Rusya İle Abhazya’nın Karşılıklı İlişkileri

Makale

Abhazya Cumhuriyeti SSCB’nin çöküşünden sonra her türlü kurum, sembol ve ulusal çıkarları hakkındaki görüşlere sahip bağımsız bir devlet olarak oluşumunun ilk aşamasını tamamlamıştır. Ülke tarihine retrospektif bakış, Abhazya devletinin bugünkü gerçeklerini, dünyada yaşanılan süreçlerin dışında değerlendirmenin mümkün olmadığını bir daha kanıtlamıştır. ...

Çeviren: Dr. Almagül İsina
Abhazya Cumhuriyeti SSCB’nin çöküşünden sonra her türlü kurum, sembol ve ulusal çıkarları hakkındaki görüşlere sahip bağımsız bir devlet olarak oluşumunun ilk aşamasını tamamlamıştır. Ülke tarihine retrospektif bakış, Abhazya devletinin bugünkü gerçeklerini, dünyada yaşanılan süreçlerin dışında değerlendirmenin mümkün olmadığını bir daha kanıtlamıştır. Bu anlamda bağımsız Abhazya Cumhuriyetinin kuruluşu, çağdaş dünyanın şeklini değiştiren derin tarihi süreçlerle doğrudan bağlıdır.
 Yeni bağımsız devletlerin ortaya çıkmasını sağlayan en önemli faktörler arasında Sovyetler Birliği ile komünizm sisteminin çökmesi çok büyük etken olarak yer almaktadır.
SSCB’nin çöküşü, Yalta – Potsdam’da şekillendirilen dünya düzeninin sonu demektir.  SSCB dönemi sonrasında Abhaz halkının milli bilincinde, kendi milli kimliğine olan ilgisi tekrar canlanmıştır.  Kimlik arayışına yönelik bu ilgi,  sırasıyla dünyada yaşanan çok farklı süreçleri dikkate almak şartıyla ulusal çıkarların net olarak belirlenmesini öngörmektedir.
 
