Marka Şehirler ve Medeniyet | Son Bahçeleri İstanbul'un...

Makale

Çok şey gibi İstanbul’un o güzelim çay bahçeleri de gün gün eksilmekte. Halbuki Onlar şehir hayatının vazgeçilmez unsurları idiler. Gün içinde küçük bir kaçamak ya da uzun yaz günlerinde iş çıkışı bir nefeslenme için ne güzel bir imkan. ...


MARKA ŞEHİRLER VE MEDENİYET

Son Bahçeleri Istanbulun...


Mehmet Sermet MOLU
 

Çok şey gibi İstanbulun o güzelim çay bahçeleri de gün gün eksilmekte. Halbuki Onlar şehir hayatının vazgeçilmez unsurları idiler. Gün içinde küçük bir kaçamak ya da uzun yaz günlerinde iş çıkışı bir nefeslenme için ne güzel bir imkan.

Bugünün karmaşası içinde bulmakta zorlandığımız bir huzur ortamı beklemekte idi bu şehrin yaşam üslubunu bilen sakinlerini.

Hem kim bilir kaç şâire ilham verdi, kaç yazar o masalarda kaleme aldı hayranlıkla okunan eserlerini.

80ler, artık çok gerilerde kalmış 70ler… Zaman nasıl da değiştiriyor her şeyi.

İstanbulun eski halini kenarından köşesinden birazcık bilenler için o günleri hüzünlenmeden hatırlamak imkansız. Ama olsun, ebette hayat devam ediyor. Burada bitmez tükenmez güzellikler var.

Şimdi 1976dayız.

Daha nisanda İlkbaharın ilk müjdesi ile gözlerimizi benzersiz manzaralara teslim etmeye davet ediyor Istanbulun sessiz sakin bahçeleri.

Maçkada Boğaziçinin sihirli kıvrımlarını tepeden gören Taşlık, asırların birikimini uslanmaz bir âşık gibi seyreden Moda, köşkler diyarı Kalamış, Emirgân, Kanlıca, Beykoz, Salacak…

Siz sorun, kahveler kitabının yazarı Salah Birsel tek tek anlatsın her birini…

Keşke o geçmiş günleri yaşarken bu şehrin her hâlini anlatan, gözümüz ile görür gibi canlandıran Salah Usta gibi daha çok yazarımız olsaydı.

Çok değil daha 100 yıl öncesini, içinde yaşamış olarak anlatan yazarlarımız ve edebiyatçılarımız ne kadar az. Onun için bugün meraklılarının arayıp bulacağı birkaç yazarın birkaç kitabından fazlası yok. Daha eskisini bulabilmek ise bu şehri çok sevmiş birkaç Avrupalı yazar dışında neredeyse imkansız.

Istanbulun henüz bin bir darbe altında kendini kaybetmemiş olduğu zamanlarda yabancı yazarlar gördükleri, doğa ve insanın el ele oluşturduğu büyüleyici manzara karşısında şaşkındılar. Yazdılar çizdiler.

Avrupalı ressamların da yüzyıllar sonrasına bir masalın inanılması zor sahnelerini resmeder gibi canlandırdıkları her biri belge değerinde tabloları var.

Onlara bu rüyayı anlattıkları için teşekkür borçluyuz.

İnsanın geçmişinin manzaralarını dünya gözü ile görmesi ne kadar güzel…

Bizim eli kalem tutacak insanlarımızın bu güzellik karşısında dilleri mi tutulmuş, yoksa her gün görüp durdukları bu fevkaladeliği sonunda kanıksamışlar da hiçbir şey göremez mi olmuşlardı?.. Kim bilir?..

Tadını alarak yaşayanlar, nedense -yeterince- yazmadılar… Bilmediğimiz ne çok şey geçen zamanın derin karanlığında yok olup gitti…
 

İstanbul'da Yaşamak

Istanbulda yaşamanın bir üslûbu olduğu günlerde her semtin bir zamanı, saati vardı. Boğaziçinin hangi semtine sabah gidilmeli, öğlen saatinin tadı en çok nerede, akşam gurup vakti binbir renge boyanarak batan güneşin, sahnesi her dakika değişen gösterisi ile seyredileceği nokta neresi, bilirdi tüm Istanbullular…

Yazı ayrı, kışı ayrı, baharları ayrı ve o yüzden her mevsimi bir başka türlü özlenirdi şehrimizin. Bir ilkbahar ya da serin bir yaz sabahı erken saatlerde Anadolu hisarında denizin dudağında oturmalı mesela. Geriden akıp gelen derenin Boğazın pırıltılı suları ile sakince birleştiği noktada.

Bu güzelliği her gün yaşayamadığınıza hüzünleneceksiniz.

