NATO Dağılırsa Gerçekte 8 Adımda Ne Olur?
Eğer NATO dağılırsa, ilk kaybedilecek şey bir bina, bir logo ya da Brüksel’deki karargâh olmayacaktır. İlk kaybedilecek şey otomatiklik hissi olacaktır. Bugün NATO’nun en büyük gücü yalnızca tanklar, uçaklar veya füzeler değildir; asıl gücü, bir saldırı durumunda karşı tarafın şu soruya net cevap verememesidir: “Sadece bu ülkeyle mi savaşıyorum, yoksa tüm ittifakla mı?“ Caydırıcılık tam da bu belirsizlikten beslenir.
NATO’nun 5. maddesi, bir üyeye yönelik silahlı saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağını belirtir ve bu hükmün ciddi bir siyasi etkisi vardır. Bu birlik, saldırgan tarafın sonuçları hesaplamasını zorlaştırır.
İlk sonuç şudur: NATO dağılırsa bu hesaplama kolaylaşır. Rusya, Çin ya da başka bir aktör açısından Avrupa artık tek bir güvenlik alanı değil; farklı direnç seviyelerine sahip parçalanmış bölgeler hâline gelir. Baltıklar ayrı değerlendirilir. Polonya ayrı değerlendirilir. Karadeniz ayrı değerlendirilir. Akdeniz ayrı değerlendirilir. Türkiye ayrı değerlendirilir. Almanya ve Fransa ayrı değerlendirilir. Böylece saldırı ihtimali yalnızca askerî kapasiteye göre değil, siyasi yalnızlaşma riskine göre de hesaplanır.
İkinci sonuç, Avrupa’da güvenlik maliyetlerinin artmasıdır. NATO varken savunma belirli ölçüde kolektif şekilde planlanır. NATO olmadan her ülke kendi güvenliğini kendisi sağlamak zorunda kalacaktır. Bu da daha büyük savunma bütçeleri, artan silahlanma, daha fazla ikili anlaşma ve daha yüksek stratejik panik anlamına gelir. NATO üyeleri zaten 2025 Lahey Zirvesi’nde, 2035 yılına kadar GSYH’nin %5’ini savunma ve güvenlikle ilgili harcamalara ayırmayı kabul etti; bunun %3,5’i temel savunma ihtiyaçları için kullanılacak. Bu karar bile, NATO dağılmasa dahi Avrupa güvenliğinin daha pahalı bir döneme girdiğini gösteriyor. NATO’nun dağılması hâlinde ise bu maliyetler daha ulusal ve daha dengesiz bir yapıya dönüşecektir.
Üçüncü sonuç, Avrupa içinde hiyerarşik güvenlik bölgelerinin ortaya çıkmasıdır. Bazı ülkeler kendilerini daha güvende hissederken, bazıları terk edilmiş hissedecektir. Fransa nükleer caydırıcılığına güvenebilir. Birleşik Krallık kendi küresel askerî ağını devreye sokabilir. Almanya ekonomik kapasitesini askerî kapasiteye dönüştürmeye çalışacaktır. Polonya ve Baltık devletleri hızla daha güçlü bir savunma hattı kuracaktır. Türkiye ise Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar, Orta Doğu ve Akdeniz arasında daha özerk bir güvenlik politikasına yönelir. Başka bir ifadeyle, NATO sonrası düzen “Avrupa’nın ortak savunması“ değil; Avrupa’nın farklı korku eksenleri boyunca parçalanması olacaktır.
Dördüncü sonuç, ABD’nin Avrupa üzerindeki siyasi etkisinin azalmasıdır; fakat tamamen sona ermesi değildir. Bu önemli bir noktadır. NATO dağılırsa ABD Avrupa’dan tamamen çekilmez. Daha seçici, daha işlem odaklı ve daha ikili ilişkiler temelli hareket eder. Washington artık “tüm Avrupa’yı savunan lider“ gibi davranmaz; bunun yerine “belirli ülkelerle özel güvenlik anlaşmaları yapan dış güç“ konumuna gelir. Bu durum Avrupa’yı eşit müttefiklerden oluşan bir topluluk olmaktan çıkarır; ABD’ye erişimi olanlar ve olmayanlar şeklinde böler.