George W. Bush’un Afrika Gezisi Ve 11 Eylül Sonrası ABD’nin Afrika’ya Yaklaşımı

Makale

ABD Başkanı Bush, 15- 21 Şubat tarihleri arasında sırasıyla Benin, Tanzanya, Ruanda, Gana ve Liberya’yı kapsayan bir tura çıkarken, 2003 yılındaki gezisinin ardından ikinci kez kıtayı ziyaret etti....

ABD Başkanı Bush, 15- 21 Şubat tarihleri arasında sırasıyla Benin, Tanzanya, Ruanda, Gana ve Liberya’yı kapsayan bir tura çıkarken, 2003 yılındaki gezisinin ardından ikinci kez kıtayı ziyaret etti.[1] Söz konusu ülkeler, Bush yönetimi tarafından gerek demokrasiyi gerekse ABD’nin yardımlarını başarıyla uygulayan ülkeler olarak kabul edilmektedirler.
 
Bush’un gerçekleştirdiği Afrika gezisi, bir çok otorite tarafından ABD’nin artık kıtaya yönelik devamlı ve sürdürülebilir politikalar izleme düşüncesinde olduğu yönünde değerlendirilmektedir. Eski Başkan Bill Clinton’un iktidarı döneminde önem kazanmaya başlayan söz konusu politikalar, George Bush’un iktidarı döneminde daha fazla uygulamaya yönelik olmuştur.
 
            Bill Clinton döneminde “Afrika’yla Yeni Ortaklık” adı altında kıtaya yönelik aktif politikalar izlenirken, ekonomik kalkınma, demokrasi, insan haklarına saygı, çatışmaların önlenmesinin ve çözümlenmesinin teşvik edilmesi, terör ve uluslararası suçlar gibi güvenlik tehditlerine yönelik işbirliği çabaları, ABD’nin Afrika politikasının gündem maddelerini oluşturuyordu.[2]
 
            1957 yılında Richard Nixon’un başkan yardımcısı olduğu dönemde 22 günlük Afrika kıtası seyahatinin dönüşünde Başkan Dwight D. Eisenhower’a Dışişleri Bakanlığı içinde ayrı bir Afrika Dairesi kurulması yönündeki teklifi,[3] ABD’nin daha çok Afrika kıtasında SSCB’nin etkinliğinin kısıtlanması yönünde olurken, günümüzde Afrika kıtası gerek siyasi gerekse ekonomik açıdan küresel rekabette daha büyük önem arz etmektedir.
 
1789’dan bu yana kıtayla ilişkileri bulunan ABD’nin dış politikası açısından Afrika hiçbir zaman bu politikaların merkezinde olmamış ve uzun bir dönem Afrika ülkelerine üst düzey resmi ziyaretler görülmemiştir. Ancak Clinton döneminde ABD’nin kıtaya yönelik politikaları, George W. Bush’un iki dönemlik iktidarı döneminde daha fazla ivme kazanmıştır.
 
            ABD Kongresi, Clinton’un başkanlığı döneminde 18 Mayıs 2000’de Afrika’yla ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için bölgeye yardım yapılmasını öngören “Afrika Kalkınma ve Fırsat Kanunu”nu (AGOA) kabul etmiştir. Bugün itibariyle 48 Sahra altı Afrika ülkesinden 37’si söz konusu kanun kapsamında uygun ülkeler olarak değerlendirilmektedir.[4]
 
            Bush Doktrini olarak da bilinen ve 2002 yılında kabul edilen ulusal Güvenlik Stratejisi’nde Afrika’nın ABD Dış Politikasında daha büyük önem arz etmeye başladığı görülmektedir. Doktrinde; Afrika’daki hastalıkların, savaşların ve ciddi boyutlara varan yoksulluğun, küresel barış ve istikrarın önünde ciddi birer tehdit olduğu belirtilirken, kıtada özgürlük ve barış ortamının tesis edilmesinin yanı sıra refahın sağlanmasının, ABD’nin prensipleri ve çıkarlarıyla da örtüştüğü ifade edilmektedir.  Bush yönetimi, 11 Eylül sonrası küresel terörle mücadeleyi stratejik öncelik olarak belirlerken, bu konuda Afrika kıtasında barış ve refahın tesisi için çalışacaklarını belirtmiştir. ABD, buna yönelik olarak 2002’de bölge ülkelerine terörle mücadelelerinde kapasitelerinin arttırılması amacıyla yardım yapılmasına karar verirken, merkezi Cibuti’de bulunan “ Ortak Özel Görev Kuvveti- Afrika Boynuzu” (CJIF- HOA) oluşturuldu.[5]
 
