Teknik bir Değerlendirme ve Ötesi
Sunduğum oldukça teknik bildirinin teorik temelinde “küçük bir ülkeyle büyük bir ülke ticari ilişkiye girdiğinde, küçük ülkenin bundan daha fazla yararlanacağı“ önergesi olduğundan bu Ermenistan için anlamlıydı. Ticarete konu olacak mal ve hizmetlerin, kısmen sınır ticaretine, kısmen de ikili ulusal ticaretin zaman içinde göstereceği seyre bağlı olacağı iyi anlaşılmıştı. Dinleyiciye verdiğim ilk siyasi mesaj kaçınılmaz olarak kapalı sınır ile ilgili olmuştu. İki ülke arasındaki sınır resmen kapalıyken, yasal ticaret nasıl başlayabilirdi? Ermenistan tarafından tanınmayan sınır açılabilir miydi? Ermenistan’ın 1921 Kars-Gümrü anlaşmasıyla çizilen Sovyet sınırını, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra tanımadığını açıklaması, Türkiye’nin sınırı açmamasının siyasi nedenlerinden biriydi. Bir de Kars ve Iğdır yerel gazetelerinde gördüğüm, IAE(International Atomic Agency) ve AB sitelerinde de radyasyon kaçağı nedeniyle uyarılan Metzamor nükleer santraline değinince salonda orta şiddette bir çalkalanma yaratmıştım. Ama çabuk uzlaşmıştık. Çünkü Türkiye’yle yakınlaşmak, beni de incitmemek istiyorlardı. Nitekim Daşnak Partisi mensubu olduğunu sonradan öğrendiğim bir Nükleer Mühendis, toplantıdan sonra söyledikleri için benden özür dilemişti. Konferanstan sonra Kaan Soyak ve bir Ermeni iş adamıyla Ecmiazin’i ziyaret fırsatı bulmuştum. Ben fakir şehirdeki tarihi yerleri gezerken iki iş adamı, işbirliği olanaklarını görüşmekteydi. Rastladığım herkese Türk olduğumu, İstanbul’dan geldiğimi korkusuzca söylemiş, sadece ilgi, saygı ve şükran görmüştüm.
Siyaset Mümkün Olanın Sanatı
Ancak 2007 ve sonrasında Ermenistan gibi, Türkiye de henüz Ermenistan’la geliştirilecek ilişkilere toplumsal olarak hazır değildi. Nitekim ben Erivan’dan döndükten bir hafta sonra Hırant Dink hunharca katledildi. Bu müessif olayı yumuşayan siyasi atmosfere karşı oluşan tepkilere bağlamıştım. Buna rağmen o tarihten itibaren yaptığım yayınlarda ve resmi mercilere iletilmek üzere üniversiteme verdiğim kapsamlı raporda, 3 milyon nüfuslu ve ekonomik göstergeleri, Türkiye’ye göre pek mütevazı Ermenistan’ın, sınır açılırsa, Türkiye’nin sağlayacağından çok daha büyük bir fayda sağlayacağını yazmıştım. Bunun, sınır ticareti ve transit ticaretle sınırlı kalmayıp, Türkiye ile ikili ticarete yansımasıyla daha da artacağını belirtmiştim. İlişkilerin normalleşmesi için sınırın açılmasının zorunluğuna değinmiş, yapılabilecekleri şöyle sıralamıştım: 1. Türkiye ve Ermenistan havayollarının karşılıklı düzenli seferler başlatması. 2. Ortak turizm projelerinin geliştirilmesi. 3. Tarihi anıtların korunmasında işbirliği. 4. İki ülke haber ajansları ve medya grupları arasında bilgi değişim kanalları kurulması. 5. Bilimsel ve sanatsal işbirliğinin desteklenmesi. 6. İki ülke resmi makamlarının denetiminde Türk ve Ermeni sivil toplum örgütleri arasında görüşmelerin ve işbirliğinin başlatılması. 7. Uluslararası örgütlerde, iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda işbirliği kanallarının geliştirilmesi. 8. Parlamento ve parlamenterler arasındaki diyalogun teşvik edilmesi. 9. Meslek kuruluşları ve yerel yönetimler arasında işbirliği.
