Türkiye’nin Afrika Açılımı ve Türkiye- Afrika İşbirliği Zirvesi

Makale

Son dönemde Afrika kıtası ile ilişkilerde büyük bir atılım gerçekleştiren Türkiye, ekonomik ve siyasi işbirliği konularında reform paketlerini uygulamaya koyarken, sahip olduğu tecrübeyi, kıtadaki ülkelere aktarma konusunda önemli faaliyetler göstermektedir. Bu süreçte, kıta ülkeleri ile kültürel ve sosyal alanlarda da gelişen ilişkileri gözlemlemek mümkündür....

Son dönemde Afrika kıtası ile ilişkilerde büyük bir atılım gerçekleştiren Türkiye, ekonomik ve siyasi işbirliği konularında reform paketlerini uygulamaya koyarken, sahip olduğu tecrübeyi, kıtadaki ülkelere aktarma konusunda önemli faaliyetler göstermektedir. Bu süreçte, kıta ülkeleri ile kültürel ve sosyal alanlarda da gelişen ilişkileri gözlemlemek mümkündür.
Afrika’nın ise Milenyum Kalkınma Hedefleri’ne (MKH) ulaşabilmesi için sürdürülebilir bir kalkınma hızı yakalaması, makro ekonomik istikrarın sağlanması, barış ve güvenliğin tesisi, demokrasi, insan hakları ve iyi yönetim konusunda gösterilen çabaların sağlam temeller üzerine oturtulması gerekmektedir.

Son dönemde bu doğrultuda gösterilen çabalar, çok sayıda Afrika ülkesinin büyüme göstergelerinde dikkate değer gelişmeleri beraberinde getirse de BM Milenyum Kalkınma Raporu’nda Afrika’nın içinde bulunduğu riskler, söz konusu hedeflere belirlenen tarih olan 2015’ten önce ulaşılamayacağını göstermektedir.
Türkiye’nin Afrika kıtasındaki geleneksel partnerleriyle ekonomik ve ticari ilişkilerini arttırması ve yeni partnerlerle de söz konusu bağlantıların geliştirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda “ortak bir gelecek için dayanışma ve işbirliği” ana temasıyla gerçekleştirilen “Türkiye- Afrika İşbirliği Zirvesi” yakın dönemde hızla gelişen ilişkilerin önemli bir göstergesidir.

Türkiye- Afrika ilişkileri özellikle 1998 yılından itibaren ciddi bir dönüşüm yaşarken, söz konusu yıl kabul edilen “Afrika’ya Açılım Eylem Planı” Türkiye’nin Afrika’ya yönelik politikalarının tespitinde önemli bir dönüm noktası olarak adlandırılabilir.
Eylem Planı; genel olarak Afrika ülkeleriyle karşılıklı üst düzey ziyaretlerin gerçekleştirilmesini, uluslararası ve bölgesel kurulular nezdinde de Afrika ülkeleriyle temasların arttırılmasını, insani yardımların gerçekleştirilmesini, Türkiye’nin kıtadaki diplomatik temsilciliklerinin sayısının arttırılmasını, ekonomik, teknik, bilimsel işbirliği ve ticaret anlaşmalarının imzalanmasını ve Türkiye’nin her alanda Afrika kıtası ile yakınlaşmasını amaçlamıştır.

2005 yılının Türkiye’de “Afrika Yılı” olarak ilan edilmesi ve yine aynı yıl Türkiye’nin Afrika Birliği’nin olağan zirvelerine gözlemci üye statüsünde katılmaya başlaması, bu yılın Ocak ayında Afrika Birliği tarafından “stratejik ortak” ilan edilmesi ve Afrika Kalkınma Bankası’na üyelik konusunda atılan somut adımlar, Türkiye- Afrika ilişkilerinin geldiği noktayı çok iyi özetlemektedir.

Bu doğrultuda İstanbul’da gerçekleştirilen Türkiye- Afrika İşbirliği Zirvesi’nde kabul edilen “İstanbul Deklarasyonu” ve “Ortaklık için İşbirliği Çerçeve Belgesi”, önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha planlı ve programlı olarak sürdürülebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Türkiye, bu konuda Afrika kıtasında henüz yeterince değerlendirilmemiş çok geniş işbirliği alanları bulunduğunu düşünmektedir.


Afrika ülkelerinin ihtiyaç duyduğu teknoloji ve deneyim Türkiye’de mevcut olup, söz konusu birikimin bu kıtadaki dostlarımızla paylaşılması yönünde önemli ve yapıcı adımlar atılmaktadır.


Türkiye’nin sanayi ve dış ticaret yapısı da Afrika ekonomilerini tamamlayıcı özellikler taşımakta, bu çerçevede Afrika, özellikle küçük ve orta ölçekli firmalarımız açısından hedef pazar konumunda yer almaktadır.


