ABD’de Başkanlık Seçimlerinden Sonra ABD-İran İlişkilerinin Geleceği

Yorum

ABD’de başkanlık seçimleri uzun süredir Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında kıyasıya bir rekabete sahne oldu. Demokratların başkan adayı Barak Obama (Illinois eyaleti senatörü) 3 Haziran 2008’de rakibi Hillary Clinton’u delege sayısında geride bırakarak Demokrat Partinin başkan adayı oldu. ...

ABD’de başkanlık seçimleri uzun süredir Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında kıyasıya bir rekabete sahne oldu. Demokratların başkan adayı Barak Obama (Illinois eyaleti senatörü) 3 Haziran 2008’de rakibi Hillary Clinton’u delege sayısında geride bırakarak Demokrat Partinin başkan adayı oldu. Cumhuriyetçi Parti de ise Mike Huckabee’nin adaylıktan çekilmesi sonucu Arizona eyaleti senatörü John Mc Cain başkan adayı olmuştur. Adayların görünüşlerine bakıldığında dünya kamuoyunun en çok ilgisini çeken isim Barak Obamadır. Obama’nın siyahi bir lider olması ABD tarihinde bir ilk olmuştur. Yakın tarihte ABD’de siyah nüfusa karşı uygulanan baskı politikası hafızalarda derin izler bırakmıştır. Obama’nın siyahî bir lider olması ABD’de siyah nüfus için bir umut olmuştur. Obama’nın Ortadoğu açılımı, Ortadoğu halkı için de bir umut olabilir. Çünkü Obama savaş yerine diplomatik çözümlerle sorunları halletmek istemektedir. Ayrıca ABD’nin Irak’ı işgal etmesine de karşı çıkmaktadır. Bu açıdan değerlendirdiğimizde Obama’nın başkan seçilmesi halinde ABD’nin İran politikasının değişmesi beklenmektedir.

ABD’nin Cumhuriyetçi başkan adayı John Mc Cain ise eski bir pilottur. 1967’de Vietnam’a gönderilen savaş uçaklarında görev almıştır. 5.5 yıl Vietnamlıların elinde tutsak kalan John Mc Cain 1982 yılında siyasete atılmıştır. 1986’dan günümüze kadar ABD senatosunda senatör olarak görev yapmaktadır.

Her iki adayın geçmişteki söylemlerine bakarsak, şu an ABD başkanı George W. Bush’un dış politika çizgisine en yakın aday Cumhuriyetçi John Mc Cain’dir. Mc Cain, ABD’nin Irak’ta bulunmasının meşru olduğuna ve hiçbir zaman Irak’tan çekilme gibi bir niyeti olmadığını belirtmektedir. Filistin-İsrail sorununda ise ABD’nin İsrail’i destekleyeceğini açıkça belirten Mc Cain, İsrail lobisinin desteğini almak için çaba göstermektedir. John Mc Cain geçtiğimiz haziran ayında AIPAC (Amerika-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi’nde yaptığı konuşmada Tahran’ın nükleer silah elde etme arayışının kabul edilemez olduğunu ve başkan seçilirse İran’ı durduracağını söylemiştir. Konuşmasında İsrail’e yapılan askeri yardımı artıracağını İran’ın varlığının ABD ve İsrail için tehdit oluşturduğunu söylemiştir. İran’ın, Hamas ve Hizbullah’ı desteklediğini ve Ortadoğu barış sürecinde terör finansmanlığı yaptığını söylemiştir. Mc Cain’in başkan olması durumunda Irak’ta uzun süre askeri birlikleri tutacağı, Ortadoğu’daki radikal İslamcı gruplarla savaşacağı, Ortadoğu’da serbest ticaret bölgesi kurarak ABD’nin petrole olan bağımlılığını azaltacağını söylemektedir. İran konusunda ise Mc Cain, Bush’un politikasını aratacağı kesindir. Başkan seçilmesi halinde Mc Cain’in ilk hedef olarak İran’ı seçmesi muhtemeldir. Özellikle 2005 yılından beri İran’ın Cumhurbaşkanı olan Mahmut Ahmedinecat’ın ABD ve İsrail’e karşı söylediği olumsuz sözler nedeniyle ABD-İran ilişkileri daha da bozulmuştur. Bu noktada şu sorunun cevabını vermek zorundayız. ABD neden George W. Bush döneminde İran’a askeri müdahalede bulunmamıştır? Bunun iki nedeni vardır. Birincisi ABD’nin Irak’ta başarısız olmasıdır. İkincisi ise İran, ABD için Irak’tan daha zor bir ülkedir. İran’da Mollalar, devrimden önce ve sonra güçlerini korumuşlardır. Şu anda milyar dolarlık vakıflar İranlı Mollaların kontrolündedir. Bu açıdan bakıldığında ABD’yi en çok mollalar zorlayacaktır. Mollaların çıkartacakları isyan ve kargaşa ortamı ABD’nin itibarını yerle bir edebilir. Ayrıca İran Ordusu; Saddam’ın Ordusundan çok daha kontrollü ve güçlüdür. John Mc Cain, başkan olduktan sonra İran’a saldırıda bulunacağı kesin gibi gözükmektedir. Ancak İran’ın iç dinamiklerini iyi analiz edemezse ABD’yi büyük bir felakete sürükleyebilir.