Türkiye’nin Dostluk Mesajları Karşılık Görmeyince
Ankara’nın veri siyasi koşullar altında dahi zaman zaman ufak tefek jestler yaparak Ermenistan ile olan ilişkileri normalleştirme çabası gösterdiği yıllardı. 1990’lı yıllarda bile Ermenistan’a elektrik ihracatı yapan Türkiye, Karadeniz’e kıyıdaş olmadığı halde Ermenistan’ı, kuruluşu sırasında Karadeniz Ekonomik İşbirliği(KEİ) Teşkilatına bile davet etmişti. Bu Türkiye’nin, Ermenistan’la aynı masada bulunmaktan kaçınmayacağının göstergesiydi. Daha sonraları Ermenistan vatandaşlarına, hiç bir ekonomik işbirliği örneğinde görülmediği kadar, oturma ve çalışma izni verilmiş, bu nedenle 2000’li yıllarda Türkiye’de yasal çalışma izniyle veya kaçak olarak çalışan Ermenistan vatandaşlarının sayısı yaklaşık 80 bine ulaşmıştı. Ev hizmetlerinde çalışan kadınların çocuklarına Ermeni okullarında eğitim imkânlarının verilmesi, Türkiye'nin samimiyetini göstermesi bakımından değerliydi. Uzatılan zeytin dallarından meyve toplayan Ermenistan’ın bu iyi niyetli tutuma hiç karşılık vermemiş olması ilginçtir[1]. Ayrıca Azerbaycan ile yakın tarihlere kadar devam eden siyasi ve askeri sürtüşmeler de Türkiye ve Ermenistan arasında rasyonel zemine oturtulabilecek ekonomik ilişkilerin gelişmesinin önüne geçmiştir.
Trump Koridorunun Etkisi
Şimdi adı TRIPP (Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası) olan bir "Trump Koridoru" var. Bu ABD nin Ermenistan’a açtığı umut kapısı, Kafkasların en fakir ülkesinin güneyinden geçmesi planlanan bir ulaşım ve enerji yolu. Ağustos 2025'te imzalanan barış anlaşmasıyla tasarlanan koridor, Azerbaycan’ı Nahcivan’a ve komşu Türkiye'ye bağlarken, bölgede ABD'ne Çin’in “Orta Kuşak“ projesine karşı 99 yıllık bir kaldıraç sağlıyor. Güzergâhın Ermenistan'ın güneyinden geçecek olan demiryolu, karayolu, boru hatları ve dijital altyapı geliştirilmesi tasarımının aynı zamanda hem Rusya'yı hem de İran'ı dışlaması ABD için dünyanın bu sancılı bölgesinde güttüğü önemli bir jeopolitik amaç. Proje, Ermenistan’ın bölgedeki egemenlik hakkını tahkim ederken, hem Türkiye’ye, hem de Ermenistan’a aynı anda birbiri ile stratejik işbirliği geliştirmelerinin önemini telkin ediyor ve bir an önce ikili ticarete girmelerini öneriyor. İşte belki kısmen bu proje, kısmen de bölgesel zorunluklar Türkiye ve Ermenistan arasında yeni bir “yakınlaşma“ dalgası başlatmış bulunuyor. Nitekim iki ülke arasında Mayıs ayı ortası itibarıyla tamamlanan resmi işlemler, transit değil, doğrudan ticareti öngörmekte. Bu nedenle metinlere ihracat ve ithalat çıkış ve varış noktaları olarak "Türkiye ve Ermenistan" yazılmış olması önemli. Hangi mal ve hizmetlerin ticarete konu olacağını zaten iktisadın temel yasalarından olan “her arz, kendi talebini yaratır“ yasası çözecektir.
Son Durum
İkinci Karabağ Savaşından sonra Azerbaycan’ın 2023 de işgal altındaki topraklarına kavuşması olumlu bir iklim yarattı. Paşinyan yönetimi de Türkiye ile yeniden diyalog ve normalleşme zemini aramaya başladı. Bu Ermenistan için coğrafi ve ekonomik tecritten kurtulma ve ekonomik refah umudu demek. Ilıman rüzgârların etkisiyle şimdi Türkiye- Ermenistan ilişkileri yeni bir aşamaya gelmiş durumda. Ama aradaki kara sınırları ve sınır kapıları[2] henüz açılmadığından ticaret, şimdilik İran değil Gürcistan üzerinden devam edecek. Ancak transit ülke Gürcistan transit ticaretten bir ek ücret veya vergi almayacak, kazancı muhtemelen sadece lojistik hizmetler üzerinden olacak. Yasal sınır ticareti başlayacaksa, bunun da kural ve kapsamının belirlenmesi önemli. Aslında zaten 2022'den itibaren yapılan hava yolu kargo taşımacılığının bir ayağı da böylece yere basacak. Resmi sınır kapılarının açılmasına yönelik teknik ve diplomatik çalışmalar halen devam ettiği duyumları geliyor. Yeni sürecin ilk adımlarından biri THY’nin, Erivan’a 11 Mart 2026 dan itibaren tarifeli uçuş başlatması oldu. Ayrıca Pegasus Hava Yollarının Sabiha Gökçen Hava Limanından Erivan Zvartnots Hava Limanına doğrudan uçması, normalleşecek ilişkiler için kurulan yeni havayolu köprüsü. Türkiye ve Ermenistan ilişkilerinin bundan sonra sarsılmayacak güven ve tavizsiz kalıcı barışla devam etmesi önemli.