Güney Kafkasya her zaman büyük devletlerin ilgi odağı olmuştur. Tarihi süreçler boyunca, bölgede zaman zaman büyük güçlerin çıkarları çakışıyordu. Siyasi gerçekler, Kafkasya bölgesinde cereyan eden olayların siyasi süreçlere organik olarak dahil edilmesinden ibarettir.  Aynı zamanda ulusal çıkarlar, ülkenin milli güvenliğini ile ekonomik gelişimini korumaya yönelik öncelikli hedeflerin doğru belirlenmesini ve devamlı olarak düzenlenmesini gerektirmektedir.
            Abhazya Prensliği Şubat 1810 yılında İmparator I. Aleksandr’ın Yüksek fermanıyla Rusya İmparatorluğuna dahil edilmiştir. Böylece, 2010 yılında bugünlerde de Abhazya Cumhuriyetinin dış politikasının öncelikli yönlerini belirleyen Rusya ile olan tarihten gelen ilişkileri 200 yılını dolduracaktır. Rusya ile stratejik ortaklık olanaklarının sürdürülmesi, Abhazya’ya her şeyden önce Kuzey Kafkasya ile Güney Rusya’daki kardeş halklarla ekonomik ve kültürel ilişkileri muhafaza etme ve geliştirme imkanı tanıyacaktır. Rusya devleti, ülkemizin ve ayrıca genel anlamda bölgenin en önemli ekonomik ortağıdır. Abhazya halkı dış tehditlerden koruyan gücün özellikle Rusya olduğunu görebilmektedir. Abhazya halkının toplu olarak kendilerine Rusya vatandaşlığı verilmesini talep eden başvurularıyla bu durum daha belirginleşmiştir.  Abhazya nüfusunun büyük çoğunluğuna Rusya vatandaşlığının verilmesi, onlara Rusya devleti tarafından korunacaklarına dair gerçek anlamda bir umut vermektedir.  Bunun yanı sıra, on üç yıl boyu Rusya’nın barışçıl güçleri, askeri harekâtların yeniden başlatılmaması için bir teminat olarak kalmaya devam etmektedir. Abhazya’nın fiilen Rusya’nın himayesi altında bulunduğu anlamına gelmektedir. Rusya Devlet Başkanı Putin’in, Abhazya’da yaşayan kendi vatandaşlarının kaderini ilgilendiren konularda, Rusya devleti olarak kayıtsız kalamayacağına ilişkin sözleri bizzat bu şekilde anlaşılmalıdır. Bu bağlamda, ABD ile Tayvan arasında başta askeri nitelikli anlaşmalar olmak üzere, düzenlenen bir takım devletlerarası anlaşmalardan oluşan mevcut işbirliği, Rusya ile Abhazya’nın karşılıklı ilişkilerinde sürdürülebilir bir model oluşturabilir.
ABD Devlet Başkanı George Bush, Çin’in Tayvan’a saldırısı durumunda karşısında ABD ordusunu bulmak zorunda kalacağını açıklamıştır (The Times, 26 Nisan, 2001). Margaret Thatcher, “Devlet Yönetme Sanatı” isimli kitabında, ABD’nin daha ileri gideceğini ve Tayvan’a bölgesel füzesavar sistemi temin edeceğini umut ettiğini belirtmiştir (Margaret Thatcher, Moskova, Alpina Pablisher, 2003, 232 s). Biz Rusya’nın, ABD gibi davranacağı ve bugünlerde olduğu gibi gelecekte de Abhazya meselesine Gürcistan’ın asla bir “iç” meselesi olarak bakmayacağı ve konuyla ilgili kararlılığını koruyacağı konusunda umutluyuz. Rusya ile Abhazya arasındaki karşılıklı ilişkilerde, ülkelerimiz arasındaki ilişkiyi nitelikli ve yeni düzeye taşımayı sağlayan geçici ve geçişli bir model sıfatıyla bu modeli değerlendirmekteyiz. Bu durumla ilgili teklifler tarafımızdan oluşturulmuştur.
Bu ilişki, ortaklık ilişkisi olarak düşünülmektedir. Teklif ilk defa Devlet başkanı Ardzinba tarafından dile getirilmiş, ardından Abhazya Parlamentosu’nun Rusya Devlet Duma’sına yaptığı başvuruyla yankı bulmuştur. Söz konusu teklif, askeri ve siyasi konulardaki, gümrük, sınır düzenlemeleri ve ayrıca ekonomi ve kültür alanlarındaki devletlerarası anlaşmaların imzalanmasını kapsamaktadır.  Abhazya Cumhuriyeti Parlamento’sunun Abhazya Cumhuriyetinin bağımsızlığının tanınmasına ve Rusya Federasyonu ile Abhazya Cumhuriyeti arasında ortaklık ilişkilerinin kurulmasına ilişkin Rusya Federasyonu Devlet Başkanı ile Rusya Federasyonu Federal Toplantı’sına yaptığı başvuruyu değerlendiren Devlet Duma’sı,  Rusyalıların çok sıkı bir şekilde bağlarının bulunduğu Abhaz halkının problemlerinin adil bir şekilde çözülmesi için, ülkeye karşı Rusya’nın derin tarihi, siyasi ve insaniyet perverlik ilgisinin olduğunu belirtmiştir.
 
Başvuruda, Abhazya Cumhuriyeti Parlamento’sunun başvurusunun argümanlara dayalı, hukuki, ilmi ve tarihi bakımdan geliştirilen bir belge olduğu da vurgulanmıştır. Devlet Duma’sı milletvekilleri, Abhazya Cumhuriyeti Parlamento’sunun Rusya Devlet Başkanı ile Rusya Federal Toplantı’sına yapmış olduğu Abhazya Cumhuriyetinin bağımsızlığının tanınmasına ve Rusya Federasyonu ile Abhazya Cumhuriyeti arasında ortaklık ilişkilerin kurulmasına ilişkin başvurunun, Abhazya nüfusunun gerçek umudunu yansıttığını ve söz konusu bölgede insan haklarının, barışın ve güvenliğin sağlanması, ayrıca Gürcü-Abhaz çatışmasının adil bir şekilde çözülmesi için tam anlamıyla dünya kamuoyu tarafından dikkate alınması gerektiğini düşünmektedirler.
Aynı şekilde, Devlet Duma’sı milletvekilleri, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı V. Putin’in ve Rusya Federasyonu Devletinin Abhazya’nın ekonomik durumunun iyileşmesine ve ülkenin dış ekonomik faaliyetleri üzerindeki sınırlamaların (ambargonun) kaldırılmasına yönelik yürüttüğü çabalarının desteklenmesi gerektiğini de açıklamışlardır. Buna ilaveten, Rusya ve dünya kültür eserlerinin sağlanması, Abhazya nüfusuna eğitim alanında yardım etme,  Abhazya topraklarında yaşamakta olan Rusya Federasyonu vatandaşları ile Abhaz asıllı olup Rusya uyruğuna tabi insanların haklarının korunması konusundaki girişimlerin de desteklenmesi, milletvekilleri tarafından öngörülmektedir. 
Devlet Duma’sı, Abhazya Cumhuriyeti Parlamento’sunun Rusya Federasyonu Devlet Başkanı ile Rusya Federasyonu Federal Toplantı’sına yaptığı Abhazya’nın bağımsızlığının tanınmasına ve Rusya Federasyonu ile Abhazya Cumhuriyeti arasındaki uluslar arası hukuk normlarına, Rusya’nın hukuk mevzuatları ile prosedürlerine uygun olarak, ortaklık ilişkilerinin inşa edilmesine yönelik başvurusunu dikkate alarak, Rusya Federasyonu’nun kendi politikasını yaratması gerektiğini doğru bulmaktadır. 
 Asırlar boyu Rusya’nın tam anlamıyla siyasi hakimiyet bölgesi olan ve olmaya devam eden, her şeyden önce Rusya’nın Kafkasya’daki daimi menfaatlerini karşılayan bu devamlı ve kararlı politika, prensip olarak bölgedeki istikrarın sağlanmasında önemli bir faktör olacaktır. Bu durum, yaklaşan Soçi Kış olimpiyatı arifesinde büyük önem kazanacaktır.
 Son altmış yıl içinde dünya düzeninin sistemi iki kez değişmiştir. II.Dünya Savaşından sonraki yirmi yıl boyu onlarca bağımsız devletin ortaya çıkma süreci devam etmiştir. Bu olay, kısmen kanlı savaşları da beraberinde getirmiştir. Sonuç itibariyle bu devletlerin bağımsızlıkları, dünya kamuoyu tarafından kabul edilmiş ve onlar BM’e üye olmuşlardır.
 
