Türkiye ve Ermenistan İlişkilerinin Serencamı

Makale

2007 yılının Ocak ayında Eurasia Foundation’ın AIRG(Armenian International Policy Research Group)ile Erivan’da yapmayı planladığı üç günlük bir konferansa davet edilmiştim. O tarihte bazı ekonomik göstergelere dayanarak, coğrafi yakınlığı olan ülkeler arasında ekonomik işbirliği olasılıklarının “üretim ve ihracat tamamlayıcılığı veya /rekabeti” açısından muhtemel sonuçlarını Türkiye ve Ermenistan örnekleriyle değerlendiren bir bildiri sunmam istenmişti. ...

2007 yılının Ocak ayında Eurasia Foundation’ın AIRG(Armenian International Policy Research Group)ile Erivan’da yapmayı planladığı üç günlük bir konferansa davet edilmiştim. O tarihte bazı ekonomik göstergelere dayanarak, coğrafi yakınlığı olan ülkeler arasında ekonomik işbirliği olasılıklarının “üretim ve ihracat tamamlayıcılığı veya /rekabeti“ açısından muhtemel sonuçlarını Türkiye ve Ermenistan örnekleriyle değerlendiren bir bildiri sunmam istenmişti. İki ülke arasında karşılıklı kısa yumuşama paslaşmalarının yeni yeni başladığı o sırada, henüz İstanbul’dan Erivan’a uçak seferi olmadığından Zürich üzerinden sabaha karşı yorucu bir yolculukla Erivan’a varmıştım. Ama yorgunluğa değmişti. Erivan’da büyük bir ilgi ve sevgiyle karşılandım. Grupta benden Türkiye’den birkaç genç araştırmacı ve Türk-Ermeni Dostluk Derneği Başkanı Kaan Soyak vardı. Toplantıda adeta tembihlenmiş bir izleyici grubuyla karşılaşmıştık. Türkiye ile başlayabilecek ekonomik işbirliğinin ülkelerine sağlayacağı faydaya odaklandığından düzenleyiciler, sakıncalı konulara girilmemesini istemişti. Yıldızı yükselen Türkiye etrafına parlak bir gelecek umudu verdiğinden Ermenistan da bundan yararlanmak istiyordu.

Teknik bir Değerlendirme ve Ötesi

Sunduğum oldukça teknik bildirinin teorik temelinde “küçük bir ülkeyle büyük bir ülke ticari ilişkiye girdiğinde, küçük ülkenin bundan daha fazla yararlanacağı“ önergesi olduğundan bu Ermenistan için anlamlıydı. Ticarete konu olacak mal ve hizmetlerin, kısmen sınır ticaretine, kısmen de ikili ulusal ticaretin zaman içinde göstereceği seyre bağlı olacağı iyi anlaşılmıştı. Dinleyiciye verdiğim ilk siyasi mesaj kaçınılmaz olarak kapalı sınır ile ilgili olmuştu. İki ülke arasındaki sınır resmen kapalıyken, yasal ticaret nasıl başlayabilirdi? Ermenistan tarafından tanınmayan sınır açılabilir miydi? Ermenistan’ın 1921 Kars-Gümrü anlaşmasıyla çizilen Sovyet sınırını, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra tanımadığını açıklaması, Türkiye’nin sınırı açmamasının siyasi nedenlerinden biriydi. Bir de Kars ve Iğdır yerel gazetelerinde gördüğüm, IAE(International Atomic Agency) ve AB sitelerinde de radyasyon kaçağı nedeniyle uyarılan Metzamor nükleer santraline değinince salonda orta şiddette bir çalkalanma yaratmıştım. Ama çabuk uzlaşmıştık. Çünkü Türkiye’yle yakınlaşmak, beni de incitmemek istiyorlardı. Nitekim Daşnak Partisi mensubu olduğunu sonradan öğrendiğim bir Nükleer Mühendis, toplantıdan sonra söyledikleri için benden özür dilemişti. Konferanstan sonra Kaan Soyak ve bir Ermeni iş adamıyla Ecmiazin’i ziyaret fırsatı bulmuştum. Ben fakir şehirdeki tarihi yerleri gezerken iki iş adamı, işbirliği olanaklarını görüşmekteydi. Rastladığım herkese Türk olduğumu, İstanbul’dan geldiğimi korkusuzca söylemiş, sadece ilgi, saygı ve şükran görmüştüm.