Bu bağlamda 2003 yılında Dış Ticaret Müsteşarlığımız tarafından uygulamaya konan “Afrika ile Ekonomik ve Ticari İlişkileri Güçlendirme Stratejisi” Türkiye ile Afrika arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilere çok önemli katkılar sağlamış, 2007 yılı sonunda Afrika ülkelerine yönelik ihracatımız 6 milyar doları, Afrika’dan ithalatımız ise 9 milyar doları aşarak dış ticaret hacmimizi 15 milyar doların üzerine çıkartmıştır. Ticari ilişkilerdeki bu olumlu gelişmelerin artarak davet etmesi ve 2011 yılının başında ticaret hacmimizin 30 milyar dolara çıkması beklenmektedir.


Şüphesiz bu anlamda Afrika kıtasındaki diplomatik temsilciliklerimizin sayısının arttırılması büyük bir önem ve zorunluluk arz etmektedir.


Türkiye- Afrika İşbirliği Zirvesi’ni bu kapsamda zamanlama açısından da son derece isabetli olarak değerlendirmek mümkündür. Çünkü ilk aşamada bu yıl 10, gelecek yıl ise 9 yeni büyükelçiliğin açılması planlanmaktadır.
Afrika ülkelerinde yeni Türk Büyükelçiliklerinin açılmasıyla birlikte Ticari Ataşeliklerimizin sayısı da artacak ve söz konusu durum, ekonomik ve ticari ilişkileri daha da geliştirecektir.


Öte yandan TİKA, kıtadaki mevcut 3 ofisi ile Afrika’nın az gelişmiş ülkelerine yönelik teknik yardımlar sağlamakta, eğitim programlarıyla da önemli görevler ve yükümlülükler üstlenmektedir. Yakın zamanda Türkiye’nin teknik yardımlarının miktarını ve kapsamını daha fazla arttırmak için TİKA’nın yeni teknik yardım ofisleri kurulacaktır.
Yakın dönemde Türkiye- Afrika ilişkilerinde gözlemlenen olumlu gelişmelerin sivil toplum nezdinde ele alınması da ayrıca memnuniyet vericidir.


Zirve kapsamında Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın desteği ile DEİK ve TOBB’un düzenlediği “Türkiye- Afrika İş Forumu” ve bunun sonucunda kurulan “Türkiye- Afrika Odası” ile yine TUSKON tarafından her yıl düzenlenen “Türkiye- Afrika Dış Ticaret Köprüsü Programları” Türkiye’deki özel sektörü, Afrika ülkeleriyle tanıştırmak konusunda büyük fayda sağlamaktadır.


TASAM Afrika Enstitüsü olarak her yıl gerçekleştirdiğimiz Uluslararası Türk- Afrika Kongreleri, karşılıklı olarak Türk ve Afrika insanının birbirlerini tanımaları açısından önem arz etmekle birlikte, zirve ile uyumlu olarak 14- 16 Ağustos 2008 tarihlerinde gerçekleştirilen “Türk- Afrika STK Forumu” Türkiye’den ve Afrika’dan çok sayıda nitelikli sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirirken, Forum sonunda kabul edilen İstanbul Deklarasyonu ile de ortak bir çerçeve oluşturulmuş ve kalıcı bir işbirliği sürecinin temelleri atılmıştır.


Türkiye- Afrika ilişkilerinde ve toplumların karşılıklı olarak tanıtımlarında basına ve medya organlarına da önemli sorumluklar düşmektedir.


Sonuç olarak, Türkiye- Afrika ilişkileri genel anlamda olumlu ve istikrarlı bir seyir izlemektedir. Özellikle son dönemde Türkiye’nin farklı coğrafyalarda izlediği etkin politikaları, çok taraflı bir dış politika anlayışının doğal bir sonucu olarak tanımlamak mümkündür. Bunun bir diğer önemli sonucu da söz konusu gelişmelerin, Türk Dış Politikasında büyük önem arz eden AB ile ilişkilere de yansımalarının olumlu yönde olacağı ve bu kapsamda Türkiye’ye uluslararası platformda artı bir saygınlık kazandıracağıdır.


Türkiye ve Afrika’nın birlikte geleceğe güvenle bakabilmeleri, günümüzdeki işbirliğinin yanı sıra geleceğe yönelik uygun stratejilerin belirlenerek uygulanabilmesi ile mümkün olacaktır.

 

TÜRKİYE- Afrika STK FORUMU İSTANBUL DEKLARASYONU

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2554 ) Etkinlik ( 173 )
Alanlar
Afrika 65 605
Asya 76 992
Avrupa 13 613
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 280
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1321 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 18 581
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1277 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1912 ) Etkinlik ( 71 )
Alanlar
Türkiye 71 1912

Son Eklenenler