11 Mayıs Sırbistan Parlamento Seçimi

Makale

Kosova’nın 17 Şubatta tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etmesinden sonra Başbakan Vojislav Kostunica 8 Martta görevinden istifa etmişti. İstifa kararını kamuoyuna duyururken Kostunica, “Ortak bir politikaya sahip olmayan bir hükümet işlerliğini kaybetmiştir - bu hükümetin sonudur. Bu da görevimizi halka iade etmemiz gerektiği anlamına gelmektedir”...

Kosova’nın 17 Şubatta tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etmesinden sonra Başbakan Vojislav Kostunica 8 Martta görevinden istifa etmişti. İstifa kararını kamuoyuna duyururken Kostunica, “Ortak bir politikaya sahip olmayan bir hükümet işlerliğini kaybetmiştir - bu hükümetin sonudur. Bu da görevimizi halka iade etmemiz gerektiği anlamına gelmektedir“ şeklinde açıklamada bulunmuştu. Başbakan, koalisyonun dağılmasının nedeninin 17 Şubatta Sırbistan’dan bağımsızlığını ilan eden Kosova hakkındaki çıkmaz olduğunu da belirtmişti.[1] 13 Martta ise Devlet Başkanı Boris Tadic, parlamentoyu feshederek 11 Mayıs 2008 tarihinde erken seçimin düzenleneceğini duyurmuştu. Bu tarihten itibaren ülke, erken seçime odaklanmış bulunuyordu. Ve nihayet, Sırbistan seçmenleri 11 Mayıs günü 250 kişilik parlamentoyu belirlemek için sandık başına gitti.