Siyaset Mümkün Olanın Sanatı

Ancak 2007 ve sonrasında Ermenistan gibi, Türkiye de henüz Ermenistan’la geliştirilecek ilişkilere toplumsal olarak hazır değildi. Nitekim ben Erivan’dan döndükten bir hafta sonra Hırant Dink hunharca katledildi. Bu müessif olayı yumuşayan siyasi atmosfere karşı oluşan tepkilere bağlamıştım. Buna rağmen o tarihten itibaren yaptığım yayınlarda ve resmi mercilere iletilmek üzere üniversiteme verdiğim kapsamlı raporda, 3 milyon nüfuslu ve ekonomik göstergeleri, Türkiye’ye göre pek mütevazı Ermenistan’ın, sınır açılırsa, Türkiye’nin sağlayacağından çok daha büyük bir fayda sağlayacağını yazmıştım. Bunun, sınır ticareti ve transit ticaretle sınırlı kalmayıp, Türkiye ile ikili ticarete yansımasıyla daha da artacağını belirtmiştim. İlişkilerin normalleşmesi için sınırın açılmasının zorunluğuna değinmiş, yapılabilecekleri şöyle sıralamıştım: 1. Türkiye ve Ermenistan havayollarının karşılıklı düzenli seferler başlatması. 2. Ortak turizm projelerinin geliştirilmesi. 3. Tarihi anıtların korunmasında işbirliği. 4. İki ülke haber ajansları ve medya grupları arasında bilgi değişim kanalları kurulması. 5. Bilimsel ve sanatsal işbirliğinin desteklenmesi. 6. İki ülke resmi makamlarının denetiminde Türk ve Ermeni sivil toplum örgütleri arasında görüşmelerin ve işbirliğinin başlatılması. 7. Uluslararası örgütlerde, iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda işbirliği kanallarının geliştirilmesi. 8. Parlamento ve parlamenterler arasındaki diyalogun teşvik edilmesi. 9. Meslek kuruluşları ve yerel yönetimler arasında işbirliği.

Türkiye’nin Dostluk Mesajları Karşılık Görmeyince

Ankara’nın veri siyasi koşullar altında dahi zaman zaman ufak tefek jestler yaparak Ermenistan ile olan ilişkileri normalleştirme çabası gösterdiği yıllardı. 1990’lı yıllarda bile Ermenistan’a elektrik ihracatı yapan Türkiye, Karadeniz’e kıyıdaş olmadığı halde Ermenistan’ı, kuruluşu sırasında Karadeniz Ekonomik İşbirliği(KEİ) Teşkilatına bile davet etmişti. Bu Türkiye’nin, Ermenistan’la aynı masada bulunmaktan kaçınmayacağının göstergesiydi. Daha sonraları Ermenistan vatandaşlarına, hiç bir ekonomik işbirliği örneğinde görülmediği kadar, oturma ve çalışma izni verilmiş, bu nedenle 2000’li yıllarda Türkiye’de yasal çalışma izniyle veya kaçak olarak çalışan Ermenistan vatandaşlarının sayısı yaklaşık 80 bine ulaşmıştı. Ev hizmetlerinde çalışan kadınların çocuklarına Ermeni okullarında eğitim imkânlarının verilmesi, Türkiye'nin samimiyetini göstermesi bakımından değerliydi. Uzatılan zeytin dallarından meyve toplayan Ermenistan’ın bu iyi niyetli tutuma hiç karşılık vermemiş olması ilginçtir[1]. Ayrıca Azerbaycan ile yakın tarihlere kadar devam eden siyasi ve askeri sürtüşmeler de Türkiye ve Ermenistan arasında rasyonel zemine oturtulabilecek ekonomik ilişkilerin gelişmesinin önüne geçmiştir.

