Avrupa Parlamentosu Ve Demokrasi Açığı

Kategori Seçilmedi

Avrupa Birliği’nin (AB) kurumsal yapısı, diğer hiçbir uluslararası örgütlenmede görülmeyen nev-i şahsına münhasır (sui generis) bir yapı arzetmektedir. Yapılan antlaşmalar ve tarihsel süreç içerisinde gelinen noktada topluluğun yükümlülüklerinin; Avrupa Parlamentosu (AP), Konsey, Komisyon, Adalet Divanı ve Sayıştay tarafından yerine getirilmeleri öngörülmüştür. ...

Avrupa Birliği’nin (AB) kurumsal yapısı, diğer hiçbir uluslararası örgütlenmede görülmeyen nev-i şahsına münhasır (sui generis) bir yapı arzetmektedir. Yapılan antlaşmalar ve tarihsel süreç içerisinde gelinen noktada topluluğun yükümlülüklerinin; Avrupa Parlamentosu (AP), Konsey, Komisyon, Adalet Divanı ve Sayıştay tarafından yerine getirilmeleri öngörülmüştür. Bu yapılardan Komisyon ve Konsey’e, Ekonomik ve Sosyal Komite ile Bölgeler Komitesi danışmanlık hizmeti yapmaktadırlar. Ayrıca bu temel organların yanında sistemi tamamlayan diğer organlar olarak; Avrupa Merkez Bankaları Sistemi ve Avrupa Merkez Bankası ile Avrupa Yatırım Bankası yer almaktadır.
Klasik güçler ayrılığı ilkesinin AB organları açısından ele alındığında hatlarının hiçbir zaman kesin olarak çizilmediği görülecektir. Yasama faaliyetinin sadece Parlamento yerine Komisyon, Konsey ve Parlamento arasında dağıtıldığı görülmektedir. Yürütme fonksiyonu ise Komisyon ve Konsey tarafından yerine getirilmektedir. Öte yandan Komisyonun istisnai olarak yargı faaliyetinde bulunduğunu da belirtmek gerekir. Bu açıdan bakıldığında AB’nin kurumsal yapısının birbirine geçişken farklı halkalardan oluşan bir yapıya sahip olduğu görülür. Üye ülkeler ile Birliğin menfaatlerinin dengelenebilmesi için kurumsal yapılanma ta başından itibaren kontrol-ayar mekanizması içinde gelişimini sürdürmektedir. Ancak bu yapısına rağmen kurumlar birbirlerini siyasal ve hukuksal olarak denetleyebilmektedir.
Demokrasi açığı’ (democratic deficit) kavramı, AB’nin yeterince demokratik olmadığı ve işleyiş yöntemlerinin karmaşıklığı nedeniyle yurttaşlardan giderek uzaklaştığı ve yurttaşlarla karar alma merkezleri arasındaki mesafenin kapatılamadığı eleştirisini temel almaktadır. Bu eleştiriye göre, Birlik, kurumsal yapısı, yasama ve yürütme yetkilerine sahip olan AB konseyi ile demokratik meşruiyeti olmayan Komisyon’un (Komisyon üyelerinin AP’nin onayı alınarak üye ülkeler tarafından atanmasına ve Parlamento’ya karşı ortak sorumluluklarının olmasına rağmen) egemenliği altındadır. Bir başka deyişle temsili demokratik bir politik yapıya dayanan ulus devlet politikalarının, bu tür bir yapıya dayanmayan Birlik politikaları ile yönlendirilmesi önemli bir demokrasi açığı sorunu oluşturmaktadır. Özellikle ekonomik ve sosyal politikaların Birlik kuralları etkisinde oluşması, temsili demokratik sistemin denetlenebilirliğini ve şeffaflığını da önemli ölçüde azaltmakta, bunun sonucu parlamenter sistemlerdeki yasama, yürütme ve idare arasındaki ilişkiler bulanıklaşmaktadır.
Demokrasi açığı’ kavramı, hem kurumsal düzenlemelerin ve siyasi pratiklerin AB içinde demokratikleşmeyi geliştirememesi, hem de ulusal düzeydeki parlamenter demokrasi kavramının AB ölçeğinde idealize edilmesi açısından tartışma alanına girmiş, böylelikle bu kavramla birlikte ele alınan sorunlar mekan yada düzlem değiştirerek Birlik kurumsalına da taşınmıştır.
AP’nin birlik içindeki ağırlığı halkların iradesinin ağırlığı anlamına geleceğinden parlamentonun yetkilerinin artması demokrasinin olgunlaşması yolunda atılan önemli adımlar olarak değerlendirilmektedir. Dinamik bir yapıya sahip olan birliğin, kümulatif sürecinde halkın ağırlığının zamanla artması ideal yönetim tarzının ileride tesis edilebileceği umudunu besler. "Demokrasi açığı" olarak nitelendirilen bu durumun doldurulması için birlik içinde çabalar sürdürülmektedir.
İlk dönemde yasama konusunda sadece danışma görevi olan AP’nin etkisinin bir ölçüde artmasına rağmen, AB’deki ‘demokrasi açığı’ tartışmalarının odaklandığı nokta, AP’nin oynamakta olduğu rolün yetersizliğine ilişkindir. Çünkü demokratik yollarla seçilen AP, ulusal parlamentolarda olduğu ölçüde yasama ve yürütmeyi sorumlu tutma yetkilerine sahip değildir. Bu ve benzeri sorunlar ve yöneltilen eleştiriler Avrupa Parlamentosu’nun işlevinin demokrasilerde olması gerekenden eksik olduğu; demokratik zemini olmayan karar organlarının oluşturduğu Birlik politikalarının önemli bir demokrasi sorunu yarattığı noktasında yoğunlaşmakta; seçimlerde verilen oyların gerçek bir politik etki ve sonuç yaratmaktan çok, AP’ye, AB’nin demokratik meşruiyetinin göstergesi olma özelliğini sağladığı belirtilmektedir. Bu anlamda bir uluslar üstü kurumlaşma olan AB’nin meşruiyet problemi de göze çarpmaktadır. Özellikle demokrasi açığı kavramına bağlı olarak da düşünülebilecek bir gelişme olan ve referandumlardan hayır oyuyla dönen Avrupa Anayasası, Avrupa halklarının gözünde AB’ye karşı geliştirilen meşruiyet sorunsalının özünü oluşturmaktadır.
Küreselleşme ile birlikte ulus-devlet’in gücünü yitirmeye başladığı ve onun yerine ulus-üstü yada ulus-altı düzlemlerde yeni güç merkezlerinin ortaya çıkmaya başladığı yaygın olarak dile getirilen bir söylem ve yorum şekli olarak gözlemlenebilmektedir. Ulus-altı konusuna girmeden sadece ulus-üstü düzeyinde düşünecek olursak, bu söylemin tam olarak gerçeği yansıtmadığı somut örneklerle görülebilmektedir. Özellikle AB konusu, yukarıda verilen bilgiler paralelinde değerlendirilirse, anayasa tartışmaları ile birlikte başlayan ve gelinen noktadaki durum itibariyle güç merkezlerinin nerelerde konumlandığı daha iyi anlaşılacaktır. Bir uluslar üstü kurumlaşma olarak AB, temsili demokrasi veya oy mekanizması gibi kavramlar açısından henüz yeterli meşruiyet sağlayarak içselleştirilememiş ve ulus-devletin yerini almayı başaramamıştır. Ulus-üstü siyasi örgütlenme, popüler demokratik bir meşruiyet kazanmadığı sürece, ulusal devlet demokratik siyasal sorumluluğun en üst aşamasını temsil etmesi itibariyle önemli bir siyasi etmen olmaya devam edecektir.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1995 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1995