1991 yılından beri dünyada benzer süreçler yaşanmakta olup, dünya düzeninin modernizasyonu sonucunda ortaya çıkan devletlerin aynı şekilde dünya kamuoyu tarafından tanınması gerektiği konusunda adil bir argüman bulunmamaktadır. Özellikle SSCB’nin üzerinde baskı kurduğu “Helsinki Nihai Senedi”’nin “ilk sepetinin” siyasi ve bölgesel içeriği, geçerliliğini ve önemini çoktan yitirmiştir. Sovyetler Birliği dünya arenasından silinmiş, Yugoslavya ve Çekoslovakya artık yok, Doğu ve Batı Almanya ise birleşmiştir.
 Günümüzde Kosova’nın bağımsızlığına ilişkin mesele genişçe müzakere edilmektedir. Aynı zamanda Kosova’nın bağımsızlığı meselesinin, tanınmayan diğer devletler için emsal oluşturmaması yönünde başvurular da yapılmaktadır. Konuyla ilgili olarak, sadece Rusya Federasyonu Devlet Başkanı V.Putin’in görüşü, sergilenen tek objektif tutumdur. Kosova’nın bağımsızlığının tanınması ve bundan bir dizi benzer problemlerin çözümünde bir emsal sıfatıyla yararlanılması, dünya politikasının önemli taraftarlarının objektiflik göstermelerinin yanı sıra, problemlerin barışçıl ve askeri yöntemle çözümünün mümkün olmadığı birçok mevcut kördüğümü bir çırpıda çözmeye yardımcı olacaktır.
Elbette ki birçok ülke için, bu karar sancılı olacak, ancak sadece daha önceden oluşmuş hukuki bir durumu tamamlamış olacaktır. Avrupa Birliği Parlamentosu Asamblesi, yakın geçmişte totaliter komünizm rejiminde yaşanılan toplu insan hakkı ihlalini kınayan bir karar kabul etti. Bu kararda, bu insanlık suçundan en çok eski SSCB halklarının yara aldığı belirtilmektedir. Rejiminin baskısını çeken birçok diğer halk gibi, Abhazya da, 1931 yılında sadece Stalin’in isteği üzerine Gürcistan’a otonom Cumhuriyet olarak bağlı kılınan bir ülke olarak, Abhazya meselesine kararlı ve objektif bir şekilde yaklaşmaları için BM, AGİT, AB ve uluslararası kuruluşlara seslenmektedir.
SSCB’nin çökmesinden önce Abhazya, Stalin’in isteği üzerine kaybedilen Cumhuriyet statüsünü tekrar kazanmaya yönelik meseleyi defalarca gündeme getirmiş ve SSCB’den çıkmak için değil, aksine ülke genelinde yapılan Mart referandumunda SSCB’nin devam etmesi yönünde oy kullanmıştır.
 Durum, Gürcistan’ın bağımsızlığının ilanından sonra değişmiştir. Bilindiği üzere, Sovyet Anayasa’sında ilan edilen ve Cumhuriyetlerin SSCB’den ayrılmasını öngören normda, gereken mekanizma sağlanmamıştır.
 Bununla ilgili olarak, SSCB Yüksek Kurulu 1990 yılında SSCB’den Cumhuriyetlerin çıkmasıyla ilgili düzenleyici yasa kabul etmiştir. Bu yasa gereği, Cumhuriyetlere dahil olan ve SSCB’den ayrılma isteklerini gündeme getiren otonom oluşumlar, bağımsız olarak meseleyi çözebiliyorlardı (yeri gelmişken, Yugoslavya’nın Anayasa’sında Kosova’nın muhtariyeti için bu tür hakkın tanımadığını belirtmekte yarar var).
SSCB’nin devam edip etmemesi konusunda yapılan oylamada Abhazya en demokratik yöntemle- genel referandumla- oylamaya yanıt vermiştir. 
 
<<>>

 Ancak Gürcistan bütün bu faktörleri tamamen yok sayarak, SSCB’den ayrılmıştır.
Gürcü yönetimi SSCB’den ayrılırken, Sovyetler döneminde kabul edilen hukuken geçersiz tüm mevzuatları ilan etmiştir. Gürcistan böylece Abhazya ile olan ilişkilerini kendisi kesmiştir.
Abhazya’nın, Gürcistan’ın bağımsızlığının ilanıyla ilgili olarak yapılan referanduma katılmadığını belirtmek çok önemlidir. Bu şekilde, Gürcistan’ın SSCB’nden ayrılmasından sonra da Sovyet döneminde hukuken geçerli olan mevzuatlar açısından değerlendirilirse, Abhazya halen fiili anlamda SSCB’ye bağlı idi.
Belvejsk’de SSCB’nin dağılışının resmi olarak ilanından sonra, Abhazya artık SSCB’nin bir parçası değildi. Böylece, 1990 yılı sonlarından itibaren Abhazya fiilen ve hukuken bağımsız bir devlettir.  Söz konusu dönemden bugüne kadar Abhazya Cumhuriyeti daima kararlılığını ve hayatiliğini sergilemektedir. Abhaz halkı 1992-1993, 1998 ile 2001 yıllarında olmak üzere üç kez kendi kaderini belirleme hakkını kazanmak için silahlı mücadele vermiştir.
Ambargo ve sürekli siyasi baskı ortamında devam ettiği bağımsızlık yılları boyunca Abhazya barışçıl politikası olan, demokrasi prensiplerini benimseyen, gelişen ekonomiye sahip, insan haklarına saygılı ve çevreye zarar vermeyen bir devlet olarak kurulduğunu göstermektedir. 
Bu durum, Abhazya Cumhuriyetinin Rusya ve ardından dünyadaki diğer devletler tarafından tanınması için elverişli şartlar oluşturacaktır.Bununla ilgili olarak, Abhazya’nın bağımsızlığını tanıyan öyle bir mekanizmanın geliştirilmesi gerekiyor ki bu da Rusya Federasyonunun önde gelen uluslararası ortaklarını rahatsız etmeden, her iki tarafın da menfaatine tamamen uygun olmalıdır.
            Bir dizi faaliyeti, söz konusu mekanizma çerçevesinde, kapsamlı ve zamanında gerçekleştirildiğinde hayata geçirilebilir
.
İkili faaliyetler olarak aşağıdakileri ayırmak gerekiyor:
Rusya Federasyonu Devlet Duma’sı ve Rusya Federasyonu Federal Toplantısının Abhazya, Pridnestrovye ve Güney Osetya halklarına ilişkin 2006’nın sonbaharında kabul edilerek, Rusya
Federasyonu Devlet Duma’sı kararıyla onaylanan hakların tanınmasına ilişkin inisiyatifinin geliştirilmesi;

