Değerler İnşası I Referans Değerler Kurumlar Kişiler I Korumaktan İnşa Etmeye: Makâsıdı Yeniden Okumak

Makale

Bir toplum, gençlerini uyuşturucudan koruyabilir; fakat onların zihinlerini, kendisinin üretmediği ve düşünce dünyalarını nasıl şekillendirdiğini bütünüyle kavrayamadığı dijital platformların etkisine açık bırakabilir. Binlerce doktor ve mühendis yetiştirebilir; ancak ilk ciddi kriz anında ihtiyaç duyduğu ilacı, teknolojiyi veya bilgiyi üretecek imkânlardan yoksun olduğunu fark edebilir....

Bir toplum, gençlerini uyuşturucudan koruyabilir; fakat onların zihinlerini, kendisinin üretmediği ve düşünce dünyalarını nasıl şekillendirdiğini bütünüyle kavrayamadığı dijital platformların etkisine açık bırakabilir. Binlerce doktor ve mühendis yetiştirebilir; ancak ilk ciddi kriz anında ihtiyaç duyduğu ilacı, teknolojiyi veya bilgiyi üretecek imkânlardan yoksun olduğunu fark edebilir. Büyük bir ekonomik güce sahip olabilir; fakat bu gücü bilgiye, kuruma ve hayati çıkarlarını koruyabilecek kalıcı bir kapasiteye dönüştüremeyebilir.

İşte tam bu noktada mesele, kalkınma ve siyasetin sınırlarını aşarak makâsıd düşüncesinin merkezine ulaşır: İnanç sisteminin dini, canı, aklı, nesli ve malı korumayı amaçladığını söylediğimizde, korumak“tan tam olarak neyi kastediyoruz? Koruma, yalnızca bozulma ortaya çıktıktan sonra ona karşı koymak mıdır? Yoksa zaafın zamanla bir tehdide dönüşmesini engelleyecek bilgi, kurum ve kapasiteyi önceden inşa etmek de korumanın bir parçası mıdır?

Dünya değişti; inancın küllî maksatları ise değişmedi. Fakat bu maksatların korunmasını sağlayan araçlar, onları tehdit eden riskler ve korunmaları için gerekli kapasite artık aynı değil. Bu nedenle asıl soru, makâsıdın yapay zekâ, ileri teknoloji ve karşılıklı ekonomik bağımlılığın şekillendirdiği bir dünyayı kuşatıp kuşatamayacağı değildir.

Daha zor soru şudur: Biz, makâsıdı okuma biçimimizi bu dünyayı anlayabilecek kadar geliştirebildik mi?
 

Koruma Sadece Savunmak mıdır?
 

Aklın korunmasından söz edildiğinde, çoğu zaman ilk akla gelen şey onu bozan unsurlardan uzak tutmaktır: sarhoş edici maddelerden, uyuşturucudan, hurafeden veya yanıltıcı bilgiden korumak... Bu, kuşkusuz hıfz-ı aklın aslî boyutlarından biridir. Ancak koruma“ kavramı bundan ibaret değildir. Zarurî değerleri korumak, yalnızca onları ortadan kaldıran veya zedeleyen unsurları bertaraf etmek değil; ihtiyaç ve imkân ölçüsünde, varlıklarını ve işlevlerini sürdürebilmeleri için gerekli şartları da oluşturmaktır.

Bu nedenle aklı korumak, yalnızca onu örten veya bozan şeyleri yasaklamakla gerçekleşmez. Eğitimle, bilgiyle, düşünme ve ayırt etme yeteneğini geliştiren imkânlarla aklın inşa edilmesini de gerektirir. Bozulmanın yollarını kapattığımız hâlde gelişmenin yollarını zayıf bıraktığımız bir aklı, maksadın yalnızca bir yönüyle korumuş oluruz.

Dijital çağda bu mesele daha da önemli hâle geliyor. Dijital platformlar, algoritmalar ve yapay zekâ artık yalnızca kullandığımız araçlar değil; eğitimden araştırmaya, bilgiye erişimden kanaatlerin oluşumuna kadar zihinsel dünyamızın içinde işleyen unsurlar hâline geldi. O hâlde mesele, insan aklını bunların zararlarından nasıl koruyacağımızdan ibaret olabilir mi? Yoksa insanın ve toplumun bu yeni ortamda edilgen bir tüketici değil, bilinçli ve üretken bir özne olabilmesi için hangi kapasitelere ihtiyaç duyduğunu da sormamız gerekmez mi?

Bu açıdan mesele, dijital bağımlılık, manipülasyon ve yanlış bilgiden korunmanın ötesine geçer. Eğitim, bilim ve teknolojik yeterlilik de tartışmanın parçası hâline gelir. Çünkü mesele yalnızca dijital dünyanın etkilerine karşı koymak değil; bilgiyi değerlendirebilen, teknolojiyi bilinçli kullanabilen ve gerektiğinde onun üretimine ve yönlendirilmesine katılabilen bir insan ve toplum kapasitesi geliştirmektir.

Ancak burada önemli bir sınır vardır: Her yeni teknoloji, sırf yeni veya güçlü olduğu için dinî bir yükümlülüğe dönüşmez. Teknoloji kendi başına bir maksat değil, bir vesiledir.

Bu yüzden sorulması gereken şudur: Belirli bir araç, meşru ve önemli bir maslahatı gerçekleştirmek için gerçekten gerekli midir? Ondan yoksun kalmak, korunması gereken bir maksatta ciddi bir zaafa yol açar mı? Aynı sonucu sağlayabilecek başka yollar var mıdır?

Eğer ihtiyaç bu ölçüler içinde ortaya konabiliyorsa, inanç değerlendirmesi teknolojinin kendisine değil, gerekli yeterliliğin sağlanmasına yönelir.
 

