Viyana, Dubrovnik ve Zagreb Hattında İktisat: Hırvat Geleneğinin Özgün Mimarisi

Makale

Balkanlar iktisat tarihi ve doktrinler tarihi literatüründe sıklıkla homojen, "gecikmiş" veya çevre (periferi) bir coğrafya olarak ele alınma eğilimindedir. Oysa Doğu Avrupa ve Balkan iktisadi düşünce gelenekleri derinlemesine incelendiğinde, alanın sınırlarını çizen devasa kurumsal ve zihinsel fay hatları göze çarpar....

Viyana, Dubrovnik ve Zagreb Hattında İktisat: Hırvat Geleneğinin Özgün Mimarisi

Prof. Dr. Ercan Eren

Katolik/Batı Mimarisi ve İki Ayrı Balkan Dünyası
Balkanlar iktisat tarihi ve doktrinler tarihi literatüründe sıklıkla homojen, "gecikmiş" veya çevre (periferi) bir coğrafya olarak ele alınma eğilimindedir. Oysa Doğu Avrupa ve Balkan iktisadi düşünce gelenekleri derinlemesine incelendiğinde, alanın sınırlarını çizen devasa kurumsal ve zihinsel fay hatları göze çarpar. Bu fay hatlarının en belirgin ve teorik açıdan zengin tezahürü, Güney Slav dünyasının iki ana aktörü olan Hırvatistan ile Sırbistan arasındaki iktisat algısı ve kurumsal yapılanma farklarında ortaya çıkar.

Tıpkı Orta Avrupa’da Çekya (Bohemya/Moravya) ve Slovakya’nın tarihsel miraslarının tamamen farklı iktisat zihniyetleri üretmesi gibi; Hırvatistan ile Sırbistan da Habsburg ve Osmanlı tecrübelerinin getirdiği zihniyet dünyalarını iktisada yansıtma biçimleri bakımından iki ayrı dünyayı temsil eder.

1. Tarihsel Genotip: Katolik-Latin Kültürü ve Roma/Kanonik Hukukunun Etkisi

Hırvat iktisadi düşüncesini Sırp ve Doğu Ortodoks/Osmanlı etkisindeki geleneğinden ayıran temel milat, Hırvatların 9. ve 10. yüzyıllarda Katolikliği kabul ederek yönünü doğrudan Roma’ya, Viyana’ya, Venedik’e ve İtalyan şehir devletlerine dönmesidir. Bu aidiyet yalnızca dini bir tercih olmanın ötesinde, Hırvat coğrafyasına Batı iktisat geleneğinin kavramsal ve kurumsal araçlarını aşılayan ana damar olmuştur.

Sırp iktisadi düşüncesi Bizans-Ortodoks hukuku, mutlak devlet aygıtı ve Osmanlı tımar/millet sistemi çerçevesinde şekillenirken; Hırvatistan daha Erken Ortaçağ’dan itibaren Roma Hukuku ve Katolik Kilisesi’nin Kanonik Hukuku ile entegre olmuştur.

Bu durum Hırvat zihniyet dünyasına iki kritik nitelik kazandırmıştır:

· Mülkiyetin Hukukileşmesi: Katolik Kilisesi ve Manastır sistemi (özellikle Benediktinler) aracılığıyla toprak, hükümdarın mutlak idari tasarrufundaki bir birim olmaktan çıkmış; yazılı sözleşmelerle devredilebilen, kiralanabilen ve korunabilen özel mülkiyet nesnesi haline gelmiştir.

· Ticaret Etiği ve Sözleşme Kültürü: Adriyatik kıyısındaki Hırvat kentleri (Split, Zadar, Dubrovnik), İtalyan ticaret hukukuyla erken yaşta tanışmıştır. Kanonik Hukuk çerçevesinde yürütülen faiz (usury), adil fiyat (justum pretium) ve sözleşme serbestisi tartışmaları, iktisat düşüncesinin ahlak felsefesi ve hukuk ile bağ kurarak gelişmesini sağlamıştır.

2. Kurumsal Temeller: Mülkiyet, Sözleşme ve Batı Avrupa Ticaret Ağları

Hırvatistan'ın kurumsal yapısı, yüzyıllar boyunca Viyana, Graz, Venedik ve Triest gibi ticaret ve sanayi merkezleriyle doğrudan eklemlenmiştir. Bu entegrasyon; hukuki altyapının rasyonelleşmesini, rasyonel muhasebe tekniklerinin benimsenmesini ve mülkiyet ilişkilerinin kurumsallaşmasını beraberinde getirmiştir.

Bu kurumsal ayrışma, sosyalist dönem de dâhil olmak üzere 20. yüzyıla kadar taşınan derin bir zihniyet farkı yaratmıştır:

İktisadi ve Kurumsal Parametre

Hırvatistan (Katolik / Orta
Avrupa Çizgisi)

Sırbistan (Ortodoks / Yarı-Çevre Çizgisi)

Baskın
Entelektüel Etki

Viyana / Alman Tarihçi Okulu / Batı Marksizmi

Rus Narodnik Geleneği / Fransız Radikalizmi / Devletçi İktisat

Kritik Teorik
Katkı

İşçi Özyönetimi, Piyasa Sosyalizmi (B. Horvat), Agrarizm (R. Bićanić)

Zadruga Sosyalizmi (S. Marković), Çevre Ülke Kalkınma Modelleri


Ana Problematik

Piyasa mekanizması ile sosyalist mülkiyetin sentezi

Devletin rolü, milli bağımsızlık ve köylü toplumunun dönüşümü

Mülkiyet ve
Kurum Algısı

Bireysel/Toplumsal mülkiyet, hukuki güvence ve piyasa rasyonalitesi

Devlet mülkiyeti, kolektif köylü yapıları (zadruga) ve merkezi planlama



Hırvat iktisat düşüncesi, bu tarihsel altyapı sayesinde iktisadı devletin bir kapsama alanı olmaktan çıkarıp; mülkiyetin sınırları, rasyonel kaynak tahsisi, piyasa mekanizması ve bireysel/özyönetimsel karar alma süreçleri üzerine oturtmuştur.

İşte bu Katolik ve Batılı kurumsal zemin, 15. yüzyılda Dubrovnik'li Benedikt Kotruljević’in çift girişli muhasebe teorisinden, 20. yüzyılda Branko Horvat’ın Nobel adaylığına uzanacak olan "Piyasa Sosyalizmi" sentezine kadar Hırvat iktisadi düşüncesinin omurgasını oluşturacaktır.
 

II. Erken Dönem ve Adriyatik’in İktisadi Rasyonalizmi

Hırvat iktisadi düşüncesinin tarihin derinliklerindeki kökleri incelendiğinde, bu geleneğin ilk kuramsal ve pratik sıçramasını kıtasal iç coğrafyada değil, Adriyatik kıyısındaki kent devletlerinde gerçekleştirdiği görülür. Doğu Akdeniz ticaret yollarının kesişim noktasında yer alan bu kıyı şeridi, Batı Avrupa'da filizlenen ticari kapitalizmin ve rasyonel iktisat zihniyetinin Balkanlar'daki ana taşıyıcısı olmuştur.

1. Dubrovnik (Ragusa) Cumhuriyeti: Bir Kurumsal İktisat Laboratuvarı

İktisat tarihi açısından Dubrovnik Cumhuriyeti (Ragusa), yalnızca zengin bir liman kenti değil; askeri güç yerine diploması, hukuk ve rasyonel iktisat politikalarını ikame etmiş özgün bir kurumsal iktisat laboratuvarıdır.

Venedik gibi büyük deniz güçleri ile Osmanlı İmparatorluğu gibi devasa bir kara gücü arasında sıkışan Dubrovnik, varlığını sürdürebilmek için erken merkantilist ilkeleri benimsemiştir. Kent devleti, iktisadı bir devlet sanatı olarak kurgularken şu radikal kurumsal yeniliklere imza atmıştır:

· Erken Dönem Kamusal Risk Yönetimi: 1377 yılında dünyadaki ilk karantina (quarantina) uygulamalarından birini hayata geçirerek, ticari akışı tamamen kesmeden salgın hastalık riskini yönetmeyi başarmıştır.
· Deniz Hukuku ve Sigortacılık: 1395 tarihli Statuta Ragusina (Dubrovnik Kanunları) kapsamına giren düzenlemelerle, deniz ticaretinde navlun sözleşmeleri, ortaklık yapıları (collegantia) ve erken dönem deniz sigortacılığı hukuki güvenceye bağlanmıştır.
· Sosyal Güvenlik ve İnsan Sermayesi: 1416 yılında Avrupa'da köle ticaretini yasaklayan ilk devletlerden biri olmuş; devlet eliyle çalışan yetimhaneler, eczaneler ve tahıl depoları (rupe) kurarak kamusal iktisat tedbirlerini kurumsallaştırmıştır.

Dubrovnik’in bu pragmatik ve rasyonel iktisat anlayışı, ticaretin sadece bir mal mübadelesi olmadığını; yazılı hukuk, risk hesabı, itibar ve sıkı bir bilanço takibi gerektirdiğini kanıtlamıştır.