Bu seçim sadece Sırbistan iç politikasını değil, aynı zamanda dünyanın en genç devleti olan Kosova’yı da yakından ilgilendiren bir seçim oldu. Çünkü Sırbistan Cumhuriyeti Parlamentosunu belirleyen seçimde, ABD ile çoğu AB devletinin tanıdığı bağımsız Kosova Cumhuriyeti içinde yaşayan ve Kosova Cumhuriyeti vatandaşı olan Sırplar da oy kullandılar. Bu durum Kosovalı Arnavutların büyük tepkisini çekmiş olsa da, bağımsız Kosova Cumhuriyeti hükümeti ve halen Kosova’da bulunan BM misyonu (United Nations Mission in Kosova - UNMIK), seçime yönelik her hangi bir engelleyici müdahalede bulunmadılar. Yani, hem Kosova yönetimi hem de UNMIK, Kosova Cumhuriyeti vatandaşı Sırpların, Sırbistan Cumhuriyeti Parlamentosu seçimine katılmalarına göz yumdu. Bu yönüyle 11 Mayıs 2008 tarihli Sırbistan Cumhuriyeti Parlamento Seçimi, aynı zamanda modern tarihte eşi benzeri olmayan bir seçim oldu.[2] Kosovalı Arnavutlar ise bu durumu protesto etmek amacıyla, UNMIK binası ve Kosova Parlamentosu önünde iki ayrı miting düzenlediler, UNMIK binasının bahçesine çöp attılar.[3]
Ayrıca 11 Mayıs erken seçimi, Sırbistan’ın Avrupa Birliği ile olan ilişkilerini de derinden etkileyecek bir seçim olarak değerlendirilmektedir. Tüm bunlardan dolayı Avrupa Birliği, Kosova yönetimi ve diğer bölge ülkeleri bu seçim süreciyle yakından ilgilendi.
Sırbistan’daki Özgür Seçimler ve Demokrasi Merkezi (CESİD) tarafından açıklanan resmi olmayan seçim sonuçlarına göre seçime katılım oranı %60,7’de kaldı. Yaklaşık 6 milyon 700 bin seçmenden 4 milyonu oy kullanırken, geri kalanı sandığa gitmedi.[4]
Geçerli oyların %38,7’sini alan Avrupalı Sırbistan Koalisyonu seçimlerden birinci olarak çıktı. Avrupalı Sırbistan Koalisyonu, Sırbistan’ın Avrupa Birliği ile ilişkilerinin devam ettirilmesini savunan Sırbistan Devlet Başkanı Boris Tadic’in Demokrat Partisi tarafından seçim öncesinde oluşturuldu. 21 Ocak 2007 parlamento seçimlerinde Tadiç’in Demokratları %23 oy almıştı. Bu seçime koalisyon olarak giren Demokratlar oy oranlarını yaklaşık 16 puan arttırmış oldu. Seçim sürecinde Avrupa Birliği tarafından desteklenen Demokratların seçimlerden galip çıkması Avrupalı destekçilerini sevindirdi.
Şu anda Lahey’de savaş suçlusu olarak yargılanana Vojislav Seselj’in partisi aşırı sağcı Sırp Radikal Partisi seçimlerden ikinci parti olarak çıktı. Avrupa Birliği ile ilişkilerin durdurulmasını savunan ve halen Büyük Sırbistan idealinin sıkı savunucusu olan Radikaller, 2007 seçimlerinde aldıkları %28’lik oy oranını bu seçimde bir puan arttırmayı başardılar. Kurucu Başkan Seselj’in Lahey’deki “Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi“nce tutuklanması sonrasında Tomislav Nikolic tarafından yönetilmekte olan Radikal Parti, özellikle Kosova’nın Sırbistan’dan ayrılması sonrasında daha da sertleştirmiş bulunuyor. Radikallere göre, Kosova’nın Sırbistan’dan ayrılarak bağımsızlık ilan etmesi Amerika ile Avrupalı büyük güçlerin Sırp ulusuna yönelik gerçekleştirdikleri bir komplo ve saldırıdır. Dolayısıyla Radikal Parti, Amerika ve Avrupa Birliği ile olan ilişkilerin tamamıyla durdurulmasını savunuyor.
Kosova’nın ayrılışından sonra Avrupa Birliği’ne karşı tutumunu sertleştiren Vojislav Kostunica’nın liderliğindeki Sırbistan Demokrat Partisi ise oyların %11,3’ünü aldı. Kostunica’nın partisi bir önceki seçimde %17 oy almıştı. 5,7 puanlık bir düşüşe rağmen Sırbistan Demokrat Partisi üçüncü sıradaki yerini korumayı başardı. Kostunica, “ancak Sırbistan’ın Kosova üzerindeki egemenliği tanındığı takdirde Avrupa Birliği ile ilişkilerin devam ettirilebileceğini“ savunuyor. Kosova konusunda Radikallere yakınlaşan Kostunica, Devlet Başkanı Tadic’i ve Demokratları “ülkeyi AB’ye satmakla“ suçluyor.
