Türkiye-AB Müzakere Sürecinin Kilit Noktası: Kıbrıs

Yorum

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği yolundaki anahtar noktalardan birisi olan Kıbrıs meselesi, 2008 yılının ilk yarısında yaşanan gelişmelerle birlikte ilginç bir durum haline gelmeye başladı. Nitekim özellikle 17 Şubat 2008 günü, önemli bir dönüm noktası olarak dikkate değer gibi gözüküyor. ...

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği yolundaki anahtar noktalardan birisi olan Kıbrıs meselesi, 2008 yılının ilk yarısında yaşanan gelişmelerle birlikte ilginç bir durum haline gelmeye başladı. Nitekim özellikle 17 Şubat 2008 günü, önemli bir dönüm noktası olarak dikkate değer gibi gözüküyor. Bu gün hem AB hem uluslar arası ilişkiler ve hukuk hem de Kıbrıs sorunu açısından önemli bir gündür. 17 Şubat 2008 günü, Kosova’nın bağımsızlığını ilan ettiği ve Avrupa’nın 49. devleti olarak yerini aldığı tarih olarak kayda geçmiştir. Aynı gün Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde (GKRY) Başkanlık seçimlerinin ilk turunun yapıldığı ve ünlü lider Tasos Papadopulos’un beş yıllık görevinin ardından ilk yenilgisini tattığı gün olmuştur. Ardından 24 Şubat 2008’de yapılan ikinci tur Başkanlık seçimini Çalışan Halkın İlerici Partisi’nin (AKEL) Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas kazanmıştır ve yeni liderle birlikte yeni bir sürece girilmiştir.

Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Kosova özelinde sürdürülen tartışmaların yanında, bu bağımsızlık ilanının (tek taraflı) Kıbrıs’a emsal teşkil edebileceği yönünde spekülasyonlar yapılmaya başlanmıştır. Böyle bir şey gerçekleşebilir mi? Gerçekleşse dahi Kosova’nın uluslar arası ilişkiler ve hukukta tanındığı gibi bir tanınma Kıbrıs içinde geçerli olur mu? Bu sorulara verilebilecek cevaplar birer spekülasyon olmaktan öteye geçme şansına sahip olmamakla birlikte en azında ABD ve AB gibi büyük ‘aktör’lerin bu yönde bir tanımaya yanaşmayacaklarını beyan etmiş olmaları ifade ederek esas meseleye tekrar dönebiliriz.
Hristofyas’ın Başkanlık seçimini kazanmasının ardından Kıbrıs’ta çözüme doğru gidecek bir süreç başlatılmıştı. Nitekim Papadopulos’un uzlaşmacı olmayan tavrına karşıt çözüm üretmekten yana olan Hristofyas, seçimlerin öncesinde de vurgulamış olduğu düşüncelerini seçim sonucunda da hayata geçireceğinin sinyallerini vermişti. Bu doğrultuda 21 Mart tarihinde bir araya gelen iki lider önemli bir anlaşmaya vardı. Varılan bu anlaşmaya göre bu tarihten 3 ay sonra kapsamlı müzakerelere başlanması ve en kısa sürede soruna çözüm bulunması konusunda anlaşıldı. Hıristofyas daha önceki açıklamalarında Annan Planı’nın değil ’her iki tarafın da kabul ettiği tek zemin’ olarak nitelediği 8 Temmuz anlaşmasının çıkış noktası olarak kabul edilmesini savunmuştu. 8 Temmuz 2006’da iki toplumun o dönemdeki temsilcileri Mehmet Ali Talat ve Tassos Papadopulos, BM Genel Sekreterinin siyasi işlerden sorumlu yardımcısı İbrahim Gambari gözetiminde yaptıkları görüşme sonunda, çözüm için bazı komisyonlar kurulması ve zemin oluşturulması konusunda anlaşmışlardı. Komisyonların aynı ay işlemeye başlaması hedefine ve iki tarafın yetkilileri arasında yapılan çok sayıda görüşmeye rağmen, aradan geçen sürede somut ilerleme sağlanamamıştı. Aynı gün görüşmede, Lefkoşa’daki Ledra Caddesi üzerinde bulunan Lokmacı kapısının karşılıklı geçişlere açılması konusunda da uzlaşma sağlandı. Lokmacı kapısı adanın bölünmüşlüğünü simgeleyen bir unsur olduğu için, bu geçişin açılmasının sembolik önemi bulunmaktaydı. Ankara ve Atina’nın yanısıra, Birleşmiş Milletler’in de tam destek verdiği Kıbrıs’ta başlatılan bu yeni süreç, uluslararası toplumda bu defa adada kapsamlı bir çözüm bulunabileceği umudunu doğurdu. Aradan geçen zaman zarfında iki lider tekrar biraya geldiler ve niyetleri yinelediler. Gerçekleşen görüşmelerde her iki taraf da yeni müzakere sürecinin iki bölgeli federasyon biçiminde ilerlemesi yönünde anlaşmaya vardılar ve bunu sürekli dile getirdiler. Liderler Talat ve Hıristofyas arasında 23 Mayıs 2008 günü adada yapılan görüşme sonunda BM Genel Sekreterliği’nin Özel Temsilcisi Taye-Brook ZERINHOUN tarafından basın mensuplarına okunan ortak bildirinin (Joint Statement) Kıbrıs konusunun özüne ilişkin bölümü şöyledir: Liderler “ilgili Güvenlik Konseyi kararlarınca tarif edilen siyasî eşitliğe dayalı iki kesimli, iki toplumlu federasyona ( hedefine ) olan taahhütlerini tekrar teyit etmişlerdir. Bu ortaklık tek uluslararası kişiliği haiz bir Federal Hükümete ve eşit statüdeki Kıbrıs Türk Kurucu Devleti’ne ve Kıbrıs Rum Kurucu Devleti’ne sahip olacaktır.“
Fakat son günlerde yaşanan gelişmeler ‘umut kapısı’nın tekrar kapatılma ihtimalini doğurdu. Nitekim, Hristofyas’ın söylemlerindeki değişimler öncelikle çözüm sürecinin planlandığı gibi işlemeyeceğini ortaya çıkardı. Şimdi ise yorumlar, sürecin yeniden bir çözümsüzlüğe doğru gidebileceği yönüne dönmeye başladı. Bu durum Cumhurbaşkanı Talat tarafından da dile getirildi. Talat, olaya, Rum tarafından ve özellikle muhalefetten gelen baskıların Hristofyas’ın çözüme yanaşmasını engelleyebilecek güçte olduğu şeklinde bir yorum getirerek, takvimin istenildiği gibi işlemeyeceğinin altını çizdi.
GKRY’de yaşanan bu gelişmenin Türkiye açısından önemi AB müzakere süreci ile doğrudan ilintilidir. Zira Kıbrıs’ın geneli anlamında meşru temsilcisi olarak tanınan ve 2004 yılı itibariyle AB üyesi olmuş olan GKRY ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iki taraflı karşılıklı bir ilişkiyi çoktan aşmış olduğu ve ulus-üstü bir arenada karşı karşıya gelmiş oldukları noktasının unutulmaması gerekir. Türkiye’nin üyesi olmak istediği AB’nin mevcut üyelerinden biri olan GKRY’nin, müzakere sürecine müdahale etme kapasitesine sahip olması, her şeyden öte mevcut hukuki yapı gereği son noktada Türkiye’nin üyeliğe onay vermesi gerekliliği somut bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır.
Türkiye’nin üyelik sürecinin önündeki engellerden birisi olan Kıbrıs meselesinin AB nezdinde en önemli noktası bir tür eşitler arası ilişkiden ziyade hiyerarşik güç ilişkisi şeklinde olmasıdır. Nitekim GKRY ve Yunanistan, AB üyesi iken KKTC ve Türkiye üye ülke değillerdir. Ellerindeki kozun farkında olan üye taraflar bu kozu diledikleri gibi oynayabilmektedirler. Özellikle Türkiye’nin Kıbrıs ile ilgili belli yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle bazı başlıklarda müzakerelerin durdurulması süreci de yaşanmıştır. Gelecek dönemin ne gibi gelişmeler doğuracağı tam olarak bilinememektedir fakat sadece Kıbrıs değil AB üyesi bazı ülkelerin de Türkiye’nin üyeliğine kuşku ile yaklaşıyor olmaları müzakere sürecinin en önemli sorunu olarak gözükmektedir.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