Demokrat Parti başkan adayı Barak Obama, başkan seçilmesi halinde ABD ordusunu Irak’tan çekeceğini açıkça ifade etmiştir. Bu demek oluyor ki Obama’nın liderliğinde İran ile ilişkiler diplomatik çerçevede çözülecektir. Ancak Obama, İsrail lobisine verdiği vaatte Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınacağını ifade etmiştir. Obama’nın İsrail açılımı tecrübesizliğinden kaynaklanabilir ya da İsrail lobisinin desteğini kazanmak amacıyla söylenmiş olabilir. Ancak Ortadoğu’da yapılacak her yanlış İran’ı da içine alacak büyük bir savaşa dönüşebilir.

Barak Obama’nın İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin nasıl bir tavır alacağı şimdiden belli olmuştur. Obama, İran’ın nükleer faaliyetlerine kesinlikle izin vermeyeceklerini söylemiştir. Ancak Obama, askeri müdahale seçeneğini en son kullanacak gibi görünmektedir.

Sonuç ABD’nin olası askeri harekâtı sonrasında İran’da İslam devrimi yıkılabilir. Ancak yüzyıldan fazla bir süre İran’ın her alanında etkili olan Mollaların gücünün kırılması imkânsız görünmektedir. Bu da sosyal ve siyasi alanda birçok krizlere ve isyanlara sebebiyet verecektir. Böyle bir başarısızlık durumunda, ABD’nin uğradığı zarar Irak’takinden daha büyük olacaktır. ABD’deki seçimlerden sonra ister Mc Cain olsun ister Obama olsun İran’a askeri müdahale seçeneğini masaya yatıracaklardır.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

SIPRI yeni rakamları açıkladı. İlan edilmemiş savaşlar çağındayız ve SIPRI'nin 2025 verisi tam da bu halin bilançosu gibi. Küresel askeri harcama 2 trilyon 887 milyar dolar. Üst üste on birinci yıllık artış. Dünya hasılasının yüzde 2,5'i artık silahlanmaya gidiyor. Son on yılda, yani ...;

Irak, ekonomik kaynaklar, etnik çeşitlilik ve hassas bir jeostratejik konumdan oluşan karmaşık yapısal bir üçlünün iç içe geçmesi sonucunda aynı anda hem istikrar hem de istikrarsızlık unsurlarını barındıran istisnai bir Orta Doğu örneğidir. Bu benzersiz etkileşim, Irak’ı diğer ülkelere kıyasla süre...;

Irak, ekonomik kaynaklar, etnik çeşitlilik ve hassas bir jeostratejik konumdan oluşan karmaşık yapısal bir üçlünün iç içe geçmesi sonucunda aynı anda hem istikrar hem de istikrarsızlık unsurlarını barındıran istisnai bir Orta Doğu örneğidir. Bu benzersiz etkileşim, Irak’ı diğer ülkelere kıyasla süre...;

Sıklıkla Napolyon'a atfedilen ve bir vecize haline gelen “düşmanın hata yaparken onu asla rahatsız etme” şeklindeki sözler Çin’in Ortadoğu konusundaki sessizliğini anlamak açısından bize anlamlı bir başlangıç noktası sunabilir. İran savaşının giderek derinleştiği ve kaotik bir hal aldığı şu günlerde...;

Bu makale, 1970'lerin zorluklarına neoliberalizmden farklı bir yanıt olarak Avrupa kapitalizminin oluşumunu ele almaktadır. Avrupa projesinin rekabet hukuku rejimi ile çevre politikaları arasındaki tarihsel ilişkiyi yeniden değerlendirerek, Avrupa Topluluğu'nun 1960'ların sonlarından bu yana, Amer...;

Son yıllarda Ortadoğu’da giderek tırmanan İran–İsrail/ABD gerilimi, 2026 yılı itibarıyla yeni bir evreye girmiş ve Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapatılmasıyla birlikte küresel sistemin en kırılgan noktalarından birini doğrudan hedef almıştır. Bu gelişme, yalnızca askeri bir karşılaşma ya da bölgesel bir...;

Amerika, insanlığa iki büyük miras bıraktı. Birincisi, tanıdık bir kurumlar ve idealler kümesidir. Bunlar, yurttaşlık öğretilerimizde kristalleşmiş, belirli ifadelerle özetlenmiştir: “Bu gerçeklerin apaçık olduğunu kabul ediyoruz” veya “halkın yönetimi, halk tarafından, halk için.” Bu idealleri gerç...;

Büyük güç rekabetlerinde galip gelen ülkeler, uyum sağlayanlardır. Atina ve Sparta ve müttefikleri, donanmalarının birbirlerinden daha üstün olabilmesi için sürekli olarak yenilik yaptılar. Soğuk Savaş sırasında, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği neredeyse yirmi yıl boyunca bir uzay y...;

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 2

  • 20 Eki 2022 - 20 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.