            ABD’nin ulusal Güvenlik Stratejisi’nde kıtaya yönelik üç temel stratejiye odaklanılacağı belirtilmekte ve söz konusu stratejiler;
-         Bölgedeki kilit devletler olarak adlandırılan ve komşuları üzerinde büyük etkiye sahip G. Afrika, Nijerya, Kenya ve Etiyopya gibi bölge ülkeleriyle küresel tehitlere karşı birlikte çalışılması,
-         Süregelen çatışmalara arabuluculuk yapılması ve başarılı barış operasyonları için Avrupalı müttefiklerle ve uluslararası kuruluşlarla koordinasyon,
-         İyi yönetimin teşviki, ekonomik, sağlık ve eğitim alanında reformların hızla uygulanması şeklinde sıralanmaktadır.[6]
 
Afrika’yla yapıcı ve karşılıklı kazanımlara dayalı ilişkilerin tesis edilmesi, Afrika menşeyli ürünlerin tamamına yakınının ABD piyasalarına girişi, bölgedeki ABD yatırımlarının arttırılması, Dünya Ticaret Örgütü’ndeki müzakerelerde kıtaya yönelik kalkınma yardımlarının arttırılması[7] ve bu yardımların özellikle HIV/AIDS gibi hastalıklara odaklanması, Afrika’nın kalan tüm borçlarının iptal edilmesi gerektiği yönündeki hususların gerekliliğine dikkat çekilmektedir. 
 
Bush, Afrika gezisi öncesi 5 Şubat tarihinde yayınladığı bildiride; kıtanın gelişimi açısından Afrika Birliği’ne olan güvenini ifade ederken, Birlik dönem başkanlığını devralan Tanzanya Devlet Başkanı Jakaya Kikwete ve Birlik Komisyonu Başkanı seçilen Gana Dışişleri Bakanı Jean Ping’i tebrik ederek, bu liderlerin Afrika insanına hizmette bulunmaya devam edeceklerini belirtti. Afrika kıtasının son dönemde oldukça önemli bir süreçte bulunduğuna, ekonomik büyüme açısından tarihteki en yüksek artış oranlarının yakalandığına, birçok ülkede demokrasinin sağlam temeller üzerine oturmaya ve çeşitli hastalıklarla mücadele çabalarının olumlu sonuçlar vermeye başladığını ifade etti. Buna karşın çözüm bekleyen bazı sorunların varlığına da işaret eden Bush, Darfur’daki soykırımın sona ermesi, Kenya’daki barış ve istikrarın tesisi, Zimbabveli vatandaşların özgürlüklerini kazanmaları gerektiğini, ABD’nin Afrika Birliği’yle işbirliği içerisinde kıtanın daha iyi bir geleceğe ulaşması için çaba göstereceğini belirtti.[8]
 
George Bush’un gezisinin ana gündem maddeleri sağlık ve eğitim konularına yönelik olurken, Bush, bu doğrultuda eğitim kurumlarını ziyaret ederek, yakın zamanda uygulamaya konulan toplumsal projeler hakkında bilgi aldı. HIV/AIDS, Sıtma ve diğer bulaşıcı hastalıklarla mücadele kapsamında söz konusu ülkelerde başlatılan kapsamlı kampanyalar ise gündemin diğer ana maddesini oluşturdu.
 
ABD, HIV/AIDS, Sıtma ve Verem’le ilgili küresel fona en çok katkıda bulunan ülkedir. ABD, bu doğrultuda söz konusu fona 3,5 milyar doların üzerinde katkıda bulunacağına dair taahütte bulunurken, 2001’den bu yana 2,5 milyar doların üzerinde katkı sağladığı görülmektedir.[9] Benzer çabalar,  Bill Clinton’un iktidarı döneminde önem arz etmiştir. Bu doğrultuda Clinton “Küresel AIDS ve Sıtma ile Mücadele Kanunu”nu onaylamıştır.
 
Bush, salgın hastalıkların önlenmesi amacıyla 15 milyar dolarlık yardım paketini onaylarken, ABD Kongresi “Millenium Challenge Account- MCA” adı verilen yeni girişimlerle refah seviyesinin yükseltilmesi ve salgın hastalıklarla mücadele için global bir fon oluşturarak ve bu fona 1 milyar dolarlık katkı sağlamıştır. ABD Yönetiminin istatistiklerine göre, Başkanın Acil Planı için AIDS’in Azaltılması’na (PEPFAR) yönelik olarak 1,4 milyon insan için anti-retroviral ilaçlar[10] temin edilmiştir. Ayrıca Bush, PEPFAR’a destek amacıyla beş yıllık bir periyot için Kongre’den 30 milyar dolarlık ek bütçe talep ederken, 8 yılda Afrika’nın temel eğitimine destek sağlamak amacıyla da kıtaya 600 milyon dolar yardımda bulundu. Bush’un gezisinde Tanzanya’ya 698 milyon dolarlık hibe şeklinde ciddi miktarda da bir yardım gerçekleşti. Bu miktarın; ulaşım, enerji ve altyapıya ilişkin projelere tahsis edilmesi öngörülmektedir.
 
