Andrew KORYBKO
Prabowo ve ekibi, Küresel Sistemik Dönüşüm’ün önde gelen aktörleri arasında denge kurarken Endonezya’yı Yeni Soğuk Savaş entrikalarının dışında tutmayı başararak büyük bir iş çıkarıyor.
Dünya, Batı tek kutupluluğundan Batı dışı çok kutupluluğa doğru küresel bir sistemik dönüşüm içinde. Batı’nın dünya düzeni üzerindeki hakimiyeti sona eriyor ve yerini kademeli olarak, dünya düzeninde nihayet daha eşit bir rol elde eden Batı dışı ülkelere bırakıyor. ABD, Batı’nın en güçlü ülkesi; Çin ise Batı dışı dünyanın en güçlü ülkesi konumunda. Bu iki ülkenin temsil ettiği tek kutuplu ve çok kutuplu modeller arasındaki rekabet, Yeni Soğuk Savaş olarak tanımlanabilir.
Endonezya hem küresel sistemik dönüşümde hem de Yeni Soğuk Savaş’ta benzersiz bir role sahip. Dünyanın nüfus bakımından dördüncü en büyük ülkesi olarak, Endonezya’nın küresel meselelerde daha büyük bir rol oynaması çok uzun zaman önce gerekiyordu. Bu rol, şimdiye kadar G20 üyeliği ve son dönemde BRICS üyeliği şeklinde kendini gösterdi. Bu iki örgüt de ekonomik ve mali iş birliğine odaklanıyor. Endonezya’nın bu örgütlere üyeliği hem Batı hem de Batı dışı dünyayla ticaret ve yatırımını genişletme çalışmalarını kolaylaştıracak.
Bu noktada, Endonezya Hint ve Pasifik Okyanusları üzerinde konumlanmış durumda; bu da ülkeye, günümüz küresel ekonomik büyümesinin merkezinde yer almasından kaynaklanan eşsiz bir avantaj sağlıyor. ASEAN üyeliği sayesinde Endonezya, Çin, Japonya, Hindistan ve Güney Kore gibi Asyalı güçlerle serbest ticaret bölgelerinin bir parçası haline geldi. Ayrıca yakın zamanda ABD ile, kritik madenlerde iş birliğini de içeren bir ticaret anlaşması imzaladı. Bunun yanı sıra bir güvenlik anlaşması da kabul edildi.
“Büyük Savunma İş birliği Ortaklığı“, Endonezya’nın Hint-Pasifik’te ABD’nin kilit bir güvenlik ortağı statüsünü pekiştiriyor. Endonezya, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda kısa süreli uyguladığı geçiş ücreti politikasını Malaka Boğazı’nda taklit etmeyi reddetmiş olsa da kendisi ve ABD bir kriz durumunda bu tür ihtiyat planları hazırlayabilir. Ayrıca, ABD’ye Endonezya üzerinde ücretsiz uçuş hakkı tanıyan bir anlaşmayı de görüştükleri bildiriliyor. Bununla birlikte, Endonezya’yı Çin’e karşı olarak tanımlamak yanlış olur; çünkü o gerçekte sadece Çin’i dengeliyor.
Kısaca açıklamak gerekirse, bazı Güneydoğu Asya ülkelerinin ticaret dengesizlikleri nedeniyle Çin ile gelecekteki ilişkilerinde endişe duyduğu gibi, hiçbir ülke başka bir ülkeye orantısız şekilde bağımlı olmak istemez; bu yüzden Endonezya şimdi bir dengeleyici olarak ABD’ye aktif biçimde yöneliyor. Meşhur Bandung Konferansı’nın Bağlantısızlık ruhu, bugünün Endonezya’sında, aynı amaçla Büyük Güçler arasında Hindistan’dan ilham alan çok yönlü bir hizalanma şeklinde canlanıyor. Rusya da bunda bir rol oynuyor.
Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto, Savunma Bakanı’nın Washington’da Endonezya’nın ABD ile yeni güvenlik anlaşmasını açıkladığı gün, Moskova’da enerji iş birliğini görüşmekteydi. Bu durum, onun tasarladığı dengeleme stratejisine ışık tuttu: Rusya ekonomiye yakıt sağlıyor, ABD güvenliği güçlendiriyor, ABD ve yukarıda bahsedilen Asyalı güçler Endonezya’nın en büyük ticaret ortakları arasında yer alıyor, Japonya ve Güney Kore Çin’e teknolojik bağımlılığı azaltmaya yardımcı oluyor ve Hindistan ile her zaman özel medeniyetler arası bağlar bulunacak.