2. Benedikt Kotruljević (1416–1469) ve Rasyonel Muhasebenin Doğuşu

Dubrovnik'in yetiştirdiği diplomat, tüccar ve iktisat düşünürü Benedikt Kotruljević (Benedetto Cotrugli), Hırvat iktisadi düşüncesinin küresel literatüre kazandırdığı en büyük erken dönem figürüdür.

Kotruljević, 1458 yılında Napoli yakınlarında tamamladığı ancak ilk baskısı 1573'te yapılan Della mercatura e del mercante perfetto (Ticaret ve Mükemmel Tüccar Üzerine) adlı eseriyle iktisat tarihinin akışını değiştirmiştir.

Çift Girişli Muhasebe Sisteminin (Double-Entry Bookkeeping) İlk Teorik Formülasyonu

Literatürde çift girişli muhasebe sisteminin kurucusu olarak sıklıkla İtalyan matematikçi Luca Pacioli (1494) gösterilse de Kotruljević bu sistemi Pacioli’den 36 yıl önce bütünsel bir teorik çerçeveye kavuşturmuştur.

Kotruljević eserinde ticari işletmenin finansal röntgenini çeken üç temel defterin tutulmasını zorunlu kılmaktadır:

1. Yevmiye Defteri (Giornale): Günlük ticari işlemlerin kronolojik kaydı.
2. Büyük Defter (Mastro): Borç ve alacak hesaplarının ayrıştırıldığı ana defter.
3. Kayıt/Borçlar Defteri (Ricordanze): Müşteri detayları ve küçük vadeli yükümlülüklerin takibi.

Kotruljević'e göre her ticari işlemin eşzamanlı olarak hem borç (dare) hem de alacak (avere) hanesine işlenmesi, sermayenin korunması ve kâr/zarar rasyonelliğinin sağlanması için kaçınılmazdır.

Tüccar Etiği, Risk ve Sermaye Birikimi

Kotruljević, Katolik hümanizması ile erken dönem ticari rasyonalizmi mükemmel bir biçimde harmanlamıştır. Ona göre mükemmel tüccar; ilkel bir spekülatör değil, yüksek ahlaki değerlere ve entelektüel donanıma sahip bir aktördür:

"Muhasebe, ticari rasyonalitenin pusulasıdır. Bilanço tutmayan bir tüccar, gözleri bağlı olarak fırtınalı denize açılan bir kaptana benzer."

Kotruljević, kredinin doğru kullanımını, portföy çeşitlendirmesi yoluyla riskin dağıtılmasını ve ticari itibarın (goodwill) en değerli özsermaye olduğunu savunarak; Max Weber’in daha sonra "Protestan Ahlakı" ile özdeşleştireceği rasyonel kapitalist zihniyeti, İtalyan-Hırvat Katolik havzasında 15. yüzyılda teorileştirmiştir.

III. Habsburg Şemsiyesi Altında Kameralizm ve Ulusal İktisadın Doğuşu (18.–19. Yüzyıl)

18. yüzyıla gelindiğinde Hırvat coğrafyasının iktisadi ekseni, Adriyatik kent devletlerinin tüccar rasyonalizminden Habsburg İmparatorluğu'nun bürokratik ve merkezi yapısına kaymıştır. Viyana'nın merkeze alındığı bu yeni dönemde Hırvat iktisadi düşüncesi; Aydınlanma çağının kameralist öğretileri, 1848 devrimlerinin ulusal-korumacı iktisat arayışları ve feodalizmin tasfiyesiyle doğan köylü iktisadı (agrarizm) etrafında yeniden biçimlenmiştir.

1. Aydınlanma ve Viyana Etkisi: Kameralizm ve Fizyokrasi Sentezi

Habsburg Avusturya'sının Doğu ve Güney Avrupa'daki egemenliğini pekiştirme çabası, Kameralizm (Orta Avrupa tarzı merkantilist kamu yönetimi ve hazine bilimi) anlayışının Hırvat topraklarına girmesini sağlamıştır. İktisat, bu dönemde ilk kez sadece ticari bir pratik değil, devlet eliyle rasyonelleştirilmesi ve planlanması gereken bir kamusal disiplin olarak akademiye taşınmıştır.

Varaždin Kraliyet Akademisi (1769)

1769 yılında kurulan Varaždin Kraliyet Akademisi bünyesinde "İktisat ve Cameralia" derslerinin müfredata girmesi, Hırvatistan'da kurumsal iktisat eğitiminin miladı kabul edilir. Bu akademi, iktisadi karar alıcıları Cizvit skolastiğinden çıkararak Viyana ve Graz üniversitelerinin analitik müfredatıyla buluşturmuştur.

