Kürsü, Tarih ve İktidar: Berlin Üniversitesi’nde İktisadi Düşüncenin Doğuşu ve İntiharı (1810-1945)

Makale

Modern sosyal bilimlerin ve yükseköğretim yapılarının kurumsal mimarisi incelendiğinde, hiçbir akademik merkezin 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın ilk çeyreği arasında Berlin Üniversitesi kadar derin, dönüştürücü ve küresel bir iz bıraktığı görülmez....

Kürsü, Tarih ve İktidar: Berlin Üniversitesi’nde İktisadi Düşüncenin Doğuşu ve İntiharı (1810-1945)

Modern sosyal bilimlerin ve yükseköğretim yapılarının kurumsal mimarisi incelendiğinde, hiçbir akademik merkezin 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın ilk çeyreği arasında Berlin Üniversitesi kadar derin, dönüştürücü ve küresel bir iz bıraktığı görülmez. 1810 yılında Prusya’nın Napolyon orduları karşısında aldığı ağır askeri ve varoluşsal yenilginin küllerinden doğan Friedrich-Wilhelms-Universität, sadece yeni bir eğitim kurumu değil, dünya akademi tarihini kökten değiştiren "Humboldtçu" bir bilim idealinin de doğum yeri olmuştur. Araştırma ve öğretimin birliğini, akademik özgürlüğü ve bilginin seminer odalarında ampirik olarak yeniden üretilmesini savunan bu model, Berlin'i kısa sürede dünya biliminin ve entelektüel sermayesinin mutlak başkenti haline getirmiştir.

Bu muazzam akademik ekosistemin içinde, iktisat disiplini kendine has, özgün ve hırslı bir patika izlemiştir. Anglo-Sakson dünyasında Adam Smith, David Ricardo ve daha sonra Alfred Marshall çizgisiyle gelişen; soyut akıl yürütmelere, matematiksel dengelere ve zaman-mekândan bağımsız evrensel yasalara dayanan "klasik/neoklasik" paradigmaya karşı Berlin, kurumsal ve tarihselci ampirizmin dünyadaki en güçlü kalesi olarak yükselmiştir. Berlin’de iktisat; saray odalarının pratik idare tekniği olan Kameralizmden, felsefe, hukuk ve sosyolojiyle organik olarak bütünleşmiş Devlet Bilimlerine (Staatswissenschaften) doğru evrilmiştir.

Berlin Ekonomi Bölümü’nün bu tarihsel serüveni, üç büyük kırılma dönemi üzerinden okunabilir:

· İnşa ve Sentez Dönemi (1810-1870): Erken dönem Berlin iktisatçılarının, İngiliz klasik iktisadının piyasa dinamiklerini Prusya'nın güçlü bürokratik ve müdahaleci geleneğiyle harmanlama, Smithgil teoriyi "milli" bir kalkınma enstrümanı olarak yeniden bükme çabalarına sahne olmuştur.
· Zirve ve Küresel Hegemonya Çağı (1870-1933): Gustav von Schmoller’in kürsüye gelişiyle birlikte, Genç Tarihçi Okul kurumsallaşmış ve Berlin, iktisat tarihinin en büyük metodolojik savaşı olan Methodenstreit’ta (Yöntem Kavgası) Viyana Okulu'nun soyut tümdengelim yöntemine karşı ampirik ve tümevarımsal kaleyi savunmuştur. Aynı dönemde Verein für Socialpolitik (Sosyal Politika Birliği) çatısı altında somutlaşan "Kürsü Sosyalistleri" (Kathedersozialisten), iktisadı toplumsal yaraları saran, sınıf çatışmalarını sönümlendiren bir klinik müdahale ve yönetim sanatı olarak tasarlayarak modern refah devletinin entelektüel mimarlığını üstlenmiştir. Bu dönem, Weimar Cumhuriyeti’nin çok sesli ikliminde Werner Sombart’ın kapitalizmin kültürel sosyolojisi ve Emil Lederer’in analitik konjonktür teorileriyle muazzam bir entelektüel laboratuvara dönüşmüş; Amerikalı genç iktisatçıların doktora yapmak için akın ettiği küresel bir çekim merkezi yaratmıştır.
 