Sırbistan’ın eski lideri Slobodan Milosevic’in kurucusu olduğu Sırbistan Sosyalist Partisi %7,9’luk oy oranıyla seçimin dördüncü partisi oldu. 2007 seçimlerinde Sosyalist Partinin oy oranı %7,7 idi. Cedomir Jovanovic’in başkanlığındaki Liberal Demokrat Parti ise %5,2’lik oy oranıyla beşinci parti oldu. Sosyalist Parti, Avrupa Birliği sürecine temkinli yaklaşıp Kosova meselesini ön plana çıkarırken; Liberal Parti, sürecin sıkı taraftarıdır.
Bu seçim sonuçlarına göre hiçbir parti tek başına hükümeti kurabilecek sandalye sayısına ulaşamadı: Avrupalı Sırbistan Koalisyonu 103, Sırbistan Radikal Partisi 77, Sırbistan Demokrat Partisi 30, Sırbistan Sosyalist Partisi 20, Liberal Demokrat Parti 13, Macar Koalisyonu 4, Avrupalı Sancak Boşnak Listesi 2 ve Arnavut Koalisyonu 1 sandalye. Bu durumda seçimden üçüncü ve dördüncü olarak çıkan Sırbistan Demokrat Partisi ile Sırbistan Sosyalist Parti koalisyon hükümetinin kuruluşunda önemli rol oynayacaklardır.
Sırbistan Demokrat Partisi ile Sırbistan Sosyalist Partisi’nin Radikal Partiye destek vermeleri durumunda AB, ABD ve Kosova yetkililerinin hiç arzulamadıkları sıkı bir milliyetçi koalisyon hükümeti (Sırp Radikal Partisi – Sırbistan Demokrat Partisi – Sırbistan Sosyalist Partisi koalisyon hükümeti) kurulabilecektir.[5]
AB tarafından desteklenen ve ülkenin AB’ye girmesini savunan Tadic’in Avrupalı Sırbistan Koalisyonu ise, çok büyük bir ihtimalle Liberal Parti’den destek alabilecek[6], fakat Kostunica’nın Sırbistan Demokrat Partisi’nden ve eski Sırp lider Milosevic’in Sosyalist Partisi’nden destek alamamaları durumunda koalisyon hükümeti kuramayacaktır.
Milliyetçi koalisyon hükümetinin kurulması durumunda Sırbistan – AB ilişkileri büyük bir olasılıkla donacak, Sırbistan’ın Kosova politikası sertleşecek ve Rusya ile ittifak ilişkisi sıkılaşacaktır. Kurulması muhtemel olan böyle bir milliyetçi koalisyon hükümeti, kendi halkından destek bulmakta zorlanmayacaktır. Çünkü seçim öncesinde yapılan anket çalışmalarına göre Sırp halkının %67’si AB üyeliğini hala istemekte ve sürecin devam ettirilmesini savunmaktadır. Ancak %74’lük bir kesim, “Kosova’nın bağımsızlığını tanıma anlamına gelecekse AB sürecinin devam ettirilmesini kabul etmiyor“.
Yani anket sonuçlarına göre, Sırp halkının büyük çoğunluğu Kostunica ve Sosyalist Parti gibi düşünüyor: “Kosova Sırbistan’dan kopacaksa AB’ye hayır; Sırbistan’ın Kosova üzerindeki egemenlik hakları kabul edilecek ise AB’ye evet“. Radikal Parti ise her durumda ülkenin AB’ye girmesine karşı çıkıyor.
<<>>
Kosova’nın tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etmiş olması, bu sürecin AB’nin üç büyük devleti (Almanya, İngiltere ve Fransa) tarafından desteklenmiş olması ve AB üye devletlerinin çoğunun Kosova’nın bağımsızlığını tanımış olması, aslında AB’ye girmek isteyen Sırp halkını bu istekten uzaklaştırıp Radikal Parti’ye yakınlaştırıyor. Kriz ve sıkıntılar Sırp toplumunu milliyetçileştiriyor, radikalleştiriyor...
Süreç bu biçimde işleyecek olursa Sırp siyaseti hem içte hem dışta sertleşecek, ülkenin ve toplumun demokratikleşme süreci sekteye uğrayacaktır. Bu ise hem Sırp halkına hem de komşu halklara zarar verecektir.
Bu nedenle sadece Sırbistan’da değil, tüm Balkan coğrafyasında radikal milliyetçi partilere ve milliyetçi büyük projelere karşı “birlikte yaşam politikaları/projeleri“ üretilmeli ve demokratikleşme süreci desteklenmelidir. Bu ise, ABD ve Avrupalı büyük güçlerin müdahaleleri ile gerçekleşemez. Sırbistan’ı da içerecek biçimde bölgenin demokratikleşme süreci ve “bir arada yaşam politikaları/projeleri“, ancak bölge halklarının öz-gayretleri ve öz-mücadeleleri ile gerçekleştirilebilir.