Baksanıza Ruşen Eşref 1930ların Anadolu Hisar’ında Boğaziçi Kahvesindeoturmuş hem sabahın hem Boğaziçinin zevki ile âdetâ sarhoş; hiçbir suyun yanında bu kadar rahat ve zevkle oturulmaz“ demekte. (Boğaziçi yakından s:16)

Ama bakmayın yine de siz ona, bir başka semtin ruhlara hafiflik veren ortamında, belki Boğaziçinin bir başka köşesinde aldığı başka türlü bir lezzet ile yine mest olduğunu anlatacak.

Hele ki Boğaziçi; hangi kıvrımına, hangi körfezine, koy ve köyüne, huzur arayan gözler ile bakacak olsanız, en güzeli burası olmalı diyeceksiniz. Istanbul işte böyledir…

Bugün bile Ruşen Eşrefin anlattığı o noktada Hisara sırtını dayamış lezzetli çayı ile bir tatlı huzur“ alınacak salaş bir çay bahçesi var. 2026 yılının karmaşasından bunalanları birkaç tahta masası ile beklemekte.

Modern cafeteryalarile dolu kalabalık şehirde varlığı ne güzel bir fırsat.

Kim bilir daha ne kadar ömrü kaldı?

Solumda Küçüksu Deresinin köprüsü, sağımda Boğaziçinin mavi suları. Her fırsatta keyfi ile keyiflenmek gereken, Boğazın kuytu bir köşesinde saklı kalmış bahçelerinden biri. Bunlardan ne kadar da az kaldı.

Emirgânda Çınaraltı kahvesi. Bu semt asırlık çınarları, nefis çeşmesi, bir Köşk edalı camisi ile ne hoş. Ne hoş ki, Yahya Kemal gibi bir büyük şâiri kendine âşık etmiş.

Ama ya bugün; şükür her şey yerli yerinde olsa da nerede olduğunun farkında olmayan kalabalığı, keşmekeşi… Tüm güzelliğine rağmen oturmak değil, kaçmak hissi vermekte.

İyisi mi kenarda köşede kalmış bir çay bahçesi bulmalı, orada vaktin -her yerde bulunmaz- lezzetini almaya bakmalı. Bu salaş kahvelerde içtiğim çayın tadını modern kafeteryaların porselen fincanlarında bulamadığımı da söylemem gerek.

Beykozda meydan çeşmesinin arka sokağında salaş mı salaş, bir süre gitmezsem özlediğim minik bir esnaf kahvesi var. Masaları, sandalyeleri, müşterileri ve kahvecisi ile geçen asırdan kalmış gibi bir nokta.

Yine meydandaki küçücük esnaf lokantasının enfes paça çorbasını içtikten sonra lezzetli çaylarının keyfine doyamadığım bu geçmiş zaman dükkanı da belki son günlerini yaşıyor.

Herkesin tercihi modern ama kişiliksiz kafeler, nasıl mahzun olmasın?..

Hayatın lezzetini duymak için yine eskilere gitmeli, eski zamanlarda, az nüfus, çok İstanbullu ve bugün bulması zor bir huzur var…
 

Bir Zamanlar İstanbul

Sene 1976…

Mevsim kış mı, Istanbul bembeyaz örtüsüne mi bürünmüş; dünyanın en güzel semti Sultanahmette olmalısınız. O iki muhteşem mabedin üzerine sakince serpilen kar ile nasıl büyüleyici bir manzara oluşturduğunu salaş kahvehanelerden birinde seyre dalmalı, elimizde bir çay bardağı, ya da dumanı tüten bir sahlep fincanı ile…

Kış, kar, mekân, mimari burada başka hiçbir yerde görülemez bir ortaklık sergilerler. Soğuğa aldırmaksızın, caddelerinde gezinmeli, manzaranın sıcaklığına sarınıp her köşesini tekrar tekrar izlemeli…

Bugün yazdıklarım Yahya Kemal ve Tanpınar gibi erişilmesi zor yazarların eserlerinden sonra ne büyük cesaret. Onlar gibi olamayacağını bilerek ama gördüklerimizi, yaşadıklarımızı şimdiye kadar görülmemiş, -son derece- hızla değişen Istanbulda zamanın yok etmesine bırakmayarak yazmak gereği de var elbette.

İşte Eyüp.