Prabowo ve ekibi, küresel sistemik dönüşümde önde gelen bu aktörler arasında denge kurarken Endonezya’yı Yeni Soğuk Savaş entrikalarının dışında tutmayı başararak büyük bir iş çıkarıyor. ABD ile yeni güvenlik anlaşması gerçekten Çin’i dengelese de bu anlaşma Çin’e karşı değildir ve Çin’i tehdit de etmemektedir. Çin ile ticaret ve yatırım bağları da güçlü kalmaya devam ediyor. Dolayısıyla Endonezya’nın yaptığı şey, Küresel Güney’e Çin ile ABD arasında en etkili şekilde nasıl denge kurulacağını göstermek oldu. (Substack)
Dünya, Batı tek kutupluluğundan Batı dışı çok kutupluluğa doğru küresel bir sistemik dönüşüm içinde. Batı’nın dünya düzeni üzerindeki hakimiyeti sona eriyor ve yerini kademeli olarak, dünya düzeninde nihayet daha eşit bir rol elde eden Batı dışı ülkelere bırakıyor. ABD, Batı’nın en güçlü ülkesi; Çin ise Batı dışı dünyanın en güçlü ülkesi konumunda. Bu iki ülkenin temsil ettiği tek kutuplu ve çok kutuplu modeller arasındaki rekabet, Yeni Soğuk Savaş olarak tanımlanabilir.
Endonezya hem küresel sistemik dönüşümde hem de Yeni Soğuk Savaş’ta benzersiz bir role sahip. Dünyanın nüfus bakımından dördüncü en büyük ülkesi olarak, Endonezya’nın küresel meselelerde daha büyük bir rol oynaması çok uzun zaman önce gerekiyordu. Bu rol, şimdiye kadar G20 üyeliği ve son dönemde BRICS üyeliği şeklinde kendini gösterdi. Bu iki örgüt de ekonomik ve mali iş birliğine odaklanıyor. Endonezya’nın bu örgütlere üyeliği hem Batı hem de Batı dışı dünyayla ticaret ve yatırımını genişletme çalışmalarını kolaylaştıracak.
Bu noktada, Endonezya Hint ve Pasifik Okyanusları üzerinde konumlanmış durumda; bu da ülkeye, günümüz küresel ekonomik büyümesinin merkezinde yer almasından kaynaklanan eşsiz bir avantaj sağlıyor. ASEAN üyeliği sayesinde Endonezya, Çin, Japonya, Hindistan ve Güney Kore gibi Asyalı güçlerle serbest ticaret bölgelerinin bir parçası haline geldi. Ayrıca yakın zamanda ABD ile, kritik madenlerde iş birliğini de içeren bir ticaret anlaşması imzaladı. Bunun yanı sıra bir güvenlik anlaşması da kabul edildi.
“Büyük Savunma İş birliği Ortaklığı“, Endonezya’nın Hint-Pasifik’te ABD’nin kilit bir güvenlik ortağı statüsünü pekiştiriyor. Endonezya, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda kısa süreli uyguladığı geçiş ücreti politikasını Malaka Boğazı’nda taklit etmeyi reddetmiş olsa da kendisi ve ABD bir kriz durumunda bu tür ihtiyat planları hazırlayabilir. Ayrıca, ABD’ye Endonezya üzerinde ücretsiz uçuş hakkı tanıyan bir anlaşmayı de görüştükleri bildiriliyor. Bununla birlikte, Endonezya’yı Çin’e karşı olarak tanımlamak yanlış olur; çünkü o gerçekte sadece Çin’i dengeliyor.
Kısaca açıklamak gerekirse, bazı Güneydoğu Asya ülkelerinin ticaret dengesizlikleri nedeniyle Çin ile gelecekteki ilişkilerinde endişe duyduğu gibi, hiçbir ülke başka bir ülkeye orantısız şekilde bağımlı olmak istemez; bu yüzden Endonezya şimdi bir dengeleyici olarak ABD’ye aktif biçimde yöneliyor. Meşhur Bandung Konferansı’nın Bağlantısızlık ruhu, bugünün Endonezya’sında, aynı amaçla Büyük Güçler arasında Hindistan’dan ilham alan çok yönlü bir hizalanma şeklinde canlanıyor. Rusya da bunda bir rol oynuyor.
Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto, Savunma Bakanı’nın Washington’da Endonezya’nın ABD ile yeni güvenlik anlaşmasını açıkladığı gün, Moskova’da enerji iş birliğini görüşmekteydi. Bu durum, onun tasarladığı dengeleme stratejisine ışık tuttu: Rusya ekonomiye yakıt sağlıyor, ABD güvenliği güçlendiriyor, ABD ve yukarıda bahsedilen Asyalı güçler Endonezya’nın en büyük ticaret ortakları arasında yer alıyor, Japonya ve Güney Kore Çin’e teknolojik bağımlılığı azaltmaya yardımcı oluyor ve Hindistan ile her zaman özel medeniyetler arası bağlar bulunacak.
Prabowo ve ekibi, küresel sistemik dönüşümde önde gelen bu aktörler arasında denge kurarken Endonezya’yı Yeni Soğuk Savaş entrikalarının dışında tutmayı başararak büyük bir iş çıkarıyor. ABD ile yeni güvenlik anlaşması gerçekten Çin’i dengelese de bu anlaşma Çin’e karşı değildir ve Çin’i tehdit de etmemektedir. Çin ile ticaret ve yatırım bağları da güçlü kalmaya devam ediyor. Dolayısıyla Endonezya’nın yaptığı şey, Küresel Güney’e Çin ile ABD arasında en etkili şekilde nasıl denge kurulacağını göstermek oldu. (Substack)