[1]www.setimes.com, 10.03.2008.
[2] Bu özelliyle 11 Mayıs Seçimi, uluslararası hukuk, anayasa hukuku ve siyaset bilimi açısından yeni tartışmalara yol açacağa benziyor.
[3]www.ntvmsnbc.com, 11 Mayıs 2008.
[4] Seçim sonuçları için bkz. www.cesid.org , 12 Mayıs 2008.
[5] Bu üç partinin toplam oy oranı %48,3; toplam sandalye sayısı ise 127’dir. 127 sandalye sayısı koalisyon hükümeti kurmaya yetmektedir.
[6] Avrupalı Sırbistan Koalisyonu ile Liberal Demokrat Parti’nin toplam oy oranı %43,9; toplam sandalye sayısı ise 116’dır. 116 sayısı koalisyon hükümeti kurmaya yetmemektedir.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2693 ) Etkinlik ( 220 )
Alanlar
Afrika 75 633
Asya 98 1072
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1369 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 291
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1291 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 780
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2041 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2041

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantıları’nın ilki, “Stratejik Araştırma, Ağ ve Kapasite Geliştirme” ana teması ile 6 Ekim 2022 tarihinde saat 14.00’te Çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek;

İnsan davranışlarını yöneten en önemli içgüdü hayatta kalmak ise insanın en büyük ihtiyacı güven duymak, yaşamını güvenli koşullarda sürdürmektir. Mekân neresi olursa olsun koşullar; hak ve adaletin, tutarlılığın ve düzenin sağlanması durumunda güvenli hâle gelir. Çağ hangisi olursa olsun güvenli bi...;

İstanbul'da Uluslararası İlişkiler, Kamu yönetimi vb. bölümlerin 3./4. sınıf lisans öğrencisi olup İngilizce B2 ve üstü yeterliliğe sahip, Office programlarını iyi derecede kullanan adaylar STAJ başlığı ile CV ve ön yazı göndererek hemen başvurabilirler. info@tasam.org ;

Burkina Faso’nun başkenti Vagadugu’da 30 Eylül sabahı saat 04.30’da, başta Baba Sy Askerî Kampı’ndan olmak üzere bir çok yerden silah sesleri duyuldu. Ardından ise devletin televizyon kanalı olan RTB’nin yayını kesilerek yüzbaşı İbrahim Traore liderliğindeki darbeci askerler burada bir bildiri okudu...;

2010 yılında yayınlanan Rus Askerî Doktrinine göre, (bir diğer adıyla Gerasimov Doktrini) kendisine veya müttefiklerine karşı nükleer silah kullanılması hâlinde Rusya Federasyonu da aynı şekilde karşılık verebiliyor. Ayrıca yine bu doktrine göre, konvansiyonel silahlarla Rusya’ya karşı yapılan saldı...;

Seferberlik “harîm-i ismetine” tecavüz eden düşmanı püskürtmek ve vatan topraklarından kovmak için yapılan kutsal bir çağrıdır. Vatan savunması için ilan edildiğinde genç, ihtiyar, kadın, erkek şimdi Ukrayna’da olduğu gibi cepheye koşar, şehit düşen kanıyla gömülür. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı. ;

Gorbaçov’un kişiliğinin gizemi, insan Gorbaçov ile devlet adamı Gorbaçov arasındaki ayrıma dayanıyor. Çok farklı iki insandı. Ütopyasının özünde saf bir Leninizm’in olduğu bir Sovyetler Birliği ve Lizbon’dan Vladivostok'a barışçıl bir şekilde uzanan bir Avrupa vardı. O, iktidardaki entelektüelin büy...;

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2023 - 14 Haz 2023
  • İstanbul - Türkiye

3. Türkiye - ABD Forumu

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Karşılıklı gerçekleştirilecek Forum’un; aktif ve proaktif müzakerelerle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı yapması, ikili ve çok taraflı menfaatleri karşılıklı yükseltecek fırsatlar ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmiştir.

  • 14 Ağu 2017 - 17 Ağu 2017
  • Washington - ABD

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...