21. yüzyılın güvenlik inşası, konvansiyonel savaş bölgesinin çok ötesinde bir konuma geçerek siber uzayın sınırsız ve soyut coğrafyasına yayılmıştır. Gelenekselleşmiş güvenlik yaklaşımları önemli bir oranda kritikleşmiş altyapıların, fiziki sınırların ve askeri kabiliyetin muhafaza edilmesine odakla...;

23 Eylül’de Andrews Üssü’nde Amerikan askerlerinin Şi Cinping için kırmızı halıyı düzeltirken çekilen görüntüleri, zirvenin belki de en fazla şey anlatan karesiydi. Trump misafirini uçağın merdiveninde karşıladı. Papalar hariç, altmış yılı aşkın süredir bir ABD başkanının Andrews'te bizzat karşıla...;

BRICS’in geleceğine ilişkin belirsizlikler, 2026 yılının başlarında zaten belirgin biçimde artmıştı. Hürmüz Boğazı’nın büyük ölçüde kapanmış olması, İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik saldırılarına rağmen İran ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin aynı oluşum içerisinde yer almaya devam etmesi ...;

Eylül 2026'nın ikinci yarısında, yapay zekanın "kontrolden çıkabileceği" tartışması bir anda sektörün merkezine oturdu. Bu not, WSJ takibimize dayanarak tartışmanın yaklaşık iki haftalık seyrini kronolojik olarak diziyor, ardından kısa bir değerlendirmeyle çerçeveliyor. Temel argümanımız şu: tartışm...;

TASAM Milli Savunma ve Güvenlik Enstitüsü yürütücülüğünde hayata geçirilen "TASAM Yıllık Asimetrik Güvenlik Tehditleri ve Risk Değerlendirme Raporu", yıllık periyotlarla yayımlanması planlanan stratejik bir çalışma projesidir. Proje; küresel ve bölgesel ölçekteki asimetrik tehditlerin derinlemesine ...;

9 Kasım 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılması, kırk yıl boyunca Doğu Almanya’yı yöneten Almanya Sosyalist Birlik Partisi’ni (SED) tarihsel bir soruyla baş başa bıraktı: Devleti, anayasası, ordusu ve gizli polisiyle birlikte çöken bir parti-devletin iktidar partisine ne olur? 1946’da KPD ile SPD’nin zo...;

Mercatura (Latince: ticaret, ticaret sanatı)2, Batı düşünce tarihinde nadiren tarafsız bir terim olmuştur. Antik Yunan'dan 18. yüzyıl sonuna kadar geçen yaklaşık iki bin yıllık süre boyunca bu faaliyet — malın el değiştirmesi, kâr amacıyla alım-satım — kimi zaman bir günah, kimi zaman hoş görülen bi...;

Orta Doğu jeopolitiği, son yıllarda uzun süredir devam eden kamplaşma ve çatışma odaklı dinamiklerin yerini diyalog, uzlaşı ve pragmatik çıkar ortaklıklarına bıraktığı kapsamlı bir dönüşüm sürecine sahne olmaktadır. 2010’lu yılların başında patlak veren Arap Baharı, 2013’te Mısır’da yaşanan askerî m...;

Asimetrik Güvenlik Tehditleri ve Risk Değerlendirme Raporu

TASAM Güvenlik ve Strateji Merkezi yürütücülüğünde hayata geçirilen "TASAM Yıllık Asimetrik Güvenlik Tehditleri ve Risk Değerlendirme Raporu", yıllık periyotlarla yayımlanması planlanan stratejik bir çalışma projesidir. Proje; küresel ve bölgesel ölçekteki asimetrik tehditlerin derinlemesine analizine odaklanarak, değişen güvenlik mimarisi karşısında proaktif stratejik öngörüler ve karara esas yol haritaları sunmayı amaçlamaktadır.

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

12. İstanbul Güvenlik Konferansı (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul - Türkiye

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.