Nikola Škrlec Lomnički (1729–1799)

Hırvat Aydınlanması'nın en yetkin iktisat düşünürü olan Škrlec, Cizvit ve Viyana eğitimi almış bir bürokrat ve teorisyendir. Eserlerinde ve Viyana'ya sunduğu layihalarında, Orta Avrupa Kameralizmi ile Fransız Fizyokrasi okulunu sentezlemiştir:

· Tarımsal Reform ve Serflik: Škrlec, tek gerçek zenginlik kaynağının toprak olduğunu savunan Fizyokrat ilkeleri benimseyerek, feodal yükümlülüklerin (alodium) hafifletilmesini ve toprağı işleyen köylünün hukuki korumaya alınmasını savunmuştur.
· Altyapı ve Nehir Taşımacılığı: Hırvatistan'ın tahıl ve maden potansiyelini Viyana ve Adriyatik pazarlarına bağlayabilmek için Kupa ve Sava nehirlerinin ıslahı, nehir limanlarının inşası ve kara yollarının modernize edilmesi üzerine rasyonel yatırım projeleri hazırlamıştır.

2. 1848 Ulusal Uyanışı ve Friedrich List: Bebek Endüstriler ve Korumacılık

19. yüzyılın ortalarında Hırvat entelektüelleri kendilerini çifte bir cenderede bulmuştur: Bir yanda Avusturya İmparatorluğu'nun Almanlaştırıcı merkeziyetçiliği, diğer yanda Macar Soyluları'nın Hırvatistan'ı tarımsal bir hammadde deposu olarak görme eğilimi.

Bu tarihsel kırılma anında filizlenen "İllirya Hareketi" (Ilirski pokret), siyasal bağımsızlık arayışını iktisadi bağımsızlık kuramlarıyla desteklemiştir. Hırvat iktisatçılar, İngiliz Klasik İktisat Okulu'nun (Adam Smith ve David Ricardo) "Serbest Ticaret" doktrinini reddederek, Alman iktisatçı Friedrich List'in "Tarihçi Okul" ve "Milli İktisat" kuramına sarılmışlardır.

Dragutin Kušlan ve Josip Partaš

Kušlan ve Partaš gibi dönemin radikal iktisatçıları, List'in "Bebek Endüstri" (Infant Industry) argümanını Hırvatistan ölçeğinde teorileştirmişlerdir:

Gelişmiş Avusturya sanayii ve serbest ticaret söylemi, henüz emekleme aşamasındaki Hırvat imalat sektörünü ezmek üzere kurgulanmıştır. Hırvatistan'ın hammadde ihraç eden ilkel bir çevre olarak kalmaması için sıkı gümrük koruması şarttır.

Bu doktrinel duruşun somut kurumsal meyvesi 1846 yılında toplanmıştır. Hırvat sermayesini ve küçük üreticisini Avusturya/Macaristan bankacılık tekelinden korumak amacıyla kurulan Prva hrvatska štedionica (İlk Hırvat Tasarruf Bankası), ulusal sermaye birikiminin ilk kalesi olmuştur.

3. Feodalizmin Çöküşü, Agrarizm ve "Zadruga"nın Modernizasyonu

1848 yılında Ban Josip Jelačić’in kararnamesiyle serfliğin ilga edilmesi, Hırvat sosyo-ekonomik yapısını kökünden sarsmıştır. Serflikten kurtulan ancak toprağı, sermayesi ve teknolojisi bulunmayan milyonlarca köylü, kitlesel bir yoksullaşma riskiyle yüzleşmiştir.

Bu yapısal kriz, 19. yüzyılın sonunda Hırvat iktisat düşüncesine özgün bir renk kazandırmıştır:

İktisadi Agrarizm ve Kooperatifçilik.

Stjepan Radić ve Hırvat Köylü Partisi (HPSS)

Siyasetçi ve iktisat düşünürü Stjepan Radić, köylü rasyonalitesini iktisadi bir doktrine dönüştürmüştür. Radić; ne köylüyü piyasanın insafına bırakan vahşi kapitalizmi ne de mülkiyetsizleştirmeyi hedefleyen Marksist devletçiliği benimsemiştir.

· Zadruga'dan Modern Kooperatife: Radić, Hırvat toplumunun tarihsel genetiğinde yer alan geleneksel geniş aile ev-komünü Zadruga yapısını incelemiştir. Bu ilkel dayanışma ağının dağıtılması yerine, modern tarımsal ve sınai kooperatiflere (zadrugarstvo) evrilmesi gerektiğini savunmuştur.

