Yine “Benden Sonrası Tufan” mı?

Yorum

Hani bugün Almanya, Rusya, Ukrayna ve Fransa’nın Astana’da yapacağı bir toplantı vardı ya! ...

Hani dün Almanya, Rusya, Ukrayna ve Fransa’nın Astana’da yapacağı bir toplantı vardı ya! İşte o iptal edildi. Aslında Porochenko bu toplantıdan ne umuyordu bilemem. Ama Hollande ve Merkel, Rusya’nın Doğu Ukrayna konusundaki ümitsizliklerini beyan ettiler.

Oysa Hollande Elverişli bir Zemin Hazırlıyordu

Çok değil, sadece bir hafta önce, Hollande bir açıklama yaparak, Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımların durdurulması gerektiğini yüksek sesle söylemişti. Rusya’nın asıl amacının Doğu Ukrayna’yı işgal etmek olmadığını, bunu bizzat Putin’den duyduğunu, bütün arzusunun, “blgede daha etkili olmak“ olduğunu söylemişti. Yani 5-6 Ocak 2015 de hala Astana zirvesinin yapılabileceği düşünülüyor ve Hollande kendince bu toplantıya yumuşak bir üslup ve iyi niyetle altyapı hazırlıyordu. Ama en yakınları bile, bu çıkış ile hala bir krizden diğerine yalpalayan AB için, Fransa’nın Rusya’ya yapılacak ihracatın kapılarını zorladığını düşündü. Hani önce şu gemileri bir satabilseydi.

Charlie Hebdo Şoku mu?

Geçmişte bir Arşidük öldürüldü diye savaşa giren Avrupa, çoğu sanatçı 12 Fransız vatandaşı öldü diye bir başka hata yapmayacak. Ama Charlie Hebdo olayı, Merkel ve Hollande’a yumuşak üslubun bazı coğrafyalarda zayıflık olarak kabul edilebileceğini hatırlattı. Aslında bundan ilk nasibini alacak olanın AB’nin Orta Doğu’ya yönelik politika ve uygulamaları ile özellikle göçmen ve mülteci nufusun yaşama ve özgürlükleri olması beklenirdi. Ama aynen 11 Eylül 2001 ün ABD de yaptığı etki gibi, 7 Ocak 2015 de Avrupa’da ortak bir milli bilinç etkisi yaptı. Üslubu sertleşecek olan AB, bunu ilk, kendisine ciddi bir tehdid oluşturan Rusya’ya bildirmek ihtiyacında hissetti kendini.

Tehdid Rusya’dan ise Tavır da Rusya’ya

Onun için 6 Ocak’ta Rusya’ya mavi boncuk gösteren Hollande ve onun hık deyicisi Merkel, 15 Ocak’ta Astana’da masa başına oturmaktan vazgeçti. Elbette Rusya’ya karşı bu sertleşmeyi isteyen AB üyeleri de var. Baltık ülkeleri ve muhtemelen Polonya ve Finlandiya, Almanya ve Fransa’nın önderliğindeki bir sertleşmenin kendileri için Rusya’ya karşı iyi bir koruma kalkanı olacağını düşünüyor. Tabii ama Putin de şeytana pabucunu ters giydirebilecek bir adam.


Sanki Komşu Çatlatma Manevrası

14 Ocak 2015 de yani evvelsi gün, Rusya da bir açıklama yaparak, tüm ihraç edilebilir 63 milyar metreküp doğal gazını, Ukrayna üzerinden değilde Türkiye üzerinden geçireceğini dünyaya resmen duyurdu. Açıklama, sadece Türkiye’ye değil, Çin ve Hindistan’a da enerji paketleri ve boru inşa planları sunan Gasprom başkanı Alexei Miller’den geldi. Bu haber Astana zirvesini iptal eden AB liderlerini hayret ettirmedi. Ama yeni stratejilere yoğunlaşmaya bir kez daha teşvik etti.

Türkiye’de ise erken bir neş’e, bir heyecan ve Rusya’nın ipi ile AB yi darağacına çıkarma fırsatı yakalama düşüncesi var. Şimdi artık Avrupa’nın Türkiye’nin rahmetine sığınacağı ve Rus gazını ancak böyle alabileceği düşünülüyor.

Sertleşme ile Rusya’nın ve Putin’in Gazı’nı aynı anda Almak Mümkün mü?
Sanmıyorum. Ama AB şimdi alternatif projelerin peşinde. Tehdide pabuç bırakmayacaklardır. Kalpleri artık hep birlikte atıyor. Litvania Norveç’ten gaz alımlarını arttırdı, Ukrayna da Batı gazı ile ihtiyacını giderme çabasında. Bu patırtı gürültü arasında Ukrayna ve Rusya bir borç ve fiyat anlaşması imzaladı ki Ukrayna’ya artan soğuk günlerde Batı gazı yetmezse, Rus gazı hiç değilse yılın ilk çeyreğinde devam etsin. Şimdi her yerde, Rusya’nın yeni projelerinin kaça mal olacağı ve ne şekilde finanse edileceği konuşuluyor. Malum bu boru hatları para ile yapılıyor maya ile değil.Ama AB şimdi Rusya kadar Türkiye’nin çıkışlarına içerliyor. Bize ne demeyelim. Dikkatle izleyelim.

Bugün Ukrayna ve Avrupa’ya, Yarın Türkiye’ye
Bu arada Rusya Türkiye’ye uzattığı oltanın ucuna, bilindiği gibi önce 2015 gaz faturasından %6 oranında bir indirim taktı.Türkiye de bunu yuttu. Hani daha fazla istemiştik ama seçim öncesi buna da razı olduk. Putin, 2014 Aralık ayında yaptığı, Türkiye ziyaretinde, 40 milyar Dolar’lık Güney Akım projesini zaten iptal etmişti. Hemen yenisini imzaladık. Bu arada nükleer reaktör projeleri de dahil olmak üzere tüm enerji ufkumuzu Rusya’ya yasladık. Bunun şimdi bize hoş gelse bile çift yönlü bir sakıncası var: Bunlardan biri zamanla tüm projeler hayata geçerse, bugün Ukrayna ve AB nin başına gelen her şey fazlası ile Türkiye’nin başına gelecektir. Suyun başında duran kurt, nasılsa gün gelince Türkiye’nin suyu bulandırdığını iddia edecektir. Ne isteyecek, ne vereceğiz?

Bir diğer husus ise, bugün hegemonik bir tavırla hareket eden Rusya’nın bu kadar suyuna girilirse, AB ile nasıl bir gelecek hayal ediyor büyüklerimiz? Yoksa düşünce yine “benden sonrası tufan“ düşüncesi midir?

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Çin’le geliştirmekte olduğu yakın ilişki, Batının yaptırımlarla köşeye kıstırdığı İran için şimdi önemli bir fırsat. Xi Jinping’in 2016 yılında İran’a önerdiği stratejik anlaşma geçen ayın son günlerinde imzalandığında, kapsamı hakkında tahminden öte bir şey bilinmiyordu. ;

Türkiye - Gana ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerini stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan ...;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Fas ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu noktada, ‘Türkiye - Fas Stratejik Diyaloğu’nu...;

Aktör ve otoriteleri stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan Türkiye - Endonezya Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

1 - İKT Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu 28 - 30 Ocak 2010 tarihleri arasında İstanbul’da yapıcı ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) bünyesinde yaptığımız bilimsel çalışmalar ile Dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri kavrama ve analiz etmeye yönelik çabalarımızın ortaya koyduğu açık bir gerçek var: Aktörleri, kuralları, vizyonu eskisinden çok farklı olan yeni bir uluslararası sistem il...