Gül’ün bölgeye ilişkin atmış olduğu son adımı ise, Türkmenistan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanları ile birlikte Türkmenistan’da gerçekleştirilen üçlü zirvede yer alması olmuştur.
Berdimuhammedov - Aliyev Görüşmesi
Üçlü zirve öncesinde Azerbaycan ve Türkmenistan Cumhurbaşkanları 28 Kasım tarihinde Aşkabat’ta ikili görüşme gerçekleştirmişlerdir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev Türkmenistan’ı ziyareti, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Berdimuhammedov’un Mayıs-2008’de Azerbaycan’a resmi ziyaretine bir iade-i ziyaret niteliği de taşımaktadır.
Berdimuhammedov-Aliyev arasında yapılan ikili görüşme, ardından heyetler şeklinde geniş katılımlı görüşme ve sonrasında demiryolu, eğitim, ekonomi, kültür ve Azerbaycan-Türkmenistan hükümetler arası komisyon alanında imzalanan dört farklı sahaya ilişkin ikili işbirliği anlaşmaları Azerbaycan ve Türkmenistan’ın yakınlaşması açısından anlamlı ve önemli gelişmelerdir.
İki ülke arasında yapılan anlaşmaların Azerbaycan ve Türkmenistan arasında büyük bir potansiyele de sahip olan ve her geçen gün artmakta olan ilişkilere yeni bir ivme kazandırması beklenmektedir. Azerbaycan-Türkmenistan arasında ticaret hacminin 2008 yılının ilk onbir ayında bir önceki yıla göre yaklaşık iki kat artması iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin potansiyeli adına önemli bir göstergedir. Ancak öncelikle iki ülke arasındaki farklı alanlardaki ilişkilerin artması adına, Berdimuhammedov-Aliyev ikili görüşmesi gibi siyasi ilişkilerin gelişmesi ve güçlenmesi öncelikli öneme sahiptir.
Berdimuhammedov - Aliyev - Gül Üçlü Zirvesi
Üç ülke cumhurbaşkanının katılımı ile gerçekleştirilen ilk üçlü zirve olması nedeniyle özel bir öneme sahip olan görüşme, Türk dünyası adına da yeni bir adım olma özelliğine sahiptir. Türkiye, Türkmenistan ve Azerbaycan sanatçıları tarafından sunulan ortak kültürel etkinlikler boyutuna da sahip olması nedeniyle üç ülke liderinin Türkmenistan görüşmesi Sayın Gül’ün ifadeleri ile “Çok uzun süre birbirinden ayrı kalan, acı dönem geçiren üç devletin aslında bir millet olduğunun hem yaşanması hem de gösterilmesi“, ülkeler arası dostluk ve kardeşlik ilişkilerinin gelişmesi ve güçlenmesi bakımından “Türk dünyasına örnek olacak“ bir önem taşımaktadır. Zira üç ülkeyi birbirine birleştiren temel değerler tarihi ve kültürel müştereklerdir. Bu çerçevede, her üçü de oğuz boyundan olan ülkeler arasındaki görüşme “Mini Türk Zirvesi“ olarak da adlandırılmışıtır.
Dünyada ve bölgede önemli olayların ve gelişmelerin yaşandığı bir süreçte gerçekleştirilen görüşmede ekonomi-ticaret, enerji, ulaşım, kültür ve siyaset alanlarında ülkeler arası ve bölgesel işbirliğinin geliştirilmesine ilişkin gündem maddeleri ele alınmıştır. Stratejik önem taşıyan konuların da ele alınması nedeniyle görüşme Kafkasya ve Orta Asya’da işbirliği, istikrar ve güvenlik açısından da önemlidir.
Üçlü Zirve ve Nabucco Projesi
Türkmenistan, Azerbaycan ve Türkiye Cumhurbaşkanları arasında yapılan görüşmenin Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de 26-27 Ocak 2009 tarihinde gerçekleştirilecek olan ve davet edilen ülkeler arasında her üç ülkenin de yer aldığı Nabucco Projesi ile ilgili zirve öncesinde gerçekleştirilmesi üçlü zirveyi anlamlı kılan en önemli noktaların başında gelmektedir.
Zirve sonrası Cumhurbaşkanlarının açıklamalarından, farklı alanlardaki işbirliği ile üç ülkenin gücünü bölgedeki büyük ortak projelere yönlendirmesi gerektiği inancında oldukları anlaşılmaktadır. Üçlü görüşmede genel konuların konuşulmasından çok ülkeleri ve bölgeyi ilgilendiren ortak problem ve projeler detaylı şekilde müzakere edilmiştir. Dolayısıyla üç Cumhurbaşkanı görüşmede yoğunluklu olarak Hazar’da yerleşen enerji kaynaklarının üretimi ve başta batı olmak üzere dünya piyasalarına ihracına ilişkin işbirliği konusunu da ele almıştır. Bu çerçevede görüşmedeki ana konulardan biri Batı için hem ekonomik açıdan hem de bölgenin Avrupa ile entegrasyonunu sağlama, bölgesel güvenlik ve demokratik gelişme adına stratejik önem taşıyan Nabucco Projesi olmuştur.