Eyüpte 1970 de gördüğümüz Piyer Loti Kahvesi ile bugünü kıyaslamak mümkün mü? Üstelik o hâlâ mevcut. Ya artık olmayanlar?.. Beyazıtta Çınaraltı, Salacak, Maçka Taşlık bahçeleri?…

Oralarda o günleri yaşayanların anlatmasını bekleyen hatıralar var sadece…

Eyüp Sırtları…

Istanbulun her şeyine aşık Piyer Lotiyi, dünyanın hiçbir yerinde görülemez şaşırtıcı güzelliği ile büyüleyen Halicin iki yakasının kıvrımlarını takip ederek ta Süleymaniyeye uzanan bu manzara karşısında elbette söyleyecek söz zor bulunur.

Ona bugün de aynı noktadan, hem belki o Istanbul âşığının oturduğu masasının ayağının değdiği yerden bakalım. Aynı manzarayı görebilecek miyiz? İnsan kalabalığının başka bir hale soktuğu şu bahçeyi 100 yıl önceki hali ile görebilseydik…

Şimdi ne aynı insan ne aynı Istanbul var…
 

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

İki silüeti arkası arkasına görmek sadece İstanbula has olmalı. Istanbul’a ilk defa gelecek olanlar deniz yolu ile Marmara tarafından geliyor iseler çok ama çok şaşıracaklarını bilmeliler.;

Daha 14 yaşında dünyanın en güzelini, en geniş ama en zarif, en ince ve en duygulusunu, hem de iki dünyayı en güzel mâna aleminde birleştirecek benzersiz bir cami yapmayı hayal etmiş, ve henüz 23 yaşında temelinden itibaren bizzat çalışarak hayalini gerçek etmiş bir Cihan Hükümdarı Sultan Ahmed.;

Tarihte pek çok ulusun geçmişine bakıldığında, kültürel üst kimliklerin bugünün dar siyasi haritaları üzerinden değerlendirildiği görülür. Bu yüzeysel bakış açısı nedeniyle, dışarıdan bakan bir göz için "Türk" kavramı yalnızca "Türkiye Cumhuriyeti" sınırlarına, "Türkiye" ise ne yazık ki Orta Doğu ek...;

Çok şey gibi İstanbul’un o güzelim çay bahçeleri de gün gün eksilmekte. Halbuki Onlar şehir hayatının vazgeçilmez unsurları idiler. Gün içinde küçük bir kaçamak ya da uzun yaz günlerinde iş çıkışı bir nefeslenme için ne güzel bir imkan. ;

Bu çalışma, BM/UNESCO raporları eşliğinde Balkanlar'daki tahribatın savaşların bahane edilerek sistematik şekilde yıkılmış yapılardaki tarihi ve mimari yapılara verilen zararları ve bu süreçte TİKA çalışmalarını ve bu yapıların koruma ve ihyasını ele almaktadır;

Balkanlar iktisat tarihi ve doktrinler tarihi literatüründe sıklıkla homojen, "gecikmiş" veya çevre (periferi) bir coğrafya olarak ele alınma eğilimindedir. Oysa Doğu Avrupa ve Balkan iktisadi düşünce gelenekleri derinlemesine incelendiğinde, alanın sınırlarını çizen devasa kurumsal ve zihinsel fay ...;

“Türkiye Markası; Yerelden Kürese 21. Yüzyıl İçin Stratejik Yol Haritası” isimli kitap, TASAM Yayınları tarafından yayımlandı. Prof. Dr. Abdullah Özkan, Dr. Öğretim Üyesi Erol Dönek, Dr. Mehmet Sali editörlüğünde hazırlanan kitapta konunun uzmanı 18 bilim insanının 17 makalesi yer alıyor.;

Bu coğrafya konaklarlar diyarı. Köy ve konak… Bir araya gelmesi zor iki şey zannederdim. Bu yörenin köyleri dahi konakları ile bir başka âlemmiş meğer… Yolumuzun üzerinde Sivas’ın yine çok eski bir köyü; Onar. Sakinlerinin sahip çıktığı köyün temiz bakımlı evlerinde, sokaklarında hâlâ hay...;

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk - Arap Stratejik Diyaloğu

  • 2023-2028
  • Türkiye - Arap Ülkeleri

5. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir Oteli ve Konferans Merkezi -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1 - İKT Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu 28 - 30 Ocak 2010 tarihleri arasında İstanbul’da yapıcı ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir. Değişimin çok hızlı ve ola...

Dünyadaki ve kültür coğrafyamızdaki ( Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya, Ortadoğu ve Afrika ) iktisadi, siyasi ve sosyo-kültürel gelişmeler ve değişimler baş döndürücü bir hızla yaşanmaktadır.

“III. Uluslararası Türk - Afrika Kongresi“ 4 - 6 Aralık 2007 tarihleri arasında İstanbul'da Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi - TASAM'ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. III. Uluslararası Türk - Afrika Kongresi'ne, Afrika Birliği'ne üye ülkelerden Afrika Birliği nezdinde kıta hakkındaki çalı...

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.