Giriş: Koridorların Siyaseti, Güvenliğin Yeni Dili
Yüzyılın başında devletlerarası çatışmalar giderek cepheden cepheye değil, koridordan koridora aktarılmaktadır. Ekonomi, enerji, savunma ve diplomasi artık haritalarda sınırlarla değil, bağlantı hatlarıyla tarif edilmektedir (Fırat, 2021; Kirişci, 2022). Zengezur Koridoru da tam bu bağlamda, yalnızca bir transit yol değil; çok kutuplu yeni dünya düzeninin sinir uçlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Koridorlar, sadece coğrafi değil; siyasi, kültürel ve teknolojik sınırların da yeniden tanımlandığı alanlara dönüşmektedir (Sassen, 2018). Bu durum, günümüz güvenlik politikalarının yönünü belirleyen temel dinamiklerden biri haline gelmiştir.
Tarihsel olarak bakıldığında, koridorlar imparatorlukların genişleme stratejilerinde daima merkezi bir rol oynamıştır. Antik çağda Pers Krallığı’nın “Kraliyet Yolu“, Osmanlı’nın kervan yolları veya 19. yüzyılda inşa edilen Berlin-Bağdat Demiryolu, sadece mal taşımak için değil, aynı zamanda siyasi nüfuz üretmek için de kullanılmıştır (Bayraktar, 2020; Göymen, 2016). 21. yüzyılda ise bu yolların yerini dijital altyapı, enerji iletim hatları ve bölgesel geçiş koridorları almıştır. Bu bağlamda Zengezur, yalnızca bir bağlantı hattı değil, aynı zamanda bir güvenlik anlatısının da taşıyıcısıdır (Demirtaş, 2023).
Kuzey ve güney ekseninde şekillenen geleneksel enerji yollarına doğudan batıya uzanan alternatif bir damarın açılması, sadece bölgesel jeopolitiği değil, küresel stratejik hesapları da doğrudan etkilemektedir (Kardaş & Akçalı, 2022). Bu bağlamda Zengezur, Türkiye ve Azerbaycan için “Türk Dünyası’nı birleştiren stratejik arter“ olarak öne çıkarken; İran için bir jeopolitik izolasyon tehdidi, Rusya için denetim kaybı riski, Çin için sessiz bir fırsat, ABD için ise dolaylı bir satranç hamlesi anlamı taşımaktadır (Pınar, 2021; Bechev, 2023). İsrail’in koridora olan ilgisi ise klasik askeri güvenlikten öte, istihbari ve çevreleme stratejisi ile yakından ilişkilidir (Cohen, 2022). Her bir aktör, koridoru kendi çıkarları doğrultusunda konumlandırmakta; bu da hattın görünmeyen bir stratejik satranç tahtasına dönüşmesine neden olmaktadır.
Bu çalışma, Zengezur Koridoru’nu kimin inşa ettiğinden çok, kimin stratejik kazanımlar sağladığını anlamaya odaklanmakta; söz konusu hattın görünmeyen aktörleri ve çok katmanlı güç mücadeleleri üzerinden Türkiye’nin uzun vadeli güvenlik pozisyonunu değerlendirmektedir. Çalışma boyunca sadece diplomatik değil, aynı zamanda askeri, ekonomik ve ideolojik düzlemlerde gelişen rekabet ilişkileri ele alınacak; Zengezur’un bir taşımacılık hattı olmanın ötesindeki anlamı kavramsal derinliğiyle birlikte tartışılacaktır.
2. Zengezur’un Teknik ve Jeopolitik Anatomisi
Zengezur Koridoru, Azerbaycan’ın batı illerini Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti üzerinden Türkiye’ye bağlamayı hedefleyen 43 kilometrelik kısa ama son derece kritik bir hat olarak gündeme gelmiştir. 2020 Karabağ Savaşı sonrasında imzalanan üçlü Moskova mutabakatı (Azerbaycan-Ermenistan-Rusya), bu hattın açılmasını teknik olarak mümkün kılsa da, saha gerçekliği hâlen askıya alınmış durumdadır. Bu durum, koridorun yalnızca siyasal değil, aynı zamanda uluslararası hukuki ve teknik boyutlarının da sürekli pazarlığa açık olduğunu göstermektedir (Cornell, 2021).