· Kırılma ve Trajik Çöküş (1933-1945): 1933 yılında Nazi rejiminin iktidara gelmesiyle başlayan ideolojik tasfiye, bu muazzam entelektüel birikimin kurumsal intiharına yol açmıştır. Profesyonel Memuriyetin Geri Getirilmesi Kanunu ile Emil Lederer ve parlak akademik kadrosunun bir gecede ihraç edilmesi, üniversitenin tam karşısındaki Opernplatz'da (Bebelplatz) on binlerce iktisat ve sosyal bilim kitabının yakılmasıyla somutlaşan barbarlık, özgür düşüncenin fiziki sonunu getirmiştir. Schmoller'in devletçi mirası, rejimin elinde dogmatik bir "Milli Ekonomi" (Volkswirtschaft) ve otarşi propagandasına dönüştürülmüş; Werner Sombart’ın Alman Sosyalizmi (1934) eseriyle trajik bir entelektüel savrulma yaşanmıştır. İkinci Dünya Savaşı yıllarında ise analitik ve felsefi derinlik tamamen yok edilerek, Berlin iktisadı rejimin işgal ve sömürge politikalarına hizmet eden bir "savaş ekonomisi mühendisliğine" (Wehrwirtschaft) indirgenmiştir.

1945 yılındaki nihai çöküşün ardından Berlin’in coğrafi ve ideolojik olarak ikiye bölünmesi, Prusya/Alman iktisat geleneğinin tabutuna çakılan son çivi olmuş; küresel iktisat sahnesi tamamen matematikselleşen ve ekonometrik modellere dayanan Anglo-Amerikan hegemonyasına teslim olmuştur.

Bu çalışma; kuruluşundan 1945 harabelerine kadar Berlin Ekonomi Bölümü'nün izini sürerek, sadece bir akademik departmanın kronolojisini sunmayı değil; iktisadın tarihle, toplumla ve kurumlarla olan organik bağını kopartıp onu mekanik bir optimizasyon tekniğine indirgeyen ana akım metodolojiye karşı Kıta Avrupası'nın disiplinlerarası zenginliğini yeniden tartışmaya açmayı amaçlamaktadır. Ancak bunun da ötesinde Berlin'in öyküsü, bir bilim dalının kendi kurumsal ve analitik özerkliğini koruyamadığı, rasyonel kalelerini inşa edemediği ve meşruiyetini tamamen devlete yasladığı takdirde, totaliter bir iktidar kıskacında nasıl trajik bir entelektüel enkaza dönüşebileceğini gösteren zamansız bir ibret vesikasıdır.

I: Humboldt İdeali ve Devlet Bilimlerinin (Staatswissenschaften) Doğuşu (1810-1870)

1.1. Friedrich-Wilhelms-Universität’ın Kuruluşu ve Prusya Devlet Aygıtının Entelektüel İhtiyaçları

19. yüzyılın şafağında Prusya, askeri, siyasi ve varlıksal bir krizin tam ortasındaydı. 1806 yılında Jena-Auerstedt muharebelerinde Napolyon orduları karşısında alınan ağır mağlubiyet, sadece Prusya askeri makinesinin değil, eski feodal-bürokratik devlet yapısının da çöktüğünün açık bir ilanıydı. Tilsit Antlaşması ile topraklarının yarısını kaybeden ve ağır savaş tazminatları altında ezilen Prusya rejiminin önünde tek bir yol kalmıştı: Devleti, yukarıdan aşağıya entelektüel ve idari bir reform dalgasıyla yeniden icat etmek.

Bu varoluşsal kriz ortamında, Kral III. Friedrich Wilhelm’in somutlaştırdığı "Devlet, fiziki alanda kaybettiği gücü entelektüel alanda yeniden kazanmalıdır" şiarı, 1810 yılında Berlin Üniversitesi’nin (Friedrich-Wilhelms-Universität) kuruluş felsefesini oluşturdu. Kültür ve Eğitim Bakanlığı bünyesinde bu misyonu üstlenen Wilhelm von Humboldt, sadece yeni bir eğitim kurumu değil, dünya akademi tarihini kökten değiştirecek olan Humboldt Eğitim Modelini tasarladı.

Humboldt modelinin merkezinde iki kurucu ilke yer alıyordu: Araştırma ve öğretimin birliği (Einheit von Lehre und Forschung) ve akademik özgürlük (Lehr- und Lernfreiheit). Üniversite, orta çağdan kalan ve yalnızca dogmatik bilgiyi aktaran bir lise uzantısı olmaktan çıkarılacak; bilginin bizzat profesör ve öğrenci tarafından seminerlerde yeniden üretildiği dinamik bir araştırma laboratuvarı haline getirilecekti.