· Mülkiyetin Yaygınlaştırılması: Radić'e göre iktisadi istikrar, toprağın devlette veya devasa kapitalist şirketlerde toplanmasıyla değil; küçük köylü mülkiyetinin kooperatif çatısı altında birleştirilerek güçlendirilmesiyle mümkündür.

Bu agrarist dönüşüm, 20. yüzyılın başında Zagreb Üniversitesi etrafında kümelenecek olan Mijo Mirković ve Rudolf Bićanić gibi isimlerin "Köylü Ekonomisi ve Kurumsal İktisat" üzerine geliştirecekleri küresel çaptaki teorik çalışmalara zemin hazırlayacaktır.

Devamı için...

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

Modern ekonomi, sanayi devriminden bu yana en köklü dönüşümünü" platformlaşma (platformization) süreciyle yaşamaktadır. Geleneksel üretim modellerinde değer, bir firmanın kontrolündeki doğrusal bir zincirde yaratılırken; platformlar bu hiyerarşiyi yıkarak değeri, bağımsız aktörlerin (arz ve talep) e...;

Bu çalışma, BM/UNESCO raporları eşliğinde Balkanlar'daki tahribatın savaşların bahane edilerek sistematik şekilde yıkılmış yapılardaki tarihi ve mimari yapılara verilen zararları ve bu süreçte TİKA çalışmalarını ve bu yapıların koruma ve ihyasını ele almaktadır;

Türkiye’nin ekonomi tarihi, krizler ve bu krizlerden çıkış reçeteleriyle dolu bir kroniktir. Ancak 2001 krizi, sadece bir likidite daralması veya döviz şoku olmanın ötesinde; Cumhuriyet tarihinin en köklü "sistemik çöküşü" olarak kayıtlara geçmiştir. ;

İnsanlık tarihi boyunca savaşın ve stratejinin temel birimi "toprak" olmuştur. Westphalia düzeninden bu yana egemenlik; sınırların korunması, kaynakların fiziksel işgali ve orduların cephe hattındaki yıpratıcı mücadelesiyle ölçülmüştür. Ancak 21. yüzyılın ilk çeyreği tamamlanırken, özellikle 2025-20...;

Yüzyılın başında devletlerarası çatışmalar giderek cepheden cepheye değil, koridordan koridora aktarılmaktadır. Ekonomi, enerji, savunma ve diplomasi artık haritalarda sınırlarla değil, bağlantı hatlarıyla tarif edilmektedir (Fırat, 2021; Kirişci, 2022). Zengezur Koridoru da tam bu bağlamda, yalnızc...;

İktisat tarihi, sadece rakamların ve ticaret yollarının hikayesi değil, aynı zamanda toplumların kurumsal zekâlarının ve zihniyet dünyalarının bir yansımasıdır. 1300 ile 1800 yılları arasındaki İspanya örneği, bu bağlamda dünya tarihindeki en öğretici laboratuvarlardan biridir. Bu dönemde İspanya; A...;

Balkanlar iktisat tarihi ve doktrinler tarihi literatüründe sıklıkla homojen, "gecikmiş" veya çevre (periferi) bir coğrafya olarak ele alınma eğilimindedir. Oysa Doğu Avrupa ve Balkan iktisadi düşünce gelenekleri derinlemesine incelendiğinde, alanın sınırlarını çizen devasa kurumsal ve zihinsel fay ...;

“Türkiye Markası; Yerelden Kürese 21. Yüzyıl İçin Stratejik Yol Haritası” isimli kitap, TASAM Yayınları tarafından yayımlandı. Prof. Dr. Abdullah Özkan, Dr. Öğretim Üyesi Erol Dönek, Dr. Mehmet Sali editörlüğünde hazırlanan kitapta konunun uzmanı 18 bilim insanının 17 makalesi yer alıyor.;

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir. Değişimin çok hızlı ve ola...

Dünyadaki ve kültür coğrafyamızdaki ( Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya, Ortadoğu ve Afrika ) iktisadi, siyasi ve sosyo-kültürel gelişmeler ve değişimler baş döndürücü bir hızla yaşanmaktadır.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

21. yüzyılın kuşkusuz en önemli paradigma değişimlerinden birini küreselleşme süreci oluşturuyor. Bu süreçle beraber siyasal, sosyal, ekonomik pek çok alanda köklü değişimler yaşandı, yeni yol ve yöntemler keşfedildi, eski yöntemler yeniden inşa edildi; sonuçta yepyeni bir anlayışla karşı karşıya ka...