Ziyaret gündeminin dışında Tanzanya ve Ruanda’nın Darfur bölgesindeki BM Barış Gücü’ne verdikleri destekler ele alınırken, söz konusu destek çabalarının, bölgedeki soykırımın tamamen sona erene kadar devam ettirilmesi konusunda çeşitli askeri birliklerin bölgede konuşlandırılmaları gerektiği vurgulandı.[11] Söz konusu askeri birliklerin eğitimleri, teçhizat ve diğer harcamalar da ABD tarafından finanse edilmektedir. ABD, bu şekilde Tanzanya ve Ruanda üzerinden Darfur konusunda Çin’in son dönemde uyguladığı politikaları da dengeleme amacındadır.
 
Gündem dışında ele alındığı tahmin edilen bir diğer konu ise ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) oldu.[12] AFRICOM, kıtadaki barış güçlerinin eğitim programından sorumlu olacaktır. Beyaz Saray’ın ulusal güvenlik danışmanı Stephen Hardly “Bush’un gezisinde AFRICOM’un da ele alınacağını tahmin ediyorum ancak bu noktada konuya ilişkin açıklama yapılacağını sanmıyorum” şeklinde bir beyanat verdi.[13]
 
ABD, 19 ülkede 44.000’in üzerinde personele askeri eğitim vermekte ve Afrikalı personelin %80’den fazlası da ABD tarafından eğitilmekte ve bu personel Afrika Birliği ile BM’nin Barışı Koruma Misyonları’nda görev almaktadır.[14] Şubat 2007’de kurulan komutanlık, 2008 yılı içinde faaliyetlerine başlayarak Afrika’yla işbirliğinin güçlendirilmesini, kıtada belirli bölgeleri kontrolleri altında tutan gruplar ve teröristler nedeniyle askeri hakimiyetin kurulmasını ve Çin’in kıtada artan etkinliğinin sınırlandırılmasını amaçlamaktadır. Gezi öncesinde ortaya atılan bir diğer iddia ise ABD’nin yaptığı altyapı ve sağlık konusuna ilişkin yardımların karşılığında Çin’den alınan yardımların kesilmesini talep edeceği oldu. Çin, AB ve ABD’nin ardından Afrika’nın üçüncü büyük dış ticaret partneridir. Ancak son dönemde Çin’in Afrika’yla olan ticaretteki payını yüksek oranlarda arttırırken, AB ve ABD’nin oranlarında ise ciddi düşüşler gözlenmektedir.[15]
 
 
 
<<>>
ABD’nin Afrika politikasının temel amaçlarını; başta petrol olmak üzere kıtanın sahip olduğu zengin doğal kaynakların kontrolü, küresel terörle mücadele ve Çin’in Afrika’da artan etkisinin dengelenmesi şeklinde sıralamak mümkündür. Buna karşın Afrika’nın da ABD’nin kalkınma yardımlarına, teknolojik alandaki teknik bilgisine ve değerlerine ihtiyacı bulunmaktadır.
 
ABD, Afrika’nın petrollerinin bir numaralı müşterisi konumundadır ve 2015 yılına kadar bu oranı %25’e çıkartarak Orta Doğu petrollerine olan bağımlılığını belli ölçüde azaltmayı planlamakta ve bu doğrultuda özellikle Gine Körfezi’ndeki petrol rezervlerinin kullanılmasını amaçlamaktadır.
 
Çin Halk Cumhuriyeti’nin yakın dönemde Afrika kıtasında yapmış olduğu gözle görülür atılımlar, aslında yalnızca ABD tarafından değil, kıta üzerinde önemli çıkarları bulunan AB, Rusya ve Japonya gibi uluslararası sistemin önde gelen güçleri tarafından da dikkatle izlenmekte ve Çin ile Afrika arasındaki bu yakınlaşmanın uluslararası dengeleri, kendileri açısından olumsuz etkileyeceği konusunda endişeye sevketmektedir. Afrika’nın son dönemde genel ekonomik faaliyetlerindeki ortalama %5’lik artışta Çin ve Hindistan’ın bu kıtadaki hammadde arayışlarının rolü son derece önemlidir. Daha da önemlisi Asya’dan Afrika’ya yönelik ticaret ve doğrudan yabancı yatırımlar son on yıllık süreçte sürekli olarak artış göstermektedir.[16]
 
