Belirsizlik İçeren Avrasya Güvenlik Ortamında Risk Analizi

Makale

Her uluslararası aktörün öncelikle güvenlik ihtiyacı olduğu ve bunu sağlamak adına politikalar üretmesi gerektiği ve güvenlik kavramı tam olarak ortaya konulmadan uluslararası alanda gerçekleşen olayların açıklamasını yapmanın zor olduğu bilinen bir gerçektir....

Özet

Her uluslararası aktörün öncelikle güvenlik ihtiyacı olduğu ve bunu sağlamak adına politikalar üretmesi gerektiği ve güvenlik kavramı tam olarak ortaya konulmadan uluslararası alanda gerçekleşen olayların açıklamasını yapmanın zor olduğu bilinen bir gerçektir.

Yapısı gereği adalet, özgürlük ve etik gibi bir çok kavramı içinde barındıran güvenlik; insanlığa, topluma ve ülkelere yönelik tehditlerden uzak olunması anlamına gelmekle beraber, günümüzde güvenliğe etki edecek, teknolojik gelişmeler, yapay zekâ, siber ortam ve ekolojik sorunlar gibi yeni alanların giderek etkisini daha fazla hissettirmesi ve etkileşimin ölçülebilen sınırları aşmış olması nedeniyle, kaçınılmaz olarak genişletilmiş çok katmanlı bir güvenlik kavramına ihtiyaç olduğu yönünde görüşler oluşmaya başlamıştır.

Teknolojinin ve yapay zekanın da işin içine girmesiyle, gelişmeler şaşırtıcı bir hal aldı. Aklın bir adım öteye geçip önceki şeklinin dışına çıktığı bir çağın eşiğinde bulunuyoruz. Şimdiye kadar inandığımız ve içselleştirdiğimiz kabul gören tüm kavramlar yığınının hızla çözüldüğünü görüyor ve yeni bir çıkış yolu arıyoruz. Günümüz ortamında yaratılan bilgi bolluğu ve yer ve mekâna bağlı olmadan ulaşmanın kolaylaşması dikkat dağılmasına ve nerelere odaklanılması gerektiği konusunda tereddütlere neden olmaktadır. Yine böyle bir ortamda bilgiye ulaştırma gücünü ele geçiren ve kontrol edenler üstünlük kazanmaktadır. Her şeyin çabuk değiştiği ve tükendiği bir ortamda, insanlar akıllarıyla uzayda uçarken, bedenlerinin coğrafi bir mekâna ve sınıra hapsedilmesini artık kabul etmiyor.

Aynı belirsizlikler ve güvensizlik ortamı Avrasya bölgesi için de geçerli. Böyle bir ortamda geleceği nasıl tahmin edeceğiz, riskleri nasıl belirleyecek ve buna göre gereken tedbirleri nasıl alacağız?

Risk, stratejik düzeyde hedeflere ulaşmada bunu olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilecek olaylar ve durumları içeren bir tanımdır. Eğer bu etki olumlu ise fırsat, olumsuz ise risk olarak değerlendirilir. Risk analizi ise potansiyel risklerin tanımlanarak, bunlara ilişkin alınması gereken tedbirleri içeren yöntem ve esasları içerir.

Bu çalışmanın amacı, Avrasya bölgesinde gerçekleşen olayları analiz etmek suretiyle geleceğe yönelik riskleri önleyebilecek veya en azından azaltacak bir modeli ortaya koymaktır. Çalışmanın oldukça geniş kapsamlı olması nedeniyle özellikle Soğuk Savaş Dönemi sonrasında gerçekleşen olaylar üzerinde yoğunlaşılacaktır.
 

Belirsizlik İçeren Avrasya Güvenlik Ortamında Risk Analizi

Çalışmanın amacı ve kapsamı

Risk, stratejik düzeyde hedeflere ulaşmada bunu olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilecek olaylar ve durumları içeren bir tanımdır. Eğer bu etki olumlu ise fırsat, olumsuz ise risk olarak değerlendirilir. Risk analizi ise potansiyel risklerin tanımlanarak, bunlara ilişkin alınması gereken tedbirleri içeren yöntem ve esasları içerir.

Bu çalışmanın amacı, Avrasya bölgesinde gerçekleşen olayları analiz etmek suretiyle geleceğe yönelik riskleri önleyebilecek veya en azından azaltacak bir modeli ortaya koymaktır. Çalışmanın oldukça geniş kapsamlı olması nedeniyle özellikle Soğuk Savaş Dönemi sonrasında gerçekleşen olaylar üzerinde yoğunlaşılacaktır.

