Eski Bağlar, Yeni Bağlantılar: Osmanlı Devleti’nin Afrika’daki Sınırları

Makale

Temeli 1998 tarihli Afrika Açılım Eylem Planı’na dayansa da özellikle 2008’den itibaren büyükelçilik sayısında ve THY Afrika destinasyonlarındaki artışlarla birlikte ivme kazanan Türkiye-Afrika ilişkileri ekonomik, siyasi, kültürel ve askeri stratejik boyutlarıyla geniş bir zemine oturmaktadır. ...

Eski Bağlar, Yeni Bağlantılar: Osmanlı Devleti’nin Afrika’daki Sınırları

1. GİRİŞ


Küreselleşme ile birlikte yalnızca toplumsal temas hatları ve iletişim artmamış, aynı zamanda uluslararası rekabet ve hammadde arayışı da güçlü bir ivme ile hız kazanmıştır. Özellikle gelişme sürecini tamamlamış devletler Grönland’dan Ukrayna’ya, Antarktika’dan Doğu Türkistan’a kadar Dünya’nın birçok bölgesinde nüfuz alanlarını ve hatta topraklarını artırarak hammadde ve mekânsal kaynaklara yönelik alternatifler oluşturma çabasındadırlar. Bu yaklaşımın ilk örnekleri Sanayi İnkılabı sonrası Güney/Güneybatı Asya ve Afrika’da ortaya çıkmıştır. Eski Dünya karalarının birleştiği bölgede Osmanlı Devleti’nin varlığı bir direnç noktası oluştursa da zamanla devletin güçten düşmesi ve uzak topraklarından başlayarak hükümranlığını yitirmesi sömürgecilerin iştahını kabartmış, 19. yy ortalarından itibaren Güney ve Güneybatı Afrika’daki kolonizasyon faaliyetlerini kuzey ve kuzeydoğuya doğru taşıma girişimlerini hızlandırmıştır. Yerel halk ve idari yapılarla birlikte her geçen gün kan kaybeden Osmanlı Devleti’nin mukavemeti bu tazyike karşı koymaya yetmemiş, nihayetinde 20. yy başında kıtanın hemen tamamı resmen veya gayrı resmî müstemleke haline gelmiştir.

Günümüzde 30,3 milyon km²’lik alanıyla ikinci büyük kıta olan Afrika’da BM tarafından tanınan 54 ülke olmakla birlikte, gayrı resmî/gayrı nizami sömürgecilik hala devam etmekte hatta Saint Helena (U.K.), Mayot, Réunion (Fransa), Melile, Kanarya Adaları, Ceuta (İspanya) ve Madeira Adaları (Portekiz) gibi örneklerde de görüleceği üzere kıtada bugün bile resmen sömürge durumunda olan yerler bulunmaktadır. Kıtadaki ülkeler her ne kadar kendi kaynaklarını kullanma haklarına sahip olsalar da eski mandater rejimlerin ısrarlı asalak yaklaşımları, yeni küresel aktörlerin talepkâr ilgileri ve kıta ülkelerinin genelinde görülen teknik-ekonomik yetersizlikler Afrika’yı sömürüye açık ve savunmasız bir durumda bırakmaktadır. Vahşi kapitalizmin sınır tanımayan saldırganlığı sebebiyle asla kendi kendilerine yetebilme kapasitesine erişemeyeceklerinin farkına varan bazı kıta ülkeleri kendi geleceklerini daha aydınlık kılacak alternatifler aramaya başlamışlardır. Bu noktada Türkiye sömürgeci ülkelerle ayrışan bir profil olarak öne çıkmaktadır. Şüphesiz Osmanlı Devleti’nden miras kalan temiz bir mazi ve dini-kültürel ortaklıklar bu pozitif yönlü ayrışmanın temelini oluşturmaktadır. Hal böyle iken Türkiye’nin rahatlıkla kazan-kazan ilişkisine dayanan ortaklıklar kurarak, devletler muvazenesindeki pozisyonunu iyileştirici hamleler yapmasına mâni durumlar da bulunmaktadır.