Öte yandan Çin, Afrika petrolünün ABD’den sonraki en büyük müşterisi konumundadır. 2006’da Çin’in ithal ettiği petrol miktarının üçte biri Afrika kıtasındandır ve bu oran her geçen yıl önemli artışlar göstermektedir. Çin’in enerji konusunda Angola, Kenya, Nijerya ve Zimbabve’yle yakın ilişkileri bulunmakta ve son dönemde Darfur Sorunu gibi bölgesel sorunlara müdahil olması, ABD ve AB’nin gözünden kaçmamaktadır. Çin’in Afrika’ya yönelik ilgisini yalnızca petrolle sınırlandırmak mümkün değildir. Afrika, Çin açısından son derece önemli bir pazar olarak görülmektedir. 2006’da Pekin’de gerçekleştirilen Çin- Afrika İşbirliği Forumu ve 2007’de Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’nun sekiz Afrika ülkesini kapsayan gezisi ve Afrika’yla büyük oranlarda artan dış ticaret ve kalkınma yardımları, ABD’nin uluslararası sistemdeki etkinliği açısından Afrika’da daha aktif politikalar izlemesini zorunlu kılmaktadır.
 
Bush Yönetiminin kıtada izlediği politikalar, ABD’nin ulusal Güvenlik Stratejisi’ne dayandırılmaktadır. Bu temel amaç doğrultusunda ABD, kendi kontrolünde bir ittifak sistemi oluşturmak istemekte ancak diğer dış güçlerin de kendi ulusal çıkarlarına yönelik olarak kıta ülkeleri üzerinde izledikleri politikalar, belirli ülkelerde istikrarsızlığı arttırmakta, kıtanın hassas dengeler üzerinde bulunması ve bölgesel konjonktürün de çatışmalara müsait olması, Afrika ülkelerinin tarihsel süreçten dersler çıkartarak dikkatle ve kararlılıkla hareket etmelerini gerektirmektedir.  
 
           
Dipnotlar:
[1] ABD Başkanı George W. Bush’un 2003 yılındaki Afrika gezisi Senegal, G. Afrika, Bostvana, Uganda ve Nijerya’yı kapsamıştı.
[2] Haziran 1994’de ABD Kongresi tarafından 1. Beyaz Saray Afrika Konferansı, 1998’de Clinton’un Afrika ziyareti gerçekleşirken, aynı yıl ABD’nin Kenya ve Tanzanya’daki elçiliklerinin bombalanması sonucu 253 insan yaşamını yitirdi.
[3] Africa- US Relations, Strategic Encounters, Edited by Donald Rothchild and Edmond J. Keller, Lynne Rienner Publishers, 2006, s.3
[4] Africa- US Relations, Aid and Trade Policies: Shifting the Debate, Fantu Cheru, Lynne Rienner Publishers, 2006, s. 219
[5] ABD’nin bu askeri üste 1800’ün üzerinde askeri bulunmaktadır.
[6] National Security Doctrine of the United States, http://www.whitehouse.gov./nsc/nss.html
[7] Dünya Ticaret Örgütü’ndeki 147 üye ülkeden 40’ı Afrika ülkesidir ve ABD’nin Çin Halk Cumhuriyeti’yle rekabetinde de oldukça büyük önem arz etmektedir.
[8] http://www.whitehouse.gov./infocus/africa/
[9] www.africom.mil/getArticle.asp?art=1643
[10] HIV virüsünün vücutta çoğalmasını ve etkinleşmesini engelleyen ilaçlar.
[11] www.whitehouse.gov/infocus/africa/trip2008
[12] Komutanlığın merkezi ise Almanya’nın Ştutgart şehrinde bulunmaktadır.
[13] www.africom.mil/getArticle.asp?art=1643
[14] www.africom.mil/getArticle.asp?art=1643
[15] ABD’nin ekonomik ilişkilerinin en yoğun olduğu bölge ülkeleri %45,3’lük payla Nijerya, %16,6 ile G. Afrika Cumhuriyeti ve %12,6 ile Angola’dır. Buna karşın Sahra altı Afrika bölgesinin diğer ülkeleriyle olan ticaret hacmi ise oldukça sınırlıdır. Öte yandan Avrupa, Afrika’nın temel ticari partneri konumunu devam ettirse de 1995 yılında %44 olan ticaret payı, 2005’de %32’ye kadar gerilemiştir.
[16] Economic Report on Africa 2007, Accelerating Africa’s Development through Diversification, UN Economic Commission for Africa 2007, s. 26

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2525 ) Etkinlik ( 171 )
Alanlar
Afrika 64 602
Asya 75 975
Avrupa 13 607
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 277
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1317 ) Etkinlik ( 43 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 17 578
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 172
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1277 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1880 ) Etkinlik ( 76 )
Alanlar
Türkiye 76 1880

Son Eklenenler