Bulgular

Adalet, özgürlük ve etik gibi kavramları özünde kapsayan güvenlik, insanlığı, toplumu ve ülkeleri tehditlerden korumak anlamına gelir. Ancak teknolojik gelişmeler, yapay zekâ, siber uzay ve ekolojik sorunlar gibi yeni alanlar güvenliği giderek daha fazla etkiledikçe ve etkileşimler ölçülebilir sınırları aştıkça, genişletilmiş ve çok katmanlı bir güvenlik kavramının kaçınılmaz olarak gerekli olduğu görüşleri ortaya çıkmaya başlamıştır.

Bugün dünya uluslararası sisteminde belirgin bir şekilde kaos ve anarşik bir ortamın gerçekleştiğini görüyoruz. İnsanoğlunun kendisi ve etrafındaki her şeyi yok etmeye yönelik muazzam yaratıcılığını gördükçe yanlışı nerede yaptığımız ve nasıl böyle bir varlığa dönüştüğümüz gündeme geliyor.

Risk, stratejik düzeyde hedeflere ulaşmada bunu olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilecek olaylar ve durumları içeren bir tanımdır. Eğer bu etki olumlu ise fırsat, olumsuz ise risk olarak değerlendirilir. Risk analizi ise potansiyel risklerin tanımlanarak, bunlara ilişkin alınması gereken tedbirleri içeren yöntem ve esasları içerir. Düzensizlik, karışıklık ve tahmin edilemezlik ise“ kaos“ anlamına gelir. Bir sistem bakımından kaos, dış nedenlerin yarattığı etkilere açık, istikrarsız, kontrol edilemeyen ve öngörülemeyen bir koşulu işaret eder (Gleick, 1995:356- 358). Karmaşık sistemlerin özelliği, aynı anda hem düzenli alt sistemlerin bulunduğu hem de çok sayıda kaotik değişkenlerin bir arada olduğu genel bir düzenin varlığıdır. Bu haliyle kaos, içinde açıklanabilir birçok dinamiği barındırır.

Günümüzün çok katmanlı kaos ortamında, karmaşık sistemlerin davranışlarının sadece davranışın en yakın sebebine bakarak anlaşılamayacağını, aynı zamanda sistemi de bütünüyle anlamamız gerektiği ortadadır. Kaos teorisi başlangıç koşullarına hassas bağımlılığı temel alır ve küçük etkilerin uzun vadede büyük değişimlere yol açabileceğini vurgular. Böyle bir anlayışta kaotik etkileri fırsata dönüştürmek bile mümkün olabilir. Kendini yeniden yaratan yapıların temelinde kuvvetli bir şekilde kaostan yeni bir düzen çıkacağı düşüncesi bulunur.

Artık II. Dünya Savaşı sonrası oluşturulan dünya düzeninin bir çok noktada aksadığı ve ihtiyacı karşılamaktan giderek uzaklaştığına şahit oluyoruz. Düşüş, iyinin ve kötünün ötesinde bir dünyada, post modern tahayyül gücünün tamamen yıkıma odaklandığı, güçlü oyuncular dünyasında gerçekleşiyor. Modern dünyanın bir bunalım geçirdiği ortamda kritik bir noktaya ulaşmış gibiyiz ve değişim bir şekilde kendini gösterecek (Guenon, 2005: 28-30) gibi.

Entropi terimi çoğunlukla bir sistemdeki rastgelelik ve düzensizlik (kaos) olarak tanımlanır birçok alanda yararlanılır. Sistemlerdeki düzensizlik arttıkça entropi de artar. Bu durumda faydalı (iş yapabilir) enerji miktarı azalır, faydasız enerji artar. Bu alan Batı düşüncesinde “Kaos“ kuramları ile açıklanırken Doğu düşüncesinde hareket, değişim ve dönüşümü içeren “Tao“ açılımları ile açıklanır.

Krizler, aynı zamanda fırsatları da beraberinde getirir. Krizler bir gidişatı düzeltmemiz ve yeni yaşam tarzları ve farklı fikirler geliştirmemizin de önünü açar. Çin dilinde “Kriz“, biri tehlike, diğeri fırsat anlamına gelen iki ayrı ideogramla ifade edilir. Yunanca’da ise bir seçim yapma gereğine işaret eder (Lenoir, 2023:11).

