Bir Tayvan Meselesi: Sabırlı Kuşatma ve Yorgun Caydırıcılık

Yorum

O gün için Tayvan Soğuk Savaş'ın Pasifik'teki çapasıydı. Daha sonra ABD'nin Çin'i çevreleme mimarisinin köşe taşı oldu. Aradan yetmiş beş yıl geçti. Gemi hâlâ batmadı....

Bir Tayvan Meselesi: Sabırlı Kuşatma ve Yorgun Caydırıcılık


Dr. Hüseyin KORKMAZ

O gün için Tayvan Soğuk Savaş'ın Pasifik'teki çapasıydı.

Daha sonra ABD'nin Çin'i çevreleme mimarisinin köşe taşı oldu.

Aradan yetmiş beş yıl geçti.

Gemi hâlâ batmadı.

Ancak kaptan köşkündeki yorgun hegemon, geminin demirini çekip almaya hazırlanıyor olabilir.

Başlayalım…

Bir önceki yazımda Pekin’de yapılan son zirveleri "küresel fetret devrinin akılda kalacak fotoğrafları" olarak nitelemiştim.

Şimdi o fotoğrafın en derin gölgesine yani Tayvan'a bakalım.

Stratejik
Belirsizliğin Sonu mu?


Yorgun hegemon Trump’ın Pekin'den ayrılırken Air Force One'da söylediği o cümle uzun süre tartışılacak: “Şu anda ihtiyacımız olan son şey
9.500 mil uzakta bir savaş."


Bu cümle ABD’nin Tayvan’a yönelik stratejik belirsizliğinde başlayan aşınmanın somut bir ifadesi olarak okundu.

Öte yandan Trump’ın öngörülemezliği ve nobran çıkışları hesaba katılırsa temkinli yaklaşmak daha elzem olabilir.

Ama yine de Pekin’deki zirve sonrası 14 milyar dolarlık silah satışının engellenmesi ve Tayvan ile ilgili dirençli bir çıkış yapılmaması ABD'nin yarım asırdır titizlikle muhafaza ettiği bu stratejik belirsizliği "stratejik bir geri çekilmeye" dönüştürdü.

Daha önce yazdığım gibi büyük güç ilişkileri yapısaldır.

Lakin
yapı, zaman zaman kırılma anına işaret eden semptomlar üretir.

Mayıs 2026'daki Pekin zirvesi tam da böyle bir semptomdu.

Beyaz Saray'ın zirve özetinde Tayvan'a tek bir satır ayrılmadı.

ABD
Dışişleri Bakanı Rubio'nun sonraki açıklaması yatıştırıcıydı ama metin yoktu.

Pekin'in zirve özeti ise farklıydı.

Şi, Trump'ı açıkça uyardı: "Tayvan meselesi yanlış yönetilirse iki ülke sürtüşmeler ve hatta çatışmalar yaşayabilir.“

Bir taraf susarken diğer taraf net bir şekilde ifade etti.

Bu asimetri, Tayvan meselesinde Çin’in daha sağlam bir mevzide pozisyon aldığını gösteriyor.

14 milyar dolarlık silah paketinin akıbeti hâlâ belirsiz. Belki de zirvenin Çin açısından en somut çıktısı bu.

Bence son derece önemli.

Çünkü Washington'ın Tayvan'ı bir "müzakere kozu" olarak kullanması, Hint-Pasifik'teki bütün ittifak mimarisinin zihnine şüphe tohumları serpti.

Bölgedeki ülkeler Amerikan güvencesinin yavaş yavaş eridiğini düşünüyor.

Tokyo'nun korkusu, Tayvan’ın tedirginliği ve Seul'ün sessiz hesaplamaları hep aynı “huzursuzluğu“ besliyor.

Bu huzursuzluk da kronik bir güvenlik ikilemi sarmalını konsolide ediyor. Japonya’nın silahlanması ile ilgili yazıda ayrıntılı bir şekilde irdelemiştik.

Tayvan'ın iç siyaseti ise tam bir çıkmaz.

Lai Ching-te'nin önerdiği 40 milyar dolarlık savunma bütçesi muhalefetin engeline takıldı.

Yasama sadece 25 milyar dolarlık kısmı onayladı. Tayvan muhalefet lideri kısa süre önce Pekin’e resmi bir ziyaret gerçekleştirmiş ve devlet
başkanı Şi Cinping ile görüşmüştü.

Tayvan, varoluşsal bir tehditle karşı karşıya olduğunu söylüyor velakin kendi parlamentosu bu söylemi somut bir tahkimata çeviremiyor.

Mearsheimer'ın sözüne çok fazla referans veriyorum farkındayım ancak "devletler birbirlerinin niyetlerinden asla emin olamazlar."

Fakat bugünkü Tayvan'ın trajedisi, kendi niyetinden bile emin olamaması.

Pekin, bu boşluğu artık rutine dönmüş bir abluka baskısı ile dolduruyor.

Yıllar içinde olağanlaşan tatbikatlar ve ablukalar, Tayvan'ın etrafında yeni bir normal inşa ediyor.

Bu tam da Çin'in 2022'de yayımladığı Beyaz Kitap'ta öngörülen "barışçıl yeniden birleşme"nin altyapısı.

Pekin acele etmiyor.

Çünkü acele etmesine gerek yok.

Mao’nun saati hala işliyor…

Mao'nun Kissinger'a 1975'te söylediği gibi: “Şimdi bana geri verseniz istemem çünkü istenir durumda değil. Yüz yıl sonra isteyeceğiz ve bunun
için savaşacağız.“


Anlaşılan o ki Çin hala uygun zamanın geldiğine kâni değil.

