Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren doğa bilimlerinde yaşanan denge dışı termodinamik, kaos teorisi, evrimsel biyoloji ve ağ bilimindeki gelişmeler, sosyo-ekonomik sistemlerin mekanik birer makine değil; canlı, adapte olan, doğrusal olmayan ve dengeden uzak Uyum Sağlayan Karmaşık Sistemler (Complex Adaptive Systems) olduğunu ortaya koymuştur. Bu farkındalık; 1980'lerde evrimci iktisat ve Santa Fe Enstitüsü'nün kuruluşundan başlayarak, 2008 Küresel Finans Krizi'nin yarattığı metodolojik kırılmaya, COVID-19 pandemisi ve Büyük Dil Modellerinin (LLM) yükselişinden yeşil dönüşümün karmaşık dinamiklerine kadar uzanan geniş bir tarihsel parantezde iktisadı temelden dönüştürmüştür.
Bu çalışma; Neoklasik iktisadi omurganın indirgemeci dengesinden Kompleksite İktisadı'nın (Complexity Economics) algoritmik, ağ tabanlı ve oluş merkezli (becoming) paradigmasına geçişin tarihsel ve metodolojik haritasını çıkarmayı amaçlamaktadır. Giriş bölümündeki epistemolojik temellendirmenin ardından; 1980–2000 dönemi Kurumsallaşma ve Hesaplamalı Devrim (IV. Bölüm), 2000–2020 dönemi Ağlar, Krizler ve Epistemolojik Keskinleşme (V. Bölüm), 2020 ve sonrası Dijital ve Ekolojik Sentez Çağı (VI. Bölüm) ve nihayetinde Neoklasik ve Karmaşıklık paradigmasının metodolojik karşılaştırması ile disiplinin bugünkü konumu (VII. Bölüm) ekseninde tartışma derinleştirilmektedir.
Giriş: Epistemolojik Kırılma ve İktisatta Paradigma Değişimi
20.Yüzyıl iktisat biliminin egemen paradigması, kuramsal meşruiyetini büyük ölçüde 19. yüzyılın klasik mekanik fiziğinden ödünç aldığı analojiler üzerine inşa etmiştir. Léon Walras, William Stanley Jevons ve Vilfredo Pareto gibi öncülerin başlattığı "marjinalist devrim", iktisadı niteliksel ve tarihsel bir toplumsal disiplin olmaktan çıkarıp, tıpkı Newtonian gök mekaniğinde olduğu gibi katı, kapalı ve tümdengelimsel bir matematiksel kesinlik zeminine oturtmayı hedeflemiştir. Bu tarihsel süreçte iktisadi aktörler yerçekimi kuvvetine maruz kalan kütlelere; piyasalar sürtünmesiz ortamdaki denge düzeneklerine, fiyatlar ise sistemik enerjiyi koruyan vektörlere dönüştürülmüştür. Ancak doğa bilimlerinde termodinamik, kuantum mekaniği, kaos teorisi ve uyum sağlayan karmaşık sistemler (Complex Adaptive Systems) üzerinden yaşanan epistemik dönüşüm, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren iktisat epistemolojisinde de kaçınılmaz bir kırılmayı tetiklemiştir.Kompleksite İktisadı (Complexity Economics), ana akım iktisadın durgun, doğrusal ve tümdengelimci aksiyomlarına karşı; canlı, evrimleşen, denge dışı ve algoritmik bir altüst oluşu temsil etmektedir (Arthur, 2015). Bu giriş bölümü, iktisadi düşüncedeki söz konusu epistemolojik kırılmayı üç temel eksende incelemektedir: Newtonian indirgemecilikten sistemik karmaşıklığa geçiş, metodolojik bireyciliğin homojen/temsili ajan illüzyonundan arındırılarak heterojen etkileşimler üzerinden yeniden tanımlanması ve nihayetinde analitik kapalı denklemlerin yerini algoritmik yürütmeye (computation) bırakması.
Devamı için...