Nabucco Doğal Gaz Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı projesinden sonra Avrupa’nın bölgeye ilişkin en önemli projesidir. Proje çerçevesinde Nabucco’nun ana omurgasını Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı oluşturmaktadır. Hazar kaynaklı doğal gazı 2007 yılında Türkiye’ye ulaştıran bu yeni hatla Erzurum’a getirilen doğal gaz buradan başkent Ankara’daki ana hatta taşınacak ve oradan Avrupa’ya iletilecektir. Türkiye ve Avrupa’nın enerji güvenliği, Avrupa’nın Rusya’ya bağımlılığı ve bu çerçevede gündeme gelen Nabucco projesinin işlerlik kazanması bakımından önem taşımaktadır. Proje ile Rusya’nın Avrasya boru hatları üzerindeki tekelini kırma hedeflendiğinden özellikle ABD ve AB tarafından Rusya’ya karşı bir alternatif olarak desteklenmektedir. 2011-2012 yıllarında 3300 km uzunluğunda Hazar Denizi’ne inşa edilmesi planlanan ve yaklaşık 5.8 milyar dolara mal olması hesaplanan Trans-Hazar doğal gaz boru hattı ile hattın yıllık kapasitesinin 31 milyar metreküpe ulaşacağı düşünülmektedir. Böylece Avrupa doğal gazda Rusya’dan ithale karşı alternatif bir hatta ulaşmış olacaktır.
Bölge doğal gazının Hazar Denizi, Azerbaycan, Türkiye üzerinden Avrupa’ya naklini hedefleyen Nabucco Doğal Gaz Boru Hattı Projesi Türkmenistan’da gerçekleştirilen üçlü zirvede yer alan her bir ülkenin de dikkat merkezinde yer almaktadır.
Nabucco Hattı’nın büyük bir bölümünün Türkiye’den geçiyor olması, diğer yandan AB’nin doğal gaz ihtiyacının yüzde 3’ünü karşılayacak olması Türkiye’yi Bakü-Tiflis-Ceyhan’dan sonra ikinci kez uluslararası “enerji koridoru“ haline getirmektedir. Petrol ve doğal gaz bakımından zengin İran, Hazar Havzası ve Irak’a komşu olan Türkiye, doğu-batı enerji koridorunda doğal bir hat haline gelmektedir. Dolayısıyla Nabucco hattı ile Türkiye, Avrupa Birliği’nin doğal kaynaklara ulaşmasına aracılık ederek hem siyasi konumunu güçlendirmiş hem de enerji ihtiyacını çok küçük yatırım harcamalarıyla temin etmiş olacaktır.
Nabucco Projesi Azerbaycan bakımından ise enerji naklinde geçiş ülkesi olma fonksiyonu sağlayacağı ve söz konusu hat ile kendi doğal gazının bir kısmını dünya piyasalarına pazarlama imkanı bulacağı için önem taşımaktadır. Azerbaycan’ın Nabucco Projesi’nde sadece ekonomik değil stratejik menfaatlerini de dikkate alarak hareket etmekte olduğu ve hareke edeceği anlaşılmaktadır.
Türkmenistan ise enerji kaynaklarını üretim imkanı ve dünya piyasalarına ihraç yolları bakımından yeni alternatiflere ulaşmış olacaktır.
Üçlü zirve öncesinde Türkmenistan Cumhurbaşkanı’nın 13-19 Kasım 2008 tarihleri arasında Avrupa ülkelerini ziyaret ederek Avrupa Birliği ülkelerinin Nabucco Projesi ile naklini hedeflediği Türkmen doğal gazı konusunda görüşmeler gerçekleştirmiştir. Zirve öncesi Rusya Devlet Başkanı Putin’in, Gazprom Başkanı’nın, ABD’li yetkililerin ve ardından AB Enerji Komiseri’nin Türkmenistan’ı ziyaretleri de dikkatten kaçmamalıdır.
Türkmenistan’ın zengin doğalgaz rezervlerini işletilerek Türkiye üzerinden Avrupa’ya nakli ile ilgili Nabucco projesinin hayata geçirilmesinin önünde, Azerbaycan ve Türkmenistan arasında Hazar’daki tartışmalı yatakların varlığı ve Deniz’in hukuki statüsünün net olarak belirlenmemiş olması iki önemli problem olarak durmaktadır. Süreçte Trans-Hazar Doğal Gaz Boru Hattında ülkelerin alacakları payın belirlenmesi de önem taşıyan bir başka konudur.
Ayrıca Türkmenistan, doğal gazının en önemli alıcısı durumunda olan Rusya’nın yanı sıra İran, Çin ve Hindistan ile yaptığı anlaşmalar gereği ürettiği gazın hemen hemen tamamını satmaktadır. Nabucco projesinin hayatiyet kazanması için öncelikle Türkmenistan’da doğal gaz üretimi amacıyla yatırım yapılması gerekmektedir.
Öte yandan Rusya ise Türkmen gazı konusuna büyük önem vermeye devam etmektedir. Bu önem doğrultusunda Rusya, Türkmenistan’a üst düzey birçok ziyaret gerçekleştirmiş ve önemli anlaşmalar imzalamıştır. Nitekim Rusya, Kazakistan ve Türkmenistan 20 Aralık 2007’de Hazar Denizi’nden Rusya’ya uzanacak yeni bir doğal gaz boru hattı kurulması için bir anlaşma imzalamıştır. Söz konusu boru hattı Türkmenistan doğal gazının Kazakistan üzerinden Rusya’ya taşınması hedeflenmiştir. Yapılan anlaşma Trans-Hazar’ın gerçekleşeceği konusunda endişeleri artırmıştır. Ancak imzalanan anlaşmanın kapasitesi ve Avrupa’nın kaynak çeşitlendirmeye olan ihtiyaç derecesi gibi faktörler dikkate alındığında Trans-Hazar projesi önemini korumaya devam etmiştir. Bundan sonra da Nabucco ve Trans-Hazar projeleri, Rusya’nın öncülüğünde engelleyici girişimlere rağmen, hem batı hem de bölge açısından ekonomik-siyasi istikrar ve güven adına önem arz etmesi nedeniyle hayatiyet kazanması için gündemdeki yerini korumaya da devam edecektir.