Ama konuyu hassaten ele aldığı da muhakkak.

Mart 2026'da Tsinghua Üniversitesi'ne bağlı Uluslararası Güvenlik ve Strateji Merkezi (CISS), yıllık raporunda Tayvan Boğazı'ndaki gerilimleri Çin'in 2026 için en üst sıradaki dış güvenlik riski olarak tanımladı.

Onlarca üst düzey Çinli stratejistin katkısıyla hazırlanan rapor, sadece akademik bir değerlendirme değil.

Pekin'in kendi resmi aklının dışavurumu.

Küresel düzende yaşanan aşınma, ABD’nin farklı cephelerde harcadığı zaman, itibar ve mühimmat dikkate alındığında birçok uzman Çin
açısından en uygun zamanın geldiğini düşünüyor.

Çin ise beklemeyi ve bulunduğu mevziyi terketmeme üzerine kurulu bir strateji çerçevesinde hareket ediyor.

Washington'ın rolü, krizi ertelemeye çalışan bir hakem konumuna doğru kayıyor.

İki güç bütün diğer dosyalar üzerinde müzakere edebilir ve belli bir noktaya gelebilir.

Tayvan ise Çin açısından kırmızı çizgi ve hiçbir şekilde pazarlık konusu edilmiyor. Tayvan, hem Çin'in egemenlik söyleminin temeli hem de
ABD'nin Asya'daki caydırıcılığının test alanı.

Bir tarafın kazandığı her milimetre, diğer tarafın küresel pozisyonundan eksilme anlamına geliyor.

Thukydides Tuzağının Adı: Tayvan

Thukydides’in Peloponnesos Savaşı’nda anlattığı gibi, Atina ile Sparta arasındaki gerilim yıllarca yönetilebilir görünüyordu fakat yapısal
rekabetin biriktirdiği korku ve güvensizlik bir yerde kırılmaya neden oldu.

ABD
-Çin büyük güç rekabetinde ise bu kırılma Tayvan üzerinden yaşanacak gibi görünüyor.

Sonuç olarak Pekin sabırlı davranmaya devam edecek.

Washington, stratejik belirsizliği konsolide etmekten ziyade daha temkinli davranacak.

Tayvan ise giderek Pekin’in lehine dönen dengeyi korumaya çalışacak.

Ezcümle, MacArthur’un batmayan uçak gemisi olarak ifade ettiği Tayvan bugün yorgun bir hegemonun tereddütlü limanında bekliyor.

Çin’in sabrının, Amerika’nın yorgunluğunun ve Asya’daki bütün güvenlik mimarisinin aynı anda sınandığı yeni bir dönemin eşiğindeyiz.

İzlemeye devam.
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2071

Arktik, yaptırımlar, enerji güvenliği, deniz lojistiği ve büyük güç rekabetinin kesiştiği yeni bir jeopolitik laboratuvara dönüşmektedir. Bunun en açık örneklerinden biri, Çin ile Rusya arasında gelişen Arktik LNG ilişkisidir. Batı yaptırımları, Rusya’nın Arctic LNG 2 projesini finansman, teknoloji,...;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

Son yıllarda Arktik, sadece iklim değişikliği, eriyen deniz buzları ve yeni denizcilik rotaları bağlamında değil, aynı zamanda enerji jeopolitiği ve büyük güç rekabeti açısından da merkezi bir arena haline geldi. Bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri de Çin-Rusya Arktik enerji işbirliğidir.;

Çin’in istihbarat sistemi, Devlet Güvenlik Bakanlığı ve Halk Kurtuluş Ordusu’nun siber ve askeri istihbarat birimleri aracılığıyla ulusal güvenliği ve ekonomik çıkarları korumak misyonuyla faaliyetlerini yürütmektedir. Siber casusluk ve veri analiziyle küresel çapta etkili olan bu sistem, meritokrat...;

20 Şubat 2026'da, Yeni Delhi'de düzenlediği kendi Yapay Zekâ Etki Zirvesi'nin (AI Impact Summit) kenarında, Hindistan Pax Silica Bildirgesi'ni imzaladı. Bu jest sessizce dikkat çekiciydi. Yirminci yüzyıla bağlantısızlık doktrinini armağan eden ülke, yegâne amacı eşit mesafeyi imkânsız kılmak olan yi...;

Ortadoğu’nun haşin coğrafyasından evrensel emelleri olan üç büyük din ile peygamberler ve fatihler çıktı. Yahudiler, tarihsel olarak kendilerini Sami ırkı ile ilişkilendirirler. Günümüzde dünyadaki en kalabalık Sami kavmi Araplardır. Irklar tarihine göre, bu dönemde Samilerden başka, Aryanlar (bugün...;

Çin Devlet Konseyi Enformasyon Ofisi yeni bir beyaz kitap yayımladı. "Daha Adil ve Hakkaniyetli Küresel Yönetişim: Çin'in İlkeleri, Önerileri ve Eylemleri" başlıklı belge, Şi Cinping'in 2025'te ortaya attığı Küresel Yönetişim Girişimi'ni (GGI) ayrıntılı biçimde detaylandırıyor.;

3. Türkiye - ABD Forumu

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Karşılıklı gerçekleştirilecek Forum’un; aktif ve proaktif müzakerelerle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı yapması, ikili ve çok taraflı menfaatleri karşılıklı yükseltecek fırsatlar ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmiştir.

  • 14 Ağu 2017 - 17 Ağu 2017
  • Washington - ABD

6. Dünya Türk Forumu (2023)

  • 2023
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye