Sırbistan İktisadi Düşünce Tarihi: Bizans-Osmanlı Mirasından Pragmatik Devletçiliğe
Balkanlar’ın tarihsel ve jeopolitik kırılma noktalarında yer alan Sırbistan’ın iktisadi düşünce serüveni, Doğu ile Batı, imparatorluk mirası ile ulus-devlet inşası, korumacılık ile piyasa entegrasyonu arasındaki süreğen bir gerilimin ürünüdür. Orta ve Doğu
Avrupa’daki Katolik-Latin geleneklerinden farklı olarak Sırp iktisadi düşüncesi; Bizans teolojik devletçiliği, Osmanlı patrimonyal
yönetim yapısı, 19. yüzyılın köylü temelli agrarizmi ve 20. yüzyılın merkeziyetçi-sosyalist planlama tecrübelerinden süzülerek şekillenmiştir.
Bu monografi, Sırbistan’ın iktisadi düşünce tarihini yalnızca iktisadi kurumların veya makroekonomik göstergelerin bir kronolojisi olarak değil; devlete, mülkiyete, piyasaya ve bireye yüklenen anlamsal kodların tarihsel evrimi çerçevesinde ele almaktadır. Sırp iktisadi geleneğinin ana eksenini oluşturan temel dinamikler üç ana başlıkta özetlenebilir:
1. Devletin Asli Aktör Konumu ve Patrimonyal Miras
Sırp iktisadının ontolojik temelinde devlet, piyasa mekanizmasını tamamlayan ikincil bir düzenleyici değil;
iktisadi hayatı kuran, yönlendiren, koruyan ve kaynakları dağıtan asli fail konumundadır. 19. yüzyılda Osmanlı hakimiyetinden çıkış sürecinde, derebeylik yapısının tasfiyesiyle ortaya çıkan homojen fakat sermayesiz özgür köylü kitlesi (
seljaštvo), iktisadi
kalkınmanın tek motoru olarak devlet aygıtını ön plana çıkarmıştır. Kosta Cukić’in ilk sistemik iktisat metinlerinden Çedomilj Mijatović’in kurumsal reformlarına kadar, Sırp entelektüel elitleri devleti her zaman sanayileşmenin ve sermaye birikiminin "vazgeçilmez hamisi" olarak kurgulamıştır.
2. İdeolojik Sentez: Batı Liberalizmi ve Rus Narodnikliği
Sırp iktisadi düşüncesi, 19. ve 20. yüzyıllarda Batı
Avrupa’dan (özellikle Fransa ve Almanya) ithal edilen teorik çerçeveler ile yerel toplumsal gerçekliklerin
çatışmasına sahne olmuştur. Fransız
Etatisme anlayışı ile Alman Tarihçi Okulu’nun korumacı fikirleri Sırp bürokrasisinde karşılık bulurken; Svetozar Marković liderliğindeki Radikal/Narodnik kanat, Batı tarzı bir kapitalistleşmenin toplumsal dokuyu bozacağını savunarak geleneksel komünal köy yapısını (
zadruga) iktisadi organizasyonun merkezine koymuştur. Bu ideolojik hat, ilerleyen dönemde Yugoslav Sosyalizmi içindeki merkeziyetçi-planlamacı eğilimlerin de fikri altyapısını beslemiştir.
3. Savaş, Yaptırımlar ve Pragmatik Dönüşüm
20.Yüzyılın son çeyreğinde Yugoslavya'nın kanlı dağılma süreci, Sırbistan'ı standart bir "post-sosyalist geçiş" modeli yaşamaktan alıkoymuştur. 1990'lı yılların ağır yaptırımlar, hiperenflasyon ve savaş
ekonomisi koşulları, kayıt dışı ağların ve devlet destekli oligarşik yapıların güçlenmesine yol açmıştır. 2000 sonrası dönemde ise neoklasik/neoliberal reform çabaları, yerini Doğu (Çin, Rusya) ve Batı (AB) sermayesi arasında denge kuran
"Pragmatik Devletçilik" modeline bırakmıştır.