Sanal dünyanın bazı çevrelerce acımasız ve yönlendirici bir şekilde kullanıldığı bir dünyada yaşıyoruz ve George Orwell’in 1984 romanındaki “Savaş barıştır, Özgürlük köleliktir ve cehalet güçtür“ sözünü bir kez daha hatırlıyoruz (Orwell,2025). Günümüz ortamında yaratılan bilgi bolluğu ve yer ve mekâna bağlı olmadan ulaşmanın kolaylaşması dikkat dağılmasına ve nerelere odaklanılması gerektiği konusunda tereddütlere neden olmaktadır. Yine böyle bir ortamda bilgiye ulaştırma gücünü ele geçiren ve kontrol edenlerin üstünlük kazandıkları görülüyor.

Bulguların Değerlendirilmesi

Böyle bir ortamı açıklayan bazı fikirler sürekli gelişiyor. Bireycilik ve acımasız ekonomik sistemlerin kültürel çekiminden kurtulup kendi dünyamızı kurmanın peşinde (Touraine, 2007: 12) dağınık bir halde yeninin şokunun etkisi altında, kutsanan kültürel değerlerin ahenksizliğinin ötesine geçmeye çalışıyoruz (Robinson ve Rundell, 1999: 11-12).

Bizi tutsak eden dünya imgelerinden kurtulmak için çeşitli yollar bulmamız gerekiyor.

Lewis bu durumu kendine göre yorumlayarak şu sonuca ulaşmış; Ya onlara özgürlük getireceğiz ya da onlar bizi yok edecekler (Lewis, 2010: 187).

BM de dahil olmak üzere dünya sisteminin etkisiz hale geldiği anarşik bir düzende, haklar yanlışlara, yanlışlar doğrulara dönüşmüş durumda gözüküyor.

Böylesine sahte bir ortama girdiğimizde, Avrupa ve Asya ülkeleri arasındaki ticaretin bir tehlike, enerji alışverişinin ise bir tehdit olarak yorumlandığını görüyoruz.

Asya ülkelerinin kendi aralarında ulaşım için yol inşa etmelerinin bile engellenmeye çalışıldığını görmek herkesi hayrete düşürüyor.

Halbuki tarih, Avrupa veya Amerika kıtasında inşa edilen herhangi bir yol hakkında hiçbir Asya ülkesinden tek bir söz veya itirazın olmadığını da bizlere gösteriyor.

Peki, normal nedir? Belki de öncelikle yeni normali doğru tanımlamamız gerekiyor.

Böyle bir ortamda olanları söylenildiği gibi kabul mu edeceğiz yoksa Vatandaş’ın ifade ettiği şekilde onlar da yanılıyor olabilir mi? Çok zengindiler, güçlüydüler. Bilim ve teknolojide müthiştiler. Kendilerini çok farklı ve değerli buluyorlardı. Şımardılar; hak-hukuk tanımaz oldular. Bize kim ne yapabilir. Gücümüz karşısında kim durabilir? dediler. Ama yanıldılar (Vatandaş, 2015: 9-10)

Böyle bir ortamda geleceği nasıl öngöreceğiz, riskleri nasıl tespit edeceğiz ve gerekli önlemleri nasıl alacağız? Örneğin, Avrasya bölgesinde neden sürekli sorunlar var? Bu sorunları kim yaratıyor? Bölgeye yönelik gerçek tehditler nelerdir? Bu tehditler nasıl ortadan kaldırılabilir? Ve en önemlisi, tüm bunların üstesinden gelip kalıcı barış ve güvenliği tesis edecek mekanizmalar nasıl oluşturulabilir?

Öncelikle “bir sorunu iyi tespit etmek çözümün yarısıdır“ sözünü kabul edip, yönlendirilmelerin etkisini aşıp, doğru tespitlere mi yönelmemiz gerekiyor?

Mevcut düşünce tarzımız ve aldığımız eğitim yöntemleriyle, özellikle Asya bölgesindeki güvenlik sorunlarını çözmek mümkün müdür?

Yoksa sistem içindeki herkesi kapsayan ve kucaklayan farklı bir anlayış yaratma kapasitesine sahip miyiz?

Bu konuyu daha önce yürüttüğümüz bir çalışmada ele almış, Avrasya bölgesinde son 200 yılda meydana gelen kırılma noktalarına odaklanmış ve bu bölgeyle ilgili stratejileri, güvenlik belgelerini, konferansları, zirveleri ve tatbikatları analiz etmiştik. Tespitler ise şu şekildeydi:

Tarih boyunca Avrasya kıtası, kaynakları nedeniyle güç merkezlerinin oluşumuna uygun bir alan olmuştur (Alpar, 2024).