Trump Koridorunun Etkisi

Şimdi adı TRIPP (Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası) olan bir "Trump Koridoru" var. Bu ABD nin Ermenistan’a açtığı umut kapısı, Kafkasların en fakir ülkesinin güneyinden geçmesi planlanan bir ulaşım ve enerji yolu. Ağustos 2025'te imzalanan barış anlaşmasıyla tasarlanan koridor, Azerbaycan’ı Nahcivan’a ve komşu Türkiye'ye bağlarken, bölgede ABD'ne Çin’in “Orta Kuşak“ projesine karşı 99 yıllık bir kaldıraç sağlıyor. Güzergâhın Ermenistan'ın güneyinden geçecek olan demiryolu, karayolu, boru hatları ve dijital altyapı geliştirilmesi tasarımının aynı zamanda hem Rusya'yı hem de İran'ı dışlaması ABD için dünyanın bu sancılı bölgesinde güttüğü önemli bir jeopolitik amaç. Proje, Ermenistan’ın bölgedeki egemenlik hakkını tahkim ederken, hem Türkiye’ye, hem de Ermenistan’a aynı anda birbiri ile stratejik işbirliği geliştirmelerinin önemini telkin ediyor ve bir an önce ikili ticarete girmelerini öneriyor. İşte belki kısmen bu proje, kısmen de bölgesel zorunluklar Türkiye ve Ermenistan arasında yeni bir “yakınlaşma“ dalgası başlatmış bulunuyor. Nitekim iki ülke arasında Mayıs ayı ortası itibarıyla tamamlanan resmi işlemler, transit değil, doğrudan ticareti öngörmekte. Bu nedenle metinlere ihracat ve ithalat çıkış ve varış noktaları olarak "Türkiye ve Ermenistan" yazılmış olması önemli. Hangi mal ve hizmetlerin ticarete konu olacağını zaten iktisadın temel yasalarından olan “her arz, kendi talebini yaratır“ yasası çözecektir.

Son Durum

İkinci Karabağ Savaşından sonra Azerbaycan’ın 2023 de işgal altındaki topraklarına kavuşması olumlu bir iklim yarattı. Paşinyan yönetimi de Türkiye ile yeniden diyalog ve normalleşme zemini aramaya başladı. Bu Ermenistan için coğrafi ve ekonomik tecritten kurtulma ve ekonomik refah umudu demek. Ilıman rüzgârların etkisiyle şimdi Türkiye- Ermenistan ilişkileri yeni bir aşamaya gelmiş durumda. Ama aradaki kara sınırları ve sınır kapıları[2] henüz açılmadığından ticaret, şimdilik İran değil Gürcistan üzerinden devam edecek. Ancak transit ülke Gürcistan transit ticaretten bir ek ücret veya vergi almayacak, kazancı muhtemelen sadece lojistik hizmetler üzerinden olacak. Yasal sınır ticareti başlayacaksa, bunun da kural ve kapsamının belirlenmesi önemli. Aslında zaten 2022'den itibaren yapılan hava yolu kargo taşımacılığının bir ayağı da böylece yere basacak. Resmi sınır kapılarının açılmasına yönelik teknik ve diplomatik çalışmalar halen devam ettiği duyumları geliyor. Yeni sürecin ilk adımlarından biri THY’nin, Erivan’a 11 Mart 2026 dan itibaren tarifeli uçuş başlatması oldu. Ayrıca Pegasus Hava Yollarının Sabiha Gökçen Hava Limanından Erivan Zvartnots Hava Limanına doğrudan uçması, normalleşecek ilişkiler için kurulan yeni havayolu köprüsü. Türkiye ve Ermenistan ilişkilerinin bundan sonra sarsılmayacak güven ve tavizsiz kalıcı barışla devam etmesi önemli.
 