Koridorun geçeceği alan, Ermenistan’ın Syunik bölgesine denk gelir. Bu bölge, Sovyet döneminde özellikle Azerbaycan ile Türkiye arasındaki doğrudan kara bağlantısının kesilmesi amacıyla Ermenistan sınırlarına dahil edilmiş ve bir tür jeopolitik tampon olarak inşa edilmiştir (Ismayilov & Papava, 2022). Günümüzde bu coğrafya, yalnızca Azerbaycan-Ermenistan geriliminin değil, aynı zamanda İran’ın kuzeydeki stratejik çıkış koridorunun da tam ortasında yer almakta ve bu nedenle sadece iki değil, en az dört ülkenin stratejik dikkatini çeken bir bölge konumuna gelmiştir.
Teknik açıdan bakıldığında, Zengezur Koridoru:
· Demiryolu ve karayolu taşımacılığı için çift hatlı bir altyapı olarak planlanmıştır (Azernews, 2023).
· Azerbaycan devlet şirketleri (özellikle Demiryolları Ajansı) ile Türk inşaat firmalarının altyapı iş birliği çerçevesinde hazırlıkları tamamlanmış; ancak saha uygulamaları henüz başlamamıştır (Daily Sabah, 2023).
· Rusya, “koridorda askeri kontrol“ fikrini öne sürmekte; Ermenistan ise bu hattı bir “egemenlik ihlali“ olarak değerlendirmektedir (Minasyan, 2022).
Burada dikkat çeken hususlardan biri, koridorun yalnızca taşımacılık altyapısına değil, aynı zamanda dijital güvenlik sistemleri, gözetleme teknolojileri ve siber denetim kapasitelerine de ev sahipliği yapabilecek şekilde planlanıyor oluşudur (Kucera, 2023). Dolayısıyla bu koridor, sadece ekonomik bir bağlantı noktası değil, üç ayrı güvenlik mimarisinin çakışma sahasıdır:
1. Azerbaycan-Türkiye ekseni: Türk Dünyası entegrasyonu
2. Ermenistan-İran bloğu: Geçit vermeme siyaseti
3. Rusya’nın denetimci pozisyonu: Kontrollü entegrasyon stratejisi
Koridorun inşa edilmesi, Güney Kafkasya’nın lojistik haritasını yeniden şekillendireceği gibi; enerji arz güvenliği, silah transferi, siber sistem geçişleri, istihbarat akışları ve hatta dezenformasyon operasyonlarının geçiş güzergâhları gibi çok sayıda güvenlik başlığını da doğrudan etkileyecektir (Giragosian, 2023). Bu nedenle Zengezur, yalnızca bir inşa projesi değil; bir bölgesel güvenlik paradigmasının yeniden yazıldığı eksen olarak görülmelidir.
3. Türkiye ve Azerbaycan: Koridorun Sahipleri mi, Geçicileri mi?
Zengezur Koridoru, ilk bakışta Türkiye ve Azerbaycan arasında gerçekleşmiş bir “tarihi bütünleşme projesi“ gibi sunulmaktadır. Özellikle Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in “asrın projesi“ nitelemesiyle yaptığı açıklamalar ve Türkiye’nin Türk Devletleri Teşkilatı ile uyumlu entegrasyon hedefleri, hattın bir tür Türk jeopolitiği mimarisi olarak tasarlandığını göstermektedir (Aliyev, 2021; Türk Devletleri Teşkilatı, 2023). Bu vizyon, hem teknik altyapı projeleriyle hem de kültürel bütünleşme hamleleriyle desteklenmektedir. Nitekim Nahçıvan’da kurulan yeni sınır kapıları, askeri eğitim iş birlikleri ve savunma sanayii protokolleri bu stratejinin ayak sesleridir.
Ancak mesele yalnızca iki ülke arasındaki dostane ilişkilerle açıklanamayacak kadar katmanlıdır. Çünkü bu koridor:
· Azerbaycan’ın Batı Azerbaycan-Nahçıvan-Türkiye güzergâhını stratejik olarak derinleştirse de,
· Türkiye’nin jeopolitik kapasitesini askeri ve diplomatik olarak doğrudan genişletmektedir.
Devamı için...