Jeostrateji, strateji ve coğrafya arasındaki bağın ve coğrafyanın ülkelerin stratejileri üzerindeki etkisinin analiz edilmesiyle oluşturulur. Coğrafi olarak Avrasya, esasen Avrupa ve Asya kıtalarının birliğini temsil eder. Siyasi bir coğrafya olarak Avrasya, dünya hakimiyetinin belirlendiği bir alan olarak tanımlanabilir (Özder, 2013: 66). "Avrasya" terimi literatüre Alman Alexander Von Humboldt (1769-1859) tarafından kazandırılmıştır. Humboldt'un Avrasya kavramını Avrupa-Asya bileşeni üzerine inşa ettiği de görülmektedir.

Günümüzde dünyanın en dinamik ve gelecek vaat eden yapıları açıkça bu bölgede yer almaktadır (Brzezinski, 1997: 52). Ancak özellikle Asya kıtası kopuktur. Ulaşım ağı, belirli bölgeler dışında zayıftır ve binlerce yıl öncesinin bile gerisinde kalmaktadır. İş birliği ve dayanışmaya açık bir ihtiyaç vardır. Evet, Asya ve ağırlıklı olarak Avrasya dışında herhangi bir yerde güç merkezlerinin oluşması zordur.

Bunun tek bir istisnası vardır: Avrasya dışında ortaya çıkan tek bir devlettir.

Peki, Avrasya dışında ortaya çıkan bir devlet nasıl bir güç merkezi haline geldi ve konumunu nasıl koruyor?

Avrasya kıtasının mekânsal ve tarihsel derinliği ve zenginliği her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Bu derinlik ve potansiyel nedeniyle, dünyanın tüm büyük medeniyetleri ve güç merkezleri Avrasya'da veya Avrasya etkisi altında kurulmuştur. Ayrıca, Avrasya bölgesinin tarihsel olarak birbirlerine karşı sömürülebilecek kültürel çatışma potansiyeline sahip olduğunu unutmamak önemlidir.

Genel olarak, Avrasya kıtasının dışından bir güç merkezinin ortaya çıkıp kalıcı bir güç merkezi olarak kalması imkânsız görünmektedir.

Böyle bir durum ancak şu durumlarda mümkün olabilir:

- Avrasya güç merkezlerinin birbirleriyle mücadele etmesi ve birbirlerini zayıflatması,

- Avrasya dışında oluşan bir güç merkezinin Avrasya içindeki belirli güç unsurlarını müttefik olarak alması. Bugüne kadar yapılan tam olarak budur.

Bu hususlar, Başkan Biden'ın göreve başladıktan sonra yayınladığı Hint-Pasifik Strateji Belgesi'nde (ABD Hint-Pasifik Stratejisi: 2022) açıkça görülebilir.

Kısacası, Avrasya bölgesindeki bazı ülkeleri kendi taraflarında tutmak ve birbirlerine karşı kışkırtarak bir güç oluşturmalarını engellemek.

Mackinder ve Spykman'ın teorilerinin her zaman Avrasya bölgesinde bir güç oluşumunu engellemeyi amaçladığını zaten biliyoruz. Peki, bugün kullanılan yöntemlerin farklı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Mevcut anlaşmazlıklar ve yapay olarak yaratılmış bölünmeler, ülkelerin birleşmesini engellemek için kullanılırken, korku ve açgözlülüğün de temel motivasyon olarak kullanıldığı anlaşılıyor. Nitekim, Savaş Dönemi'ne damgasını vuran "Sovyet Korkusu"nun tam da bu nedenle yaratıldığı anlaşılıyor. Aynı ilke son zamanlarda Çin konusunda da deneniyor. Türk korkusu yaratma ise zaten önceden beri uygulanan bir yöntem. Bu korkuları üzerimizden nasıl atacağız?

Üstelik “korkuları kullanma“ yanında bir de “gerçeğin ötesinde hayali hedefler“ sunarak “hırsları kullanma“ konusu da sürekli mevcut. Avrasya bölgesinde birçok ulusun kendi nüfusu ve gücünü çok aşan dışarıdan sunulan hedeflerin peşinde gerçekleşmesi güç hedefleri var. Kendi jeopolitiklerinin ötesine taşan bu hırs ülkeleri ve insanları bitiriyor ve “büyük“ olma peşinde kaynaklarını tüketerek onları travmalara sürüklüyor.

Avrasya dışındaki bir güç merkezinin gelecekte de güç merkezi olma planlarını sürdürüp sürdürmeyeceği veya ne ölçüde başarılı olacağı tartışmalıdır. Ancak, Doğu Avrupa ve Akdeniz'den sonra kuracağı ağırlık merkezi ve sonrasında Hint-Pasifik bölgesinde bulacağı/oluşturacağı müttefiklerle Avrasya bölgesindeki kopuşu tamamlamaya çalışacağı öngörülebilir.