 
 
 
 
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

Macron ve Merz’in ortak mektubu, Avrupa pazarına erişimi ekonomik caydırıcılığın merkezine yerleştiriyor. Ancak bu stratejinin başarısı, Brüksel’in kapıları kapatma yetkisinden çok, Avrupa’nın karşılık görmenin maliyetini taşıyabilmesine bağlıdır.;

Son on beş yılın üç olayı, iktisatçıların uzun süre kenarda bıraktığı bir soruyu yeniden merkeze taşıdı: İnsanlar ekonomiyi nasıl algılıyor, bu algılar nasıl oluşuyor ve hangi hikâyeler onları harekete geçiriyor? Birincisi 2008 küresel finansal krizidir. Krizin teknik ayrıntıları, yani menkul kıym...;

2026'nın en büyük iktisadi olayı kuşkusuz enerji şoku oldu. Hürmüz Boğazı'ndaki enerji altyapısına yönelik saldırılar ve sevkiyat aksamaları, kayıtlardaki en büyük petrol arz şokunu tetikledi; küresel arz başlangıçta günde yaklaşık 10 milyon varil azaldı.;

Eylül başında ABD Merkez Bankası (Fed) ekonomistleri kısa ve teknik görünen bir not yayımladı. Sordukları soru şuydu: stablecoin denen dijital dolarlar, resmî para istatistiklerine dahil edilmeli mi? Cevapları temkinliydi: şimdilik hayır, ama yakında belki (Payne ve Styczynski, 2026).;

BRICS’in geleceğine ilişkin belirsizlikler, 2026 yılının başlarında zaten belirgin biçimde artmıştı. Hürmüz Boğazı’nın büyük ölçüde kapanmış olması, İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik saldırılarına rağmen İran ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin aynı oluşum içerisinde yer almaya devam etmesi ...;

Eylül 2026'nın ikinci yarısında, yapay zekanın "kontrolden çıkabileceği" tartışması bir anda sektörün merkezine oturdu. Bu not, WSJ takibimize dayanarak tartışmanın yaklaşık iki haftalık seyrini kronolojik olarak diziyor, ardından kısa bir değerlendirmeyle çerçeveliyor. Temel argümanımız şu: tartışm...;

İktisat teorisi uzun süre iki tür soru sordu. Birincisi "homo economicus ne yapardı?" sorusuydu. Bir insan modeli alırsınız, ona tercihler, bir bütçe kısıtı ve bilgi verirsiniz, davranışını da kalem kâğıtla, tümdengelim yoluyla çıkarırsınız. İkincisi "homo sapiens gerçekte ne yaptı?" sorusuydu. Bu k...;

Mercatura (Latince: ticaret, ticaret sanatı)2, Batı düşünce tarihinde nadiren tarafsız bir terim olmuştur. Antik Yunan'dan 18. yüzyıl sonuna kadar geçen yaklaşık iki bin yıllık süre boyunca bu faaliyet — malın el değiştirmesi, kâr amacıyla alım-satım — kimi zaman bir günah, kimi zaman hoş görülen bi...;

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) bünyesinde yaptığımız bilimsel çalışmalar ile Dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri kavrama ve analiz etmeye yönelik çabalarımızın ortaya koyduğu açık bir gerçek var: Aktörleri, kuralları, vizyonu eskisinden çok farklı olan yeni bir uluslararası sistem il...

Başta ülkemizde bulunan on Afrika büyükelçiliğinin değerli temsilcileri, yine Başbakanlığımız başta olmak üzere, Dışişleri Bakanlığımızın ve periyodik olarak bu toplantılara katılan bütün kamu kurumları ve diğer kurumların kıymetli temsilcileri teşrifinizden ötürü hepinize teşekkür ediyor ve hoş gel...

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler, toplumun ilgilendiği tüm alanlarda büyük değişim ve dönüşümlere neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, güvenlik, sosyoloji ve kültür alanlarındaki değişim ve dönüşümler, olayların ve sonuçların algılanmasını güçleştirmektedir. Değişimin çok hızlı ve ola...