Osmanlı Devleti’nin son döneminde vatan topraklarından koparılan her parça üzerinde ameliyatlar yapılmış, kin ve öfke dili kullanılarak düşmanlık tohumları ekilmiş, bütün fiziksel, kültürel, ekonomik bağlar koparılmıştır. Kimi bölgeleri dört asır boyunca vatan toprağı olan Afrika ile kala kala bir tek duygusal bağlar kalmıştır. Öte yandan, duygusal bağların gücünü küçümsememek gerekmektedir. Türkiye bu bağların gücünü kullanarak 21. yy’a Afrika açılımı ve kıtaya geri dönüş perspektifiyle girmiştir. Ancak, bu hamleyle kıtadaki dost ve kardeş halklarla yine ve yeniden göz hizasından ilişkiler kurmayı, kendi kendine yetebilen müttefikler edinmeyi ve daha adil bir dünya idealine birlikte yürümeyi hedefleyen Türkiye’nin önünde kopan bağları onarmak, nifak tohumlarını kurutmak ve tozlanmış şanlı bir maziyi yeniden hatırla(t)mak gibi elzem görevler bulunmaktadır. Şüphesiz bunu yapabilmenin en etkili yolu ortak maziyi paylaştığımız toplumları tanıyıp ilk köprüleri onlarla inşa etmekten geçmektedir. Ne yazık ki bunun için de bazı engeller bulunmaktadır. Ortak maziyi paylaştığımız ülkelerin hangileri olduğunu tanımlamaktaki zorluklar ilk ve en önemli engeli teşkil etmektedir. Zira Osmanlı Devleti’nin Afrika’daki vatan topraklarının hangi sınırlarla çevrelendiği hususu puslu, hatta çoğunlukla bilinçli, bazen de bilinçsizce karartılan bir alandır. Her ne kadar son dönemde birçok bilimsel çalışmayla mesele aydınlığa kavuşturulmaya çalışılsa da henüz elimizde güncel ve somut bir Osmanlı Afrika’sı haritası bulunmamaktadır. Hatta referans mahiyetindeki bazı batılı kaynaklardaki bilgilerin dahi birçok yerli çalışmada aleyhimize görüntü aksettirecek şekilde (Arabistan Yarımadası’nın orta kesimlerinin Osmanlı Devleti sınırlarına dahil edilmemesi gibi) çarpıtıldığı görülmektedir. Elbette bunda Osmanlı Devleti’nin kıtada ahalisi Müslüman olan yerlere yönelik fetih ve toprak kazanma amacı gütmeyerek, buralardaki idari ve sosyolojik yapıların düzenlerine müdahale etmemesinin büyük etkisi vardır. Ancak, kendilerinden talep geldiği halde bile Osmanlı Devleti’nin topraklarına kat(a)madığı yerlerin devletin nüfuz sahası payesinde görülüp vatan toprağına ait sayılmamasının, Osmanlı hakimiyetinin kısa veya uzun süreli tesis edildiği yerlerin tespitine engel oluşturmadığı ortadadır. Bu çalışma, böylesi kesin hakimiyet sahalarını içerisine alan vatan topraklarının Afrika Kıtası’ndaki sınırlarını belirlemeyi amaç edinmektedir.
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2072

Türkiye’nin ekonomi tarihi, krizler ve bu krizlerden çıkış reçeteleriyle dolu bir kroniktir. Ancak 2001 krizi, sadece bir likidite daralması veya döviz şoku olmanın ötesinde; Cumhuriyet tarihinin en köklü "sistemik çöküşü" olarak kayıtlara geçmiştir. ;

İnsanlık tarihi boyunca savaşın ve stratejinin temel birimi "toprak" olmuştur. Westphalia düzeninden bu yana egemenlik; sınırların korunması, kaynakların fiziksel işgali ve orduların cephe hattındaki yıpratıcı mücadelesiyle ölçülmüştür. Ancak 21. yüzyılın ilk çeyreği tamamlanırken, özellikle 2025-20...;

Balkanlar’ın tarihsel ve jeopolitik kırılma noktalarında yer alan Sırbistan’ın iktisadi düşünce serüveni, Doğu ile Batı, imparatorluk mirası ile ulus-devlet inşası, korumacılık ile piyasa entegrasyonu arasındaki süreğen bir gerilimin ürünüdür.;

Yüzyılın başında devletlerarası çatışmalar giderek cepheden cepheye değil, koridordan koridora aktarılmaktadır. Ekonomi, enerji, savunma ve diplomasi artık haritalarda sınırlarla değil, bağlantı hatlarıyla tarif edilmektedir (Fırat, 2021; Kirişci, 2022). Zengezur Koridoru da tam bu bağlamda, yalnızc...;

İktisat tarihi, sadece rakamların ve ticaret yollarının hikayesi değil, aynı zamanda toplumların kurumsal zekâlarının ve zihniyet dünyalarının bir yansımasıdır. 1300 ile 1800 yılları arasındaki İspanya örneği, bu bağlamda dünya tarihindeki en öğretici laboratuvarlardan biridir. Bu dönemde İspanya; A...;

Balkanlar iktisat tarihi ve doktrinler tarihi literatüründe sıklıkla homojen, "gecikmiş" veya çevre (periferi) bir coğrafya olarak ele alınma eğilimindedir. Oysa Doğu Avrupa ve Balkan iktisadi düşünce gelenekleri derinlemesine incelendiğinde, alanın sınırlarını çizen devasa kurumsal ve zihinsel fay ...;

Geleneksel polisiye kahramanları ipuçlarını parmak izlerinde, balistik raporlarda veya tanık ifadelerindeki duygusal boşluklarda ararlar. Ancak Henry Spearman, bir cinayet mahalline girdiğinde cebinden büyüteç değil, bir "iktisatçı gözlüğü" çıkarır. Onun için her suç, rasyonel bir aktörün kısıtlı ka...;

Ulusların iktisadi düşünce tarihleri, salt soyut kuramsal metinlerin kronolojik bir dökümü değil; o ulusların küresel kapitalist sisteme eklemlenme biçimlerinin, kurumsal dönüşümlerinin ve karşı karşıya kaldıkları yapısal krizlerin entelektüel bir aynasıdır. Brezilya iktisadi düşünce tarihi de bu ku...;

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.