Devamı için...
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

Macron ve Merz’in ortak mektubu, Avrupa pazarına erişimi ekonomik caydırıcılığın merkezine yerleştiriyor. Ancak bu stratejinin başarısı, Brüksel’in kapıları kapatma yetkisinden çok, Avrupa’nın karşılık görmenin maliyetini taşıyabilmesine bağlıdır.;

21. yüzyılın güvenlik inşası, konvansiyonel savaş bölgesinin çok ötesinde bir konuma geçerek siber uzayın sınırsız ve soyut coğrafyasına yayılmıştır. Gelenekselleşmiş güvenlik yaklaşımları önemli bir oranda kritikleşmiş altyapıların, fiziki sınırların ve askeri kabiliyetin muhafaza edilmesine odakla...;

BRICS’in geleceğine ilişkin belirsizlikler, 2026 yılının başlarında zaten belirgin biçimde artmıştı. Hürmüz Boğazı’nın büyük ölçüde kapanmış olması, İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik saldırılarına rağmen İran ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin aynı oluşum içerisinde yer almaya devam etmesi ...;

Eylül 2026'nın ikinci yarısında, yapay zekanın "kontrolden çıkabileceği" tartışması bir anda sektörün merkezine oturdu. Bu not, WSJ takibimize dayanarak tartışmanın yaklaşık iki haftalık seyrini kronolojik olarak diziyor, ardından kısa bir değerlendirmeyle çerçeveliyor. Temel argümanımız şu: tartışm...;

TASAM Milli Savunma ve Güvenlik Enstitüsü yürütücülüğünde hayata geçirilen "TASAM Yıllık Asimetrik Güvenlik Tehditleri ve Risk Değerlendirme Raporu", yıllık periyotlarla yayımlanması planlanan stratejik bir çalışma projesidir. Proje; küresel ve bölgesel ölçekteki asimetrik tehditlerin derinlemesine ...;

Mercatura (Latince: ticaret, ticaret sanatı)2, Batı düşünce tarihinde nadiren tarafsız bir terim olmuştur. Antik Yunan'dan 18. yüzyıl sonuna kadar geçen yaklaşık iki bin yıllık süre boyunca bu faaliyet — malın el değiştirmesi, kâr amacıyla alım-satım — kimi zaman bir günah, kimi zaman hoş görülen bi...;

Orta Doğu jeopolitiği, son yıllarda uzun süredir devam eden kamplaşma ve çatışma odaklı dinamiklerin yerini diyalog, uzlaşı ve pragmatik çıkar ortaklıklarına bıraktığı kapsamlı bir dönüşüm sürecine sahne olmaktadır. 2010’lu yılların başında patlak veren Arap Baharı, 2013’te Mısır’da yaşanan askerî m...;

TRT 2 seyircisine her akşam, toplumsal sorun ve farklı yaşam biçimlerine dikkat çeken filmler sunuyor. Bunlardan bazısı özellikle insanın yüreğine ateş salarak yapamadıklarına pişman ediyor. İşte böyle filmlerden biri geçen hafta sonu ekranlardaydı. “Kayıp Vatan“ veya Arakan (Rohingya) dilinde “Harà...;

Asimetrik Güvenlik Tehditleri ve Risk Değerlendirme Raporu

TASAM Güvenlik ve Strateji Merkezi yürütücülüğünde hayata geçirilen "TASAM Yıllık Asimetrik Güvenlik Tehditleri ve Risk Değerlendirme Raporu", yıllık periyotlarla yayımlanması planlanan stratejik bir çalışma projesidir. Proje; küresel ve bölgesel ölçekteki asimetrik tehditlerin derinlemesine analizine odaklanarak, değişen güvenlik mimarisi karşısında proaktif stratejik öngörüler ve karara esas yol haritaları sunmayı amaçlamaktadır.

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

12. İstanbul Güvenlik Konferansı (2026)

  • 19 Kas 2026 - 20 Kas 2026
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul - Türkiye

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Uzun yıllar boyunca Liberya meselesi, dünya gündemini meşgul eden bir konu olmuştur. Yaşanan İç Savaş boyunca sıklıkla çatışmalar ve ölümlerle anılan ülkenin günümüzde yeniden dirilme mücadelesi vermesi, diğer aktörler tarafından dikkatle izlenmektedir.

21. yüzyılın kuşkusuz en önemli paradigma değişimlerinden birini küreselleşme süreci oluşturuyor. Bu süreçle beraber siyasal, sosyal, ekonomik pek çok alanda köklü değişimler yaşandı, yeni yol ve yöntemler keşfedildi, eski yöntemler yeniden inşa edildi; sonuçta yepyeni bir anlayışla karşı karşıya ka...