Ancak bu idealist felsefenin arkasında, Prusya devlet aygıtının çok pragmatik ve acil entelektüel ihtiyaçları yatmaktaydı:

· Yeni Bürokrat Sınıfının Eğitimi: Reformist devlet adamları Karl vom Stein ve Karl August von Hardenberg’in başlattığı Prusya reformları; rasyonel, hukuka bağlı, modern vergilendirme, tarım ve endüstri politikalarını yönetebilecek yüksek nitelikli bir bürokrat sınıfına ihtiyaç duyuyordu.
· Merkezi Uyum: Berlin Üniversitesi, Prusya’nın idari merkezinde (Unter den Linden) konumlandırılarak, devletin rasyonelleşme hamlesine entelektüel meşruiyet ve insan kaynağı sağlayan bir "düşünce kuruluşu" (think-tank) olarak kurgulanmıştı.

Bu doğrultuda, felsefe ve hukuk fakültelerinin gölgesinde yeşeren iktisat disiplini, Prusya idari elitinin zihniyet dünyasını şekillendiren en stratejik enstrüman haline gelecekti.
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2071

19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı Devleti, sadece askeri ve mali cephelerde değil, aynı zamanda entelektüel, idari ve kurumsal sahalarda da çok boyutlu bir beka mücadelesine girişmiştir. ;

İktisat biliminin tarihsel gelişimi, ekseriyetle soyut kuramların doğrusal bir çizgide birbirini takip ettiği saf bir düşünce silsilesi olarak tasvir edilir. Ancak iktisadi düşüncenin ve bu düşünceyi üreten akademik paradigmaların evrimi, göründüğünden çok daha ampirik, kurumsal ve coğrafi yer değiş...;

The Lancet'te yayımlanan bir analize göre, dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyar insan şu anda bir ruhsal bozuklukla yaşıyor ve bu yük son otuz yılda çarpıcı bir şekilde arttı. Ruhsal hastalıklar, dünyanın en çok engelliliğe yol açan sağlık sorunları arasına girdi; anksiyete ve depresyon ise bu yüksel...;

Modern sosyal bilimlerin ve yükseköğretim yapılarının kurumsal mimarisi incelendiğinde, hiçbir akademik merkezin 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın ilk çeyreği arasında Berlin Üniversitesi kadar derin, dönüştürücü ve küresel bir iz bıraktığı görülmez.;

Modern makroekonomik sistemlerin ve ulusal kalkınma modellerinin karşı karşıya kaldığı en akut yapısal hastalıklardan (patolojilerden) biri, reel sektör bünyesinde üretilen katma değerin ve artı değerin (surplus), spekülatif finansal enstrümanlar (türev piyasalar, gölge bankacılık ve rantiye mekaniz...;

Polonya, Doğu ve Batı Avrupa’nın jeopolitik, kültürel ve iktisadi kesişim noktasında yer alan, tarihi boyunca büyük yıkımlar, egemenlik kayıpları ve köklü rejim değişiklikleriyle sınanmış bir coğrafyadır. Bu dinamik ve trajik tarihsel arka plan, Polonya’da şekillenen iktisadi düşüncenin de kendine h...;

Modern otobiyografi yazını, çoğunlukla bireysel bir öznenin içsel gelişimini, başarılarını ve kişisel tarihindeki kırılmaları merkeze alan mikroskobik bir anlatı türü olarak kabul edilir. Ancak Stefan Zweig’ın 1942 yılındaki trajik intiharından hemen önce sürgünde kaleme aldığı Die Welt von Gestern ...;

Modern ekonomi coğrafyası ve kurumsal iktisat yazını, ulus devletlerin homojen birer iktisadi bütün olduğu varsayımını uzun süre önce terk etmiştir. Bu terk edişin ve kurumsal patika bağımlılığı (path dependency) olgusunun Avrupa kıtasındaki en nevi şahsına münhasır laboratuvarı hiç kuşkusuz Polonya...;

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

“III. Uluslararası Türk - Afrika Kongresi“ 4 - 6 Aralık 2007 tarihleri arasında İstanbul'da Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi - TASAM'ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. III. Uluslararası Türk - Afrika Kongresi'ne, Afrika Birliği'ne üye ülkelerden Afrika Birliği nezdinde kıta hakkındaki çalı...