-Rusya ile Abhazya arasında önemli noktalar üzerine bir dizi devletlerarası anlaşmaların imzalanması.
-yasaları uyumlaştırma yoluyla Abhazya’nın Rusya Federasyonu’nun hukuk alanına entegre edilmesi, ayrıca Abhazya’nın imzalanan devletlerarası anlaşmalara istinaden Rusya Federasyonu uluslar projesine çekilmesi;
Rusya, Abhazya Cumhuriyetinin, Pridnesrtovye Moldova’nın ve Güney Osetiya Cumhuriyetinin bağımsızlığını tanıyarak, SSCB’nin çöküşünün siyasi ve hukuki düzenlemesini tamamlamış ve bununla hukuki anlamda Sovyetler Birliğinin halefi statüsünü onaylamış olacaktır.
Bu durumda Rusya, kendine sadık devletler olarak Abhazya, Pridenstrovye ile Güney Osetiya’yı içine alan “iyi komşuluk şeridi” yaratma imkanına kavuşacaktır.
Hiç şüphesiz ki Rusya’nın atacağı bu tür adımlar, Abhazya’nın bağımsızlığını desteklenmesi yönünde defalarca görüşlerini belirten Kuzey Kafkasya ve Güney Rusya halkı tarafından desteklenecektir. Rusya, bunu başardığında bölgedeki durumlara müdahale konusunda ek etki potansiyeline sahip olacaktır. Söz konusu senaryonun gerçekleşmesi için Rusya Federasyonundan herhangi bir ek maddi masraf talep edilmemektedir.
.
Abhazya’nın ekonomisi bugünlerde fiilen tek ticari ve ekonomik ortağı, kreditörü ve ülke sınırlarındaki önemli yabancı mülkiyet sahibi olan Rusya’yla çok sıkı olarak bağlıdır. Aynı şekilde Abhazya’daki Rusya iş ortamının da, doğal olarak bağımsızlığın hukuken tanınmasından sonra değişmeyecek anlaşmalarının, bağımsız devletlerin fiili (de facto) mevzuatlarına göre düzenlenmiş olması sebebiyle, mülkiyet dokunulmazlığı ve yatırımların korunmasına dair herhangi bir ek teminat talep etmesine gerek kalmayacaktır.
Rusya tarafı önemli transit ulaşım koridoruna ve yaklaşan 2014 Kış Olimpiyatlarına çok yakın Karadeniz boyunu kapsayan altyapı nesnelerine giriş olanağına sahip olacaktır.  
 Rus ordusunun söz konusu önemli stratejik bölgedeki varlığına dair mesele, ikili Rus-Abhaz ilişkilerinin düzlemindeki uluslararası gündem çerçevesinin dışına taşınmış olacaktır.
 Müteakip ve aşamalı ilerleme yolundaki bazı önemli mesafelerin başarılı bir şekilde alındığını belirtmek gerekiyor. Bunlara örnek olarak hiç şüphesiz ki Abhazya’nın ruble bölgesine dahil olmasını, Abhazya nüfusuna Rusya vatandaşlığının verilmesini, vizesiz rejim ve Abhazya ekonomisine akmaya başlayan Rus yatırımlarını gösterebiliriz. 
Aynı zamanda Kosova etrafında dönmeye başlayan olaylar babında, Abhazya’nın bağımsızlığının aşamalı olarak tanınmasına ilişkin önerilen proje zaman açısından sınırlıdır. Rusya, Kosova’nın bağımsızlığının tanınması durumunda yeterli derecede ve kararlı olarak hızlıca yanıt vermediği durumda, anı kaçırmış olacak ve konu önemini yitirdiği zaman onunla ilgili referansları gerektiği şekilde kabul edilmeyecektir. 
Çağdaş dünya kendi yaşamının temelini, katı, kısmen aşırı rasyonalizm kurallarına göre kurmakta ve devletlerarası ilişkilerde her türlü soyutlama, uluslararası politikanın önemli aktörlerinin esas çıkarlarına yerini bırakarak ikinci plana itilmektedir.
Çağdaş uluslar arası hukuk- bir devletten eski merkezin rızası olmadan çıksa da- herhangi bir şekilde yeniden kurulan devletin haklarını sınırlayıcı hiçbir yasa normunu öngörmemektedir.  
Rusya, Abhazya’nın tanınmasına ilişkin hakkını kullanırken, kendi siyasi ve ekonomik menfaatlerinin korunmasına yönelik ihtiyaçtan hareketle, ayrıca siyasi ve ekonomik açıdan bir bütünlüğüne dayanacaktır.
Tarihi adaleti yeniden canlandırmaya yönelik Rusya’nın bu tutumu, yüksek moral açısından aklanacaktır; o aynı şekilde genel referandumla beyan edilen halkın iradesine sıkı bir şekilde dayanacaktır.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4773 ) Etkinlik ( 165 )
Alanlar
Afrika 64 1108
Asya 69 1698
Avrupa 13 1333
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 499
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2766 ) Etkinlik ( 43 )
Alanlar
Balkanlar 22 566
Orta Doğu 17 1127
Karadeniz Kafkas 2 649
Akdeniz 2 424
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3097 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 2000
Türk Dünyası 16 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3301 ) Etkinlik ( 70 )
Alanlar
Türkiye 70 3301

Son Eklenenler