Neden Sadece Uzmanların Varlığı Yetmez?
 

Tam bu noktada farz-ı kifâye kavramı karşımıza çıkar. Farz-ı kifâye bazen, belirli bir alanda yeterli sayıda uzmanın bulunmasıyla toplumsal sorumluluğun yerine getirilmiş olduğu şeklinde anlaşılır. Oysa asıl ölçü, yalnızca o işi yapabilecek kişilerin varlığı değil, farz-ı kifâyenin yöneldiği toplumsal ihtiyacın gerçekten karşılanıp karşılanmadığıdır.

Doktor yetiştirmek, eğer bu doktorların görevlerini yerine getirebilecekleri hastaneler, laboratuvarlar, ilaçlar ve sağlık altyapısı yeterli değilse tek başına kifâyeti sağlamaz. Aynı şekilde araştırmacı yetiştirmek de güçlü üniversiteler, araştırma merkezleri, sürdürülebilir finansman ve bilgiyi toplumsal kapasiteye dönüştürebilecek bir bilim ekosistemi olmadan yeterli değildir.

Çünkü çağımızda farz-ı kifâye niteliğindeki bazı sorumluluklar, ne kadar yetkin olursa olsun tek bir kişinin yerine getirebileceği nitelikte değildir. Doktor bir sağlık sistemine, araştırmacı bir bilim ekosistemine, mühendis ise bilgiyi ürüne ve üretim kapasitesine dönüştürebilecek bir sanayi altyapısına ihtiyaç duyar.

Bu durumda kifâyet meselesi, yalnızca Yeterli sayıda insan var mı?“ sorusundan çıkar ve Bu insanların bilgi ve uzmanlığını sonuç üreten bir kapasiteye dönüştürebilecek kurumlar var mı?“ sorusuna ulaşır.

Türkiyedeki bazı araştırma ve teknoloji programları bu açıdan dikkat çekici bir örnek sunuyor. TÜBİTAK’ın 1004 Mükemmeliyet Merkezi Destek Programı, üniversitelerdeki araştırma altyapılarının Ar-Ge ve tasarım merkezleri ile kamu Ar-Ge birimleriyle iş birliği içinde çalışmasını öngörüyor. Burada ortaya çıkan yapı, çağdaş toplumlarda bilimsel ve teknolojik kapasitenin tek bir kurumun ürünü olmadığını gösteriyor: bilgi, kurum, finansman, sanayi ve karar mekanizmaları birbirini tamamlamak zorunda.

Dolayısıyla yalnızca şu soruyu sormak yeterli değildir: Kaç doktorumuz, mühendisimiz veya araştırmacımız var? Asıl tamamlayıcı soru şudur: Bu insanlar, içinde bulundukları sistem sayesinde neyi başarabiliyorlar?



Devamı için...

 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

Türk milletinin sosyo-psikolojik kodları incelendiğinde, zorlu coğrafi koşulların getirdiği pratik, hızlı karar alabilme yeteneği öne çıkmaktadır. Ancak yerleşik hayata geçiş ve geniş coğrafyalara yayılma sürecinde, toplumun kriz anlarında sığındığı pratik çözüm yolları, zamanla kurumsallaşamamış bi...;

Rusya Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgal ettiğinde dünyadan gelen tepkiler tahmin edilebilirdi. En sert tepki, kendisini eski sistemin koruyucusu ve muhtemelen Ukrayna'nın olası bir NATO üyeliğinin garantörü olarak gören Amerika Birleşik Devletleri'nden geldi. Avrupa'nın tepkisi ise genel olarak Soğuk S...;

Afrika kıtası, tarih boyunca küresel güç mücadelelerinin merkezinde yer almış; sömürgecilik, emperyalizm ve Soğuk Savaş sonrası rekabet süreçleri, kıtanın siyasal ve toplumsal yapısını derinden etkilemiştir. Bu süreçte ortaya çıkan diasporalar, yalnızca zorunlu göçün bir sonucu değil, aynı zamanda d...;

Bir toplum, gençlerini uyuşturucudan koruyabilir; fakat onların zihinlerini, kendisinin üretmediği ve düşünce dünyalarını nasıl şekillendirdiğini bütünüyle kavrayamadığı dijital platformların etkisine açık bırakabilir. Binlerce doktor ve mühendis yetiştirebilir; ancak ilk ciddi kriz anında ihtiyaç d...;

Yirmi yılı aşkın bir süredir Uluslararası Uzay İstasyonu (International Space Station – ISS), Dünya’nın ötesindeki uluslararası iş birliğinin en görünür sembollerinden biri oldu. Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Avrupa, Japonya ve Kanada’yı bir araya getiren ISS, birbirinden oldukça farklı jeopol...;

Bu belge, 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi'ni (NSS) desteklemek ve etkinleştirmek amacıyla bir Ulusal Güvenlik Bilim ve Teknoloji Stratejisi (NSSTS) oluşturmaktadır. ;

Savunma ve güvenlik gereksinimleri, insanlık tarihi boyunca toplumsal örgütlenmenin, devlet kapasitesinin ve iktisadi yapıların şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamıştır. Klasik ve neoklasik iktisat gelenekleri, uzunca bir süre savunma harcamalarını serbest piyasa mekanizmasının dışında kalan, ...;

Bu çalışma, Sierra Leone’de iç savaş sonrası uygulanan Silahsızlanma, Terhis ve Yeniden Entegrasyon (DDR) programının ‘teknik başarı’ ölçütleri ile (silahsızlanma/terhis/yeniden uyum) sınırlı kalmasının, devletin şiddet tekelinin yeniden tesisi ve pozitif barışın kurumsallaşmasında yeterli olup olma...;

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 2

  • 20 Eki 2022 - 20 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.