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

Türkiye’de ve dost/kardeş ülkelerde stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları ile bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla 2006 yılından beri gerçekleştirilen TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin resmî internet sit...;

Brezilya ise 213 milyonu aşan nüfusu ile dünyanın altıncı ve 8,5 milyon km² üzerindeki yüzölçümü ile beşinci büyük ülkesi olarak Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik güç ve küresel düzeyde önemli bir aktördür. 2 trilyon dolar civarındaki GSYİH’sı ile Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın do...;

Muhammed Nadir Şah, Afgan kraliyet ailesi üyelerinden birisidir. Amanullah Han ile aynı soydan gelmektedir. Nadir Şah, Amanullah Han’ın kuzenidir. Eski Afgan Emiri Dost Muhammed’in yeğeni Mehmet Yusuf Han’ın oğludur. ;

Doğu; nüfuz ve müdahale etmeye çalışan Batı’ya karşı müdafaanın sınırları, özellikle sömürgecilik dönemi süresince ve Sanayi Devrimi sonrasında gerçekleştirilen etkiye karşı geliştirilen tepki olarak nitelenebildiği gibi, Batı’nın sınırlarını çizdiği (Edward Said’in ifade ettiği) “bağımlı ırkların” ...;

Rusya Federasyonu ise geniş yüzölçümü, 147 milyona yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, tarihî birikimi, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, BDT ve ŞİÖ içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dik...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.